Danıştay, Türk vatandaşlığının iptali işleminin kaldırılması ve yeniden vatandaşlığa kabul talepli dilekçeyi, idari yargının görev ve yetki sınırları ile taleple bağlılık ilkesine aykırılığı nedeniyle usulden reddetti.
Özet: Davacının pasaportunda "vatandaşlıktan çıkma" ibaresiyle yapılan iptal kaydı üzerine, bu işlemin iptali, Türk vatandaşlığının yeniden tesisi ve yürütmenin durdurulması ile mal varlığı tasfiyesinin durdurulması talebiyle açılan davada; Danıştay, idari yargının idareyi belirli bir işlem yapmaya zorlayamayacağını, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı olduğunu ve iptal ile tam yargı davaları dışında bir dava türü olmadığını vurgulamıştır. Mahkeme, "Türk vatandaşlığına kabulü" gibi taleplerin idari yargı yetkisinin sınırlarını aştığını, davanın mevcut bir idari işlemin iptaline odaklanması gerektiğini belirterek, dilekçenin idari yargılama usul kanununun ilgili maddelerine uygunluğunun değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALILAR
: 1- ...2- ... Bakanlığı / ANKARADAVANIN_ÖZETİ
: Davacı tarafından, pasaportunda █████/2024 tarihinde Ankara NVİ tarafından "İptal-İptal/Vatandaşlıktan çıkma" şeklinde iptal kaydı tespit edildiğine yönelik █████/2024 tarihli tebliğ tebellüğ tutanağı ile öğrenmiş olduğu Türk vatandaşlığına alınma kararının iptaline ilişkin işlemin iptali ve Türk vatandaşlığına kabulü ve yürütmenin durdurulması, mal varlığının tasfiyesine ilişkin karar var ise tasfiyenin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin gereği görüşüldü:Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari dava türlerinin iptal davaları, tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olduğu; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idare mahkemelerinin, yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir.Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.İdari yargıda menfaat ihlali ileri sürülerek bir veya birden fazla işlemin iptalinin istenebileceği gibi, idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen kararların tazmin edilmesi istemiyle tam yargı davası da açılabileceği, öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptal edilmesinin mümkün olduğu açıktır.Diğer taraftan, yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca, iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.Dava dosyasının incelenmesinden, davacının █████/2024 tarihinde Afganistan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere İstanbul Havalimanı pasaport kontrol noktasında, Ankara Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü tarafından █████/2024 tarihinde "İptal-İptal/Vatandaşlıktan çıkma" şeklinde pasaport iptal kaydı konulduğunun anlaşıldığından bahisle pasaportunun muhafaza altına alınmasıyla Türk vatandaşlığının geri alındığını öğrenmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, dava dilekçesinde, davacının iptal ve yürütmenin durdurulması istemi yanında, idari işlem tesis edilmesi niteliğinde olan Türk vatandaşlığına kabulü ve mal varlığının tasfiyesine ilişkin karar var ise tasfiyenin durdurulmasına karar verilmesi isteminde de bulunduğu görülmektedir.Bu haliyle, dava dilekçesinde idari işlem niteliğinde Türk vatandaşlığına kabulü ve mal varlığının tasfiyesine ilişkin karar var ise tasfiyenin durdurulmasına karar verilmesi isteminde bulunulduğu görüldüğünden; dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.Bu durumda, idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan istemlerde bulunulmadan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması talep edilmemek suretiyle, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle imzalı üç nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacıya duyurulmasına,3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, █████/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.