Haber ve paylaşımların basın özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunu oluşturmadığına dair Yargıtayın hukuki değerlendirmesi.
Özet: İlk derece mahkemesince hakaret suçundan beraat eden sanık hakkında istinaf mahkemesinin mahkumiyet kararı vermesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde, sanığın internet haber sitesinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımların basın özgürlüğü ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, kamuoyunu bilgilendirme ve eleştirme hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle içeriğin katılana doğrudan yönelik bir suçlama içermediği ve hakaret suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
4. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, katılan vekilinin temyiz isteğinin yalnızca vekalet ücretine yönelik olduğu tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan beraat kararı verilmiştir.
2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında hakaret suçundan, mahkumiyet kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın haber ve paylaşımlarının basın özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri niteliğinde olduğuna, Anayasa Mahkemesi kararlarına göre beraat verilmesi gerektiğine, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesine karşın, katılan lehine vekalet ücreti verilmediğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1."Basın özgürlüğü" kavramının içeriği ve hukuka uygunluk nedenlerine dair Dairemiz tarafından da benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.02.2007 tarihli, 2007/7-28 Esas, ███████ sayılı kararında; "Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa'nın 28 inci vd. maddelerinden alan ve 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 3 üncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir.
Kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal eden deyiminden; haberde, üstü örtülü de olsa toplumun geneli tarafından açıkça anlaşılabilen bir muhatabı olan kişi hakkında, hakaret, sövme gibi bir ifade, habere konu olan kişiden beklenmeyen ve toplumun değerleri karşısında kınanan bir eylem isnadı veya kişinin toplum içinde sahip olduğu şöhreti sarsacak, kişiyi açıkça küçük düşürücü ifadeler kullanılması, gerçeğe aykırı yayım deyiminden ise; okunduğu anda toplumun geneli tarafından bilinen, maddi gerçeklerle ilgisi olmadığı açıkça anlaşılabilen olgu ve eylemlerin habere konu olan kişi tarafından gerçekleştirildiğine dair haberler anlaşılmalıdır. Haberin gerçekliği, sadece haberin yapıldığı anda bilinen ve görünen maddi gerçekliğe göre değil, toplumun bilgi birikimi, duyarlılık düzeyi ve ilgi alanlarına, toplum hafızasındaki yanılgılı veya yönlendirilmiş algıya göre de değişir. Toplumun genelinin hafızasında, haberin yapıldığı sırada dünya ve ülke genelinde gerçek olduğu bilinen, yaşandığı varsayılan maddi olgulara ve konjonktüre bağlı olarak haberin gerçekliği de değişebilir. Basın özgürlüğü, kişilerin zaten bildiği gerçeklerle değil, henüz öğrenmediği, öğrenilmesinde kamu yararı olan gerçekleri kişilere sunmakla eşdeğer bir görev görür.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; "..." isimli internet haber sitesinin Twitter hesabından yapılan suçu konu yazı bir bütün olarak ele alınıp, söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde doğrudan katılana yönelik bir suçlama içermediği ve basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2.Kabule göre de,
a.Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında, TCK'nın 51/1-b maddesi gereğince "suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşup oluşmadığı" hususu değerlendirilmeden, “Yasal şartlar oluşmadığından ve tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan” biçimindeki kanuni ve yeterli olmayan gerekçeyle hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
b.Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, CMK’nın 325/1. ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.10.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!