İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen hizmet sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasında, ödenmeyen faturalar ve eksik/ayıplı iş iddiaları ile bilirkişi raporunun değerlendirildiği uyuşmazlık.
Özet: Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı şirket bir termik santraldeki işlerden doğan ödenmeyen faturaların tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep ederken, davalı taraf işlerin gecikmeli, eksik ve ayıplı yapıldığını, bazı faturaların iade edildiğini ve kendisinin gecikme cezası alacaklı olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiş; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu ve takibe konu faturaların bu defterlerde kayıtlı olduğu belirtilmiştir.

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ile akdettiği sözleşme kapsamında ... Termik Santrali'nde sözleşme ekindeki teknik şartnamede belirtilen işlerin yapılması, ürünlerin sahaya kadar getirilerek sahada teslim edilmesi işini tedarikçi olarak üstlendiğini, müvekkili şirketin santralin hazır olduğu ve davalı tarafından bildirildiği tarihte işlerin yapımına başlamış olduğunu ve Temmuz 2023 ortalarına dek işlerin büyük bölümünü tamamladığını ve ürünleri sahaya teslim edildiğini, nitekim bu kapsamda çeşitli tarihlerde hak edişlerin düzenlendiğini ve işlerin karşılığı faturalar tanzim edildiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, ancak gelinen aşamada davalı firmanın onaylamış olduğu hak edişlere ilişkin fatura bedellerini ödememeye başladığını, müvekkili tarafından davalıya işin durdurulması hakkında ve faturaların ödenmesi hususunda .... Noterliğinin █████/2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş olmasına rağmen ödemelerin yapılmadığını ve davalı tarafından üstlenilen işin durdurulduğunu haricen öğrenildiğini, bu nedenle müvekkilinin davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının faturalara konu ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalara da hiçbir itiraz ileri sürmediğini ve bu faturaları iade etmediğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil edememe riskinin bulunduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında █████/2021 tarihli Kompansatör İmalatlarına İlişkin Sözleşme akdedildiğini, davacı tarafından üstlenilen işlerin proje boyunca geciktirildiğini ve henüz kabullerinin dahi yapılmadığını, garanti süreleri dahi işlemeye başlamamış olan işlerde ayıpların ve eksikliklerin tespit edildiğini, sözleşmenin eki olan 2. Bölüm Ticari Şartları'nın 7. maddesine göre işlerin uygunluğunun değerlendirileceği geçici kabul sürecine dahi erişilemediğini, zira davacının geçici kabulün yapıldığına dair herhangi bir belge veya doküman dosyaya sunamadığını, sözleşme kapsamında davacının yapımını taahhüt etmiş olduğu işlere ilişkin şartların ve ödeme vadelerinin belirlendiğini, davacının müvekkili şirkete kestiği faturalara konu mal ve hizmetlerin geç ifa edilmesi, eksik olması ve aranan şartlara uygun olmaması sebebiyle davacı tarafından tanzim edilen bir kısım faturanın iadesinin gerçekleştirildiğini ve bu iadeler ve gerekçelerin ikrar ile davacı tarafça kabul edildiğini, davacı tarafından kesilen faturaların bir kısmı iade edilmiş olduğundan iş bu faturaların icra takibine konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacının gecikmeleri nedeniyle büyük zarara uğradığını ve davacıdan yüklü meblağda gecikme cezası alacağının bulunduğunu, bu gecikme cezası alacağının davacının iş bu davada talep konusu yaptığı meblağın çok üstünde olduğunu, davacının müvekkili şirkete yarattığı mağduriyetler nedeniyle müvekkili şirketin sahadaki tüm faaliyetine konsorsiyum lideri tarafından haksız bir şekilde el konulduğunu, sahayı terke ve işlerini tamamen son vermeye zorlandığını, davaya konu edilen fatura alacağının ihtilaflı olduğundan likit yani belirlenebilirlik koşulu somut olayda gerçekleşmediğini, dolayısı ile alacak likit olmadığından %20 icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Mahkememizin █████/2024 tarihli celsesi, 5 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ın █████/2025 tarihli raporunda özetle; incelenen davacı şirkete ait 2023 yılı e-defterlerinin açılış kapanış beratların yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı yan tarafından davalı unvanına düzenlenen faturalar, davalı yanca düzenlenen iade faturaları ile alınan ödemelerin ve takibe konu cari hesap alacağının dayanağı niteliğindeki faturaların bu hesap altında kayıtlı olduğu, anılan hesabın 19.09.2023 takip tarihi itibarıyla bakiyesine göre davacı yanın davalı yandan 40.399,79 Euro alacaklı olduğu, davacı yanın takibe konu ettiği cari hesap alacağının, iade faturaları hariç olmak üzere cari hesap işleyiş mantığıyla sondan başa tümü 04.04.2023 tarihli 69 (13.387,23 Euro luk kısmı) - 77 (13.216,00 Euro) - 85 (13.796,56 Euro) numaralı satış faturalarından kaynaklandığı, incelenen davalı şirkete ait 2021-2022-2023 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış beratların yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı yan tarafından davalı unvanına düzenlenen faturalar ve yapılan ödemeler ile keşide edilen iade faturalarının bu hesap altında kayıtlı olduğu, anılan hesabın 19.09.2023 takip tarihi itibarıyla bakiyesine göre davalı yanın davacı yana 40.399,79 Euro borçlu olduğu, hak edişleri düzenleyen davacı ...firması aynı tarihlerde davalı ...Anonim Şirketi adına düzenlediği aynı tarihli faturalar ile uyumlu olduğu, faturada ... ... VE ... METL KOMPANSATÖR malzemeleri olduğu, hak ediş tarihleri ile fatura tarihlerinin, bedellerinin malzemelerinin uyumlu olduğu dikkate alındığında davacının davalıya sözleşme konusu malzemeleri teslim ettiği sonucuna varıldığı, ayrıca mali müşavir bilirkişinin tespit ettiği davacının alacaklı olduğu 40.399,79-EUR ile hak edişlerin toplamının da uyumlu olduğu, davacı tarafından ifa edildiği ispat edilen davalı tarafça da ifa edildiği kabul edilen 3 adet hak ediş toplamı olan 46.983,88-EUR’nun davacıya ödenmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde kararlaştırıldığı üzere bedel ödeme borcu hak edişin onaylanmasını müteakip kesilen fatura tarihinden itibaren 30 gün içinde muaccel olacağından temerrüt faizlerinin de bu tarihlerden itibaren ayrı ayrı hesaplanması gerektiği, sözleşme bedelinin ödenmesi düzenleyen m. 4’te de bedelin ödenmesi geçici kabulün yapılmasına değil hak edişlerin onaylanması şartına bağlandığı, dolayısıyla davalının ödemezlik def’ini sunmasının geçici kabulü düzenleyen m. 7’ye değil genel hükümlere tabi olması gerektiği, bununla birlikte davacı yanca talep edilen bedeller davalı tarafından onaylandığı intibaı uyandırılan hak edişlere ilişkin olduğundan davalının esasen davacının ifa etmiş olduğu işleri teslim aldığı, dolayısıyla sadece ifa edilen ve davalı tarafından kabul edilen kısımlar açısından (davalı tarafça ispatlanan somut bir ayıp iddiası da olmadığı dikkate alındığında) davalı tarafından ödemezlik def’i ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, ilgili sözleşme hükmünde de açıkça belirtildiği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri münhasır yetkili olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Dava, hak edişlere dayalı olarak düzenlenen faturalara istinaden yapılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir..... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 40.399,79-Euro (1.166.362,14-TL) asıl alacak borcun ödenmesi amacıyla █████/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2023 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.Sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin █████/2021 tarihinde ... Tekn. San. ve Tic. A.Ş. ile ...A.Ş. arasında imzalandığı, sözleşmenin konusunu detayları teknik şartnamede belirtilen malzemelere ilişkin tüm mühendislik, temin, imalat, test işlerinin ve bunlarla sınırlı kalmamak kaydı ile teknik şartnamede belirtilen diğer tüm işlerin yapılması, malzemelerin sahaya getirilerek teslim edilmesi ve karşılığında sözleme bedelinin ödenmesinin oluşturduğunu, sözleşme bedelinin 188.178-Euro olduğu, ödemelerin düzenlenecek hak edişlerin ... tarafından onaylanmasına müteakip kesilecek fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapılacağı, ...'nin gecikme cezası olarak her bir kritik aşama için sözleşmede belirtilen tamamlanma tarihlerinde tedarikçiden kaynaklı gecikilen her bir günlük gecikme için sözleşme bedelinin %0,8' oranında ceza uygulamak ve/veya aynı oranda sözleşme bedelinden kesinti yapmak hakkına sahip olduğu, taraflar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda tarafların İstanbul Merkez Mahkemelerinin ve icra dairelerinin münhasır yetkisini kabul ettikleri görülmüştür.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi, akabinde yetki itirazının, alacağın varlığı ve muacceliyetinin, davalı savunmalarının ve nihayet icra inkar tazminatı şartlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.Davalı taraf, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerektiğini, davalı şirketin yerleşim yeri itibariyle Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin "Ticari Şartlar" başlıklı 2. Bölümünün 11. maddesinde "Taraflar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda Taraflar, İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin münhasır yetkisini kabul ederler" hükmüne yer verildiği görülmüştür. HMK'nın 17. maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Her iki tarafın da tacir sıfatını haiz ticaret şirketi olduğu, sözleşmede münhasır yetki şartının açıkça kararlaştırıldığı anlaşıldığından, mahkememizce verilen ara karar ile yetki itirazının reddine ve icra dairesinin yetkisine itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir.Davacı, sözleşme kapsamında üstlendiği kompansatör imalat işlerini yerine getirdiğini, hakedişlerin düzenlendiğini, faturaların kesildiğini ve davalı tarafından ödeme yapılmadığını iddia etmektedir. Davalı ise sözleşmesel yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmediğini, işlerin geciktirildiğini, ayıp ve eksikliklerin bulunduğunu, faturaların salt Vergi Usul Kanunu gerekliliklerinin yerine getirilmesi amacıyla düzenlendiğini savunmaktadır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmıştır. Bilirkişi kurulunca yapılan incelemede; davacı şirkete ait 2023 yılı e-defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı şirkete ait 2021, 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin de açılış ve kapanış beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinde davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin "alıcılar" hesabında takip edildiği, 19.09.2023 takip tarihi itibariyle hesap bakiyesine göre davacının davalıdan 40.399,79 Euro alacaklı olduğu; davalının ticari defterlerinde ise davacı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin "satıcılar" hesabında takip edildiği, aynı tarih itibariyle hesap bakiyesine göre davalının davacıya 40.399,79 Euro borçlu olduğu görülmüştür. Her iki tarafın ticari defterlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu ve aynı alacak/borç miktarını gösterdiği tespit edilmiştir.Teknik bilirkişi tarafından yapılan incelemede ise; davacı tarafından düzenlenen hakedişlerin aynı tarihlerde davalı adına düzenlenen faturalar ile uyumlu olduğu, faturalarda sözleşme konusu ... ... ve ... metal kompansatör malzemelerinin yer aldığı, hakediş tarihleri ile fatura tarihlerinin, bedellerinin ve malzemelerinin uyumlu olduğu dikkate alındığında davacının davalıya sözleşme konusu malzemeleri teslim ettiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 04.04.2023, 12.04.2023 ve 19.04.2023 tarihli üç adet hakediş düzenlendiği, bu hakedişlerin toplam tutarının 46.983,88 Euro olduğu tespit edilmiştir.Hakedişlerin onaylanması meselesine gelince; dosyaya sunulan hakediş belgelerinde sadece davacı firma yetkililerinin imzalarının bulunduğu, davalı tarafından ayrıca imzalanmış bir onay belgesinin dosyada mevcut olmadığı görülmüştür. Ancak davaya konu faturalar satışa ilişkin olup, her iki tarafın ticari defterlerinde alacak ve borç miktarının birbiriyle uyuştuğu bilirkişi raporu ile sabittir. Davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları kendi ticari defterlerine "satıcılar" hesabı altında kaydetmiş olması, HMK'nın 222. maddesi kapsamında bu faturaların ve dolayısıyla hakedişlerin davalı tarafından kabul edildiği, bu hususta karine oluştuğu anlamına gelmektedir. Nitekim bilirkişi kurulu da davacı tarafça talep edilen bedellerin davalı tarafından onaylandığı intibaını uyandıran hakedişlere ilişkin olduğunu, davalının esasen davacının ifa etmiş olduğu işleri teslim aldığını tespit etmiştir. Bu durumda hakedişlerin davalı tarafından zımnen kabul edildiği sonucuna varılmıştır.Takibe konu alacak miktarının belirlenmesi yönünden; hakediş toplamının 46.983,88 Euro olmasına karşın takibe konu alacağın 40.399,79 Euro olarak belirlendiği görülmektedir. Bilirkişi raporundaki cari hesap ekstresinden anlaşıldığı üzere, hakediş toplamından sözleşme gereği yapılan kesintiler (bakanlık kabul kesintileri ve diğer kesintiler) ile davalı tarafından düzenlenen iade faturaları (GKE2023-48, GKE2023-49, GKE2023-50, GKE2023-51 numaralı faturalar) düşülmüş ve kalan bakiye 40.399,79 Euro olarak hesaplanmıştır. Bu tutar, her iki tarafın ticari defterlerinde de aynı şekilde yer almaktadır.Davalı tarafça, faturaların bir kısmının iade edildiği ileri sürülmüş ise de, bilirkişi raporunda iade faturaların cari hesap bakiyesinden düşüldüğü, takibe konu alacağın bu iadeler sonrasındaki bakiye olduğu açıkça tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının iade faturalara ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.Davalının, 26 Haziran 2023 tarihinden itibaren davacıdan herhangi bir hizmet almadığı yönündeki savunmasına gelince; davalı, iş sahibi tarafından bu tarih itibariyle sahadan çıkarıldığını ve davacıdan hizmet almadığını ileri sürmüştür. Ancak takibe konu faturalar incelendiğinde, bu faturaların 04.04.2023, 12.04.2023 ve 19.04.2023 tarihli hakedişlere dayalı olarak düzenlendiği görülmektedir. Başka bir deyişle, takip konusu alacak davalının belirttiği 26 Haziran 2023 tarihinden önceki dönemde yapılan imalat ve teslimlere ilişkindir. Davalının bu tarihten sonraki döneme ilişkin herhangi bir fatura takibe konu edilmemiştir. Kaldı ki davacı, davalının sözleşmeyi sonlandırmadığını, hizmet almayı durdurduğuna dair herhangi bir bildirimde bulunmadığını ileri sürmüş olup, davalı tarafından kendi defterleri oluşan karinenin aksi ispat edilememiştir. Bu nedenle davalının söz konusu savunması yerinde görülmemiştir.Davalı, sözleşmesel şartların ve vade tarihlerinin oluşmadığını, geçici kabulün yapılmadığını, bu nedenle ödeme yükümlülüğünün doğmadığını savunmuştur.Taraflar arasındaki sözleşmenin "Ticari Şartlar" başlıklı 2. Bölümünün 4. maddesinde ödeme planı şu şekilde düzenlenmiştir: "Ödemeler, düzenlenecek hakedişlerin ... tarafından onaylanmasına müteakip kesilecek fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapılacaktır." Bu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, sözleşme bedelinin ödenmesi geçici kabulün yapılması şartına değil, hakedişlerin onaylanması şartına bağlanmıştır.Sözleşmenin 7. maddesi ise geçici kabulün yapılma usulünü düzenlemekte olup, bu maddede sözleşme bedelinin ödenmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Geçici kabul maddesi, işlerin tamamlanması sonrasında nihai kabul sürecine ilişkin prosedürü belirlemekte; ancak kısmi teslimlere karşılık düzenlenen hakedişlere dayalı ödemeleri kapsamamaktadır. Nitekim TBK'nın 479. maddesinin 2. fıkrası uyarınca eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur. Taraflar arasındaki sözleşmede de hakediş usulüyle kısmi ödemeler öngörülmüş olup, her bir hakedişin onaylanmasını müteakip kesilen fatura tarihinden itibaren 30 gün içinde ilgili bedelin muaccel olacağı kararlaştırılmıştır.Dosya kapsamında, davaya konu hakedişlerin Nisan 2023 tarihlerinde düzenlendiği, takibin ise 19.09.2023 tarihinde başlatıldığı görülmektedir. Bu durumda sözleşmede öngörülen 30 günlük ödeme süresinin geçtiği, alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olduğu anlaşılmıştır. Davalının geçici kabulün yapılmadığına dayalı savunması, sözleşmenin 4. maddesindeki açık düzenleme karşısında yerinde görülmemiştir.Davalı taraf, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini, işlerin ayıplı ve eksik olduğunu, gecikme nedeniyle zarara uğradığını, gecikme cezası alacağının bulunduğunu ileri sürerek ödemezlik defi ve takas/mahsup definde bulunmuştur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Ödemezlik definin ileri sürülebilmesi için karşı edimin henüz ifa edilmemiş olması gerekmektedir. Oysa dosya kapsamında, davacının hakedişlere konu işleri ifa ettiği, malzemeleri teslim ettiği, davalının bu teslimleri kabul ederek ticari defterlerine kaydettiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. İfa edilmiş ve kabul edilmiş edimler bakımından ödemezlik definin ileri sürülmesi mümkün değildir.Davalının ayıp ve eksik iş iddialarına gelince; mahkememizce yapılan ön inceleme aşamasında, davalının somut bir ayıp ve eksik iş savunmasında bulunmadığı, ayıp ihbarına, ayıbın niteliğine, zararın miktarına ilişkin somut bir izahta bulunmadığı ve delil sunmadığı tespit edilmiştir. Aynı şekilde gecikme cezası iddiası bakımından da miktar ve süre açısından herhangi bir somutlaştırma yapılmadığı görülmüştür. Bu nedenle ön inceleme zaptında, takas ve mahsup ile ödemezlik defi açısından somut bir ayıp ve eksik iş savunmasının bulunmaması, gecikme cezası açısından da miktar ve süre yönünden somutlaştırma bulunmaması nedeniyle bu hususların uyuşmazlık kapsamında kalmadığı belirlenmiştir. Davalı, bu aşamadan sonra da söz konusu iddialarını somutlaştırır nitelikte delil sunmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı, ayıp, eksiklik ve gecikme iddialarını ispat edememiştir.Davalı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; müvekkilin cevap dilekçesindeki iddiaların araştırılmadığını, defter kayıtlarının fiili bir işleme dayanıp dayanmadığının incelenmediğini, sadece davacı defterlerinin incelendiğini, HMK 222 ve TTK 64-85 maddelerine aykırılık bulunduğunu, iade faturaların dikkate alınmadığını, kira sözleşmesi ve taşınmaz kullanımı hususlarında hatalı değerlendirme yapıldığını ve ICC tahkim sürecinin bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek ek rapor alınmasını talep etmiştir.Davalının, HMK 222 ve TTK 85. maddelerine aykırı olarak sadece davacı defterlerinin incelendiği yönündeki itirazı dosya kapsamıyla bağdaşmamaktadır. Bilirkişi raporunun ilgili bölümlerinde açıkça görüldüğü üzere, hem davacının hem de davalının ticari defterleri ayrı ayrı incelemeye tabi tutulmuş, her iki tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve karşılıklı hesap bakiyelerinin uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Davalının kendi ticari defterlerinde de 40.399,79 Euro borç kaydının bulunduğu bilirkişi raporu ile sabittir.İade faturaların dikkate alınmadığı yönündeki itiraz da yerinde değildir. Bilirkişi raporundaki cari hesap ekstresinden açıkça görüldüğü üzere, davalı tarafından düzenlenen dört adet iade faturası hesaplamaya dahil edilmiş ve takibe konu alacak bu iadeler düşüldükten sonraki bakiye olarak tespit edilmiştir.Davalının kira sözleşmesi ve taşınmaz kullanımına ilişkin itirazına gelince; işbu dava, taraflar arasındaki Kompansatör İmalatlarına İlişkin Sözleşme kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Bilirkişi raporunda kira ilişkisine veya taşınmaz kullanımına dair herhangi bir tespit ya da değerlendirme bulunmamaktadır. Davalının bu itirazı dosya kapsamıyla ilgisiz olup değerlendirmeye alınmamıştır.ICC tahkim sürecinin bekletici mesele yapılması talebine gelince; davalı, konsorsiyum lideri ile arasında ICC nezdinde devam eden tahkim sürecinin sonucunun işbu davada belirleyici olduğunu ileri sürmüştür. Ancak davacı ..., söz konusu tahkim sürecinin tarafı değildir. Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki, davalının üçüncü kişilerle olan hukuki ilişkilerinden bağımsızdır. Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği, davalının konsorsiyum lideri veya iş sahibi ile arasındaki uyuşmazlık, davacıya karşı ileri sürülemez ve davacının alacak hakkını etkilemez. Bu nedenle bekletici mesele yapılması talebi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor; mali, teknik ve hukuki yönlerden kapsamlı bir inceleme içermekte, gerekçeli, tutarlı ve denetime elverişli nitelikte bulunmaktadır. Davalının itirazları, yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş, raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kanaatine varılarak ek rapor alınmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.Davalı, icra takibine itirazında faiz oranlarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt faizi oranına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Takibe konu alacak Euro cinsinden dövizli alacak niteliğinde olduğundan, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uygulanacaktır. Anılan madde uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu nedenle faiz oranına itirazın, "3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi" şeklinde iptaline karar verilmiştir.Davacı, davalının itirazının haksız olması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ise alacağın likit olmadığını, eser sözleşmesinden doğan alacağın yargılama sonucu belirlenmesi gerektiğini savunarak icra inkar tazminatı talebinin reddini istemiştir.Dava konusu edilen asıl alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, ticari defter incelemeleri ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının edimini ifa ettiği, hakedişlerin düzenlendiği ve davalı tarafından zımnen kabul edildiği, faturaların kesildiği ve davalının ticari defterlerine kaydedildiği, iade faturaları ile kesintiler düşüldükten sonra kalan 40.399,79 Euro alacağın muaccel hale geldiği, davalının ödemezlik defi ve diğer savunmalarının yerinde olmadığı, itirazın haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davanın kabulü ile davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, faiz oranına itirazın 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi çerçevesinde iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;1-Davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürülüğünün 2023/... sayılı takip dosyasında;İcra dairesinin yetkisine,40.399,79 Euro asıl alacağa,ve işleyecek faiz oranına itirazın ise "3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi " şeklinde iptaline,Bunların dışında takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına,2-40.399,79 Euro'nun takip tarihindeki 28,8705 TL üzerinden karşılığı olan 1.166.362,13'nin %20'si olan 233.272,42 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 79.674,20-TL ilam harcından peşin alınan 15.234,16-TL'nin mahsubu ile bakiye 64.440,04-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 15.234,16-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 15.504,01-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 180.954,32-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 18.980,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.█████/2025Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır