İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde haksız fiilden kaynaklanan trafik kazası sonrası araç hasarı, değer kaybı ve bilirkişi ücreti talepleriyle sigorta şirketine açılan tazminat davasının taraflarca sunulan iddia ve savunmaları.
Özet: Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, davacı, Türkiyede geçirdiği trafik kazası sonucu yabancı plakalı aracında oluşan maddi hasar (tamir masrafı, bilirkişi ücreti ve değer kaybı) için, kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı şirketten ödeme talep etmekte; davalı ise taleplerin zamanaşımına uğradığı, hukuki yarar yokluğu, K.T.K. 97 uyarınca başvuru şartlarının yerine getirilmediği gibi usulü itirazlar ile birlikte, sorumluluğun poliçe limiti ve kusur oranıyla sınırlı olduğu, değer kaybı ve hasar bedeli hesaplamalarının hatalı olduğu (indirim, KDV, kilometre vb.) ve faiz türünün yasal faiz olması gerektiği gibi esasa ilişkin savunmalarla davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan )
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat ((Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı---- ait ---- plakalı araç ----- tesciline kayıtlıdır. Araç Türkiye'de olduğu 27.07.2022 tarihinde sürücüsünün ----olduğu ----- plakalı ve sürücüsünün ---- olduğu -----plakalı araçlar ile maddi hasarlı kazaya karıştığını, davacının kaza sonrasında yaşadığı yer olan ----- geri dönmüş ve hasarlı olan aracının tamir edilmesi için hasar tespiti yaptırdığını, hasar tespiti neticesinde 26.600,00-EURO tamir gideri, 1.548,67-EURO bilirkişi ücreti olmak üzere toplamda 28.148,67-EURO zararı meydana geldiğini, kazaya karışan ----- plakalı araç için 25.05.2022 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ----- poliçe numarası ile zorunlu mali trafik sigortası yaptırıldığını, söz konusu bu zararın tazmini için de davalı şirkete 05.07.2024 tarihinde taraflarca başvuruda bulunulduğunu, davalı şirket cevap vermeyerek herhangi bir ödeme de yapmadığını, sonrasında taraflarca ----- Arabuluculuk Bürosu'na başvurulmuş ancak 09.08.2024 tarihinde düzenlenen son oturumla da anlaşmaya varılamadığını, izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davanın kabulü ile davacı aracının ------ dönmesinden sonra yapılan şimdilik 10,00-EURO tamir gideri, 10,00-EURO eksperfbilirkişi) ücreti olmak üzere 20,00-EURO (733,79-TL) ve şimdilik 100,00-TL araç değer kaybı olmak üzere TOPLAMDA 833,79-TL zararının (döviz cinsinden dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden ödeme gününe kadar işleyecek faizi ile birlikte, aynen veya fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının) dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yapılacak tercüme ve tercüme tasdik masraflarının davalı yandan alınarak davacıya verilmesine, dava masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı ---- nezdinde ---- numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı ----- plakalı aracın 27.07.2022 tarihli kazaya karıştığı iddiası üzerine ----- plakalı araçta oluştuğu ileri sürülen hasar bedeli, değer kaybı ve ekspertiz ücreti talepleriyle açılan davanın haksız olduğunu, öncelikle olaydan itibaren 2 yıllık süre içinde usulüne uygun başvuru yapılması gerektiğini, sürenin geçirilmesi nedeniyle talebin zamanaşımına uğradığı ve davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının daha önce ekspertiz yaptırmış olması nedeniyle alacak miktarını belirleyebilecek durumda bulunduğunu, bu sebeple davanın belirsiz veya kısmi alacak davası olarak açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, HMK 114/h kapsamında hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, bunun yanında KTK 97 uyarınca sigorta şirketine yazılı başvuru ve 15 günlük bekleme süresinin dava şartı olduğunu, eksik evrakla başvuru yapılmadan ve bekleme süresi dolmadan dava açılması halinde usulden ret sonucunun doğacağını, esasa ilişkin olarak sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza tarihi itibarıyla geçerli zorunlu sigorta limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin üzerinde hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, davalının sorumluluğunun ancak sigortalı sürücünün kusuru oranında ve zarar nispetinde doğacağını, işleten ve sürücünün kusursuzluğu halinde KTK 86 kapsamında sigortacının da sorumluluğunun bulunmayacağını, değer kaybı hesabında 01.06.2015 sonrası ZMSS Genel Şartları ve eklerindeki yöntemlerin esas alınması gerektiğini, araç kilometresi, kullanım şekli, önceki kazaları ve aynı bölgede hasar bulunup bulunmadığı araştırılmadan değer kaybı kabul edilemeyeceğini, aynı bölgede mükerrer hasar, araç geçmişinde 3 ve üzeri hasar veya 165.000 km üzeri kilometre gibi hallerde değer kaybı oluşmayacağı, bu hususların tespiti ile davanın reddi gerektiğini, hasar bedeli belirlenirken piyasa koşulları ve rekabet dikkate alınarak orijinal parça bedellerinde en az %20 iskonto uygulanmasının gerektiğini, iskontosuz hesaplamanın hukuka aykırı olacağını, ayrıca onarımın yapıldığına dair fatura veya belge sunulmadığı için KDV’nin gerçek zarar kapsamında kabul edilemeyeceği ve KDV hariç değerlendirme yapılmasının gerektiğini, faiz yönünden uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, bu nedenle talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğu, avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından alınan ekspertiz raporunun sigorta şirketine başvuru yapılmadan ve ----- üzerinden atama yapılmaksızın düzenlettirildiği, bu raporun uzman görüşü niteliğinde olduğu, eksper ücretinin atama yapan davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, ayrıca ücretin fahiş olduğu ve makul gider kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş olup, belirsiz veya kısmi dava açmada hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi, aksi halde esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Zmms Sigorta Poliçesi, Sigorta Hasar Dosyası, Kaza Ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Yurt Dışı Onarım/ekspertiz Ve Tercüme Belgeleri, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi araçta meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan hasar onarım gideri ve değer kaybı bedelinden oluşan zararlarının ; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince ----- plakalı araç için düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkin olarak HMK'nin 109.maddesi kapsamında açılan tazminat davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve sigorta yönünden ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen taraflara uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı belirtilmelidir.
Davacının Türk Vatandaşı olduğu ve yurt içinde taşınmaz malının bulunduğu anlaşılmakla HMK'nin 84/1-a, 86, 87 ve 88/1 hükümleri gereği muhtemel yargılama giderlerinin karşılanmasını teminen teminat alınmasına gerek görülmemiştir.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Hasar onarım bedeli talebi yönünden; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir. Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay ----- sayılı ilamı)
Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; 27.07.2022 tarihinde ----- ili, ---- ilçesi, ----- istikametinden üniversite istikameti tramvay durağında davacının maliki /işleteni olduğu dava dışı---- sevk ve idaresindeki ---- yabancı plakalı----hususi nitelikteki otomobile ile dava dışı ---- malik/işleteni ve aynı zamanda sürücüsü olduğu ---- plaka sayılı hususi otomobilin çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Haksız fiil niteliğindeki trafik kazasına sebebiyet verdiği ileri sürülen ----- plaka sayılı araç kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketine █████/2022-█████/2023 başlanğıç - bitiş tarihli araç başına 50.000,00 TL limitli olarak karayollları zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesin gereğince kazaya ilişkin olarak ----- Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü- Büro Amirliği tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre kazada davacıya herhangi bir kusur izafe edilmediği, kusurun tamamen davalıya sigortalı araç sürücüsüne yüklendiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından, 2918 Sayılı KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşılmış olup, davalı sigorta şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celp edilmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin haksız fiil niteliğindeki meydana gelen haksız fiil niteliğindeki maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve hasara bağlı olarak oluşan hasar onarım bedeli ve - değer kaybı zararı üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile hasara göre onarım gideri ve değer kaybının belirlenmesi ve varsa yapılan ödemenin gerçek zararı karşılayıp karşılamadığının tespiti halinde uyuşmazlığın çözüleceği aşikardır. Bu kapsamda taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış ve işin niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi, belge ve deliler de dosyaya kazandırılmıştır. Buna müteakip dava konusu uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden kusur, hasar ve değer kaybı yönünden delil niteliğinde bulunan resmi nitelikteki maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı, poliçe ve hasar dosyasına göre kazanın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamı nazarında özellikle davacının yurt dışında tamir ettirmeye ilişkin seçimlik hakkı da vurgulanmak ve açıklanmak suretiyle öncelikle kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı ile varsa oluşan hasara göre onarım gideri , aracın markası, modeli, km ve sair özellikleri dikkate alınarak değer kaybına ilişkin olarak rapor düzenlenmesi için dosya mahkememizin yargı çevresine göre ----- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen makine mühendisi bir bilirkişiye verilmesine karar verilerek dosya kendisine tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi----- tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli raporda özetle sonuçta kazada kusurun % 100 oranında davalıya sigortalı araç sürücüsü----olduğu, davacının aracında 5.115.48 Euro hasar onarım zararı ve 700,00 Euro değer kaybı oluştuğu,önünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; davalı vekili tarafından bir kısım itirazlar öne sürülmüştür. Davacı vekili tarafından ise bilirkişi raporuna göre dava ıslah edilerek talep artırılmış ve harç tamamlanmıştır. Bu dilekçenin HMK'nin 177/3 maddesi gereğince davalı vekiline tebliği üzerine davalı vekili tarafından zamanaşımı definde bulunulmuştur. Bu kapsamda öncelikle kusura yönelik itirazların hiçbir temeli bulunmadığından yerinde görülmemiş; somut olayda kaza sonucunda kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı, bu tutanaktaki tespitler ve bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı aracın önündeki davacının aracına takip mesafesini korumayarak arkadan çarptığı ve böylece davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nin 52/c maddesindeki diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak kuralını ve KTK'nin 84/d maddesinde düzenlenen arkadan çarpma asli kuralını ihlal ettiği, kazanın tek sebebinin bu eylemler olduğu ve böylece kazada davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu (%-100) kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, HMK. 198, 266 vd, 281/1, 282, Yargıtay-----Hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedeline gelince öncelikle hemen ifade edilmelidir ki; Yargıtay HGK'nin 06.04.2016 tarih, ------ Karar sayılı kararı uyarınca; araç malikinin geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının meydana gelen kaza sonucunda hasar görmesi nedeniyle aracın onarımını Türkiye’de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye’de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, yabancı ülkede tamiri seçmiş olması halinde o ülkedeki tamir bedellerinin tahsilini talep etme hakkının bulunduğuna hükmedilmiştir. Öte yandan 6098 sayılı TBK'nin 99. maddesi gereğince konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya döndüğümüzde davacı seçimlik hak kapsamında aracının yurt dışında onarımını gerçekleştirmek amacıyla her bir işlemi belgeye bağlamış ve tercümelerini dosyaya sunmak suretiyle seçimlik hak kapsamında yabancı para alacağı olarak dava konusu yapmış durumdadır. Bu kapsamada dosyaya sunulan bilirkişi raporunda işin esası yönünden doğrulandığı üzere yurt dışında hazırlanan eksper, hasar ve onarım belgelerine göre davacının hasar onarım ve değer kaybı zararları olduğu çok açıktır. Bu kapsamda her halükarda toplam zararlar içinde kalacağı değerlendirilen 10.00 Euro hasar onarım ve taleple bağlılık ilkesi gereği 100,00 TL değer kaybı bedelleri yönünden, haksız eylem ile zararı arasında illiyet bağı bulunduğu kabul ve takdir edilmiştir. Böylece olayda benimsenen bilirkişi raporu ve dayanak ekspertiz belgesi de gözetildiğinde yukarıda açıklanan yasal nedenlere göre davacının haksız fiil kapsamında bu zararlarını zarar veren aracın sigortacısı sıfatıyla davalı sigorta şirketinden isteyebileceği değerlendirilmiştir. Ne var ki davacı vekili tarafından dava HMK'nin 109.maddesi gereğince kısmi alacak davası olarak açılmış ve bilirkişi raporuna müteakip talep arttırılarak harç tamamlanmıştır. Davalı vekili tarafından da cevap dilekçesinde olduğu gibi zamanaşımı definde bulunulmuştur. Buna göre dosyanın incelenmesinde davacının dava konusu ettiği zararlarını tüm kapsamıyla birlikte ---- düzenlenen █████/2022 tarihli ekspertiz raporuyla öğrendiği, tazminat yükümlüsünü (malik-işleten/sürücü/ sigorta şirketi) ise 27.07.2022 kaza tarihinde kaza tespit tutanağı ile öğrendiği anlaşılmıştır. Buna göre zamanaşımı definin tartışılması ve sonucu bağlanması elzemdir. 6098 Sayılı TBK'nin 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (-----sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154/1. maddesinde "(1)Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" denilmiştir. Bu bilgiler ışığında dava konusu kazada, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre bir yaralanma ve ölüm sözkonusu olmadığından uzamış ceza zamanaşımının uygulanma yeri bulunmamaktadır. Kaza, 27.07.2022 tarihinde meydana gelmiştir. Dava ise █████/2024 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadan hemen önce açılmıştır. Buna göre zaten ön inceleme duruşmasında zamanaşımı defi reddedilmiştir. Ancak dava kısmi dava olarak açıldığından dava konusu edilmeyen kısım yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye devam edeceği bilinmektedir. Bu itibarla, davacı vekilinin, talep edilen tazminat miktarını artırmaya ilişkin ıslah dilekçesini sunduğu █████/2025 tarihi itibarıyla gerek kaza tarihi gerek öğrenme tarihine göre ( 27.07.2022- █████/2022) iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Bu durumda ıslah ile artırılan kısım yönünden zamanaşımını kesen bir husus bulunmadığından arttırılan talebin zamanaşımı nedeniyle esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.( bkz; benzer yönde ;---- BAM ---HD █████/2025 T. ---- Karar) Binaenaleyh, davacının davasını TBK- 49, 50/1,51, KTK- 85/1-son, 91/1, 86/1 , 88/1 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre kısmi olarak açılan dava yönünden esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle ; taleple bağlılık ilkesine göre eldeki olayda davalı sigorta şirketi yönünden başvuruya bağlı olarak KTK'nin 97 ve 99.maddesi gereğince oluşan temerrüt tarihi, 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca işlemiş ve işleyecek faiz tür ve oranı, poliçe teminat limiti ve TBK'nin 99.maddesi gereği yabancı paraya ilişkin seçimlik hak gibi hususlar da gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; a- 10.00 Euro hasar onarım bedeli tazminatının; 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen █████/2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki ----- efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle; -davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 100.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla- davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-100,00 TL değer kaybı bedeli tazminatının; 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte -davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 100.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla- davalıda alınarak davacıya verilmesine, c-Davacının ıslahla artırılan 5.105,48 Euro hasar onarım bedeline yönelik davasının ise 2198 sayılı KTK'nin 109/1 maddesi (6098 sayılı TBK'nin 72/1 maddesi) gereğince; zamanaşımı nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir. ( AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 81,82,83,84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. Maddesi, TBK, 49, 50/1,51,72, 74, 99, 117/1, 2 TTK, 1401 vd, 1483 vd, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31 187/1, 190, 198, 266 vd, 281,282,320,321,322, )
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık oranı (kabul/ret) esas alınarak belirlenmiştir. Yargılama giderlerinin (harç ve vekalet ücreti) hesabında ise yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası esas alınmıştır. (Yargıtay -----HD'nin █████/2022 tarih ve ----- Yargılama gideri kapsamında dosyaya mübrez tercümesi yapılmış belgeye göre 469,34 Euro ekspertiz ücretinin de -taleple bağlı kalınarak 10.Euro kısmının- karar tarihindeki döviz kuru üzerinden TL. karşılığının davalıya yüklenmesi gerekmiştir. Öte yandan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası), nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması da mümkün bulunmamaktadır. Şu halde davalı sigorta şirketi yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk başvurusu ve ücretinden davacının sorumlu tutulması gerekmiştir. (Bu yönde bknz. Yargıtay-----Bütün bunlara göre 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)a-10.00 Euro hasar onarım bedeli tazminatının; 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen █████/2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki----- efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle; -davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 100.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla- davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-100,00 TL değer kaybı bedeli tazminatının; 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte -davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 100.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla- davalıda alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacının ıslahla artırılan 5.105,48 Euro hasar onarım bedeline yönelik davasının 2198 sayılı KTK'nin 109/1 maddesi (6098 sayılı TBK'nin 72/1 maddesi) gereğince; zamanaşımı nedeniyle esastan reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince kabul ve reddedilen miktarları üzerinden alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının; peşin alınan 427,60 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 4.251,00 TL harçtan mahsubuyla bakiye 4.063,2 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 615,40 TL peşin harç ve 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.103.80 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600.00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 92,00 TL posta ücreti ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 487,54 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 6.579,54 TL yargılama giderinden davanın kabul (%11) ve ret (%89) oranına göre 723,74 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
7-)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 466,98 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1-3 maddeleri uyarınca reddedilen miktar (248.917,16TL) üzerinden hesap ve takdir edilen 466,98 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!