Emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini fesheden ancak başka bir işte çalışmaya başlayan işçinin kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağı temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki davada, davacı işçi emeklilik koşullarını tamamlayarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ve ödenmeyen fazla çalışma ücreti ile kıdem tazminatının tahsilini talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının yaş hariç emeklilik şartlarını sağlaması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazandığına, fazla çalışma iddiasının tanık beyanlarıyla ve işverenin delil sunmaması nedeniyle ispatlandığına hükmetmiş; davalı banka ise temyiz başvurusunda, davacının gerçekte emekli olmak yerine başka bir işte çalışmak amacıyla istifa ettiğini, taleple bağlılık ilkesi gereği fazla çalışma talebinin kapsamının aşıldığını ve fazla çalışmanın aylık ücrete dahil olduğunu iddia ederek istinaf kararının bozulmasını talep etmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.05.2013-29.07.2022 tarihleri arasında davalı bünyesinde müşteri portföy yöneticisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından emeklilik nedeniyle haklı gerekçe ile feshedildiğini, davacının haftalık yasal çalışma saatinin üzerinde çalışma yaptığını ancak karşılığı ücretin ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğini, davacının gerçek iradesinin yeni bir işe girmek olup emekli olmak olmadığını, istifa eden işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, müvekkili Bankanın çalışma saatlerinin belirli olduğunu, belirlenen saatler dışında fazla çalışma yapması için amirleri tarafından davacıya verilen bir talimat olmadığını, davacının fazla çalışma yapmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre, iş sözleşmesinin davacı tarafından emeklilik nedine ile sona erdirildiği, davacının 7699 prim ödeme gün sayısı ile sigortalılık süresi göz önünde bulundurulmaksızın 7000 gün prim ödeme koşulunu sağladığının tespit edildiği, buna göre koşulları oluşan kıdem tazminatı isteminin kabulü gerektiği, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı konusunda işyeri kayıtları, işyerine giriş-çıkış kayıtları ve işyeri yazışmalarının delil niteliğinde olduğu, dosyada davalı işveren tarafından bu kapsamda sunulmuş olan herhangi bir yazılı belge bulunmadığı, bu nedenle talep edilen alacaklar bakımından tanık beyanları ile sonuca gidildiği, davacının fazla çalışma yaptığına ilişkin iddiasının dosya kapsamı uyarınca ispatlandığı, karşılığı ücretin ödendiğinin ise davalı işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre ve özellikle davacının yaş hariç emeklilik şartlarını sağlaması nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği sabit olup kıdem tazminatı almaya hak kazandığı, başka bir yerde çalışmaya başlamasının sonuca etkili olmadığı, dava dilekçesinde 40 saat üzeri çalışılan fazla çalışmanın ücreti de talep edilmiş olup hukuki nitelemenin hâkime ait olduğu, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği fazla çalışma ücreti talebinin içerisinde fazla sürelerle çalışma talebinin de bulunduğunun kabulünün gerektiği, bilirkişi tarafından yıllık 270 saat fazla çalışma ücretin içinde olduğu kabulüyle hesaplama yapıldığı, prime ilişkin kazancın niteliği farklı olduğundan yapılan fazla çalışma hesabından mahsubunun mümkün olmadığı, davacının çalıştığı bilgisayarın log kayıtlarını elinde bulunduran işverenin bu delilleri yasal süresi içerisinde sunması gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının müvekkili Bankaya hitaben sunduğu 29.07.2022 tarihli istifa dilekçesinde her ne kadar 7000 gün prim ödeme ve 20 yıl sigortalılık süresi şartlarını yerine getirdiği ve sağlık problemleri nedeniyle emekli olmak üzere iş sözleşmesini sona erdirdiğini bildirdiği, ancak davacının yaşı da göz önüne alındığında iş sözleşmesini gerçekten emekli olmak amacıyla değil başka bir işte çalışmak amacıyla feshettiğinin ortada olduğunu, bu durumda davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,2. Davacı tarafça dava dilekçesinde fazla çalışma alacağı talebinde bulunulduğu, bu nedenle davacının sadece fazla çalışma ücreti hesaplaması yapılması gerektiğini, talep aşılarak fazla sürelerle çalışma ücreti alacağı hesaplaması yapılmasının taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu,3. Yüksek Mahkeme içtihatları uyarınca fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin hükümlere 270 saate kadar olan çalışmaların dâhil olduğunun kabul edildiği göz önüne alındığında davacı tarafın yıllık 270 saati aşan çalışması bulunmadığından talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi hâlde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince kısa kararda, " Takdiren %30 hakkaniyet indirimi uygulanarak belirlenen 6.421,11-TL net fazla mesai ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiş ise de gerekçeli kararın gerekçe bölümünde "takdiren %30 indirim yapılarak davacı lehine 4.494,77 net fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilerek ve hüküm fıkrasında "Takdiren %30 hakkaniyet indirimi uygulanarak belirlenen 4.494,77-TL net fazla mesai ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur. Bu husus başlı başına bozma sebebidir.VII. KARARAçıklanan sebeple;1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.