Kurum avukatının görevi ihmal ederek alacak takipleri ve tazminat davalarını zamanaşımına uğratması sonucu iddia edilen kamu zararının tazmini davası.
Özet: Davacı kurumun, eski avukatı davalının görevi sırasında 6183 sayılı Kanuna tabi alacak takipleri ile köy yolları zarar davalarını zamanaşımına uğratarak kuruma 537.936,98 TL zarar verdiği iddiasıyla açtığı tazminat davasında, davalı sorumluluğu reddetse de, ilk derece mahkemesi 6183 sayılı Kanun kapsamındaki bazı takiplerin davalının kusuruyla zamanaşımına uğradığını belirterek 39.593,46 TL zarardan avukatı sorumlu tutmuş; ancak köy yolları zararlarıyla ilgili alacak davası açılmamasında kurum yetkilisinin kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bilecik 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2019/4 76... /402 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı kurumda kadro karşılığı sözleşmeli avukat olarak işe başladığını, 15.09.2013 tarihinde kadroya geçişi yapılarak kadrolu avukat olarak Hukuk Müşavirliğinde çalıştığını, davalının hukuk müşavirliği bünyesinde görevli iken tarafına tahsil ve takip için tevdii edilen 6183 sayılı Kanunca takip olunan alacaklarda ve köy yollarında meydana gelen zararın tespiti ile tespit olunan zararların tazminine yönelik alacak davalarını süresi içinde gerekli işlemleri yapmayarak zamanaşımına uğratması sonucunda davacı kurumun zarara uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davacı kurumun uğradığı zarararın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından tespit olunduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 537.936,98 TL bedelin her bir alacak için zamanaşımının dolması tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, teftiş sürecinde ve raporun hazırlanmasında bilirkişi vasfında bir görevli olmadığını, davalının savunmalarının hiçbirinin dikkate alınmadan tek taraflı olarak sonuca varıldığını, kamu zararının varlığı için ortada somut zarar olması gerektiğini, dava konusu zarara sebebiyet verildiği iddia edilen vakaların alacak takipleri ve maddi tazminat davaları olduğunu, takipler ve davaların kesin tahsilat veya kazanılacak olgular olmadığından somut zarar oluştuğu tespiti yapılamayacağını, dava konusu ve davacı kurumun uğradığı zararların iki kısım halinde incelendiğini, kamu zararından dolayı memurun sorumluluğu için ön şartın gerektiği işlemlerin memurun görev alanında olması gerektiğini,ancak zamanaşımına uğradığı iddia edilen dosyalarda az dahi olsa tahsilat yapılmış olması ihmalinin olmadığını, dosyada işlem yapıldığını, yazışmalar olduğunu, dosyaların ihmalden zamanaşımına uğramadığını, dava açılmasının idarenin oluruna bağlı olduğunu, ortada kesinleşmiş ve telafisi olmayan bir kamu zararı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6183 sayılı Kanun'a tabi 2007-2008 yılı takipleri ödeme emirlerinin kurum amiri tarafından imzalandığı, kurum avukatının yaptığı işlerin kurum hukuk müşavirliği tarafından koordine edilerek denetlendiği, kurum avukatının ise üzerindeki takiplerin sağlıklı bir biçimde sonuçlandırılmasından sorumlu olduğu, köy yollarıyla ilgili D.İş dosyalarının davalı tarafından açıldığı dosyalardaki bilirkişi raporlarının kurum zararının kesin biçimde belirlendiği, D.İş dosyalarındaki bilirkişi raporları üzerinden alacak davası açılıp açılmamasına kurum yetkilisinin karar vereceği, D.İş dosyalarındaki bilirkişi tespitleriyle ilgili kurum tarafından alacak davasının açılmadığı, iş bu dosyada ise zararlar karşılığı alacak davası açılmasının ve de bunların zamanaşımına uğraması nedeniyle uğranılan zarar istemi davası açıldığı, D.İş dosyalarındaki bilirkişi raporlarına dayalı olarak alacak davası açılmasında kurum yetkilisinin kusurlu olduğu, her iki talep yönünden her iki tarafın delilleri tartışarak ve değerlendirilerek kurum zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise oluşan kurum zararı ile davalının eylemleri arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, illiyet bağı var ise davalının sorumlu tutulabileceği kurum zararının tespitinin istenildiği, önceki mahkeme kararında köy yollarının zararlarının isteminin zamanaşımı dolmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, 6183 sayılı Kanun gereği davalı avukat tarafından takibi yapılan dosyaların bir kısmının zamanaşımına uğradığı, (davalının kusuru nedeniyle takiplerin zamanaşımına uğradığı, kurumun takip dosyalarındaki alacak miktarı kadar zarara uğradığı) 39.593,46 TL'lik kurum zararından davalının tek başına sorumlu olduğunun belirtildiği, köy yollarıyla ilgili 2011 yılı D.İş dosyalarının davalı tarafından açıldığı, keşfe dayalı bilirkişi raporlarının davalı avukat döneminde alındığı, bilirkişi raporlarının bazılarına taraflarınca itirazlarda bulunulduğu, D.İş dosyalarındaki bilirkişi raporlarından giderek kurum zararına dayalı alacak davası açılabilmesi için kurum yetkili amirinin onayının alınması gerektiği, D.İş dosyalarındaki bilirkişi raporlarına dayalı kurum zararı alacak davalarının açılmadığı, bunlarla ilgili zamanaşımı sürelerinin de dava açıldığında/müfettiş tarafından rapor düzenlendiği tarihlerde zamanaşımı süresinin dolmadığı, 6183 sayılı Kanun gereği idari para cezalarının █████████ yılı encümen kararlarına dayandığı, bunların bazıları için kurum yetkilisi tarafından ödeme emri imzalanarak düzenlendiği, bazıları için düzenlenmediği, bu idari para cezalarının 31.12.2013 tarihinde zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 39.593,46 TL kurum zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, davalının köy yollarında meydana gelen zararlara yönelik de sorumluluğunun olduğunu, her bir alacak kaleminin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren faize karar verilmesi gerektiğini, tespit dosyasında zararın net olarak belirlendiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının eylemi ile zarar arasında illiyet bağının olmadığını, davaya konu alacakların tahsilatı kesin olan alacaklar olmadığından somut bir kamu zararının olmadığını, bilirkişi raporunun tek başına hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığını, davalının kusur ya da ihmalinin olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kurum zararından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekili ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.11.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.