İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari mal satımından kaynaklanan ödenmemiş alacak nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali ve takibin devamı davası.
Özet: Ticari mal alım satımından doğan fatura alacaklarına ilişkin başlatılan icra takibine karşı davalı şirketin haksız itirazının iptali talebiyle açılan bu davada, davacı, ödenmeyen 130.508,35 TL tutarındaki asıl alacağın tahsilini, durdurulan icra takibinin devamını ve en az %20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı şirket cevap dilekçesi sunmayarak ve duruşmalara katılmayarak savunma hakkını kullanmamıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirket aleyhine ----İcra Dairesinin -----. sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlattığı, tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, süresi içerisinde işbu davayı açmanın hasıl olduğu, ticari uyuşmazlık konusunda ---- Arabuluculuk Bürosu ---- Büro Dosya Numarası, ---- numarası ile arabuluculuk tutanağının anlaşmama şeklinde düzenlendiği, ödeme yapılmasına ilişkin yapılan şifahi görüşmelerin netice vermediği, davalı tarafın ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğu, müvekkili ile davalı taraf arasında ticari işlerinden kaynaklı olarak mal alım satımı olduğu, davacı tarafından davalı tarafa et, tavuk vb. ürünlerin teslim edildiği, faturalandırılan mal teslimine ilişkin karşı tarafça müvekkiline ödemelerin zamanında yapılmadığı, temerrüt hali oluşmadığı, kötü niyetli olarak itiraz edilen takibe karşılık taraflarınca işbu itirazın iptali davasını açma zarureti doğduğu, yukarıda arz edilen ve resen nazara alınacak hususlar doğrultusunda; davanın kabulü ile itirazın iptaline, durdurulan takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
: Davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126 -131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirketin temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.DELİLLER
:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası, Tarafların Vergi Dairesi Kayıtları ve 2023-2024 Yılına Ait BA-BS formaları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan)6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----. İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulundukları ------ ve ---- vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu 2023-2024 yıllarına ait BA/BS formları da dosyaya kazandırılmıştır.Ayrıca işbu davada 6100 sayılı HMK'nin 31. maddesinde düzenlenen “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek ön inceleme duruşmasında davacı tarafa süre verilerek davadaki talebinin ne miktar olduğu hususu açıklattırılmış ve buna göre harcın tamamlanması istenmiştir. Davacı vekili tarafından talebin asıl alacak olan 130.508,35 TL miktara göre harç yatırıldığı ve talebin yalnızca bu miktara ilişkin olduğunun yazılı ve sözlü olarak beyan edildiği ifade edilmelidir. ----- Karar sayılı ilamı ).Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince taraflar ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK ------ diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE-----Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından---.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle açık hesap alacağına (dosyaya yazılı olarak bir cari hesap sözleşmesi sunulmamıştır. Buna göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.) (Yargıtay HGK'nın ----- Karar sayılı kararı) dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya süresinde yanıt vermediğinden HMK'nin 128.maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkar edildiği kabul edilerek sadece davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu █████████ yıllarına ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer tüm deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Ayrıca davalı şirkete ara karara konu hususlar ve inceleme ve gün ve saatini bildirir şekilde davetiye gönderilmiş ve işbu davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli raporda özetle; Huzurda görülen davada, davacının 2023-2024 dönemine ait ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; davacının anılan dönemlerde e-defter mükellefi olduğu, 2023-2024 dönemi için Gelir İdaresi Başkanlığı onaylı yevmiye ve defteri kebir açılış ile kapanış beratlarının süresinde alındığı, ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak zamanında yapıldığı, davacının defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Sayın Mahkemece █████/2025 tarihli inceleme günü olarak belirlenen saat 13:20’de, davalı tarafın hazır bulunmadığı, ayrıca verilen karar uyarınca belirtilen inceleme gün ve saatine kadar UYAP sistemi üzerinden yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı görülmüş olup, bu nedenle davalıya ait ticari defter kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamamıştır. Davacının incelenen 2023-2024 dönemi ticari defter kayıtlarına göre davalı adına tanzim edilen faturaların davalı aleyhine borç olarak kaydedildiği, davalı tarafından yapılan kısmi ödemelerin davalı lehine alacak yazıldığı bu işlemler neticesinde takibin dayanağını oluşturan açık hesap bakiyesi kapsamında davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (03.04.2024) itibariyle davalıdan 130.508,33 TL alacaklı gözüktüğü, yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacının davalı adına düzenlediği ve takibin dayanağını oluşturan açık hesap bakiyesindeki e-faturaların, davalı tarafın 2023-2024 dönemine ait karşılaştırmalı BA-BS analiz formunda yer aldığı; davalının ise söz konusu faturalara karşı TTK’nın 21. maddesi uyarınca süresi içinde usulüne uygun bir itiraz veya iptal süreci işletmediği anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, düzenlenen faturalar karşılığında davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı görülmüştür. Bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında fiilen ticari bir ilişki bulunduğu sonucuna varıldığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraflarca bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyan ve itiraz öne sürülmemiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin mübrez deliller ve davacının ticari defterlerine göre sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna mukabil davalı şirkete usulüne uygun olarak gerekli ihtar şerhi içeren duruşma tutanağına havi davetiye tebliğ edilmesine rağmen; ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve dolayısıyla üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil ileri sürülmediği gibi bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden rapor da taraflar ve mahkeme yönünden bağlayıcı hale geldiğinden dava konusu alacağın varlığının ve miktarının takipteki asıl alacak gibi aynen sabit kabul edilmesi gerekmiştir. (HMK, 222/2,3, 266, 281, 282,) Davacı vekili tarafından asıl alacak üzerinden harç tamamlanmış ve bu miktar üzerinden değerlendirme yapılması talep edildiğinden buna göre delillerin değerlendirildiği ve karar verildiği bilinmelidir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerinden neşet eden mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında harçlandırılan toplam dava değeri yönünden tamamen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğinc temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve TTK'nin 3,16/1 ve 19/1 maddeleri gereğince tarafların tüzel kişi tacir olduğu, davaya konu alacağın ise tacirler arası sözleşmeden kaynaklandığı ve ticari iş niteliğinde olduğundan tacirin ticari işlerde temerrüt faizi oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. madde hükmü uyarınca davacı alacaklının avans oranında faiz isteme hakkına haiz olduğu anlaşıldığından alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının gerektiği de gözetilerek davacının davasının kabulü ile davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 130.508,35 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %51,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 130.508,35 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. (AY- 9, 36 ,138, 141, TMK- 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 207, TTK- 3, 16/1,18/1,2,19/1, 21/2 ,83, 85, İİK- 67, HMK- 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 281, 282, 320,321, ) Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları (BS formaları ) ile uyumlu vergi dairesi kayıtlarından (BA formu) anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile ticari ilişkiyi ve öncesinde yapılan kısmi ödemeleri doğrulayan bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle hükmolunan asıl alacağın ( 130.508,35 TL) %20'si olan 26.101,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın KABULÜNE,2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 130.508,35 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %51,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 130.508,35 TL asıl alacak üzerinden devamına,3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın ( 130.508,35 TL) %20'si olan 26.101,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.915,03 TL karar ve ilam harçtan, başlangıçta alınan 615,40 TL harç ve icra dosyasından alınan 713,36 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 2.237,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 5.349,27 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,6-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 713,36 TL tamamlama harcı, 90,00 TL posta masrafı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.621,66 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.