Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, ödenen ancak teslim edilmediği iddia edilen kumaş bedelinin iadesi talebine dair gerekçeli kararı.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan alacak davasında davacı, sözlü anlaşma gereği kumaş bedellerini ödemesine rağmen davalının teslimat yapmadığını, ihtarname ve arabuluculuk süreçlerinden sonuç alınamadığını, bu sebeple sözleşmeden dönerek ödenen meblağın faiziyle iadesini talep etmekte; davalı ise tüm siparişlerin sevk irsaliyeleri, ambar ve nakliye kayıtlarıyla eksiksiz teslim edildiğini, davacının teslim almadan ödeme yaptığı ve uzun süre sonra şikayetini iletmesinin ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.

ESAS NO
: 2024/KARAR NO
: 2025/HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalıyla yapmış olduğu sözlü satış sözleşmesi gereği belirli aralıklarla banka havalesi yoluyla ve ticari çeklerle davalıya kumaş alımı karşılığı ödemeler yaptığını, ancak söz konusu kumaşların müvekkilince defalarca telefonda bildirimde bulunulmasına rağmen müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin en son ... 11. Noterliğinin 01.07.2024 tarihli yevmiye numaralı ihtarnamesiyle malların teslimi veya ödenen bedellerin iadesi için ihtarname çekmiş olup, iş bu ihtarnamenin 04.07.2024 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davacının ihtarnameye cevap vermemiş olup, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, müvekkili tarafından davalıdan kumaş sipariş edildiğini ve bu kumaşların ödemelerinin aralıklarla banka havalesiyle ve çeklerle yapıldığını, bu kumaşlardan 2.548 kg bürümcük kumaş, 7.580 kg örme kumaş, 4708 metre byl dokuma poly, 1506 metre byl dokuma poly kumaş için davalı tarafından 19.09.2023 tarihli bir fatura düzenlendiğini, davalının kumaşların bir kısmı için iş bu faturayı füzenlemiş olsa da ödemesini almasına rağmen faturayı iptal ettiğini ve malları teslim etmediğini, müvekkillinin banka havalesi ve çeklerle yaptığı tüm bu ödemelerin müvekkilinin muavin defterine kayıtlı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari satış akdinden kaynaklanmakta olup davalı satıcı borçlu temerrütüne düştüğünden müvekkilinin sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini talep ettiğini, açıklamış oldukları ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile kumaş alımı için davalıya ödenen bedelin şimdilik 1.000 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizle ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği iddialarının somut delillerle desteklenmediğini, davacının malın teslim edilmediğine dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkilinin davacıya karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup ticari faaliyet sırasında sipariş edilen tüm malları eksiksiz olarak davacıya teslim ettiğini, davacı tarafından müvekkilinden istenen tüm malların sevk irsaliyeleri ve ambardan çıkan nakliye bilgileri ile birlikte davacıya teslim edildiğini, irsaliyeler, ... konuşmaları, ambar fişleri, ambardan çıkan araçlara ait ... kayıtları ve davacı ile ambar görevlisinin konuşma kayıtları ile işbu durumun kesin delillerle ortaya koyulduğunu, müvekkili tarafından yapılan teslimat işleminin ambar kayıtları ile belgelendiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 18/3. maddesinin '' Tacirler arasında defter ve belgeler ispat kuvveti taşır.'' şeklinde olduğunu, müvekkilinin ambar kayıtları incelendiğinde teslimatın eksiksiz ve usulüne uygun olarak yapıldığının açık olduğunu, ambardan çıkan malların nakliyesini yapan şoförün tanık olarak dinletilmesi ile işbu durum net bir şekilde ortaya koyulacağını, davacının ödemeleri yaptığını ancak malın teslim edilmediğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ticari teamüllere göre bir kişi teslim almadığı bir malın bedelini ödemediğini, hele ki; mevcut ekonomik konjonktürde diğer piyasalarda olduğu gibi tekstil piyasasında da alım-satım ilişkilerinde vadelerin çok kısa sürelere indiği de dikkate alındığında Eylül 2023'te kesilen ve iptal edilen faturaya ilişkin malların teslim edilmediğine dair davacı tarafından Temmuz 2024'te yani faturanın kesildiği tarihten yaklaşık 1 yıl sonra malların teslim edilmediğine dair ihtar keşide edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 9. maddesi gereğince teslim edilmediği iddia edilen bir maldan ötürü davacının alacak talebinde bulunabilmesi için bu durumu somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, ...'ın müstekar içtihatlarında; '' Teslim almadan ödeme yapılması, hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırıdır.'' (... 13. Hukuk Dairesi’nin 2012/ E., 2012/ K.) yine aynı şekilde; '' Tacirlerin basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü gereği, teslim almadan ödeme yapmalarının kabul edilemez olduğu..." (... 11. Hukuk Dairesi’nin 2013/ E., 2015/ K.) ifadelerine yer verilerek davacının iddialarının tutarsızlığının gözler önüne serildiğini, TTK’ya göre tacirlerin basiretli bir iş insanı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, bu özen yükümlülüğünün işlerinde dikkatli ve ihtiyatlı olmayı gerektirdiğini, teslim almadan ödeme yapmanın işine özen göstermeyen bir davranış olarak kabul edileceğini ve TTK md. 18’e aykırı olduğunu, tacirlerin bu tür basit hatalar yapmalarının ticaretin gerektirdiği özen ve dikkate uygun düşmediğini, tüm bunların yanında davacının kendi eliyle düzenlediği muavin defter kayıtları incelendiğinde, taraflarınca kesilen faturadan sonra (19.09.2023) herhangi bir mal teslim edilmemesine ve o aşamada davacı yaklaşık 1.2 milyon lira alacaklı olmasına rağmen 250.000 liralık daha ödeme yaptığını ve bu 1.5 milyonluk alacağını en son ödemeden itibaren 7 ay daha beklediğini ve müvekkiline ihtar çektiğini, hatta işbu belgede müvekkilinin 2023 yılının başından itibaren hiçbir suretle davacıya mal vermediği, yalnızca davacıdan para aldığını gösterdiğini, ancak davacı ile ... konuşmalarına bakıldığında; 30 Mart 2023 tarihinde davacıya yaklaşık 1350 kilo, 54 top malı teslim ettiğini ve kur bilgisi paylaşıldığını, davacıdan 2850 dolar karşılığı TL olarak aldığını, sonrasında 6 Nisan 2023 tarihinde davacıya daha önce teslim edilen 181 top mala dair görselin paylaşıldığını, 7 Nisan 2023 tarihinde davacıya taraflar arasında kalan bakiye borcun müvekkili tarafından hatırlatıldığını ve borcun 22.200 dolar olduğu, 6 Nisan tarihli 290,35 kilo, 12 top malın değeri olan 1394 dolar da eklenerek 23.594 dolar borcunun kaldığının belirtildiğini, davacı tarafından işbu mesajlara "kur belirtirsen atacağım" şeklinde yanıt verildiğini, yine 11 Nisan 2023 tarihinde davacının müvekkiline 22890 dolar borcu olduğunun belirtildiğini ve davacı tarafından bir kısım para atılarak "biraz az oldu kusura bakma" şeklinde mahcubiyetini dile getirdiğini, aynı şekilde 8-9-10 Mayıs 2023 tarihlerinde davacıya bir kısım daha mal gönderildiğini ve 8387,8 dolar borcunun kaldığının belirtildiğini, diğer yazışmalarda da davacının sürekli olarak borçlu olduğu ve borcuna karşılık ödemeler yaptığının görüleceğini, 7 Temmuz 2023 yılında davacıya kur farkından kaynaklı olarak 120000 TL borçlu olduğunun belirtildiğini ve davacı tarafından işbu tutarın da herhangi bir itiraz olmadan kabul edildiğini, 21 Temmuz 2023 yılında davacının yine bir kısım ödeme yaptığını ve "sen sağ ben selamet" diyerek aralarındaki ticaretin bittiğini belirttiğini, nihayetinde davacı tarafından kredi kullanımı için fatura ihtiyacı olduğunu dile getirdiğini, müvekkilinin de daha önce yapılan ticaretlere ilişkin olarak KDV'sinin ödenmesi halinde fatura düzenleyebileceğini ilettiğini ve davacının kabulü üzerine bahsi geçen fatura tanzim edildiğini, ancak hemen akabinde davacının KDV ile ilgili ödemeleri yapmaması dolayısıyla bahsi geçen faturanın yasal süreleri içerisinde müvekkili tarafından iptal edildiğini, bu olay sonrasında müvekkiline çok sinirlenen ve muavin defter kayıtlarına göre 1.5 milyon lira alacağı olan davacının aynı şekilde müvekkilinden mal alımına devam ettiğini, görüleceği üzere davacı tarafça 2023 yılında birden çok kez mal alınmasına ve bunlara ilişkin ödemelerin hep eksik bir şekilde yapılmasına rağmen dosyaya sunulan muavin defter kayıtlarında işbu alım-satımların hiçbirinin yer almadığını, yalnızca bu yazışmaların davacı tarafından dosyaya sunulan muavin defter kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını ve mahkemeyi aldatmaya yönelik olarak düzenlendiğini gösterdiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gelen davacıya ait kayıtlarda da müvekkili ile herhangi bir ticaretinin olmadığının görüldüğünü, bu haliyle davacının iddialarının asılsız ve soyut iddiadan öteye geçemediğini, 2023 yılında yapılmış bir ticaret ile ilgili olarak davacı tarafın herhangi bir itirazı bulunmadığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 96. maddesi uyarınca alacaklının teslimata dair herhangi bir itirazı varsa bunu derhal bildirmesi gerektiğini, Oysa davacının teslimat esnasında herhangi bir eksiklik veya itirazda bulunmadığını, teslimden bir buçuk yıl sonrasında da malın teslim edilmediğini iddia ederek kötü niyetli bir talepte bulunduğunu, ... 13. Hukuk Dairesi’nin 2011/ E., 2011/ K. Sayılı kararının '' Teslimatla ilgili itirazlarını derhal bildirmeyen alacaklının sonradan mal teslim edilmediğini ileri sürmesi kötü niyet olarak değerlendirilmelidir.'' şeklinde olduğunu, aynı minvalde ... 11. Hukuk Dairesinin de bu konu ile ilgili aynı görüşte olduğunu, '' Teslimatla ilgili itirazların gecikmeden yapılması gereklidir. Bu itirazın yapılmaması, teslimin gerçekleştiği yönünde güçlü bir karinedir.'' dolayısıyla davacının iddiasının somut verilere dayanmayan kötü niyetli ve de asılsız bir iddia olduğunu, ayrıca TTK’nın 23. maddesine göre ticari işlemlerin yazılı sözleşme ve fatura ile belgelenmesi gerektiğini, ... davacıya iletilen irsaliye ve ambar kayıtlarının teslimatın usulüne uygun gerçekleştiğini gösterdiğini, müvekkilinin teslim işlemini usulüne uygun şekilde gerçekleştirdiğini ve irsaliye ile teslimat belgeleri düzenlediğini, ... 19. Hukuk Dairesi’nin 2011/ E., 2012/ K. sayılı kararında '' İrsaliye gibi teslim belgeleri, teslimin gerçekleştiğinin geçerli delilleri olarak kabul edilir.'' hükmünün mevcut olduğunu, ambar kayıtları ve irsaliye belgeleri incelendiğinde teslimatın eksiksiz bir şekilde yapıldığının açıkça anlaşıldığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle çek ciro ile tedavül eder, çeki elinde bulunduran hamilin alacağının bir sebebi olması gerekmediği gibi bu çeki elinde bulunduran hamilin alacağının ispatı için başka bir delil ikamesine de gerek olmadığını, elindeki çekin tek başına alacaklı ve hamil olduğunun delili olduğunu, çekin ödeme aracı olan bir kambiyo senedi olması nedeniyle TTK. 688/2. maddesinde yazılı mücerret bir alacağı ihtiva ettiğini, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle taraflar arasında mücerret bir borç ilişkisinin yaratıldığını, bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediği veya davacının defterlerinde kaydının olup olmadığı hukuken çekin geçerliliğine etkili olmadığını, davacı tarafından işbu çeklerin bahsi geçen faturaya ya da mal teslimine ilişkin olarak verildiğini gösterir herhangi bir çek teslim tutanağı ya da protokolun dosyaya ibraz edilemediğini, TTK’nın 55. maddesinin tacirlerin dürüstlük kuralına uygun hareket etme zorunluluğunu içerdiğini, davacının teslim almadan ödediği iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olup kötü niyetli bir alacak talebi niteliğinde olduğunu, arz ve izah edilen, mahkemenizce re'sen nazara alınacak nedenlerle; huzurdaki hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, sahte belgeler ile mahkemeyi yanıltmak isteyen davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
: vergi kayıtları, ticaret sicil kayıtları, ihtarname, ticari defter kayıtları, banka yazı cevabı, fatura, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı,DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; taraflar arasında satım sözleşmesine konu ürünlerin teslim edilmediği iddiasından kaynaklı ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkememizce, dayanılan deliller toplandıktan sonra, dava dosyası, ibraz ve celp edilen deliller kapsamında, taraflara ait ticari defter ve dayanağı kayıtlar incelenerek rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bu kapsamda davalı tarafa usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini ibraz etmediğinden incelenme yapılamadığı görülmüştür.Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi yönünden ise, ... 3. ATM'nin 2025/... Talimat sayılı dosyasında yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihli raporun düzenlendiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında kumaş alım-satımına dayalı açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki bulunduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, davacı taraf özetle, davalı tarafa belirli aralıklarla banka havalesi yoluyla ve çeklerle kumaş alımı karşılığı ödemeler yapılmasına rağmen kumaşların teslim edilmediğini, bir kısım kumaşlar için davalı tarafından düzenlenen faturanın davalı tarafından iptal edildiğini belirterek ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. Davalı taraf ise özetle, satıma konu kumaşların teslim ediliğini, ayrıca kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle işbu çeklerin bahsi geçen faturaya ya da mal teslimine ilişkin olarak verildiğini gösterir herhangi bir çek teslim tutanağı ya da protokol dosyaya ibraz edilemediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Taraflar tacir olup, ticari defterler ile alacak miktarının ispatı mümkün olduğundan mahkememizce delil olarak dayanılan taraf ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş olup, davacı taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda,2023-2024 yılı yevmiye ve envanter defterinin kanunlara uygun olarak tutulduğu ancak kebir defterleri incelemeye sunulmadığı için tüm defterlerin kanununa uygun tutulup tutulmadığı yönünde değerlendirme yapılmadığı, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2023 tarihli 8.685,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 10.12.2023-31.12.2023 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 1.505.603,00 TL alacaklı olduğu, 01.01.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 1.505.603,00 TL alacaklı olduğu, 31.12.2024 tarihi itibariyle 1.505.603,00 TL alacak için 429.473,26 TL tutarlı enflasyon değerlemesi kayıt işlemi yapıldığı ve davacı tarafın davalı taraftan 1.935.076,26 TL alacaklı olduğu, iş bu ödeme kayıtlarının bankadan yapılan ödemeler ve çek şeklinde kayıt edildiği, ticari defterlerde, davalı tarafa ilişkin herhangi bir alış veya satış faturasının kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi, yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta, her ne kadar davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş ise de, davacı tacirin lehine delil olma vasfına sahip olmayan ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği, HMK 222. maddede düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde davacı ticari defterlerinin davacının iddiasını ispatlar nitelikte kesin delil niteliğinde olmadığına karar verilmiştir.Bilindiği gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 207/2. maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Satıma konu mala ilişkin paranın ödendiği tarihte malların teslim edildiğinin kabulü gerekir. Zira kural olarak, banka yoluyla yapılan havale şeklindeki ödemenin aksi kanıtlanmadığı sürece bir borcun tediyesi amacıyla yapıldığı kabul edilmektedir. Bunun aksini yani malın teslim edilmediğini ispat yükü davacı alıcıdadır.Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). Buna göre, fatura düzenlenmesi ödemeye bağlı olmayıp, mal teslimine veya hizmet ifasına bağlı olduğundan faturanın esas olarak malın teslimi veya hizmetin ifasından itibaren en geç yedi gün içinde düzenlenmesi gerekmekte olup, fatura düzenlenmemesi Vergi Usul Kanunu hükümleri kapsamında yaptırımlarının bulunduğu, ancak bu husus tek başına kumaşların ödeme tarihinde teslim edildiği karinesinin aksini ispatlayacak nitelikte bulunmamaktadır.Öte yandan, davacı ticari defter ve kayıtlarında ödeme olarak yer alan çekler bakımından ise, kambiyo senetleri illetten mücerret olması karşısında, söz konusu çeklerin eldeki davanın tarafları arasındaki ticari ilişki nedeniyle verildiği yazılı delillerle ispat edilememiştir. Bu ödemenin davacı kayıtlarında yer alması da sonuca etkili değildir.Hal böyle olunca davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmış, Mahkememizce verilen kesin süreye rağmen davacının yemin teklifinde de bulunmaması sebebiyle ispatlanamayan davanın Mahkememizce reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,6-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır