İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari araçta gizli ayıptan kaynaklı motor arızası nedeniyle değişim, tazminat ve alacak talepli itirazın iptali davası.
Özet: Davacı, ticari amaçla satın aldığı otobüsün kısa süre sonra gizli ayıplı olduğunu ve motor arızası verdiğini iddia ederek, ayıpsız misliyle değiştirilmesi ile aracın kullanılamadığı dönemler ve onarım masrafları karşılığı 89.500 TL maddi tazminat talep etmektedir. Davalılar ise, önceki davanın derdest olduğunu, mevcut davanın zamanaşımına uğradığını, davacının garanti koşullarını ihlal ettiğini, araç bakımlarının eksik yapıldığını ve taleplerin usul ile esastan reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmektedirler.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2015
KARAR TARİHİ
: █████/2025
İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarihli... Karar sayılı ilamın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli... Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak görevsizlik kararı verilmesi neticesinde mahkememize tevzi edilen dosyasının yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2011 tarihli proforma fatura ile davacı adına 2011 model...uzum küçük otobüsü 81.500,00-TL ye aldığını, aracın giderilemeyecek şekilde arıza yaptığını, aracın ... firmasının bayısı olan... A.Ş'den satın alındığını, aracın fenni muayenelerinin ... Ticaret A.Ş tarafından yapıldığını, aracın 160.000 kilometrede dizel parkitür filtre kontrol zamanı gelmeden dolduğundan iceride birikmiş olan gaz seviyesinden dolayı mazot seviyesi motordan yükseldiğinden yağ ve mazot karıması motor arıza vermesi ve yatak sarmasına neden olduğunu, ploş yağlama servisi 20.000 KM bakım hizmeti 30.000 Km olması gerektiğini, █████/2011 tarihli araç garanti belgesinde iki yol olduğunun yazılı olduğunu, bu süreden 12 gün geçtiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu, aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini, aracın çalışamadığı günlerin 180.000,00-TL den hesaplararak davacıya verilmesini, tamir için fatura karşılığı tahsil edilen paranın iadesini talep etmiş, davacının █████/2016 tarihli dilekçesinde özetle; davaya konu 81.500,00-TL'ye aldığını, tamir bedeli olarak 8.000,00 TL ödeme yaptığını, dava konusu aracın 145 gün serviste kaldığını, bu süre zarfında ticari araç olması nedeni ile zarar doğduğunu, kardeşi tarafından aracın yattığı süre boyunca 18.691,20-TL, ve 10.801,72-TL olmak üzere iki adet faturanın kesildiğini, 145 günlük zarar bulunduğunu, bu taleplerin... esas sayılı davada görülmekte olup bu davanın konusu olmadığını, dava değerinin 89.500,00-TL olduğunu beyan ederek talep miktarını harçlandırdığını beyan etmekle, davanın kabulü ile dava değerinin davalılardan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir..
CEVAP
:
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili aleyhinde daha evvel aynı konu ve sebebe dayalı olarak dava açılmış olup iş bu davanın İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, kararın temyiz aşamasında olup, henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerekeceğini, 6 aylık zamanaşımı süresi içinde açılmadığından davanın reddinin gerekeceğini, aracı davacıya satanın kendileri olmadığını davacı tarafça aynı dava konusu ve aynı taraflarla ilgili daha önceden dava açıldığını, henüz kesinleşmediğini, davalı firmada yapılan kontrollerde aracın bakımlarının eksik olması nedeni ile işlemin garanti kapsamında yapılamayacağının kendisine bildirildiğini, aracın onarımı bitmesine rağmen aracın teslim alınmadığını, Beyoğlu... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 30 Ekim 2013 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ancak davacının uzlaşmasız tavır içine girerek Bornova... Noterliğinin... yevmiye ihtarnameyi cevaben göndererek borcu kabul etmediğini, davacının aracı tamire bırakırken seçil hakkını kullandığını aracın tamir edilmesini istediğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, HMK Madde 119/1-(c)-(e)-(f)-(g) ve (ğ) de sayılan hususların hiçbirinin yer almadığını, eksikliklerin giderilmesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiğini, dava dilekçesinde davanın konusu “alacak ticari satırdan kaynaklanan” denilmiş olmasına rağmen hiçbir bedel ve miktar belirtilmediğini ve harcın buna göre yatırıldığını, davacının talebinin bedel içerdiğini, harcın tamamlattırılması gerektiğini, aksi halde davanın reddinin gerektiğini, dava konusu aracın davccıya satılırken aracın trafik kaydına davcıya kredi kullandıran finansman yşirketi tarafından rehin konulduğunu, aracın şerhlerinin kaldırılması gerektiğnii, aksi halde dava koşulu noksanlığından davanın reddinin gerektiğini, ticari satımlarda satılanın ayıba karşı tekeffülünden kaynaklanan her türlü davanın teslim tarihinden itibaren 6 ay geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, dava konusu aracın satım tarihi 29.07.2013 olup arıza tarihinin 22.08.2013 olduğunu, davanın ise 20.03.2015 tarihnde açıldığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının araçtaki ayıbını müvekkilinin bildiğini ve bunu gizlediğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiğini, Türk Ticaret Kanunun 23. Maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu belli ise iki gün, belli değil ise aracı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve ayıplı olduğu ortaya çıkarsa satıcıya ihbarda bulunulması gerektiğini, davacı tarafça bu maddeye uyulmadığını beyan etmekle, davanın usulden ve esastan reddine, zamanaşımı nedeniyle reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı...Türk Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili aleyhinde daha evvel aynı konu ve sebebe dayalı olarak dava açılmış olup iş bu davanın İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, kararın temyiz aşamasında olup, henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerekeceğini, davacının dava konusu aracın fatura bedeli üzerinden belirlenecek olan dava harç tutarını ikmal etmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda, aracın müvekkili şirkete, mülkiyet hakkını sınırlayan her türlü rehin ve takyidattan ari olarak teslim edilmesi gerektiğini, somut olayda aracın satım tarihi 29.07.2011, arıza tarihi 22.08.2013 ve dava tarihi de 20.03.2015 olması nedeniyle davada zamanaşımı süresi dolduğundan zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunun 23. Maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu belli ise iki gün, belli değil ise aracı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve ayıplı olduğu ortaya çıkarsa satıcıya ihbarda bulunulması gerektiğini, davacı tarafça bu maddeye uyulmadığını, müvekkili şirketin dava konusu aracın satıcısı değil ithalatçısı olduğunu, diğer davalı ...'in ise yetkili servis oduğunu, aracın onarımını gerçekleştirdiğini, bu nedenle müvekkili bakımından husumet yönendün davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... marka araçlarda bakım aralığının 20.000 km olarak belirlenip %10 km toleransı tanındığını, bakımda yapılacak işlemlerinde tanımlandığını, yapılan bakımların bu çerçevede yapıldığını, motor yağının belirlenen zamanda değiştirilmemesi halinde özelliğini kaybettiğini ve arızalara neden olduğunu, aranan bakımlarının Mart 22.279-42.918.61.655- 80.000- 102.953- 147.115 km.lerde yapıldığını, %10 tolerans sınırlarının aşılması halinde garantinin kalktığını, yatak sarmasının bakımların gecikmesi, yağın vasfını kaybetmesinden meydana geldiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
1-İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarihli... Karar sayılı dosyası,
2-İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli... Karar sayılı ilamı,
3-Türkiye Noterler Birliği nezdinde dava konusu...plakalı araca ait 2011 yılından itibaren tüm takyidatlarını içerir tescil ve ruhsat kayıtları,
4-İzmir ... Tüketici Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası,
5-Bir makine mühendisi bir elektrik mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2018 havale tarihli raporları,
6-İki makine mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2019 havale tarihli raporları,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan Sıfır Araç Satış Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından █████/2011 tarihli Proforma Fatura tahtında satın alınan...uzun küçük otobüs (16+1) marka ve model aracın gizli ayıplı olduğu iddiası kapsamında ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili ile davacıya ödenmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Satım sözleşmesi, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun (BK) 182. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Borçlar Kanununun 182/1. maddesinde düzenlenen satım sözleşmesiyle; alıcı satış bedeli olarak bir miktar para vermeyi borçlanır; satıcı ise satıma konu malı alıcıya teslim ederek mülkiyeti ona geçirme borcu altına girer.
Taşınır bir malın satışına ilişkin sözleşmede satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Satıcının borçlarından bir tanesi de Borçlar Kanunu'nun 194. ilâ 207. maddeleri arasında düzenlenen ayıba karşı tekeffül borcudur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 23. maddesinde; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır...
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Ayıba ilişkin hukuki düzenlemenin bulunduğu, Borçlar Kanunu'nun 194. maddesinde “Ayıba Karşı Tekeffül” başlığı altında:
“Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir.
Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı satılanın zikir ve vaadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir surette tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan mesuldür” denilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde de; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Öğretide ayıp; satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hâli olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba karşı tekeffül, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfları taşımamasından veya satılan şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır. Şu hâle göre ayıba karşı tekeffül ya zikir ve vaad olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği, yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile; bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür (Tandoğan, H.: Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, C.1/1, Ankara 1988, s.163; Yavuz, C.: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1996, s.91).
Ayıba karşı tekeffüle ilişkin kuralların uygulanabilmesi için satıcının kusurlu olması şart değildir. Gerçekten de Borçlar Kanunu'nun 194. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Ancak satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi alıcı satım anında malın ayıplı olduğunu bilmemelidir. Ayıbı bilen veya bilmesi gereken alıcı, satıcı ayrıca garantide bulunmamış ise ayıp hükümlerine dayanamaz. Bu konu Borçlar Kanunu'nun 197. maddesinde “Bayi, müşterinin bey'i zamanında malumu olan ayıptan mesul olmadığı gibi mebii kâfi derecede muayene etmekle fark etmiş olacağı ayıptan da ancak bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olur.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre alıcı gizli ya da açık ayıbı bilerek alıyorsa ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvuramaz.
Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcıya Borçlar Kanunu'nun 202. ve devamı maddelerinde seçimlik haklar tanınmıştır. Buna göre alıcı sözleşmeden dönebileceği gibi semenin indirilmesini ya da malın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini de isteyebilir. Tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemelerde alıcının malın onarılmasını isteme hakkına sahip olduğu da benimsenmiştir.
Alıcının seçimlik haklarının düzenlendiği 227. maddesinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve ███████-1657 Esas ████████ Karar sayılı kararında da yer verilmiştir.
İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2015 tarihli... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği görülmektedir.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında uyuşmazlığa konu araçta ayıp bulunup bulunmadığı ve sair hususların tespiti amacıyla keşif yapılması gerektiğinin değerlendirilmesi üzerine Manisa İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda...plakalı 2011 model ... marka ... Şase nolu ... motor nolu Beyaz renkli otomobil, 03.08.2011 tarihinde ... adına tescilli iken Kemalpaşa... Noterliğinin 02.02.2017 tarihli satışı ile ...adına tescil yapıldığı ve Kemalpaşa ... Noterliğinin 20.02.2017 tarihli satışı ile de ...adına tescil yapıldığı ve Kemalpaşa... Noterliğinin 20.02.2017 tarihli satışı ile ... adına tescilinin yapıldığını ve halen ... adına tescil kaydının devam ettiğinin bildirildiği görülmektedir.
Aracın yargılamanın devam ettiği sırada davacı tarafından dava dışı üçüncü bir kişiye satışı çerçevesinde dava dilekçesinde yer alan ayıpsız misli ile değişimi talebinin imkansız hale geldiği, yine talebin satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, ücretsiz onarım talebinin zaten dava dilekçesinde yer alan aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili ile davacıya ödenmesi talebi çerçevesinde davaya konu edildiği, bu kapsamda Türk Borçlar Kanununun 227. maddesinde yer alan seçimlik haklar çerçevesinde davacının ayıpsız misli ile değişim talebi yerine yalnızca satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme hakkının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarihli ... Karar sayılı dosyanın yapılan yargılaması sırasında bir makine mühendisi bilirkişi ile bir elektrik mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2018 havale tarihli raporlarında sonuç olarak; yaklaşık iki yıl ve 150.000 km yol yapmış ve yol ve kullanım koşullarından kaynaklanan alt takım sesi ve kapı kilidi dışında tekrarlayan ve giderilemeyen arızası olmayan aracın gizli ayıplı olarak değerlendirilemeyeceği, son motor arızasının eğer 147.115 km bakımına geldiğinde ortaya çıksa idi gecikmiş bakıma bağlamak mümkün görünse de; bu gecikmeyi ve kalorifer sürekli sıcak çalışıyor uyarılarını dikkate alıp çözüm üretmeyen servisin, son servisten yaklaşık 10.380 km ( servisten bir ay sonra) olan motor arızasından sorumlu olacağı, serviste ve depolarında gerekli ve yeterli parçayı bulundurmayan, parçaların temin edilememesinden davalıların sorumlu olacağını mütalaa etmişlerdir.
Alınan ilk rapora karşı itiraz dilekçelerinin sunulması üzerine dosyanın tevdi edildiği iki makine mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2019 havale tarihli raporlarında sonuç olarak; dava konusu...plaka sayılı, 2011 model, ...ı incelendiğinde tekrarlanan arızaların tamir edilebilecek rutin arızalar olduğu, benzer araçlarda bu gibi arızaların nadirde olsa ortaya çıkması gizli bir ayıptan ziyade çalışma koşullarına göre doğru araç seçilememesinden ve aracın hangi yol koşullarında ne kadar çalıştığı ile ilgili olduğu, yaklaşık olarak 147.114 km yol yapmış olan ve yol ve kullanım koşullarından kaynaklanan alt takım sesi,kapı kilidi ve motorun 2. silindirinde kol ve ana yatağında sarma meydana geldiği (motorun hararet yapmasından veya yetersiz yağlamadan metal parçaların biribirine yapışması) ve motorun komple revizyon edildiği anlaşılmış olup, rutin arızalar dışında, tekrarlayan ve giderilemeyen arızası olmayan aracın gizli ayıplı olarak değerlendirilemeyeceği, serviste ve depolarında gerekli ve yeterli parçayı bulundurmayan veya zamanında temin edemeyen davalıların aracını uzur süre yatmasından sorumlu olacağı, bu süre zarfında davacının kazanç kaybı olan 57 günlük süre için talep ettiği 10.801,77-TL'nin makul olduğu davacının takip tarihi itibarı ile de davalıdan 10.801,72-TL talep edebileceğini mütalaa etmişlerdir.
Yapılan yargılama sonucunda İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarihli...Karar sayılı kararı ile ''A)Davacı tarafça davalı ... Ticaret A.Ş'ye karşı açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; 10.801,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, B)Davacı tarafça davalı ... Türk A.Ş ve davalı ... A.Ş'ye karşı açılan davaların REDDİNE,'' dair verilen hükmün, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli... Karar sayılı ilamı ile; "....Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davaya konu uyuşmazlığın ticari aracın satımı ve tamirinden kaynaklandığı, sözleşmeye konu minibüsün taşıma işinde kullanılan ticari taşıt niteliğinde olduğu, tarafların ticari ve mesleki amaçlarla bu işlemi gerçekleştirdiği anlaşıldığından uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin █████/2018 gün,... Karar sayılı ilamı ile █████/2018 gün,... Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. HMK'nın 1.maddesinde görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta Asliye Ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabul ve uygulamaya görede; HMK'nin "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesi, "(1) Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Davacının █████/2016 tarihli talep açıklama dilekçesi içeriğinde aracın serviste kaldığı günler yönünden uğranılan zarara ilişkin talebinin... esas sayılı dosyada incelendiği, bu davanın konusu olmadığının belirtilmesi karşısında talep edilmeyen bölümle ilgili hüküm kurulması isabetli olmamıştır. HMK'nın 20, 355 ve 353/1-a-3 maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; görevsiz mahkemenin esasla ilgili kararının İstinaf Dairesince kaldırılarak görevli mahkemeye dosyanın res'en gönderilebileceğinden, istinaf istemine ilişkin sebepler incelenmeksizin, kararın HMK nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda resen kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine" karar verilmesi neticesinde mahkememize tevzi edilen dava dosyası ...Esas sırasına kayıt edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında ''aracın onarım amacıyla serviste kaldığı süreçte çalışamamasından kaynaklı olarak tazminat bedeli'' adı altında talep edilen tazminat kaleminin kazanç kaybı bedeli olduğunu açıklar dilekçesini mahkememize sunduğu görülmektedir.
Her ne kadar █████/2024 tarihli duruşma tutanağında uyuşmazlık tespiti olarak ''davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan Sıfır Araç Satış Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından █████/2011 tarihli Proforma Fatura tahtında satın alınan...uzun küçük otobüs (16+1) marka ve model aracın gizli ayıplı olduğu iddiası kapsamında ayıpsız misli ile değiştirilmesi, aracın onarım amacıyla serviste kaldığı süreçte çalışamamasından kaynaklı olarak tazminat bedelinin tahsili ile davacıya ödenmesi ve aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili ile davacıya ödenmesi taleplerine ilişkin olduğu'' ibarelerine yer verilmiş ise de, davacının █████/2016 tarihli beyan dilekçesinde aracın onarım amacıyla serviste kaldığı süreçte çalışamamasından kaynaklı olarak tazminat bedelinin tahsili talebinin iş bu davanın konusunu oluşturmadığını beyan ettiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli... Karar sayılı kararında da İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarihli... Karar sayılı kararında bu hususta hüküm kurulmasının hatalı olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, uyuşmazlık tespitinin ''davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan Sıfır Araç Satış Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından █████/2011 tarihli Proforma Fatura tahtında satın alınan...uzun küçük otobüs (16+1) marka ve model aracın gizli ayıplı olduğu iddiası kapsamında ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili ile davacıya ödenmesi taleplerine ilişkin olduğu'' şeklinde DÜZELTİLMESİNE karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava dilekçesinde yer alan talepler ve yargılamanın devamında meydana gelen gelişmeler çerçevesinde ortaya çıkan satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme talebi yönünden satış sözleşmesinin davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında gerçekleştiği ve satış bedelinin ... Şirketine ödendiği gözetildiğinde, bu talep yönünden servis işlemlerinin gerçekleştiği davalı ... Anonim Şirketi ile davalı ... Anonim Şirketinin sorumlulukları ve bu sebeple pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, yine aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili talebi açısından ise servis işlemlerinin davalı ... Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirildiği, davalı ... Şirketi ile ... Anonim Şirketinin servis işlemleri ile ilgili herhangi bir tasarruf ve dahil olma durumları ile bu sebeple pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı tespit edilerek, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Hemen belirtmek gerekir ki usul kanununda “husumet” olarak ifade edilen bir terim de bulunmamaktadır.
Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530).
Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir.
Az yukarıda değinildiği gibi taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hâllerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 234- 237).
Aracın bakımlarının satın alındığı tarihten itibaren düzenli olarak yaptırıldığı, dava konusu araca ait emri formları incelendiğinde tekrarlanan arızaların tamir edilebilecek rutin arızalar olduğu, benzer araçlarda bu gibi arızaların nadirde olsa ortaya çıkması gizli bir ayıptan ziyade çalışma koşullarına göre doğru araç seçilememesinden ve aracın hangi yol koşullarında ne kadar çalıştığı ile ilgili olduğu, yaklaşık olarak 147.114 km yol yapmış olan ve yol ve kullanım koşullarından kaynaklanan alt takım sesi, kapı kilidi ve motorun 2. silindirinde kol ve ana yatağında sarma meydana geldiği (motorun hararet yapmasından veya yetersiz yağlamadan metal parçaların biribirine yapışması) ve motorun komple revizyon edildiği, rutin arızalar dışında, aracın tekrarlayan ve giderilemeyen arızası olmadığı, belirtilen hususlar çerçevesinde aracın gizli ayıplı olarak değerlendirilemeyeceği tespit edildiğinden, ayıp oranında bedelde indirim ve davacı tarafından ödenen tamir ücretinin iadesi talepleri yönünden, araçta ayıp bulunmaması sebebiyle ispatlanamamaları çerçevesinde ayrı ayrı reddi yönünde hüküm kurulması gerektiği değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir.. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarihli ... Karar sayılı dosyası, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli ...Karar sayılı ilamı, Türkiye Noterler Birliği nezdinde dava konusu...plakalı araca ait 2011 yılından itibaren tüm takyidatlarını içerir tescil ve ruhsat kayıtları, bir makine mühendisi bir elektrik mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2018 havale tarihli raporları, iki makine mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinin █████/2019 havale tarihli raporları İzmir.... Tüketici Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan Sıfır Araç Satış Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından █████/2011 tarihli Proforma Fatura tahtında satın alınan ... uzun küçük otobüs (16+1) marka ve model aracın gizli ayıplı olduğu iddiası kapsamında ayıpsız misli ile değiştirilmesi, aracın onarım amacıyla serviste kaldığı süreçte çalışamamasından kaynaklı olarak tazminat bedelinin tahsili ile davacıya ödenmesi ve aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili ile davacıya ödenmesi taleplerine ilişkin olduğu,...plakalı 2011 model... marka... Şase nolu ... motor nolu Beyaz renkli otomobil, 03.08.2011 tarihinde ... adına tescilli iken Kemalpaşa... Noterliğinin 02.02.2017 tarihli satışı ile ...adına tescil yapıldığı ve Kemalpaşa.... Noterliğinin 20.02.2017 tarihli satışı ile de ...adına tescil yapıldığı ve Kemalpaşa ... Noterliğinin 20.02.2017 tarihli satışı ile ... adına tescilinin yapıldığını ve halen ... adına tescil kaydının devam ettiğinin bildirildiği, aracın yargılamanın devam ettiği sırada davacı tarafından dava dışı üçüncü bir kişiye satışı çerçevesinde dava dilekçesinde yer alan ayıpsız misli ile değişimi talebinin imkansız hale geldiği, yine talebin satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, ücretsiz onarım talebinin zaten dava dilekçesinde yer alan aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili ile davacıya ödenmesi talebi çerçevesinde davaya konu edildiği, bu kapsamda Türk Borçlar Kanununun 227. maddesinde yer alan seçimlik haklar çerçevesinde davacının ayıpsız misli ile değişim talebi yerine yalnızca satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme hakkının bulunduğu, davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan Sıfır Araç Satış Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından █████/2011 tarihli Proforma Fatura tahtında satın alınan... uzun küçük otobüs (16+1) marka ve model aracın satın alındığı, araçta arıza meydana gelmesi üzerine ... şasi numaralı,...plakalı aracın █████/2013 tarihinde motordan takırtı sesi geldiği şikayetiyle davalı ... Anonim Şirketine ait servise çekici ile getirildiği, teknik bilirkişiler tarafından yapılan teknik değerlendirmeler neticesinde aracın bakımlarının satın alındığı tarihten itibaren düzenli olarak yaptırıldığı, dava konusu araca ait emri formları incelendiğinde tekrarlanan arızaların tamir edilebilecek rutin arızalar olduğu, benzer araçlarda bu gibi arızaların nadirde olsa ortaya çıkması gizli bir ayıptan ziyade çalışma koşullarına göre doğru araç seçilememesinden ve aracın hangi yol koşullarında ne kadar çalıştığı ile ilgili olduğu, yaklaşık olarak 147.114 km yol yapmış olan ve yol ve kullanım koşullarından kaynaklanan alt takım sesi, kapı kilidi ve motorun 2. silindirinde kol ve ana yatağında sarma meydana geldiği (motorun hararet yapmasından veya yetersiz yağlamadan metal parçaların biribirine yapışması) ve motorun komple revizyon edildiği, rutin arızalar dışında, aracın tekrarlayan ve giderilemeyen arızası olmadığı, belirtilen hususlar çerçevesinde aracın gizli ayıplı olarak değerlendirilemeyeceğinin tespit edildiği, bu kapsamda ayıp oranında bedelde indirim ve davacı tarafından ödenen tamir ücretinin iadesi taleplerinin, araçta ayıp bulunmaması, mevcut arızaların kullanım süresi ve şartlarından kaynaklanan rutin arızalar olmaları sebebiyle, ayıp iddiasının ispatlanamaması sebebiyle bedelden indirim talebi ve davacı tarafından ödenen tamir ücretinin iadesi talebi açısından davanın usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, ayrıca satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme talebi yönünden satış sözleşmesinin davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında gerçekleştiği ve satış bedelinin ... Şirketine ödendiği gözetildiğinde, bu talep yönünden servis işlemlerinin gerçekleştiği davalı ... Anonim Şirketi ile davalı ... Anonim Şirketinin sorumlulukları ve bu sebeple pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, yine aracın tamiri açısından davacıdan tahsil edilen ücretin tahsili talebi açısından ise servis işlemlerinin davalı ... Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirildiği, davalı ... Şirketi ile ... Anonim Şirketinin servis işlemleri ile ilgili herhangi bir tasarruf ve dahil olma durumları ile bu sebeple pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Ayıp oranında bedelde indirim talebi yönünden;
a)Davalı ... Anonim Şirketi ve davalı ... Anonim Şirketi yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle REDDİNE,
b)Davalı ... Şirketi yönünden davanın ispatlanamaması sebebiyle REDDİNE,
2-Araca uygulanan ve davacı tarafından ödenen tamirat bedelinin iadesi talebi yönünden;
a)Davalı ... Şirketi ve davalı ... Anonim Şirketi yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle REDDİNE,
b)Davalı ... Anonim Şirketi yönünden davanın ispatlanamaması sebebiyle REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası için davanın açılışı sırasında yatırılan 25,20-TL başvuru harcı ile 184,50-TL peşin harç, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası için davanın açılışı sırasında yatırılan 27,70-TL başvuru harcı ile 27,70-TL peşin harç ile 1.528,43-TL tamamlama harcı ile 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.822,73-TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 1.207,33-TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 800,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
6-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan 250,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
Ayıp oranında bedelde indirim talebi yönünden;
7-Davalı ... Anonim Şirketi ve davalı ... Anonim Şirketinin kendilerini vekille temsil ettirdikleri ve bahsi geçen davalılar yönünden ret sebebinin aynı olduğu göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca 13.040,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Anonim Şirketi ve davalı ... Anonim Şirketine verilmesine,
8-Davalı ... Şirketi'nin kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
Araca uygulanan ve davacı tarafından ödenen tamirat bedelinin iadesi talebi yönünden;
9-Davalı ... Şirketi ve davalı ... Anonim Şirketinin kendilerini vekille temsil ettirdikleri ve bahsi geçen davalılar yönünden ret sebebinin aynı olduğu göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.280,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi ve davalı ... Anonim Şirketine verilmesine,
10-Davalı ... Anonim Şirketinin kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Anonim Şirketine verilmesine,
11-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!