Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden, işverenin kira yardımını ödememesi sebebiyle işe gelmeyen öğretmenin iş sözleşmesinin haksız feshine ve tazminat taleplerine dair temyiz kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, işveren tarafından feshedilen iş sözleşmesi sonrası davacı öğretmenin açtığı davayı özetlemektedir; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davacının kira borçları nedeniyle işe devamsızlığının 4857 sayılı Kanunun 34. maddesi uyarınca haklı olduğunu, dolayısıyla işverenin feshinin haksız olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını ve işveren adına ödediği kira bedelinin tahsiline karar verirken, kötüniyet tazminatı talebini arabuluculuk şartı noksanlığından reddetmiş, davalı işveren ise feshin haklılığını savunarak kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 10. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Okullarında 15.08.2014 tarihinde matematik öğretmeni olarak çalışmaya başladığını, daha sonra departman şefi olduğunu, 2017 yılı Ağustos ayından işten ayrıldığı 16.04.2021 tarihine kadar da okul müdürü olarak görev yaptığını, davalı taraf 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(g) hükmü uyarınca iş sözleşmesini feshederken müvekkilinin de aynı gün yaşadıkları sebebiyle tek taraflı haklı fesih ihbarında bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kira bedeli ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, iş sözleşmesine müvekkili Kurum tarafından haklı nedenle son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hukuki nitelendirme hâkime ait olmakla davacı tarafça işe gitmediğinin sebebinin kira borçlarının olduğu ve icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığı iddiası birlikte değerlendirilerek ücretin içinde olan sosyal yardım niteliğindeki kira yardımının geniş manada ücret olarak nitelenmesi gerektiği kabul edilerek 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesi gereği davacının işe devam etmemesinin haklı görüldüğü ve davalının feshinin haksız olduğuna kanaat getirildiği, davacının kendisi için tahsis edilen ev için davalı adına 30.03.20 21... .05.2021 tarihlerinde toplam 12.000,00 TL ödeme yaptığının görüldüğü, bu sebeple davacının bu talebinin kabul edildiği, davacının kötüniyet tazminatı talebi arabuluculuk görüşmesinde ileri sürülmediğinden dava şartı yokluğundan reddedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanlarına göre davacıya tahsis edilen evin kirasının davalı tarafça ödendiği, davacının davalının ödemediği kira bedellerini mülk sahibine ödediği, davacının mülk sahibine ödediği kira bedelinin hüküm altına alınmasında hata olmadığı, sosyal yardım niteliğindeki kira yardımının geniş manada ücret olarak nitelenmesi gerektiği, 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesi gereği davacının işe devam etmemesinin haklı olduğu, davalının feshinin haksız olduğu, davacının ücretinin ve giydirilmiş ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, banka kayıtları ve tanık beyanlarına göre doğru tespit edildiği, ücret alacağının arabuluculuk son tutanağında müzakere edilen alacaklardan olduğu, iş sözleşmesinin kötüniyetli olarak işveren tarafından sona erdirildiğine dair dosya kapmasında herhangi bir delilin olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini, ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,2. Davacının ücretinin bankaya yatırılan tutardan fazla olduğunun ispatlanamadığını, davacının ücretinin bankaya yatırılan tutar olarak esas alınması gerektiğini,3. Giydirilmiş brüt ücretin yanlış hesaplandığını, herhangi bir emsal araştırması yapılmaksızın 4.000,00 TL olarak ekleme yapılmasının hatalı olduğunu, taşınmazın rayiç kira bedelinin araştırılması gerektiğini,4. Davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(g) hükmü gereği feshedildiğini, davacının işe gelmemesinin eğitim kurumu olan müvekkilini zor durumda bıraktığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,5. Kira bedeli alacağının arabuluculuğa konu edilmediğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş sözleşmesinin sona erme şekli ile davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile kira borcu alacağına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir.Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır.Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir.Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında düzenlenen 04.06.2021 tarihli "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı"nda tarafların anlaşmaya varamadıkları alacak kalemleri tek tek sayılmıştır. Buna göre dava dilekçesinde talep edilen ve mahkemece hüküm altına alınan alacak kalemlerinden kira bedeli alacağı arabuluculuk görüşmelerine konu edilmemiştir.Şu hâlde arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen sözü edilen alacak kalemi yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu kalem yönünden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.3. Belirsiz alacak davasına yönelik Daire ilkeleri 26.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararda açıklanmıştır. Dairemiz uygulamasına göre belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve şartları taşımayan davanın usulden reddine karar verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 14.09.2020 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararları). İşçilik alacaklarının hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/5 Karar sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta dava 09.09.2021 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatları bakımından belirsiz alacak davası türünde açılmış olup davacı; çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, sözü edilen tazminatların hesaplanmasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatlerin miktarını, çalışma süresine göre kendisine tanınması gereken ihbar öneli süresini belirleyebilecek durumdadır. Nitekim davacı dava dilekçesinde net ücretinin 15.500,00 TL olduğunu ve 15.01.2021-15.02.20 21... .02.2021-15.03.2021 dönemleri için 30.03.2021 tarihinde 8.000,00 TL ve okul ile olan sözleşmesini feshettikten sonra 03.05.2021 tarihinde ise 15.03-15.04.20 21... .000,00 TL ev sahibine kira ödemesi yaptığını da belirtmiştir. Davacı tarafından giydirilmiş ücretin hesabında dikkate alınması gereken ayni olarak sağlanan başkaca bir sosyal menfaatin varlığı da iddia edilmiş değildir. Dolayısıyla davaya konu edilen kıdem ve ihbar tazminatlarının gerçekte belirlenebilir alacaklar olduğu ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından sözü edilen talepler yönünden açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.