İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Hamiline Yazılı Hisse Senedinden Kaynaklı Ortaklık Payı, Gerçek Hisse Değeri ve Temettü Tespiti ile Kayyım Atanması Davası Karar Özeti
Özet: Davacı, 1994 yılında davalı şirketten aldığı hamiline yazılı hisse senetleri karşılığında bir kez kar payı aldıktan sonra başka ödeme yapılmadığını, şirketin bedelli/bedelsiz sermaye artırımları ile hisselerinin değerinin değiştiğini ve temettü dağıtılmaması için haksız uygulamalara gidildiğini iddia ederek, mevcut hisse senetlerinin kök değerini, sermaye artırımları sonrası güncel hisse sayısını ve değerini, geçmişe dönük kar paylarını tespit ettirip ödenmesini ve şirkete kayyım atanmasını talep ederken, davalı ise davacının hukuki yararının bulunmadığını, hamiline yazılı senetlerin zilyetliğin devriyle el değiştirdiğini ve şirket kayıtlarından geçmişteki sahipliğin teyit edilemeyeceğini, kayyım atanması talebinin ise orantısız ve haksız olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
BİRLEŞEN ... ATM'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA;
BİRLEŞEN ... ATM'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA;
ASIL DAVA
: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
BİRLEŞEN DAVA
:Gerçek Hisse Değerinin Tespiti
ASIL DAVA TARİHİ
:█████/2018
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ
:█████/2018
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1994 yılında davalı şirket ... ve Tic. A.Ş.'den hisse senedi aldığını alındığı tarihte davalı şirketin ünvanının ... ... A.Ş. Olduğunu, şirketin sonrasında unvan değiştirerek ... ve Tic. A.Ş. İsmini aldığına ilişkin genel kurul kararı aldığını, Müvekkili uhdesinde bulunan hisse senetlerinin örneklerinin dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin anılan hisse senetlerinin karşılığı olarak davalı şirkete 5.000 lira ödeme yaptığını, Müvekkiline aldığı hisse senetlerine binaen kendisine 1994 yılında elden 100 lira kar payı ödemesi yapıldığını, Ancak devamında müvekkiline hiçbir şekilde temettü ödemesi yapılmadığını, bu dava öncesi arabuluculuğa başvurulduğunu , ancak burada anlaşılamadığını, müvekkiline yıllar önce bir kez ödeme yapıldığını, akabinde herhangi bir ödemede bulunulmadığını, aradaki uzun zaman içinde şirketin bedelli/bedelsiz sermaye artırımına gitmiş olduğunu, bu artırımların tamamının tespit edilemeyeceğini, artırımlar sonucu hisse miktarlarının değiştiğini, bu nedenle de şirketteki mevcut hisse senetlerine yasal olarak tekabül eden yeni hisselerin tespitinin gerektiğini, müvekkilinin hisselerinin bugün kaç adet yaptığının ve değerinin kaç TL olduğunun tespitini talep ettiklerini, bunun için dosyanın bilirkişi incelemesi istediklerini, müvekkilinin 1994 yılında bir kez kar payı almış olduğunu, bu tarihten bu yana şirketten kar payı almadığını, davalı şirketin ticaret sicil gazetesinde yayınlanan kararları incelendiğinde; kar payı dağıtılmasına ilişkin bilgilerin burada yer almadığını , ayrıca şirketin İstanbul Sanayi Odası’nın her yıl belirlediği “...” arasında yer aldığını , devamlı olarak "kar paylarının şirket borçlarına mahsubu" şeklinde karar aldığını, bu yolla şirketin müvekkilini ve diğer hisse sahiplerini zarara sokmak açık kastıyla yönetildiğini, bunun düzenli ve sistematik biçimde devam ettirildiği göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin bu yönetimin devamı halinde hiçbir alacağına kavuşma ihtimali bulunmadığını, bu nedenlerle davalı şirkete tedbiren dava sonuna kadar kayyım atanmasına, neticeten davanın kabulü ile Müvekkil uhdesinde bulunan ... ve Tic. A.Ş. (Eski ünvanı ... Ağaç Sanayi ve Tic. A.Ş.) hisse senetleri bakımından kök hissenin kaç adet olduğunun, kök hissenin bedelli-bedelsiz sermaye artırımları sonucu ulaştığı değerin ve kaç adet hisse senedi yaptığının tespiti ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kar payı (temettü) getirdiğinin tespitini, HMK 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak/ tespit edildiğinde dava değerini artırma hakkımız saklı kalmak üzere 100 TL dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık temettünün muacceliyet tarihinden başlatılacak avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Asıl dava da davalı vekili cevap dilekçesinde; hamiline yazılı hisse senetlerinin zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredileceğini, devrin bildirilmesine de lüzum bulunmadığını, davacının hamiline yazılı hisse senedini teslim aldığı anlaşılmış olsa da zilyetliğin devri yoluyla senetlerini devredebileceğinı, bunun dışında davacının elinde mevcut hamiline yazılı hisse senetleri dışında başka hamiline yazılı hisse senedinden kaynaklı hakkının tespitini de talep edemeyeceğinden davacının davasının HMK' nun 114./h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine dair karar vermek gerektiğini, Ortaklar Pay Defterinin Ortak No:52 sayfasında kayıtlı ... a ait Hisse Senedini █████/1994 yılında teslim aldığı görülse de aradan geçen yıllar içinde Fiziki Teslim ile mülkiyet 3.ncü şahıslara geçmiş olabileceğinden bunu şirket kayıtlarından teyit etmeninde mümkün olmadığını, Buna bağlı olarak Davacının elinde mevcut Hamiline Hisse senetleri dışında bir Hamiline Hisse senedinden kaynaklı Payından söz edilemeyeceğini, bu nedenlerle dava açmakta hukuki yararı bulunmayan Davacının, müvekkili şirkete kayyım atanması talebinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağını, Ortada ispatlandırılamayan , ispatlandırılsa dahi şirketin toplam hisse değerleri bakımından davacı yanın sunduğu hisse değerinin çok küçük ölçüde kalabileceğinin öngörüsü ile kayyım atanmasıyla telafisi mümkün olmayan sonuçların doğma ihtimalinin bulunduğunu, Davacı tarafın işbu talebin yerine getirilmesinde meşru menfaatin bulunmaması ve ölçülü olmayacağı gerekçeleriyle kayyım atanma talebinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle davacı yanın işbu haksız davasının reddine ,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... Atm'nin ... Esas Sayılı Dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiller davalı şirketin bir kısım hisselerini satın aldığını, müvekkilleri tarafından satın alınan şirket hisselerinin pay defterine işlenmesi için davalı şirketten talep edildiğini, davalı şirketin hisse satışını onaylamadığını, müvekkillerin davalı şirketçe belirlenen beher hisse başına 1 TL bedeli kabul etmediklerini, davalı şirket tarafından şirket hisse değeri olarak belirlenen 1 TL'nin gerçek hisse değerini yansıtmadığını, davalı şirketin gerçek hisse değerinin tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep etmiştir.
Birleşen ... Atm'nin ... Esas Sayılı Dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava dışı ... tarafından, TTK. m. 493/6’da düzenlenen bir aylık yasal hak düşürücü süre dolduktan sonra 13.09.2018 tarihinde, müvekkili aleyhine, iş bu davanın davacılarına sattığı paylara ilişkin “ortaklık kayıt talebinin reddi yanında pay değerinin reel değerin çok altında beyan edilmesi nedeniyle TTK.’nun 493. Maddesi gereğince tüm değerleme giderleri şirket tarafından karşılanması usulü ile şirket paylarının gerçek değerinin belirlenmesi” talebi ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... E. Sayılı dosyası ile iş bu dava ile aynı konuda dava açıldığını, HMK. m. 114/1-ı uyarınca "aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" şeklindeki dava şartı huzurdaki davada mevcut olmadığından, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, iş bu maddi ve hukuki dayanaktan yoksun, kötüniyetli davanın reddine, davacılar hakkında HMK. m. 329 hükümün uygulanmasına, değerleme ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası, █████/2020 tarihli, ... sayılı kararı ile mahkememiz dosyası ile birleştirilerek yargılamaya mahkememiz dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Mahkememizde açılan işbu asıl dava; TTK'nın 493/5 maddesi gereğince anonim şirkette devralınan payların gerçek değerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen ... ATM'nin ... Esas sayılı dava; satın alınmak istenilen şirket hisse değerinin tespiti talebine ilişkindir.
Mahkememize ait ... Esas sayılı asıl dava dosyamız █████/2019 tarihinde ... sayılı kararı ile usulden reddine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf edilmiş olup, İstanbul BAM 12 HD'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile;
"Davacı taraf davalı anonim şirketteki hisselerin dava dışı alıcılar ...'ya devretmesi ve davalı şirketten devre onay verilmesi talebinin reddedilmesi ve devralanlara satışa konu hisselerin beher hisse bedeli 1 TLden satın almayı teklif etmesi üzerine ,devredilen hisselerinin gerçek değerinin tespiti talep edilmektedir. Devralan dava dışı 3. kişiler tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile bu konuda açılmış bir dava bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK' nın 493/5 maddesi gereğince anonim şirkette payların gerçek değerinin belirlenmesine yönelik olarak devralana dava hakkı tanınması ,henüz devredilmemiş ve mülkiyeti TTK 494 maddesi uyarınca devreden de olan şirket hisseleri yönünden pay sahibinin şirketteki payının gerçek değerinin tespiti yönünden bulunan dava hakkını ortadan dan kaldırmayacağı gibi yargılama sonucunda belirlenen değer üzerinden TTK 493/1 maddesi uyarınca önerinin devredene yapılacağı gözetildiğinde şirket hisselerini devreden konumunda olan davacının iş bu davada taraf sıfatı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece işin esasına ilişkin yargılama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe davanın usulden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Anonim şirket pay devir sözleşmesinin şirkete bildirilmesi üzerine şirket tarafından davacı devredene ....Noterliğinin 31.07.2018 tarihli ihtarnamesi ile satışa konu hisselerin değeri (1)-TL olarak belirlendiği ve ... hesabına satın alma teklif edildiği hususunda ihtarname keşide edilmiştir. İhtarın tebliğ tarihine ilişkin tebliğ şerhi olmasa da , elde ki davanın ... Mahkemeleri aracılığıyla 31.8.2018 tarihinde havale ettirilerek ,aynı tarihte harcının ve masraflarının ikmal edildiği gözetildiğinde yasal bir aylık sürede açıldığı anlaşılmakla ,belirtilen değere itiraz edilmediğine yönelik davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğunun kabulü ile davanın esasının incelenmesi gerekmektedir.Taraf vekillerinin davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmüştür.Hükme tesir edecek derecede delillerin toplanıp değerlendirilmediği sonucuna varıldığından ; istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. " gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkememize yeniden tevzi olmuş ve ████████ Esasına kaydedilmiştir.
Mahkememizce █████/2021 tarihli duruşma zaptı ara kararları ile █████/2021 tarihli ara karar doğrultusunda bilirkişiler yeminli mali müşavir ..., Prof. Dr. ... ..., hukukçu bilirkişi Prof. Dr. ..., makine mühendisi bilirkişi ... ... ve marka uzmanı ... marifetiyle inceleme icra edilmesi istenilmiş ve konuya ilişkin █████/2024 tarihli bilirkişi raporu teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı raporlarında özetle;
"Dava asıl ve birleşen dava yönünden devre konu davalı şirket paylarının gerçek değerinin TTK 493 uyarınca tespiti istemine ilişkindir.
Anonim şirketin, borsaya kote edilmemiş olan nama yazılı paylarının, gerçek değerini ödemeyi nererek, payların iradi veya kanuni geçişini önlemesine “kaçış klozu” (escape clause) denilmektedir. Özellikle payı devralan kişi açısından devre engel olmak istenen anonim şirketçe ana sözleşmede düzenlenmiş bir önemli sebep ileri sürülemiyorsa, şirketin önündeki önemli bir imkân kaçış klozuna başvurulmasıdır. Konuyu düzenleyen TTK 493 /1 gereği şirket, devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. Bu hüküm payın gerçek değerinin ödenmesi kaydıyla devralarak devre onay vermekten imtina edebilir. Elbette bu hüküm payın gerçek değerinin ne olduğu yönünde ihtilaflara sebebiyet verebilir. Değer ihtilaflarını ortadan kaldırmak amacıyla öngörülmüş hükmün 5. fıkrası uyarınca Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. 6. fikra uyarınca devralan, gerçek değeri i tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. Öğretide kaçış klozunun, kanuni önalım hakkı veya kanuni alım hakkı niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Anonim şirket, satın alma önerisini, devre konu bütün paylar için kullanmak zorundadır. Öneri, şarta bağlı yapılamaz.
Öneride, paylar için ödenecek bedel açıkça belirtilmelidir. Alım önerisi, iradi devirlerde payı devretmek isteyen mevcut pay sahibine, kanuni geçiş hâllerinde ise yeni pay sahibine yapılacaktır.
Öneri, üç aylık hak düşürücü süre içerisinde muhatabına ulaşmalıdır. Kanun koyucu, önerinin şekline ilişkin bir düzenleme yapmamış olmakla birlikte, şirketin, önerisini ispata elverişli bir yol ile yapması önemlidir zira öneri ispat edilemez ve üç aylık süre geçerse, anonim şirketin devre onay verdiği kabul edilmektedir (TTK m. 494/3). Anonim şirketin önerisi üzerine pay sahibinin üç seçeneği bulunmaktadır. Pay sahibi, öneriyi kabul edilebilir, somut olaydaki gibi reddedip gerçek değerin tespiti davasını açılabilir veya reddedip pay sahibi olarak kalmaya devam edebilir. Şirketçe kaçış klozunun kullanılması için ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunması gerektiği hükmün lafzında yer almamakla birlikte Yargıtay'ın yorumu sözleşmede en azından devrin yk onayına tabi olduğu yönünde bir hüküm bulunması gerektiği yönündedir (bkz. Yargıtay, 11. HD, T. 05.04.2018, E. █████████, K. █████████). Yine somut olayda olduğu gibi mahkemeden kimin talepte bulunabileceği konusu öğreti ve uygulamada tartışmalıdır. Kanun koyucunun ilgili pay sahibi gibi bir ifade kullanması daha isabetli olabilecek iken devralan ibaresi sebebiyle konu tartışmalıdır. Katıldığımız görüş uyarınca, hükmün amacına uygun olarak, şirket kaçış klozuna başvurduğu takdirde, iradi devirlerde payını devredemeyen pay sahibinin, tespit davasını açabileceği kabul edilmelidir (ayrıca bkz. bu yönde bkz. Murat Yusuf Akın, Anonim Ortaklıkta Bağlı Nama Yazılı Hisseler, İstanbul, 2014 s. 100; Zeynep Çalık, Anonim Şirketlerin TTK m. 493 Uyarınca Satın Alma Önerisinde Bulunma Hakkı (Kaçış Klozu), İstanbul, 2020, s. 120 ve orada anılan yazarlar). Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mah. Kararları da devreden pay sahibinin dava hakkı olduğu nünde kararlar vermiştir.
....Mahkemenin taraf sıfatına ilişkin davanın reddine dair gerekçesinde, zikredilen 493/5. Madde hükmünü, 493/1. maddeye dayalı iradi devir ve buna bağlı onay istemi hallerinde dahi, kaçınma klozunun kullanılmasına yönelik öneriye konu gerçek değerin belirlenmesi için mahkemeye başvurma konusunda münhasıran devralanlara tanınmış bir hakkın varlığına işaret eden bir şekilde yorumlaması isabetli olmamıştır... Şu hale göre, iradi devir hallerinde, 493/1. maddede, şirketin onaydan kaçınma klozuna ilişkin önerisindeki gerçek pay değerinin belirlenmesi bakımından izlenecek hukuki sürece dair kanunda açık bir düzenleme olmaması nedeniyle, devredenin bu yönde bir tespit davası açma hakkının var olduğunun kabul edilip edilmeyeceği hususunun, 493/5. maddedeki düzenlemeden bağımsız olarak tartışılması gerekir. Konu bu çerçevede ele alındığında, maddede böyle bir hakkın varlığının açıkça düzenlenmemiş olması nedeniyle devredene mahkemeye başvurma konusunda tanınmış bir hak bulunmadığı kabul edilecek olursa, bu durumda devredenin ünde iki seçenek kalacağı izahtan varestedir. Devreden ya önerilen tutarı kabul ile paylarını şirkete yahut gösterilen kişilere devredecek ya da öneriyi kabul etmeyerek payları uhdesinde tutacaktır. Bu yöndeki bir yaklaşımın, TTK'nın 490. maddesinde nama yazılı payların devrinde öngörülen ilkeyle bağdaştırılması mümkün görünmediği gibi bu yöndeki bir kabulün, menfaatler dengesine, devrin sınırlandırılmasına ilişkin olarak kanunun bütününe yansıyan eşit işlem yapılması ve hakkın kötüye kullanılmaması ve hakkaniyet ilkelerine de ters düşecek sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Kanun yapıcının bu. yönde bir açık iradesinin yahut bilinçli unutkanlığının olduğu herhalde söylenemez. Nitekim, şirket paylarının bütün devir hallerine ilişkin olarak, bu yöndeki onay istemlerinin reddine yahut kabul edilmiş sayılması halleri bakımından uygulanabilir 'torba” hüküm niteliğindeki 494/3. maddesinde de belirtildiği üzere, şirketin onay vermeyi reddetmiş olmasının haksızlığının ancak bir mahkeme hükmü ile belirlenebileceği gözetildiğinde, kanun yapıcının iradi devir hallerinde dahi, şirketin önerisinin temel unsurunu oluşturan payın gerçek değerinin tespiti bakımından devredenin mahkemeye başvuruda bulunma hakkını örtülü biçimde kabul etmiş olduğu ortadadır. Şu halde, iradi devir hallerinde, onaydan kaçınma klozunda bulunan şirketin önerisinde belirtilen gerçek değerin ne olduğunun yahut ne olabileceğinin belirlenmesi konusunda, HMK'nın 106. maddesi de gözetildiğinde, devreden davacının mahkemeye başvuruda bulunmaya yönelik bir hakkının varlığının ve korunmaya değer bir hukuksal yararının var olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı yoruma dayalı olarak davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına vaki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddedilmesi doğru olmamış, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” Yargıtay, 11. HD, T. 22.06.2021, E. ████████, K. █████████
“Somut olaya dönüldüğünde, davacı taraf davalı anonim şirketteki bir kısım paylarını beher hisse bedeli 8 TL den olmak üzere dava dışı alıcılar... 'ya devretmiş ve davalı şirket ise bu hisseleri, beher hisse bedeli 1 TL'den satın almayı teklif ederek davacının yaptığı devri reddetmiştir. Devreden davacı tarafından, iş bu davada, devre konu hisselerinin gerçek değerinin tespiti talep edilmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre, devredenin de, TTK 493/5 maddesi gereğince payların gerçek değerinin tespitini isteyebileceği zira payların mülkiyeti TTK 494 maddesi uyarınca devreden davacıda olduğu gibi davacının, beher hisse bedeli 8 TL den yaptığı pay devrinin şirket tarafından reddedilerek, bu hisselerin gerçek değerinin beher hisse için 1 TL olduğu belirtilerek bir hissenin 1 TL den olmak üzere satın alma teklifinin de devreden davacıya yapıldığı, buna göre, devreden davacının teklifi değerlendirerek kararını şirkete bildirmek durumunda olduğu nazara alındığında, davacının devre konu payların gerçek değerinin tespiti yönünden iş bu davada taraf sıfatı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece işin esasına ilişkin yargılama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe davanın usulden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” İstanbul BAM, 43. HD, T. 12.11.2020, E. █████████, K. ████████
Somut olayda da asıl davada hisse devri yapan pay sahipleri ve birleşen davada devralan davalı devre onay vermeyen ve hisseleri | TL gerçek değer üzerinden satın alan şirkete karşı payın gerçek bedelinin tespitini dava etmişlerdir. Heyetimiz mali ve teknik bilirkişilerince şirket hisselerinin gerçek değeri tespit edilmiştir.
Şirketin 1 adet hisse değeri
:7,22 TL hesaplanmıştır." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce █████/2024 tarihli celse ara kararı doğrultusunda, davalı şirket vekilinin detaylı olarak rapora beyan ve itirazları dikkate alınarak, bunların karşılanması ve tek tek değerlendirilerek mahkeme ve yargı yolu denetimine esas teşkil edecek şekilde rapor tanzim edilmek üzere dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişi heyetinden ek rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin bila tarihli ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı ek raporunda özetle;
"TEKNİK DEĞERLENDİRME
:
Bilirkişiden Sorulan Husus
: Davalı şirket vekilinin detaylı olarak rapora beyan ve itirazları dikkate alınarak, bunların karşılanması ve tek tek değerlendirilerek ek rapor hazırlanması.
Teknik Bilirkişi İnceleme ve Değerlendirmesi: Dosya muhteviyatında mevcut belge ve bilgilere eklenen evrakın incelenmesinden:
Davalı vekilinin █████████ tarihli bilirkişi heyet raporuna itiraz dilekçesinde teknik görüşe ait kısım açısından özetle: raporda taşıtlara ait listenin yer almadığı, kaç adet taşıtın değerlendirildiğinin belirtilmediği, bedellerinin hangi yöntem ile belirlendiğinin açıklanmadığı, raporda görül izere listenin eklenmemiş olduğu, eksik belgeler tamamlanmadan değerlendirme yapıldığının, hisse devir tarihi ile rapor tarihi arasında enflasyona bağlı değer artışı gerçekleştiği, 2018 Mayıs ayındaki değerler üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiği, hisse değerinin belirlendiği, davanın kabulünün talep edildiğinin açıklandığı,
Kök raporun teknik bilirkişi tarafından içeriğinde taşıt değerlerine ilişkin tüm ayrıntıların yer aldığı tablo da yer alacak şekilde görevi doğrultusunda hazırlanarak sonrasında diğer bilirkişiler tarafından tekâmül ettirilmesi sırasında taşıt değerlerine ilişkin aşağıda yer alan tablonun silinmesi nedeni ile dosyada yer alan rapordan da görüleceği üzere tablonun yeniden rapora derc edildiği fakat nihai raporun sehven tablonun yeniden eklendiği nüsha değil de eksik olan nüshanın sisteme yüklenmiş olduğu, davalı taraf vekilinin talep ettiği tüm hususlar belirtilerek dosya muhteviyatında mevcut 49 adet taşıtın renk kodları ile marka, tip, model, hasar durumuna ilişkin dosya muhteviyatından mümkün olan her ayrıntı belirlenerek ikinci el piyasa şartlarındaki değerler araştırma neticesi teker teker sunularak toplamın kök raporda belirlenmiş olduğu, davalı vekilinin hukuki mütalaa gerektiren bir kısım teknik itiraz bölümünde verilen itirazlarının Sayın Mahkemenin uhdesinde kaldığı, kanaatine varılmıştır
Netice ve Kanaat
: Yukarıda açıklanan hususlardan dolayı,
Kök raporun teknik değerlendirme kısmında: "dosyaya ibraz edilmiş bulunan evraka istinaden yapılan güncel piyasa rayiçleri üzerinden teknik değerlendirmede: firmaya ait taşıtların toplam değerinin 284.850.000,00 TL mertebesinde olduğu, dava sürecinde gerçekleşecek değer değişimlerine ilişkin hukuki mütalaanın Sayın Mahkemenin uhdesinde bulunduğu" kanaatinin sunulmuş olduğu, Kök raporda davalı vekili itirazlarını karşılayacak şekilde ayrıntıların tablo ile verilmiş olmasına rağmen Uyap sistemine sehven tablo içermeyen nüshanın yüklenmiş olduğu,
Kök rapora davalı vekilinin itirazlarının konu teknik hususların tümüne dosya muhteviyatında mümkün olan şekilde tablo içeriği ile karşılanmış olduğu ve kanaatin muhafazası gerektiği, davalı vekilinin hukuki mütalaa gerektiren fakat teknik değerlendirme kısmında yer alan hususların Sayın Mahkemenin uhdesinde bulunduğu, netice ve kanaatine varılmıştır.
MARKA BİLİRKİŞİ DEĞERLENDİRMESİ
:
Marka Değer Hesabı İNCELEMELER 1. Huzurdaki dosyada bulunan bilirkişi raporumuza yapılan yorum ve itirazlar neticesinde yeniden görevlendirilmemiz sonrasında dosyaya eklenen belgeler ve önceki bilirkişi Taporumuzda, yaptığımız yeniden incelemeler neticesinde, aşağıdaki ek değerlendirmeler yapılmıştır;
a. Önceki bilirkişi raporumuzda, ““MARKA DEĞERİ HESAPLAMASI" KONUSUNDA AÇIKLAMA” bölümünde marka değer hesabının nasıl yapıldığı konusunda detaylı açıklama yapılmış; bu açıklamanın 3 ve 4. Maddelerinde bilirkişi raporu olarak hazırlanan / yapılan marka değer hesabı şekil ve yöntemleri ile bu konuda uzman firmalar ve ekiplerle geniş kapsamlı yapılan hesaplamaların arasındaki farklılıklar anlatılmıştır. Tarafımızdan hazırlanan raporlar bilirkişi raporlarıdır.
b. Dosya konusu markanın önceki raporumuzda yapılan hesaplama yöntemler ve sonucu konusunda, işbu raporumuz için bir değişik düşüncemiz oluşmamıştır, ancak önceki raporumuzun Ağustos 2024 tarihine göre, içinde bulunduğumuz 2025 Mayıs ayı dikkate alındığında ortalama / yaklaşık 9 aylık bir sürenin geçtiği görülmektedir. Ülkemizde son yıllarda halk tarafında yıllık hissedilen enflasyonun 9680 - 96100 aralığında olduğu düşünülürse ve biz bunu ortalama olarak 9490 olarak düşünüp hesaplarsak, önceki raporumuzda yaptığımız “... TURİZM” markasının 8.085.360 TL değer hesabına göre | yıllık 4690 karşılığını 7.276.824 TL olarak hesap edebilir, bunu 12 aya böldüğümüzde aylık karşılığını 606.402 TL; 9 aylık karşılığını (9 x 606.402 TL) 5.457.618 TL olarak buluruz. Bu miktar; “... TURİZM” markasının Ağustos 2024 tarihinde 8.085.360 TL olan değerinin ülkemizdeki enflasyona göre 9 ayda (2025 Mayıs'a kadar) oluşabilecek karşılığıdır. Son olarak “... TURİZM” markasının Ağustos 2024'deki 8.085.360 TL değer karşılığına yukarıda hesap ettiğimiz 5.457.618 TL'yi (9 ay için hesaplanan değer artışı) ekledi;
(8.085.360 TL * 5.457.618 TL) 13.542.978 TL buluruz. 2. Sonuç olarak önceki raporumuzda hesap ettiğimiz dosya konusu “... TURİZM” markasının değerinin yeni hazırladığımız işbu ek raporumuzda 2025 Mayıs ayı için 13.542.978 TL olarak hesap edebileceğimiz şeklinde oluşan yeni kanaatimizi nihai takdiri Sayın Mahkemenizin olmak üzere saygılarımla arz ederim.
MALİ DEĞERLENDİRME
:
KÖK Raporumuzda belirttiğimiz üzere;
“Şirketlerin değerinin tespitine yönelik çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır.
Söz konusu yaklaşımlardan günümüzde ağırlıklı kabul görenleri “İndi Fiyat Kazanç Oranı, Defter Değeri-Piyasa Değeri”, “Emsal İşlem Yönten yöntemleridir.
İndirgenmiş Nakit Akımı (İNA) yöntemi, öngörülen bir dönem içinde şirketin gelecekte oluşturacağı Nakit akımlarının tahmin edilerek, söz konusu tahmini nakit akımlarının bugünkü değerine indirgenmesi esasına dayanmaktadır. Şirket faaliyetleri ile ilgili olarak dava dosyasına sunulu verilerin dönemlerle sınırlı oluşu, indirgeme oranın tespitindeki varsayıma dayanan yaklaşımlar ve geleceğe akışlarının kullanılmasını gerektirmektedir. İnceleme esnasında gelecek nakit akış tahminini içeren geleceğe yönelik bir bütçe sunulmadığından bu yöntemin işbu davada şirket değerinin tespitinde uygulanması mümkün görülmemektedir.
Değeri tespit edilecek şirket faaliyet alanı dikkate alındığında, “fiyat kazanç oranı”, “piyasa değeri-defter değeri” yöntemlerinin uygulanabilmesi için gerekli bulunan objektif denetime elverişli sektör ortalamaları ile ilgili verilere dava dosyasında rastlanmadığı gibi, esas alınabilecek resmi veri tabanlarından hareketle bu verilerin derlenmesi de mümkün görünmemektedir. Diğer taraftan, değeri saptanacak dava konusu şirketin borsada kote edilmemiş olduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla hisse senedi piyasa dinamiklerine dayalı olarak, şirket hisselerinin değer analizinden söz etmek mümkün değildir.
Emsal İşlem Yöntemi ise, değerlenen şirketler ile son zamanlarda yurtiçinde ve yurtdışında satılmış olan benzer şirketlerin satış değerlerinin karşılaştırılmasına dayanır. Son zamanlarda satılan benzer şirketlerin satış değerlerini baz alarak ve şirketler arasındaki farkları göz önüne alarak analizler yapmak, bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır
Ancak şirket değerinin şirkete ve sektöre özgü dinamiklere dayanması ve söz konusu dinamiklerin sürekli değişim göstermesi dava tarihi itibariyle dava konusu şirket değerinin tespitinde Emsal İşlem olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir.
Yukarıda hisse değerinin tespitine yönelik diğer yaklaşım ve yöntemlerle ilgili ayrıntılı açıklamalarımız Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, huzurdaki davaya konu şirket değerlemesinde uygulanabilir yöntem olarak “Net Varlık Değeri” yönteminden hareket edilmiştir.
Davalıya ait 2023 yılı bilançosu üzerinde yapılan incelemeler sonucu şirketin “Net Varlık Değeri” yönteminden hareketle değeri hesaplanmıştır.”
KÖK raporumuzda belirtilen tarih itibariyle teknik bilirkişinin taşıtlarla İlgili değerleme tutarında ve Marka değer tespiti bilirkişinin görüşlerinde değişiklik olmadığından şirket değerinin tespiti hususunda KÖK raporumuzda davalı şirketin 31.12.2023 tarihli bilançosuna göre yapmış olduğumuz hesaplamalarda değişiklik olmamış olup
KÖK RAPORUMUZDAKİ;
“Davalı şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle şirketin ÖZ KAYNAKLARI 123.685.283,88 Aktif (Varlıklar) — 258.653.593,442 Yabancı Kaynaklar” (134.968.309,54 )TL eksi bakiye verdiği ve şirketin sermayesinin tamamını yitirmiş ve borca batık olduğu tespit edilmiş, ancak heyetimiz teknik bilirkişi ve marka uzmanı bilirkişilerinin varlıklarla ilgili rayiç değer hesaplamaları sonucu;
TAŞITLAR
: 2023 YILI BİLANÇO değeri 49.609.913,00 TL olup heyetimiz Teknik bilirkişi tarafından 23.06.2023 tarihi itibariyle taşıtların rayiç değeri 284.850.000,00 TL hesaplanmıştır. Değerleme sonucu taşıtların (284.850.000,00 TL taşıtların rayiç değeri- 49.609.913,45 taşıtların bilanço değeri) TL-235.240.086,55 TL değer artışı kaydetmiş olduğu tespit edilmiştir.
MARKA DEĞERİ
: Heyetimiz marka değerleme uzmanı tarafından 2023 yılı itibariyle şirketin marka değerinin 8.085.360,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Bu değerlemeler sonucu tespit edilen rayiç değerlerin ÖZ KAYNAKLARA ilavesi ile hesaplana RAYİÇ DEĞERLEMELER SONUCU NET VARLIK DEĞERİ NET VARLIK Bilanço değeri (-134.968.309,54 TL) * Taşıtların değer artışı 235.240.085,55 TL * Marka değeri 8.085.360,00 TL 108.357.137,01TL Hesaplanmıştır.
DEĞERLEMELER SONU NET VARLIK değeri Şirketin | adet hisse değeri: 108.357.137,46 TL şirket NET VARLIK değeri / 15.000.000,00 şirket hisse adedi 7,22 TL hesaplanmıştır.” Şeklindeki görüşümüz değişmemiştir.
MARKA BİLİRKİŞİSİNİN EK raporda 2025 MAYIS ayı için yeniden hesaplamış olduğu güncel marka değeri 13.542.978,00 TL dikkate alınarak hesaplanan ŞİRKETİN yeni değeri;
NET VARLIK Bilanço değeri (-134.968.309,54 TL) * Taşıtların değer artışı 235.240.085,55 TL + Marka değeri 13.542.978 TL -113.814.754,01 TL hesaplanmış;
2025 MAYIS İTİBARİYLE DEĞERLEMELER SONU NET VARLIK değeri 113.814.754,01TL / şirket hisse adedi 15.000.000,00 -7,59 TL hesaplanmıştır." şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizde açılan işbu asıl davada, davacı ..., davalı şirketteki hisselerini dava dışı alıcılar ...'ya devretmesi nedeniyle, davalı şirketten devre onay verilmesi istenilmesine rağmen devre onay verilmesi talebinin reddedildiği ve devralanlara satışa konu hisselerin beher hisse bedeli 1 TL'den satın almayı teklif etmeleri üzerine, satış konusu hisselerin gerçek değerinin tespiti için TTK m.493/5 gereğince tespiti istemine ilişkindir.
Mahkememizce verilen ...sayılı kararın İstanbul BAM 12 HD'nin █████████-████████ sayılı kararı ile kaldırma gerekçesi ve kapsamı dikkate alındığında, TTK m.493/5'de hisse değerinin belirlenmesini devralan talep edeceğine ilişkin düzenlemenin, payları devralan dava hakkı tanınmış olmasının, henüz devredilmemiş ve mülkiyeti TTK m.494 uyarınca devredende olan şirket hisseleri yönünden, pay sahibinin şirketteki payının gerçek değerinin tespiti bakımından, davacı hisse sahibi devredenin dava hakkını ortadan kaldırmayacağı, yargılama sonucunda belirlenen değer üzerinden TTK 493/1 maddesi uyarınca önerinin şirket tarafından devredene yapılacağı göz önüne alınarak davacının henüz devreden konumunda olan hisse sahibi olması sebebiyle davada taraf sıfatının bulunduğu mahkememizce benimsenmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Dosya kapsamındaki delillerden, anonim şirket pay devir sözleşmesinin şirkete bildirilmesi üzerine davalı şirket tarafından davacı devredene .... Noterliğinin █████/2018 tarihli ihtarnamesi ile satışa konu hisselerin değeri 1 TL olarak belirtildiği ve ... hesabına davacıya hisselerin satın alma teklifi hususunda ihtarname keşide edildiği anlaşılmaktadır.
... Mahkemeleri aracılığıyla █████/2018 tarihinde havale ettirilerek aynı tarihte harcın ve masrafın ikmal edilerek TTK m.493/6'da belirtilen 1 aylık yasal süre içerisinde davanın açıldığı, anlaşılmakla mahkememizdeki hisse değerine itirazın incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği mahkememizce tespit edilmiş olup, Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile ve özellikle █████/2025 tarihinde mahkememize sunulan ek raporda , davalı şirketin 1 adedinin hisse değerinin 7,59-TL olarak hesaplandığı ve bu hesaplamanın dosyadaki verilere ve sunulan delillerle uyumlu olduğu mahkememizce benimsenmiş olup, davalı şirketin satın alma teklifine yapılan itirazın kabulü ile bir hissenin değerinin 7,59-TL olduğunun tespiti gerektiği mahkememizce benimsenmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile birleşen ... ATM'nin ... Esas - ... sayılı kararına konu davada, davacı hissesini devralmak isteyen üçüncü şahıslar tarafından davalı şirket aleyhine yine davacı hisse devreden ...'nın mahkememizin asıl davada, dava konusu ettiği hisselerinin değerinin tespiti için TTK m.493/5 gereğince, hisseleri devralmak isteyen sıfatı ile ... tarafından açılan hisse tespit davası olduğu, mahkememizce, borsaya kota edilmemiş nama yazılı paylar yönünden TTK m.493/1 gereğince şirket esas sözleşmesi gereğince devredene paylarını başvurma anındaki gerçek değeriyle kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek reddedebileceğine ilişkin düzenleme gereğince, davalı şirketin, işbu davada davacı hisse devralmak isteyen şirketlerine asıl davadaki davacı tarafından yapılmak istenen hisse devrine onay vermediği anlaşılmaktadır.
TTK m.494 gereğince, devir için gerekli onay şirket tarafından verilmediği sürece payların mülkiyetleri ve paylara bağlı tüm hakların devredende kalması sebebiyle, birleşen davada davacı hisse devralmak isteyen davacıların henüz TTK m.493/5 gereğince hisse devralan konumuna gelmediği mahkememizce benimsenmekle, devri gerçekleşmeyen hisselerin gerçek değerinin tespitine ilişkin birleşen davadaki davacıların hukuki menfaati bulunmadığı, hisse sahibi olmadıkları için de aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, mahkememizce benimsenmiştir.
Bu nedenlerle; asıl davanın kabulü ile; ... Sicil numaralı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı ... Turizm Seyahat Ve Ticaret Anonim Şirketi’nin bir numunel hissesinin değerinin TTK m.493/1, m.493/4, m.493/5 ve 493/6 gereğince 7,59-TL olduğunun tespitine, mahkememiz işbu dosyası ile birleşen ... ATM’nin ... sayılı dava dosyasında davacılar ... tarafından davalı ... Turizm Seyahat Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açılan hisse bedelinin tespitine ilişkin davanın hisse devrinin henüz davacılar adına TTK m.494 gereğince heniz gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacıların kendilerine devri gerçekleşmeyen hissenin gerçek bedelinin tespitine ilişkin davada, davanın açıldığı tarih itibariyle hukuki menfaatlerinin bulunmadigi anlaşılmakla (hisse sahibi olmadıkları için), açtıkları davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın KABULÜ ile;
... Sicil numaralı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı ... Turizm Seyahat Ve Ticaret Anonim Şirketi’nin bir numunel hissesinin değerinin TTK m.493/1, m.493/4, m.493/5 ve 493/6 gereğince 7,59-TL olduğunun TESPİTİNE,
a-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın düşümü sonucu kalan 579,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b-Davacı tarafından yatırılan 35,90 peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 71,80 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
c-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp DAVACIYA ÖDENMESİNE,
d-Asıl davada davacı tarafından yapılan 1.568,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Mahkememiz işbu dosyası ile birleşen ... ATM’nin ... sayılı dava dosyasında davacılar ... tarafından davalı ... Turizm Seyahat Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açılan hisse bedelinin tespitine ilişkin davanın hisse devrinin henüz davacılar adına TTK m.494 gereğince heniz gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacıların kendilerine devri gerçekleşmeyen hissenin gerçek bedelinin tespitine ilişkin davada, davanın açıldığı tarih itibariyle hukuki menfaatlerinin bulunmadigi anlaşılmakla (hisse sahibi olmadıkları için), açtıkları davanın aktif husumet yönünden REDDİNE,
a-Birleşen dava da, alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 35,90 TL harcın düşümü sonucu kalan 579,50 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b-Dava red ile sonuçlandığından, davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
c-Birleşen davada davalı ... Turizm... A.Ş. Tarafından yapılan 51.000,00 TL yargılama giderinin birleşen dava davacılarından tahsili ile davalıya verilmesine,
3-Birleşen dava da davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp DAVALIYA ÖDENMESİNE,
4-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ..
e-imza
Katip ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!