Haksız eylem kaynaklı trafik kazasında kaza sonrası düzenlenen poliçe ile yapılan fazla tazminat ödemesinin tahsili için itirazın iptali davası.
Özet: Davacı sigorta şirketi, sigortalı aracın yol yapılarına verdiği zararı karşılamak üzere davalı Karayolları Müdürlüğüne hatalı bir şekilde ödediği tazminatın iadesini talep ederek itirazın iptali davası açmıştır; zira şirketin araştırmasında kazanın sigorta poliçesinin tanziminden yaklaşık 17 dakika önce gerçekleştiği tespit edilmiş, bu nedenle poliçenin kaza anında geçerli olmadığı ve yapılan ödemenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülürken, davalı Karayolları Müdürlüğü ise ödemenin kaza tespit tutanağına istinaden yapıldığını ve davacının sebepsiz zenginleşme iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak takibe itiraz etmiştir.

T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:███████DAVA
:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... plakalı aracın, müvekkili ... Sigorta A.Ş. Tarafından 22.07.2024 - 22.07.2025 tarihleri arasında .../... no.lu "... Sigorta Trafik Sigorta Poliçesi" ile sigorta poliçesinde belirtilen şartlar ve limitler dahilinde sigortalandığını, müvekkili şirkete ZMM (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün 22.07.2024 tarihinde İstanbul ...'de direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağında bulunan demir çelik bariyerlere çarpması sonucu tek araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, borçlu/davalı Karayolları 1. Bölge Müdürlüğünün, bahse konu kaza sonucu otoyol yapılarında meydana gelen maddi hasarın müvekkili şirkete ait ZMM (Trafik) sigorta poliçesinden karşılanması amacıyla sigorta tazminatı ödenmesi talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından kaza tespit tutanağındaki ifadelerden hareketle dava dışı sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğundan bahisle hasar keşif raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda borçlu/davalıya 31.07.2024 tarihinde 11.506,33.-TL sigorta tazminatı ödendiğini, yapılan ödeme akabinde müvekkili şirket bünyesinde yapılan araştırma ile, davaya konu 22.07.2024 tarihli kazanın poliçe tanzim tarihinden önce meydana geldiği şüphe ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde anlaşıldığını, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında belirtilen kaza saati 19.40 iken poliçe tanzim saati 19.57 olduğunu, görüldüğü üzere davalıya ait otoyol yapılarında hasara neden olan kaza poliçe tanzim tarihinden yaklaşık 17 dakika önce meydana geldiğini, müvekkilinin ... Sigorta A.Ş. tarafından fazla ödenen 11.506,33.-TL sigorta tazminatı ve fer’ilerinin yukarıdaki açıklanan hukuki sebeplerden dolayı tazmini için davalı/borçlu aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyasına karşı davalının haksız itirazı üzerine takip durduğundan ve arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığından, müvekkili şirket alacağının davalıdan tahsili için huzurunda işbu itirazın iptali davasının açılması zarureti doğduğunu, davalı/borçlunun dava konusu olaydan dolayı sorumlu olduğu aşikâr olmasına karşın davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı herhangi bir haklı sebep göstermeksizin itiraz etmiş olması davalı/borçlunun kötü niyetini ortaya koymakta olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile davalı/borçlunun .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyasına karşı yaptığı tüm haksız itirazlarının iptaline karar verilmesini, takibin asıl alacak ve ferileri üzerinden devamına,%20 'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçludan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 22.07.2024 tarihinde İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde meydana gelen kaza neticesinde müvekkili idareye ait otoyol levha ve otokorkuluklarda zarar oluştuğunu, polis memurları tarafından tutulan trafik kazası tespit tutanağında kazaya karışan tek araç olan ... plakalı aracın sürücüsü dava dışı ...'ın kusurlu olduğu tespiti yapıldığını, diğer bir ifadeyle 22.07.2024 tarihli olayda müvekkili idare haksız fiilden zarar gören konumunda; dava dışı ... zarar veren, dava dışı araç maliki ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aracı işleten konumunda olduğunu, polis memurları tarafından tutulan trafik kazası tespit tutanağında kazaya karışan aracın sigorta bilgileri kısmında davacıya ait sigorta poliçesi bilgilerinin bulunması nedeniyle Karayolları 1. Bölge Müdürlüğünün 24.07.2024 tarih ve ... sayılı yazısı ile davacı sigorta şirketinden müvekkili idareninin zararın giderilmesi istendiğini, bahsi geçen yazıya istinaden davacı şirket tarafından 31.07.2024 tarihinde müvekkil idareye 11.506,33 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın, sigorta poliçesinin kazanın meydana gelmesinden sonra düzenlendiği ve bu nedenle söz konusu kazadan ötürü oluşan hasarın borçlusu olmadığını, binaenaleyh müvekkili idareye yapılan ödemenin hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı iddiasında olduğunu, davacı kendisi aleyhine geçerli bir sebebe dayanmadan müvekkili idarenin zenginleştiğini ispat etmeli, aksi halde dava reddedilmedi gerektiğini, iyi niyetli olma, gerçek durumu bilmeme ve bilmesi gerekmemeye bağlı olduğunu, sebepsiz zenginleşen, iadeyle yükümlü olduğunu biliyorsa veya bilecek durumdaysa, iyiniyetli sayılmayacağını, keza, TMK. m. 3/f 1 uyarınca iyiniyet asıl olduğu için; kural olarak iade alacaklısı fakirleşen, iade borçlusu zenginleşenin iyiniyetli olmadığını ispat etmesi gerektiğini, trafik kazasından ötürü haksız fiilden zarar gören konumunda bulunan müvekkili idare, söz konusu kaza nedeniyle uğramış olduğu zararının giderilmesinde normal şartlar altında zarar veren ile birlikte müteselsil borçlu konumunda bulunan ve polis memurları tarafından tutulan trafik kazası tespit tutanağında sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olarak gösterilen şirket tarafından düzenlenen poliçenin gerçek düzenlenme saatini bilebilecek durumda olmayıp söz konusu kaza yönünden sebepsiz zenginleşen müvekkili idare değil, eğer davacının iddiası doğru ise, kazanın gerçekleşmesinden sonra poliçe yaptıran ve buna rağmen kaza tespit tutanağına sigorta bilgilerini işleterek davacıyı müvekkili idareye karşı borçlu konumuna dava dışı sürücü ... ile dava dışı araç maliki ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğunu, diğer bir söyleyişle şayet sebepsiz zenginleşen iyi niyetli ise yani zenginleştiğinden habersizse veya zenginleşmesinin geçerli bir sebebe dayandığına inanıyorsa ve bunda mazursa; fakirleşen kendisinden iade talep edinceye kadar temerrüt faizi işlemeyecek ve bu talepten itibaren işlemeye başlayacağını, bu sebeple davacının faiz talep etme hakkının olduğu kabul edildiği takdirde dahi ödemenin yapıldığı 31.07.2024 tarihinden itibaren değil, davacının 16.09.2024 tarihli yazasının müvekkili idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini,tarafına haksız yöneltilen iş bu davanın öncelikle usül yönünden aksi takdirde esas yönünden reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.GEREKÇE
:Dava, trafik kazası sebebiyle ödenen sigorta tazminatının sebepsiz zenginleşme sebebiyle iadesine dair başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun █████/2020 tarih, ███████-... E. ve 2020/... K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip konusu alacak, davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı aracın tek taraflı olarak karıştığı trafik kazasında davalı kurumun sorumluluğunda bulunan bariyerlere verdiği zararın karşılanmasından sonra, rizikonun poliçe kapsamında olmadığından bahisle iade istemine dayanmaktadır.Davalı taraf görev itirazında bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın rizikonun poliçe kapsamında olup olmadığına dayandığı, bu haliyle sigorta hukukuna dair olduğu ve davanın mutlak ticarî davalardan olduğu kanaatine varılmış, bu sebeple görev itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde poliçe düzenleme tarihi ile kaza tarihinin aynı gün olduğu, saatlerin değerlendirilmesinde poliçenin kazadan sonra düzenlendiği görülmüştür. Bu haliyle resmî belgelerden meydana gelen kazanın poliçe kapsamına girmediği anlaşılmıştır. Yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesinin istenip istenemeyeceğine ilişkin TBK md. 78 hükmü “Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.” şeklindedir. Madde lafzından da anlaşılacağı üzere sebepsiz zenginleşme uyarınca iade talep edilebilmesi için davacının kendisini borçlu sanarak ödeme yapmış olması gerekir, her ödemenin geri istenmesi mümkün değildir. Bu doğrultuda eldeki talebin değerlendirilmesinde davacının sigorta şirketi olarak gerekli incelemeyi yapmakla yükümlü olduğu, kazaya dair tüm evraklara sahip olduğu, inceleme ve araştırma yapmak için yeteri kadar vakti olduğu, inceleme ve araştırma yapmak için yeterli donanıma sahip olduğu ve yasal yükümlülükleri ile haklarının bilincinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı, kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığına ilişkin bir delil dosyaya ibraz etmemiştir. Bu haliyle yapılan ödeme lütuf ödemesi niteliğinde olup, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi mümkün değildir.Açıklanan sebeplerle, davacının TBK md. 78 uyarınca kendisini borçlu sandığını ispat edemediği, davacının konumu ve yapılan araştırmalar gözetildiğinde basit bir inceleme ile rizikonun poliçe kapsamında olmadığının anlaşılabileceği, dolayısıyla ödemenin lütuf ödemesi olduğu, iadesinin talep edilemeyeceği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı taraf kötü niyet tazminatı talebinde bulunmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 116,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 15.183,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...