Danıştay 10. Daire, Sosyal Güvenlik Kurumu genelgesinin iptali veya yeniden düzenlenmesini talep eden davanın dilekçesini, yargı yetkisi sınırlarını aşan istemler içermesi nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulmadı.
Özet: Sosyal Güvenlik Kurumunun ana veya babaya ait işyerinde çalışan küçüklerin sigortalılık koşullarına dair bir genelgesinin iptali veya yeniden düzenlenmesi istemiyle açılan davada, Danıştay 10. Daire, dava dilekçesinde yalnızca iptal talebiyle sınırlı kalınmayıp, idari yargının yerindelik denetimi yapamayacağı ve idareyi işlem tesis etmeye zorlayacak biçimde karar veremeyeceği temel ilkelere aykırı olarak düzenleme veya değişiklik yapılması yönünde alternatif taleplerin de yer aldığını tespit etmiştir. Bu durumun, idari yargılama usulünde dilekçenin taşıması gereken şartları belirleyen 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine aykırı bulunması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ... Kurumu Başkanlığı / ...DAVANIN_ÖZETİ
: Davacı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının █████/2013 tarih ve ███████ sayılı Genelgesinin Birinci Kısmının "Sigortalı Sayılmayanlar" başlıklı Üçüncü Bölümündeki 1 sayılı başlık altında yer alan "baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır" düzenlemesinin iptaline veya yeniden düzenlenmesine karar verilmesi istenilmektedir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. maddesinin 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir.Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.Ayrıca, idari yargıda mahkemelerden, idareyi işlem tesis etmeye zorlayacak bir istemde bulunulamayacağı, ancak mevcut bir işlemin iptalinin istenebileceği açıktır.Dava dilekçesinin incelenmesinden; dilekçenin "konu" ve "sonuç ve talep" kısımları ile içeriğinde dava konusu düzenlemeye yönelik olarak iptal isteminin yanı sıra terditli bir şekilde ilgili maddenin geriye yürütülemeyeceği şeklinde düzenlenmesinin ve değiştirilmesinin istenilmesi suretiyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmıştır.Bu durumda, idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan istemlerde bulunulmadan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması talep edilmemek üzere dava konusu işlem/işlemler tereddüte mahal verilmeyecek biçimde ortaya konulmak suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle,1) 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile noksanı tamamlandıktan sonra dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,2) 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçelerde de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacıya duyurulmasına,3).Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, █████/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.