İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında imza inkarı ve kefillik iddialarının değerlendirildiği yargılama süreci.
Özet: Bu dava, davacının, hakkında başlatılan icra takibine dayanak gösterilen kambiyo senedindeki yazının ve imzanın sahte olduğunu, kendisinin borca kefil yapılmasının hileli olduğunu iddia ederek takibin durdurulması ve iptalini talep ettiği bir menfi tespit davasıdır; davalı ise, davacının senedi taşeronluk işlerinden kaynaklanan alacağına karşılık bizzat kefil olarak imzaladığını ve kötü niyetli olarak borçtan kaçmaya çalıştığını belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2025Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;-----sayılı dosyası ile davalı ----tarafından davacı ---- dava dışı borçlu -------aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin dayanağı ise ----- tanzim ---- vade tarihli----- bedelli senet olduğunu, icra takibi kapsamında ödeme emrinin davacıya tebligat 21 uyarınca muhtara yapıldığı icra dosyası kapsamından anlaşılmakta olduğunu, dava konusu takip ile davacı aleyhinde yapılan icrai işlemlerden haberdar olmuş ancak senet üzerindeki yazının ve imzanın kendisine ait olmadığını belirterek iş bu davanın açılmasının gerekli olduğunu belirterek senet düzenlenirken sahtecilik yapılmış ve müvekkil sahte işlemler ile borcun kefili yapılmak suretiyle borçlandırılmış olduğunu belirterek senedin sahtecilik unsurlarını taşıyor olması da dikkate alınarak; müvekkil ---- yönünden teminatsız olarak, aksi taktirde makul bir teminat mukabiline tedbirin durdurulmasını ve takibin davacı yönünden iptaline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştirCEVAP /TALEP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinde belirtilen hususların tamamı gerçek dışı ifadeler olup tümünü reddettiklerini, davacı ----şekilde iş yapmakta bu kapsamda dava dışı -------taşeron olarak aldığı işlerin bir kısm olan 165 metre kanalizasyon tüneli açma işini kendi ekibi ile birlikte götürü olarak üstlendiğini, tüm bu işler süresi içerisinde yapılıp teslim edilmesine rağmen davacının hake ettiği alacaklarının tamamını alamayınca ve hatta bu süreçte bir kısım ödemelerin de bazısı elden bazısı da banka kanalı ile olmak üzere ------ ve diğer çalışanlar üzerinden işin tamamlanması adına davacı tarafından gerçekleştirilmiş olup buna rağmen bu ödemeleri de kendisine yapılmadığını, sonucunda ödemeler yapılmayınca şirketin ortağı ---- ve kendisini----- gayrıresmi ortağı olarak tanıdığı davacı--- olduğu halde davaya konu senet bizzat davacının yanında ------- tarafından kendi el yazısı ile tanzim edilerek ve bizzat şirket yetkilisi sıfatıyla ve kendi adına olmak üzere senedi imzalamış bu esnada orada bulunan davacı ------ senedi kefil olarak imzalayarak davacıya teslim ettiklerini, bu şekilde davacı alacağına karşılık verilen senet bedeli ödenmeyince yasal yollardan alacağına kavuşma düşüncesi içerisinde olan müvekkil dolandırıldığını fark etmesi neticesi son çare olarak elindeki senedi icra takibine konu ederek --------sayılı dosyadan davaya konu icra takibini başlattığını, dava konusu alacak davacının ve ekibinin zor şartlarda çalışması sonucu alın terinin ve kendisinin iş yapma vaadi ile kandırılarak ödeme durumunda olduğu nakit paraların karşılığı senetlere istinaden olup bu şekilde borcun ödenmeyerek ayrıca üstüne borçtan kurtulma çabası bu davanın açılması kötüniyetin açık göstergesi olduğunu, arz ve izah edilen Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, kötüniyetli olarak açılan dava nedeniyle davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.DELİLLER
:------- Esas sayılı dosyası, ------Kayıtları, Dava Konusu Senet Aslı ve Örneği, ----Soruşturma dosyası, Mukayese İmza Örnekleri, ----Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit davasıdır. Dosya Mahkememize -------- Karar sayılı görevsizlik kararı sonucunda gelmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada; Mahkememizce doğrudan görevsizlik kararı verilerek dosya gönderildiğinden tensip zaptı hazırlanarak dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi dava şartları incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde taraflar mahkememizin tercihi gereği sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerini beyan etmeleri üzerine üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, tahkikat işlemleri ve incelemeleri yerine getirilip bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Mahkememizce davaya esas -------Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek incelenmiştir. Buna göre icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Mahkememizce davacı vekilinin İİK'nin 72/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin ara kararla reddine karar verilmiş ve istinaf aşamasından aynen geçmiştir. Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı- borçlunun--------Esas sayılı sayılı takip dosyasına konu kambiyo senedindeki keşideci/borçluya atfen bulunan imzanın kendisine ait olmadığı dolayısıyla keşideci görünen davacıyı bağlamayacağı iddiası ile davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK'nin 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır ----------Menfi tespit davasında ispat yükü ise, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK madde 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir sebeple son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer----------Senede karşı mutlak defiler ise senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.-----------Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna gelince; bu husus 2004 sayılı İİK’nin 170. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu inceleme icra hukuk mahkemelerindeki yapılan incelemeye yönelik olup HMK atfı içerir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. Eldeki davada menfi tespit davası olmakla ve takibe dayanak senette keşideci sıfatı bulunan davacı- borçlu tarafından imza inkarında bulunulmakla benzer mahiyette değerlendirme ile 6100 sayılı HMK'nin 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”; “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir. Buna göre, 6100 sayılı HMK’nin 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi sebeple farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler,--------- sayılı kararında da benimsenmiştir. 6100 sayılı HMK'nin 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur-------- Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; --------- Esas sayılı dosyası ile davalı tarafından davacı-borçlu hakkında keşidecisi dava dışı ---- Kefil/avalisti davacı --- olan ,alacaklısı davalı ------- bedelli bonoya dayalı olarak her iki borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı ve yetkili ve görevli mahkemede işbu davanın açıldığı sabittir. Davacı eldeki davada icra takibine dayanak senet altındaki imzaya itiraz ederek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkememizce taraflarca gösteriler deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindeki icra takibine dayanak senette yer alan imzanın sahteliğine dayanıldığından ve imzanın keşideciye ait olup olmadığı ilk bakışta anlaşılamadığından 6100 sayılı HMK'nin 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılarak teknik rapor alınması gerekmiştir. Bu kapsamda senedin tanzim tarihine en yakın tarihte resmi iş ve işlemler için atılan ıslak imzaların bulunduğu örnekler toplanarak dosya------ Dairesine gönderilmiştir. Daire tarafından düzenlenen ----- tarihli raporda; bono üzerindeki imzanın ---- eli ürünü olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından rapora itiraz edilmekle birlikte; itiraz soyut ve genel nitelikte olduğu gibi, raporun net verilere dayalı olarak neticeye bağlandığının anlaşılması ili özellikle incelenen -----dosyasındaki ifadelere göre taraflar arasındaki iş ilişkisi, davacının diğer borçlu şirket ve temsilcisi ----- ile gayri resmi ortaklığına dair iş ilişkisi, taraflanın iş konusundaki işçi-işveren konumları, her halde sosyal ve ekonomik durumlarına göre imzanın davacıya aidiyetine ilişkin sonucun olayların gerçekleşme biçimine ve maddi gerçeğe de uygun olduğu inancıyla işbu itirazlara itibar edilmemiştir. Davacının senet üzerindeki imzayı inkar ettiği ancak Mahkememizce yeterli görüldüğü için benimsenen----- raporuna göre imzanınn kendisine ait olduğu kesin olarak tespit edilmekle, kıymetli evrak niteliğindeki bono sebepten mücerret olduğundan davacının ileri sürdüğü sahtelik iddiasını artık 6100 Sayılı HMK'nin 201. maddesine göre yazılı belge/senet ile ispat etmesi gerekmektedir. Oysa davacı imzanın sahteliği iddiası dışında dosyaya maddi hukuka göre işbu senede konu paranın verilmesinin lazım gelmediğine dair bir iddiası bulunmadığı gibi yazılı hiçbir belge ve/veya delil sunmamıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde yemin deliline dayanmakla birlikte konu zaten şikayet konusu yapıldığı üzere 6100 sayılı HMK m. 226(1)-c hükmü uyarınca, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin teklif edilemeyecek olması nedeniyle İşbu delil hatırlatılmamıştır. --------Binaenaleyh, davanın senetteki imzanın sahteliğine, yani senedin hükümsüzlüğüne dayanılması karşısında senetteki imzanın davacı/borçluya aidiyetinin tespitine ve takdirine göre esasen artık yemin delili ile ispatı gerektirir bir husus da bulunmadığından ispat edilemeyen ve yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir.Davalının 2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince; eldeki olayda verilmiş ve uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararına bağlı olarak davalının icra takibine konu alacağının tahsili geciktirilmediğinden davalı/alacaklı lehine tazminat takdir edilmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince davacı sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın REDDİNE,2-)2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince davalı/alacaklı lehine tazminat takdirine yer olmadığına,3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 869,64 TL harcın mahsubuyla 254,24 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle --------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025