Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, teminat amacıyla verildiği iddia edilen bonoya dayalı icra takibine karşı borcun bulunmadığının tespiti ve takibin iptali talebi.
Özet: Bir icra takibine konu senede dayanarak borçlu olmadığını iddia eden davacı, senedin bir üçüncü tarafın hizmet sözleşmesi için teminat amacıyla ve kendisinin kefil olarak imzaladığını, bu nedenle geçersiz olduğunu ve borçlu olmadığının tespitini talep ederken; davalı, senedin davacı tarafından doğrudan kendi borcu karşılığında imzalandığını, teminat iddiasının dayanağı olmadığını ve takibin haklı olduğunu savunmuş, mahkeme ise bononun mücerret niteliğini ve bedelsizlik iddiasının ispat yükünün davacıda olduğunu belirtmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı müvekkili aleyhine 21.12.2023 tarihinde İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, dava konusu takibe konu senedin, teminat amacıyla işletmenin aciz durumuna ve ödeme güçsüzlüğüne düşmesi nedeniyle verilmiş senet olduğunu, dava dışı asıl borçlu taraf hakkında takip yapılmadan doğrudan müvekkiline takip yapıldığını, dava dışı asıl borçlunun ...'nin şahıs işletmesi olduğunu, söz konusu işletme ... ile davalı arasında 1 yıl süreli, 04.10.2023 tarihinde ... aboneliği sözleşmesi yapıldığını, ancak, işletme sahibi ve yetkilisi işletmede olmadığından davacı müvekkilinin abone yapılmaya çalışıldığını ve abonelik sözleşmesine davacının adının yazıldığını, davalının söz konusu işletmeden teminat verilmesini istediğini ve sözleşmenin alt kısmında teminat amacıyla, davalıya senet verildiğini, asıl borçlusu olmayan bir senette, kefil olarak senet alındığını ve davacı tarafından atılan imzanın senette, kefil kısmında karşılık gelecek şekilde atılan imza olduğunu, borçlu kısmına karşılık gelecek imzanın bulunmadığını, senette asıl borçlu olmamasına rağmen, teminat amacıyla kefil olarak senet imzalanması nedeniyle senedin geçersiz olduğunu, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası sonucu, davacının davalıya karşı bulunmadığından, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibinin iptalini, davacı tarafından davalıya ödenen 13.350,00 TL'nin yasal faiziyle davacıya ödenmesini, takip alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatı ödemesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İstanbul .... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile borçlu davacıya ait bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile taraflarınca icra takibi başlatıldığını, davacı her ne kadar bonodan kaynaklı olarak herhangi bir borcu olmadığını iddia etmiş olsa da davacının itirazının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirtket ile davacı arasında ... aboneliğine ilişkin olarak bir borç ilişkisi meydana geldiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye dayanak davacı yanın, borcuna karşılık işbu davaya konu bonoyu müvekkili şirket lehine imzaladığını, her ne kadar davacı yanın, dava dışı asıl borçlunun ... şahıs işletmesi olduğunu ve işletme sahibi ve yetkilisi işletmede bulunmadığından abone yapılmaya çalışıldığın ve adının yazıldığını iddia etmiş olsa da beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının senedin teminat olarak verildiği iddiasının herhangi bir dayanağı olmadığını, iddialarını yazılı bir delille ispat etmek durumunda olduğunu beyanla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ikame edilmiş işbu davanın reddine, haksız ve kötüniyetli itirazın ve taleplerin reddine, itiraz edilen tutar üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takip konusu alacağnı %10'u oranında para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENİDİRLMESİ VE GEREKÇE
:Dosya, ilk etapta, Küçükçekmece ... Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı █████/2025 tarihli görevsizlik kararı ile Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmiş, daha sonra Bakırköy .... Tüketici Mahkemezsi ... E.- ... K. Sayılı, █████/2025 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiş olup, eldeki esası almıştır.
Dava menfi tespit davası olup, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasına konu █████/2023 tanzim tarihli █████/2023 vade tarihli 66.750,00-TL bedelli bono kapsamında davacının davalıya borcu bulunmadığının ve ödenen miktarı istirdatı talebine ilişkindir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Kural olarak,bonoda malen kaydı bulunduğunda davacının bu bono karşılığında mal teslim aldığı yolunda karine vardır. Bu durumda bonodaki kaydın aksini iddia eden davacının malı teslim almadığı yolundaki iddiasını yazılı delille veya yemin delili ile kanıtlaması gerekir.
Öte yandan kambiyo senetlerinde mücerretlik(soyutluk) ilkesi geçerli olup, bu ilke bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi asıl bir borç ilişkisinin illi bir ilişkinin varlığını bertaraf eden nitelikte değildir. Diğer yandan kambiyo senetlerinden kaynaklanan alacakların mücerretliği bunların asıl borç ilişkisinden tamamen ve her yönden kopmuş olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.Senedin bedelsiz olduğu, temel bir borç ilişkisine dayanmadığı hususu kişisel defilerden olup, kural olarak senet hamiline karşı keşideci tarafından ileri sürülemeyecektir. Ancak maddede belirtildiği üzere hamil, senedi iktisap ederken senedin bedelsiz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyor ve buna rağmen borçlunun zararına hareket etmiş ise senedin mücerretliği ve iyiniyetli hamil olduğu ilkesine dayanamayacaktır. Davacı tarafça, dava ve takip konusu bononun taraflar arasında geçerli olmayan taraflar arasında kurulmamış olun bir abonelik/sözleşme ilişkisine dayalı olarak ve davacıdan teminat olarak kefil sıfatı ile alındığını, sözleşme ilişkisi kurulmuş kabul edilse dahi davalının hizmeti gereği gibi zamanında ifa etmediğini, buna karşın davalının hizmet bedeli talep etmesinin hukuka aykırı olduğu hususları beyan edilmiş ise de, dosyaya sunulan sözleşme ve altındaki bono incelendiğinde sözleşmenin davalı ile davacı arasında düzenlendiği, davacının sözleşmeyi imzaladığı gibi altındaki bonoyu da borçlu sıfatı ile ismi de yazılarak imzaladığı, bu haliyle sözleşmenin taraflar arasında kurulduğunun kabulünün gerektiği aksinin davacı tarafından usulüne uygun yazılı deliller ile ispatlanamadığı, davalının hizmeti gereği gibi vermediği yönündeki iddiaları ortaya koyar ispatlan mahiyette de davacı tarafça usulüne uygun yazılı delil sunulmadığı, davacının iddialarının tanık ile ispatlanabilecek hususlardan olmadığı, senede ve sözleşmeye karşı olan iddiaların ancak usulüne uygun yazılı deliller ile ispatlanabileceği ancak bu yönde dosyaya delil sunulmadığı anlaşıldığından menfi tespit davasının reddine karar verilmesi gerekmiş, şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına da hükmedilmemiştir.
HÜKÜM;Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE ile;
2-Alınması gereken 615,40-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 1.367,91-TL'nin mahsubu ile fazla alınan 752,51-TL harcın davacıya geri verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca 2.080,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,
7-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!