Maden ruhsatı sahibi davacının, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davasında, yüzölçümü eksikliği ve sınır yanlışlığı iddiaları ile bilirkişi raporunun tarafsızlığına yönelik itirazlarının reddedilerek kadastro tespitinin onanması.
Özet: Bir maden ruhsatı sahibi şirket, taşınmazının yüzölçümünün güncel kadastro çalışmasıyla eksildiğini ve sınırlarının hatalı belirlendiğini iddia ederek 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davası açmış, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davanın reddine karar vermiş; davacının, bilirkişi raporunun tarafsız olmadığı ve adil yargılama ilkesinin ihlal edildiği gerekçeleriyle yaptığı temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Aydın Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Aydın ili Karpuzlu ilçesi ... Mahallesinde 1956-1957 yıllarında 5602 sayılı Tapulama Kanunu kapsamında yapılan tesis kadastrosu ile 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması bulunmakta olup, tesis kadastrosunda dava konusu taşınmazın kök parseli olan 1140 parsel vergi kaydına dayalı olarak 37.500,00 metrekare ve “Evi Olan 250 Ağaçlı Zeytinlik” vasfıyla tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşmiş olup, 1970 yılında ifrazı ile 1609 ve dava konusu 1610 parsellere ayrılmış, dava konusu 1610 parsel, 28.900,00 metrekare ve “Evi olan 188 ağaçlı zeytinlik” vasfıyla tapuya tescil edilmiştir. 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında güncelleme kadastrosu sırasında ise dava konusu 1610 parsel sayılı taşınmaz 1 08... parsel numarasıyla ve 28.900,00 metrekare olan yüzölçümü 28.937,78 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili Karpuzlu ilçesi ... Mahallesinde bulunan taşınmazlarda 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca ruhsat sahibi olduklarını ve faaliyette bulunduklarını, sahada güncelleme kadastrosu yapıldığını, güncelleme kadastrosu neticesinde üzerinde maden ruhsatı ile hak sahibi oldukları 1 08... (eski 1610) parselin yüzölçümünün eksildiğini ve sınırlarının yanlış belirlendiği ileri sürerek, dava açmıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet yokluğundan, aksi durumda esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemece davanın reddi ile dava konusu taşınmazın güncelleme (uygulama) kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, davacı vekili tarafından; kararın hukuka aykırı olduğu, istinaf dilekçelerinde vurgulanan ve yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı kurumun çalışanının bilirkişi olarak yer almasının 6100 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin yanılma payı içerisinde kaldığı gerekçesinin ikrar içerdiği ve hatalı olduğu, bilirkişi raporunun hükme elverişli, bağımsız, tarafsız uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmadığı, Adil Yargılama İlkesi ve Hukuki Dinlenilme Haklarının açıkça ihlal edildiği ileri sürülerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
: Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!