Danıştay, Kamu Gözetimi Kurumu tarafından bağımsız denetimdeki önemli eksiklikler ve ayıplı mal tesliminin finansal etkisini değerlendirme hatası nedeniyle verilen cezanın temyizini inceliyor.
Özet: Davacı denetim şirketinin, bağımsız denetimini yaptığı bir gıda şirketinin 2016 yılı finansal tablolarında stokların doğrulanmaması, alacakların yeterince teyit edilmemesi, satış iadelerinin denetlenmemesi, önemlilik seviyesinin hatalı belirlenmesi, hile ve yanlışlık risklerinin araştırılmaması ve ayıplı mal teslimatının finansal etki analizinin yapılmaması gibi mevzuata aykırılıklar tespit edilmesi üzerine Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından verilen uyarı ve para cezası yaptırımının iptali istemiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesince idarenin inceleme yetkisinin ve raporunun yeterli olduğu, eksik inceleme veya savunma kısıtlaması bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddedilmesine karar verilmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...Denetim ve Danışmanlık A.Ş.
VEKİLLERİ
: Av. ..., Av....
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: ... Gıda İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin (...) █████/2016-█████/2016 hesap dönemine ait finansal tablolarına yönelik yürütülen bağımsız denetim çalışmalarının incelenmesi sonucunda düzenlenen ... tarih ve ...sayılı İnceleme Raporu'nda tespit edilen mevzuata aykırılıklara istinaden davacıya uyarı yaptırımı uygulanmasına ve 67.617,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu'nun (Kurul)... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı tarafından, incelemeyi yapan idare personelinin yetkin ve inceleme raporunun da yeterli olmadığı iddia edilmekte ise de, davalı idarenin davacı şirkete yaptırım uygulamaya yetkili olan mercii tarafından, inceleme görevlisinin tespit ve değerlendirmeleri ile bağlı olunmayıp konunun bizzat değerlendirilebileceği gibi 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 25'inci maddesi gereği, yaptırım uygulanabilmesi için mutlaka davalı idarenin bir veya birden fazla inceleme görevlisi tarafından değerlendirme yapılmasının zorunlu olmadığı, söz konusu düzenlemede personel sayısı ve yetkinliği konusunda bir kısıtlama bulunmadığı gibi başka bir idarenin tespitlerinden de yararlanılabileceğinin belirtildiği, somut olayda da davacı şirkete yaptırım uygulanmasına esas alınan inceleme raporunun, maddi olaya ilişkin olarak yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içermekte olduğu, yetkinlik ve içerik bakımından dava konusu işlemi sakatlar nitelikte olmadığı;
Davalı idareye bağlı görevli tarafından başlatılan inceleme kapsamında bağımsız denetim dosyasının CD ortamında teslim alınarak incelendikten sonra rapor tanzim edildiği, incelemenin somut belgeler üzerinden yapıldığı ve yaptırım kararı verilmeden önce davacının yazılı savunmasının da alındığı, olayda eksik incelemenin ve/veya savunma hakkı kısıtlamasının bulunmadığı;
Davalı idare tarafından inceleme konusu yapılan bağımsız denetim döneminin 2016 yılı finansal tablolarına ilişkin olduğu, denetim döneminde işletmenin aktifinin 215.577.611,00-TL, net satışının 418.713.090,00-TL ve çalışan sayısının kırk üç olduğu, bu işletmenin davacı şirket çalışanı sorumlu denetçi tarafından 440 saat boyunca denetlenerek "bilanço tarihinden teyit mektubu tarihine kadar olan dönemde finansal tablolarda düzeltme ve açıklama gerektirecek bir olayın meydana gelmediğinin" geçmişe dönük olarak teyit edildiği ancak şirket aktifinin yaklaşık %31’lik kısmını oluşturan stokların geçmişe dönük olarak sayılamaması üzerine stok sayımının maddi gerçeğe uygun olup olmadığının tespiti için farklı bir yöntemin uygulanmadığı, satış faturaları ile muhasebe kayıtlarının karşılaştırılmadığı, aktif toplamının yaklaşık %15’lik kısmını oluşturan yurt içi alacakların doğrulanması için gönderilen mutabakatlardan sadece %37'sinin doğrulandığı, kalanlar için alternatif denetim yöntemlerinin uygulanmadığı, 2.240.463,00-TL alacağın ticari sınıftan çıkarılarak farklı bir sınıfa kaydedilmesinin değerlendirilmediği, 11.857.686,00-TL tutarında dönem sonu hesap bakiyesi bulunan satıştan iadeler hesap kaleminin "ticari faaliyetten elde edilen brüt kâr ve net dönem kârı miktarı itibarıyla" denetlenmesi gerekirken denetlenmediği, şirketin aktif büyüklüğünün %10’nu üzerinden belirlenen 21.481.899,26-TL genel önemlilik seviyesinin vergi öncesi kâr olan 2.131.496,00-TL ve ödenmiş sermaye olan 20.000.000,00-TL ile kıyaslandığında oldukça yüksek olması sebebiyle denetim çalışmasında riskler azaltılacak ve makul güvence sağlanacak yeterlilikte bir denetimin yapılması gerekirken yapılmadığı, hile ve yanlışlık riskleri ile önceki yıllara ilişkin muhasebe tahminleri hakkında araştırma yapılmadığı, konserve et satışlarının yurt içi satışların %15’lik kısmına tekabül ettiği, Milli Savunma Bakanlığı'na 10.405.800,00-TL tutarında konserve et satışının yapıldığı, 2016 yılı içindeki yurt içi satışların % 36’lık kısmının yapıldığı Milli Savunma Bakanlığı'na ayıplı mal (at eti) tesliminden sonra denetim raporu düzenlendiği halde bu durumun denetlenen şirketin finansal durumu üzerinde yaratacağı etkinin incelenmediği, müşterinin dürüstlüğü hususunda yeterli denetim kanıtı elde edilmeden finansal tablolarının teyit edildiği;
Dosya kapsamında davacı şirket tarafından bağımsız denetimin yapıldığı dönem itibarıyla, müşterisinin (işletmenin) gıda mevzuatına ve ticari sözleşmeye aykırı olarak ayıplı mal teslimi suretiyle haksız kazanç temini ile ilgili olarak bilgi sahibi olması ve/veya araştırması gerekli nitelik ve ağırlıkta hile ve yanlışlık riskinin mevcut olduğu, işletmenin ticari büyüklük ve değeri ile ayıplı mal teslim miktarı dikkate alındığında, bu husus yeterince araştırılarak denetim kanıtları elde edilmeksizin, şirketin gelir ve giderlerini gösteren finans tablolarının maddi gerçeğe uygun kabul edilerek teyit edilmesinin bağımsız denetimin mahiyeti itibarıyla beklenen mesleki özenin yeterince gösterilmediğini ortaya koyduğu, bu durumun "stok sayımı, alacak sınıfının değiştirilmesi, alacakların doğrulanamaması, satış iadeleri" hususunda yapılmadığı tespit edilen denetimler bakımından da geçerli olduğu, olayda finansal tabloların denetim ve teyidinde yeterli araştırmanın yapılmamış olduğu anlaşıldığından;
Bu itibarla, bağımsız denetim görevi yapan davacı şirketin, denetimini yaptığı şirketin finansal tablolarının teyidi hususunda uygun ve yeterli denetim kanıtını elde etmediği, mesleki yeterlilik ve özen ilkesine uymayarak kaliteli ve güvenilir bir denetim yürütmediği, denetim görevini davalı idarece yayımlanan standart ve düzenlemelere uygun olarak yapmadığı sabit olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, idari para cezasının belirlenmesinde takdir yetkisi bulunmaktaysa da takdir yetkisinin keyfi bir şekilde kullanılamayacağı, denetim raporlarında daha fazla aykırılık yapan şirketler hakkında daha hafif ceza verildiği, denetlenen şirketin küçük işletme niteliğinde olduğu, küçük işletmelerin büyük şirketler gibi denetlenmesinin beklenemeyeceği, incelemenin yüksek kriterler göz önüne alınarak yapıldığı, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!