Eczacının sahte reçete faturalandırması iddiasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanan cezai şart, reçete bedeli tahsili ve uyarı cezası işlemlerinin iptali davasında sorumluluk değerlendirmesi.
Özet: Davacı eczacının, sahte olduğu iddia edilen reçetelerle ilgili olarak davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından uygulanan cezai şart, uyarı cezası ve reçete bedeli tahsili işlemlerinin hukuka aykırılığının tespiti ve iptali istemiyle açtığı davada; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, eczacının reçeteleri düzenleyenlerle somut bir işbirliği veya kasıtlı eylemi kanıtlanmadıkça sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı SGK ise, eczacının protokol maddeleri uyarınca basiretli tacir sorumluluğu gereği ilaç tesliminde özen göstermesi gerektiğini, sahte reçete düzenlenmesinde dahli veya kastı aranmaksızın reçete bedellerinin tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı eczacı ile davalı Kurum arasında ilaç temini protokolü bulunduğunu, davacı tarafından davalı Kuruma 2010-2011 yıllarına ait dört adet sahte reçetenin fatura edildiği gerekçesiyle, 30.01.2020 tarihli işlem ile hakkında uygulanacağı bildirilen cezai şart, uyarı cezası ve reçete bedellerinin tahsili işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının gerçek olduğunu düşündüğü reçetelerdeki ilaçları temin edip davalı Kuruma fatura etmekte zarara uğratmak ya da usulsüz bir işlem yapmak gibi bir kastının bulunmadığını ileri sürerek, 30.01.2020 tarihli işlemin hukuka ve taraflar arasındaki protokole aykırılığının tespiti ile hükümsüzlüğüne ve taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı eczacının karşıladığı reçetelerdeki ilaçları verirken kimlik kontrolü yapmak ve reçete arkasına ilaçları alan kişinin bilgilerini doğru kaydetmek zorunda olduğunu, davalı Kurum işlemlerinde mevzuata ve taraflar arasındaki protokole aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli kararıyla; davacının sahte reçeteyi tanzim edenler ile fiili işbirliği halinde olduğuna dair bir delil bulunmadığı, ayrıca reçetenin davacı ve çalışanlarının haricinde düzenlenmiş olduğu, şeklen gerçek, içerik ve düzenlenme şekli açısından iğfal kabiliyetine sahip olan bu reçetelerin tanziminde dahli ve kastı somut bir şekilde ortaya dökülmedikçe, sahte reçete tanziminden ve sahte olarak tanzim edilen bu reçetelerle ilgili işlemlerden sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiş; kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli kararıyla; uyuşmazlığın maddi vakıaya dayandığını, işlem tanıklarının fiillerine dayandıklarını davada tanık dinlenmesinin mümkün olduğu, davada 2020 yılında yürürlüğe giren ve davacı eczacı lehine olan eczane protokolü hükümlerinin değerlendirilmesi amacıyla alanında uzman eczacı, SGK uzmanı ve Sayıştay denetçisinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle karar kaldırılarak, dava dosyası yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iade edilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan raporun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 30.01.2020 tarihli ve 98206689-100-E.-1767637 sayılı davalı Kurum işleminin hukuka ve protokole aykırılığının tespiti ile hükümsüzlüğüne, taraflar arasındaki muarazanın belirlenen şekilde men'ine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece, verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.2) ve (5.3.6.) maddelerindeki sorumluluğu bilerek sözleşmeyi imzalayan ve basiretli bir tacir gibi davranması beklenen eczacının, ilaçların tesliminde kendisinden beklenen özeni göstermesi ve ilaçların teslim edildiği kişinin hasta ya da yakını olduğunu gösterir belgenin ibrazını istemesi gerektiğini, anılan madde hükümlerinin uygulanabilmesi için hasta ya da yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edilmiş olmasının yeterli olduğunu, eczacı ya da çalışanlarının kastı veya dahli aranmayacağını ileri sürerek, kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanmış olan ilaç temini protokolüne aykırılık iddiasıyla tesis edilen cezai şart, reçete bedeli tahsili ve uyarı cezasının iptali ile taraflar arasındaki muarazanın men'ine ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu cezai işlem; davacının bir kısım reçetelerini, Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2016 yılı Protokolünün (5.3.2), (5.3.6), (6.17) ve (4.3.6) maddelerine aykırı faturalandırdığı gerekçesiyle uygulanmıştır. İlk Derece Mahkemesince, Kurum işleminin yerinde olup olmadığının tespiti için dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda; davacı eczacının reçetelerin tanziminde dahli ve kastı somut bir şekilde ortaya dökülmedikçe, sahte reçete tanziminden ve sahte olarak tanzim edilen bu reçetelerle ilgili işlemlerden sorumlu tutulamayacağı rapor edilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince, reçete sahibi .. ve ..'nin tanık olarak ifadelerine başvurulmak istenmiş; 11.01.2024 tarihli celsede verilen ara kararda tanıkların ihzaren celbine karar verildiği, gelemeyen tanıklar hakkında ilgili emniyet birimi tarafından tanzim edilen evrakta tanıkların adresine ulaşılamadığı bildirildiği, tanık beyanlarının soruşturma dosyasında yer aldığı ve tanıkların beyanlarına uzun süredir erişilememesinden kaynaklı yargılamanın sürüncemede kalmaması adına tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilerek yargılama devam olunmuş; soruşturma dosyasında, reçete sahipleri olan .. ve .. reçetelerdeki ilaçları almadıklarını ve reçetelerin arkasında bulunan imzaların kendilerine ait olmadığını ifade etmişlerdir.
Şu durumda, soruşturma raporunda ismi geçen kişilerin ilaçları almadıklarını beyan ettiklerinin anlaşılmasına göre, taraflar arasındaki Protokol uyarınca davacı eczacının kimlik tespiti yapma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; reçete muhteviyatı ilaçların Kurum sigortalısı hastalar tarafından kullanılmadığı sabit olduğundan, davacı eczacının sözleşmenin ilgili madde hükmünü ihlal ettiği dikkate alınarak, 2016 yılı Protokolünün (5.3.2.), (5.3.6) ve (4.3.6) madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!