Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan haksız fiil iddiaları, abonelik engellemeleri ve performans değerlendirmesi zemininde, maddi, portföy ve denkleştirme tazminatı taleplerini konu alan ticaret mahkemesi davası.
Özet: Bu tazminat davasında, davacı bayi, davalı şirketin bayilik sözleşmesi kapsamında bulduğu abone dosyalarını haksız yere reddederek ve bu abonelerle başka yollarla işlem yaparak kendisini komisyon gelirinden mahrum bıraktığını, yeni ofis yatırımları ve personel istihdamına rağmen portföyünün zarar gördüğünü iddia ederek denkleştirme ve maddi tazminat talep etmiş; davalı şirket ise davacının satış hedeflerini karşılayamadığını, abone evraklarında eksiklikler bulunduğunu ve sözleşmenin bu nedenlerle haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiş; mahkeme ise yargılama sonucunda davacının 12 müşteri için haksız yere mahrum kaldığı 1500 TL tutarındaki komisyon gelirini tespit etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, müvekkil şirketle akdettiği sözleşmeyle müvekkil şirkete bayilik yetkisi verdiğini, bunun üzerine müvekkil şirketin yeni bir ofis açtığını, 10 kişiyi istihdam ettiğini, bu süreçte diğer elektrik satıcısı firmaların iş tekliflerini reddettiğini, davalı şirketin, müvekkil şirketin sisteme girdiği abone dosyalarını, çeşitli gerekçelerle reddetmeğe başladığını, oysa ki reddedilen dosyaların abonelik işlemlerin tamamlandığının müvekkilince tespit edildiğini, bu durumun, aboneliklerin başka şirketlere verildiği durumunu ortaya çıkardığını ve davalının haksız şekilde müvekkilinin abonelik dosyalarını engellediğini, akdedilen sözleşmenin 3.1.1 maddesinde bayinin, davacı şirketin dışında herhangi bir toptan ... veya üretim şirketi ile çalışamayacağı öngörüldüğünü, müvekkil şirketin ise tüm gelirinin, davalı şirket ile olan ticari ilişkisine bağlandığını, ancak davalının engellemeleri yüzünden bu gelirden yoksun kaldığını, müvekkil şirketin, davalı şirketin kullanımma sunduğu müşteri portföyünden artık faydalanamayacak olup değer kaybına uğradığını, bu nedenle TTK 122.madde uyarınca portföy tazminatına hak kazandığını önü sererek, uğradığı maddi maddi zararın tespiti ile şimdilik 10.000 TL maddi zararın ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL denkleştirme tazminatının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında 07.03.2016 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, aktivasyon bedeli olarak 125 TL üzerinden anlaşma sağlandığını, davacının nakit problemi yaşaması nedeniyle destek amaçlı diğer bayilerden farklı olarak ön ödemeli prim sistemi uygulamasına geçildiğini, davacının ilk olarak 2016-05 tedarik dönemi için abonelik girişi yaptığını, bu dönemden sonra bütün aktivasyon ve airtime hakkedişlerinı davacıya ödendiğini, davacının en son abonelik girişinin ----- dönemine ait olduğunu, yanlar arasında akdedilen sözleşmenin 5.1.3 maddesinde; “Pasif bayi, 3 er aylık dönemler hafinde yapılan bayi değerlendirmelerin de, 3 ay içerisinde en az 10 adet onayU sayaç ya da 15MWh'lik satış değerini aşan bayiüfer aktif bayt olarak sınıflandırılır. Söz konusu minimum hedeflerin tutturulamaması durumunda bayi pasif statüsüne alınıp hakkedişfeh dondurulur. Takip eden 3 ay-içinde aktif statüsüne geçmemesi durumunda bayilik sözleşmesi tek taraflı feshedilir hükmünün olduğunu, 2016-09 döneminden sonra üst üste 3 giriş dönemi boyunca abonelik girişi yapmadığını, sözleşmenin 7.3 maddesinin, '‘Bayi, ... satışım artırılması için mümkün olan her türlü çabayı göstermez, çalışmaz ve pasif katırsa ve/veya ----, bayının performansını yetersiz görür ise bu sözleşmeyi karşılıklı anlaşmak kaydıyla feshedebilir şeklinde olduğunu, davacının iddia ettiği abone dosyalarının portföyünün geçişinin sağlanmadığını belirtmiş olmasına karşın bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacının usulsüz işlemler gerçekleştirmiş olması nedeniyle portföy geçiş işlemlerinin yapılamadığını, zira davacının portföye geçiş talep ettiği aboneler için gönderdiği bilgi ve belgelerde bir çok eksikliğin olduğunun tespit edildiğini, abonelere ait olduğu belirtilen numaraların bir çoğunun hatalı olduğunu, taahhütname ve sayaç listelerinin imzasız olarak gönderildiğini, davacının gönderdiği evraklar içerisinde abonenin son güncel faturaları bulunması zorunlu olmasına eklenmeksîzin gönderildiğini, bir çok sözleşmede imza tutarsızlığının olduğunu, bu nedenle kabul edilmediğini, davacının tüm alacaklarının ödendiğini, sözleşmenin feshinin davacının kusurlu eylemlerinden kaynaklanması nedeniyle müvekkil tarafından 10.02.2017 tarihinde haklı olarak feshedildiğini, bu nedenle denkleştirme isteminin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Davacı vekili █████/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile ... arasında tanzim ve imza edilen 08.12.2021 tarihli Alacak Devri ( Temliki) Sözleşmesi ile işbu davanın ...'e devri hususunda anlaştıklarını, bu nedenle akdedilen sözleşme ile dava konusunu devralan ... T.C. kimlik numaralı ...'in işbu davaya davacı olarak eklenmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda ------ esas sayılı ------ karar sayılı karar ile; "...Mahrum kalınan kar nedeniyle maddi tazminat: Davalı, davacının bulmuş olduğu 12 müşteri ile haksız olarak sözleşme akdetmemiş ve davacıyı komisyon alacağından mahrum bırakmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamaya göre ise mahrum kalınan komisyon geliri tutarı 1500,00 TL olduğu anlaşılmıştır.Davacı, dava dilekçesinde denkleştirme tazminatı 10000,00 TL, maddi tazminat 10000,00 TL olmak üzere toplam 20000,00 TL olan talebini, ıslah dilekçesi ile 41371,92 TL arttırarak dava değerini 61371,92 TL.sına yükselttiği, Bu durumda ıslah dilekçesinin 10000,00 TL lik kısmı maddi tazminat talebi bakımından, bakiye 51371,92 TL sinin ise denkleştirme tazminatı bakımından değerlendirilmesi gerektiği,
Davacının 10000,00 TL maddi tazminat talebinin 1500,00 TL.si yönünden kabulüne, 8500,00 TL.si yönünden ise reddine karar verildiği, denkleştirme tazminatı için (61371,92TL-10000,00TL=) 51371,92 TL ise davacının hak kazandığı denkleştirme tazminatı miktarının altında olduğundan tamamına hükmetmek gerektiği, bu durumda davacının (51371,92TL+1500,00TL=) toplam 52871,92 TL.yönünden kabulüne, 8500,00 TL yönünden reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü gerektiği, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 52.871,92 TL'den 1.500,00 TL'nin dava tarihinden, 51.371,92 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir.
Mahkememizin işbu kararına karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Mahkememizin 21.05.2019 tarihli ---- Sayılı kararının ---- BAM ----. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2021 tarihli ------ Sayılı ilamı ile '' ilk derece mahkemesince bahsi geçen sözleşmenin hukuki niteliği ortaya konulup sözleşmenin hüküm ve sonuçlarına göre dosya kapsamında davacıya faaliyet alanı içinde tek satıcılık yetkisi (tekel hakkı) verilip verilmediğinin net şekilde ortaya konulması, somut olayda portföy tazminatının talep hakkının doğup doğmadığı belirlenmesi eğer bu şekildeki bir tazminatın talep edilebileceğine yönelik değerlendirme yapılırsa ancak bu durumda portföy tazminatı hesabı yapılarak sonuca ulaşılması gerektiği, davacının mahrum kalınan kara yönelik tazminat talebine ilişkin hususların değerlendirilmesinde ise; bilirkişi raporlarında taraflar arasındaki bayilikten kaynaklı hukuki ilişkinin mevcut duruma gelmesinde davalı bayilik verenin de kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek davacı bayinin pasif duruma düşmesine olumsuz yönde katkısının bulunup bulunmadığı, yine davacı bayinin pasif durumdan çıkması için gereğini yapıp yapmadığı, aradaki sözleşme gereği davacı bayiye eksiklikleri gidermesi hususunda uygun bir süre verilmesinin gerekli olup olmadığı, bayilik verenin sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, müterafik kusur bulunup bulunmadığı konularında denetime elverişli tespitlerin yapılmadığı '' gerekçesiyle esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına karar verilerek dosyanın yeniden görülmek üzere mahkememize gönderilmiş, işbu esas üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibariyle bayilik sözleşmesinin haksız sebeplerle feshedildiği iddiasına dayalı yoksun kalınan kârın tahsili ve portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istinaf kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere; dosya nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi, bayilik uyuşmazları konusunda uzman SMMM bilirkişi ve elektrik mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti raporunda özetle; '' Taraflar arasında adi yazılı şekilde 07.03.2016 tarihinde “------Bayi Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu, “sözleşme ile davacıya faaliyet alanı içinde tek satıcılık yetkisi (tekel hakkı) verilip verilmediği ” hususunda: Sözleşmede yer alan hükümler incelendiğinde davacıya tek satıcılık yetkisi/tekel hakkı verildiğini gösteren bir hükme rastlanmadığı, takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, BAM kararı “...7TK'nın 122/2. maddesi dikkate alınarak, acentenin sözleşme süresi içinde kalan son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasının hesaplanması suretiyle denkleştirme (portföy) tazminatı üst sınırı belirlendikten sonra, üst sınır denetiminin yapılması suretiyle davacının, varsa portföy tazminatı alacağının net olarak ortaya konulması gerekir. Üst sınır belirlenmesinde, fiilen uygulanmış olan komisyon oranlarının, yani fiilen gerçekleşmiş olan gelirin esas alınması gerekir.” şeklinde olup “davacının portföy tazminatı talep hakkının doğup doğmadığı, doğmuş ise talep edilebilecek portföy tazminatının istinaf kaldırma kararında belirlenen ilkeler doğrultusunda hesaplanması” hususunda: Mali inceleme neticesinde portföy tazminatının 2.041,09 TL x 4 Ay — 8.164,36TL olarak hesaplandığı,
Mahrum kalınan kar talebi istemi yönünden BAM kararı doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; “taraflar arasındaki bayilikten kaynaklı hukuki ilişkinin mevcut duruma gelmesinde davalı bayilik verenin de kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek davacı bayinin pasif duruma düşmesine olumsuz yönde katkısının bulunup bulunmadığı” hususunda: Davacı şirketin sözleşmeleri yaparken gerekli özeni göstermediğinin, buna karşılık davalı şirketin de bu kusurların giderilmesi için gereken çalışmaları yapmadığının görüldüğü,“davacı bayinin pasif durumdan çıkması için gereğini yapıp yapmadığı " hususunda: Pasif konumdaki davacının pasif konumunun kurtarılması mümkün iken davalının bilerek veya bilmeyerek evraklar üzerindeki eksiklikleri tamamlamamasının, davacı şirketin pasif konumdan kurtulamamasına sebep olduğu; “sözleşme gereği davacı bayiye eksiklikleri gidermesi hususunda uygun bir süre verilmesinin gerekli olup olmadığı” hususunda: Sözleşmenin 7.1 hükmünde taraflardan birinin bu sözleşmeyi ihlal etmesi durumunda diğer tarafın 7 gün içinde bunun giderilmesini ihtar edeceği; bu ihtara rağmen 7 gün içinde bu ihlalin giderilmemesi halinde ise ikinci bir ihtar ile tarafların sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde davalı tarafından davacıya böyle bir ihtar yapılmadığı, “müterafik kusur bulunup bulunmadığı” hususunda: Davacının ve davalının birlikte kusurlu oldukları, “davacının mahrum kalınan kâra yönelik tazminat talebine ilişkin hususların istinaf kaldırma kararındaki hususlar dikkate alınarak değerlendirilmesi” hususunda: eğer Sayın Mahkemece davalının sözleşmeyi feshinde haklı nedene dayandığı ve sözleşmede tek satıcılık hakkının davacıya tanındığı kabul edilir ise bu halde mahrum kalınan kâr bakımından mali inceleme yapıldığında davacı şirketin karının bulunmaması sebebiyle kar mahrumiyetinin de hesaplanamayacağı kanaatine varıldığı,“davalı bayilik verenin sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı” hususunda: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında yukarıdaki teknik değerlendirmeler neticesinde hem davacının hem de davalının kusurlu olduğu, sözleşmenin 7.1 hükmünde kararlaştırılan usule uyulmadığı, davalının da davacının durumunu etkileyen davranışları olduğu yönünden tespitin yapıldığı görülmekle davalının sözleşmeyi feshinde haklı nedene dayanmadığı kanaatine varıldığı, takdirin elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,'' yönünde görüş ve kanaat sunmuştur.Davacı vekilinin rapora itirazlarının değerlendirilmesi için heyetten alınan ek raporda; ''Davacının itirazları, hesaplanan portföy tazminatı, yapılan yatırım bedelinin dikkate alınmaması ve kar kaybına yönelik olduğu, Mali incelemede portföy tazminatı Yargıtay Kararları esas alınarak sözleşme süresi ve sözleşmenin erken fesihten kaynaklı oluşan zararın hesaplanması yönünde olduğu, Bu hesaplamada davacı şirketin kurumlar vergisi beyannamesi bir diğer ifade ile mali verileri dikkate alınarak hesaplama yapılmış ve kök raporda da ayrıntılı olarak tablolaştırılmak suretiyle açıklandığı, kar kaybına yönelik davacı şirketin mali verilerinde sözleşmenin ayakta kaldığı sürede zarar etmesinden kaynaklı bir kar kaybı hesaplanamadığı, sektörel olarak karlılığı sektör bilirkişi tarafından tespiti gerektiği, yatırım bedelinin iadesine yönelik şirketin yatırım bedelinin bilançoda kayıtlı varlıkları olarak 2.057,97 TL olup, işletmenin kuruluşunda oluşan yatırım maliyetlerinin sözleşmenin fesihten kaynaklı davalıdan talep etmesi yönündeki takdirin Sayın Mahkemede olduğu, izah edilen nedenlerle hesaplamalar yönünden kök rapordaki tespitler, değiştirecek bir husus bulunmamakta olup, davacının davalıdan talep edebileceği portföy tazminatı 2.041,09 TL x4 Ay- 8.164,36 TL olarak hesaplandığı, kar kaybı talebinin yerinde olmadığı, yatırım bedelinin de işletmenin kuruluşuna yönelik olmasından ötürü davalıdan talep edilmesinin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu, taraflar arasındaki e-maillerde, davacının 15.08.2016 tarihli mailde reddedilen veya hiç işleme alınmayan evrakların tekrar kendilerine gönderilmesini talep ettikleri, davalı, davacı şirketin
hatalı eksik ve yanlış satış örneklerini dosya içerisinde vermiş olup, bunların bazılarının
düzeltilerek tekrar gönderilmesi konusunda mail yazdığı görüldüğü, imzaların tutarsız olduğu ve bunların yeniden müşteriye imzalatılması konusunda mailler
yazıldığı, Sayın Mahkemenin müzekkeresine istinaden ------ cevabi
yazısı ekindeki CD'nin incelenmesi sonucunda Eylül 2016 tarihi itibariyle 10 abonenin bayi
tarafından sözleşmesi yapıldığı fakat başvuruda işleme alınmayan bahsi geçen abonelerin
aboneliklerinin----- tarafından aboneliklerini gerçekleştirdiği görüldüğü, bahsi geçen 10 abonenin taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra kaydedildiğinin anlaşıldığı ve davacı şirketin karının bulunmaması nedeniyle kar mahrumiyetinin
hesaplanmasının mümkün olmadığı '' yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında imzalanan █████/2016 tarihli 3 yıl süreli “----- Bayi Sözleşmesi”nin davalı tarafça █████/2017 tarihli ihtarname ile feshedildiği, davacı yanca sözleşmenin feshinin haksız olduğu gerekçesiyle, yatırım masrafları, mahrum kalınan kar ve portföy (denkleştirme) tazminatının talep edildiği, davacı bayinin sözleşmeye aykırı davranarak abonelik sözleşmelerini yaparken gereken özeni göstermediği, davalı bayilik verenin de sözleşmeye aykırı davranarak davacının evraklarındaki eksiklikleri gidermeyerek davalıyı pasif durumda bıraktığı, ihlallerin giderilmesi yönünde sözleşmedeki ihtar önellerine uymadığı anlaşılmakla her iki yanında kusurlu olduğu, bayilik veren davalının tek başına sözleşmeyi fesihte haklı olmadığı, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinde davacıya faaliyet alanı içinde tek satıcılık yetkisi verildiğine dair hüküm bulunmadığı, davacıya, davalıya ait elektriğin satışı hususunda tekel hakkı verilmediği anlaşılmakla davacının haksız fesih nedeniyle davalıdan denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının uğranılan zararların tazmini talep edilebileceği kar mahrumiyeti isteminde bulunabileceği ancak bilirkişi tarafından yapılan mali inceleme neticesi davacı şirketin sözleşmenin ayakta kaldığı sürede zarar ettiği belirlendiğinden talep edebileceği kar kaybı bedelinin olmadığı, davacı sözleşmenin sona ermesinden sonra da ticari faaliyetlerine devam ettiğinden sözleşmenin başında yapmış olduğu yatırım masrafları nedeniyle maddi zararının oluşmadığı anlaşılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 341,55-TL peşin harç ile 707,00-TL ıslah harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 433,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin DAVACININ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davalı vekili lehine AAÜT tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde resen yatıran tarafa iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!