İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle talep edilen portföy tazminatı davası kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, acentelik sözleşmesinin ihbarsız ve haksız feshedildiğini iddia eden davacının, uğradığı zararlar ve denkleştirme kapsamında portföy tazminatı talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davalı acentenin düşük performansı nedeniyle haklı fesih yaptığını savunurken, bilirkişi raporları sözleşmenin haksız feshedildiğini ve davacının 114.116,31 TL portföy tazminatına hak kazandığını belirtmiş, ilk mahkeme 25.000 TL portföy tazminatına hükmetmiş ve karar istinaf yoluyla üst mahkemeye taşınmıştır.

T.C.
İSTANBUL16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2016KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 11.11.2008 ve 18.09.2014 tarihlerinde imzalanan acentelik sözleşmelerinin, davalı tarafından .... Noterliğinin 11.08.2016 tarihli ihtarıyla gerekçe gösterilmeksizin ve TTK'nın 121/4 maddesi ile sözleşmelerin ilgili maddelerinde düzenlenen 3 aylık ihbar süresine uyulmadan haksız şekilde feshedildiğini, müvekkilinin, sözleşmelerin haksız ve usule aykırı biçimde feshedildiği tarihe kadar özveriyle çalışarak davalı şirkete birçok müşteri kazandırdığını ve davalının yüksek oranda kar elde etmesini sağladığını, kazandırılan müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmesi halinde elde edilecek ücretin kaybedildiğini, haksız fesih halinde kaybedilen komisyon ve ücretlerin yanı sıra denkleştirme tazminatı da talep edilebileceğini ileri sürerek, şimdilik haksız fesihle muaccel hale gelen komisyon alacakları ve diğer tüm talep ve alacakların şimdilik 25.000,00 TL'si ile portföy tazminatının şimdilik 25.000,00 TL'sinin 07.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm uyarılara rağmen tahsilat devam oranını düzeltmediğini, davacının, acente performans takip prosedürü ile takip edilmesine ve defalarca uyarılmasına rağmen tahsilat oranlarını düzeltmediğini, düşük tahsilat seyrinin sözleşmesinin feshine kadar devam ettiğini, bu nedenle müvekkilince keşide edilen .... Noterliğinin 11.08.2016 tarihli ihtarnamesi acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, fesih öncesi davacının e-mail ve sözlü yolla bilgilendirildiğini, davacının riskli işlem oranının yüksek olaması nedeniyle Ocak 2015-Eylül 2015 döneminde iki kez bilgilendirme yazısı gönderilerek acentelik faaliyetinden dolayı riskli işlem APE oranının şirket beklentisi ve kabulünün çok üzerinde olduğu ve bu hususta iyileştirmeye dönük çalışmalar yapması gerektiğin bildirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davacı vekilinin ıslah dilekçesinde özetle; Ek bilirkişi raporunda da açıkça müvekkil şirketin 114.116,31-TL portföy tazminatına hak kazandığı belirtildiğini, bu olgu hukuka ve yerleşik içtihata da uygun olduğunu, bu sebeple davayı 50.000,00-TL+ 64.116,31-TL = 114.116,31-TL'ye ıslah ettiğine ilişkin talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; Acentelik sözleşmesinden kaynaklı komisyon olacağı ve portföy tazminatı istemine ilişkindir.Dosya kapsamına alınan █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan haksız olarak feshedildiğini, davacının müsbet ve menfi zarar kapsamında oluşan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini, maddi zarar kapsamında portföy tazminatı da talep edilebileceğini, davacının maddi tazminat kapsamında talep edebileceği portföy tazminatı tutarının 114.116,31-TL olarak hesaplanabileceğini, bu alacağa davacının göndermiş olduğu ihtarnamenin tebliği edildiği █████/2016 tarihinden itibaren 7 günlük mehil süresi de eklendiği █████/2016 tarihinden dava tarihi olan █████/2016 tarihine kadar ticari faiz uygulunabileceğini mütalaa etmiştir.Dosya kapsamına alınan █████/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan haksız olarak feshedildiğini, davacının müsbet ve menfi zarar kapsamında oluşan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini, maddi zarar kapsamında portföy tazminatı da talep edilebileceğini, davacının maddi tazminat kapsamında talep edebileceği portföy tazminatı tutarının 114.116,31-TL olarak hesaplanabileceğini, fesih sonrasına ilişkin olarak 3 aylık portföy tazminatının 28.541,58-TL olarak hesaplanabileceğini, bu alacağa davacının göndermiş olduğu ihtarnamenin tebliği edildiği █████/2016 tarihinden itibaren 7 günlük mehil süresi de eklendiğinde █████/2016 tarihinden dava tarihi olan █████/2016 tarihine kadar ticari faiz uygulanabileceğini mütalaa etmiştir.Mahkememizin █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamında ''.. davacı tarafın komisyon alacağına ilişkin talebinin reddine, 25.000,00 TL portföy tazminatının 14.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin TTK'nın 122/4. maddesi gereğince reddine,'' dair verilen kararın taraf vekillerince İstinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile;''..Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir:1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd).Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır:Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/ elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır.Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır. İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı raporda böyle bir hesaplama yapılmamış, sadece beş yıllık ortalama alınarak bunun talep edilebilecek bir tazminat olduğu belirtilmiş ve sonuca gidilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin denkleştirme alacağına ilişkin yaptığı inceleme hüküm vermeye elverişli değildir.Diğer yandan, TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır.Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup, bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122. maddesinden doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir. Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme talep hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir (Burak Sak-Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans tezi s.181) 6102 sayılı TTK' nın 122. maddenin 4. fıkrasında öngörülen sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hakdüşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi mi olduğunun yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği, sebebinin de hukuk geliştirme olanaklarının önünün kapatılmaması olarak gösterilerek bu hususun uygulamaya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kanunda dava açılmasından söz edilmeyip tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiği hususu dikkate alındığında, bir yıllık sürenin dava açılması için değil, tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için bir hakdüşürücü süre olarak anlaşılması gerektiği kabul edilmelidir. Bu durumda davacının bir yıllık süre içinde denkleştirme tazminatı hakkını ileri sürmüş olması karşısında, yasada öngörülen koşulun yerine getirildiği, dava ve ıslah tarihine göre acentelik sözleşmeleri bakımından yasada gösterilen zamanaşımı süresinde ıslah talebinin ileri sürülüp sürülmediğinin değerlendirilmesi ve davalının süresinde zamanaşımı defini ileri sürüp sürmediğinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile süresinde ileri sürülen tazminat talebinin, ıslah talebi yönünden hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir..."gerekçesi ile kaldırılarak mahkememize tevzi olmuş , ████████ esasına kaydedilmiş ve yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur.Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;''..Dosyadaki belgeler ışığında davacı tarafından getirilen müşterilerin davalı şirket portföyünde kalarak davalının önemli menfaatler elde ettiği yönünde değerlendirme yapılacak delillerin sunulmadığı kanaat olunmaktadır...Belirtilen bilgi ve belgelerin sunulması akabinde portföy tazminatı yönünden inceleme ve değerlendirme yapılabilecektir...Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu;Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde ,-Davacı tarafından sözleşmenin feshi sonrası acentenin portföyünden devam eden poliçelerin listesi ve tutarları (branş bazlı) olarak dosyaya sunulması ve davacı acentenin başka sigorta şirketleri ile fesih tarihine kadar acentelik ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti akabinde portföy tazminatı hesaplaması yapılabileceği,Sonuç ve kanaatine varılmıştır. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;''..1-Müşteriler sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerinde olduğu, davacı portföyünde olup sözleşmenin feshi sonrasında davalı uhdesinde devam eden 103 poliçe olduğu hususunun ispatlandığı,2-TTK 122.maddesi gereği acentenin müşterileri sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonrada davalının komisyon ödemeleri devam ettirip ettirmediği ve davalının sigorta poliçe portföyü içerisinde önemli bir paya sahip olup olmadığı , davalını önemli menfaatler elde edip etmediği takdiri Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu,3-6102 sayılı TTK. 122 md.gereği, Sayın Mahkemenizin portföy tazminatı hesaplaması yönünde karar vermesi durumunda ;Denkleştirme tazminatı51.352,36-TL olarak hesaplanmış olup davacının 6102 sayılı TTK. 122.md.gereği talep edebileceği tazminatın üst sınır içerisinde kaldığı ve 51.352,36-TL olarak talep edilebileceği,Sonuç ve kanaatine varılmıştır ."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında █████/2008 ve █████/2014 tarihlerinde imzalanan acentelik sözleşmelerinin davalı tarafça .... Noterliği'nin █████/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile TTK'nın 121/4 maddesine aykırı olarak ve sözleşmelerin ilgili maddelerinde düzenlenmiş 3 aylık ihbar süresine uyulmadan haksız biçimde feshedildiğinden bahisle haksız fesih nedeniyle muaccel hale gelen komisyon alacakları ile müşteri portföy tazminatının davalı taraftan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı , davalı tarafça, davacı tarafa gönderilen fesih ihtarnamesinde herhangi bir fesih nedeni bildirilmediği; ancak dosya kapsamına sunulan cevap dilekçesinde; tahsilat devam oranının düşük olduğu, yıllar itibari ile yüksek hasar prim oranına sebebiyet verildiği ve belirlenen performans kriterlerinin yerine getirilmediği, bu sebeplerle sözleşmenin feshi gerektiği , davacı tarafın yazılı ve sözlü olarak uyarıldığı, davacı tarafın riskli işlem APE oranının şirket beklentisi ve kabulünün çok üzerinde olduğu ve bu hususta iyileştirmeye dönük çalışmaların tüm uyarılara rağmen yapılmadığı hususlarının savunulduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede; prim oranının mutlaka belirli bir seviyede tutulması gerektiğine ve bu seviyenin aşılması halinin sözleşmenin feshine haklı bir neden oluşturacağına, yahut davacının belirli bir performansı yakalaması gerektiğine ilişkin bir hüküm veya oran bulunmadığı, yine taraflar arasında düzenlenen sözleşmede tarafların her birine üç aylık ihbar süresine uyulmak koşulu ile sözleşmenin her zaman feshedilmesine imkan tanındığı; ancak davalı tarafça fesih bildiriminin üç aylık süreye riayet edilerek yapılmadığı, bu bağlamda davalı tarafça fesih sebebi olarak ileri sürülen prim artışının azlığı ve hasar prim oranının yüksekliği nedenlerinin dosya kapsamına göre haklı bir fesih nedeni sayılamayacağı, davalının feshin haklılığına dair bir delil sunamadığı, böylece taraflar arasındaki sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır.Davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshettiği kabul edildiğinden, davacı yanın bu sebeple portföy tazminatı talebi mevcut olup, bu alana ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 122. madde metni aynen aşağıdaki gibidir;" (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa vec) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır."Diğer yandan portföy tazminatı verilmesinin hakkaniyete de uygun olması aranmaktadır. Her somut olayda hakkaniyet koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerektiği ve sözleşmenin hangi sebeple sona erdiği, sona ermede acentenin bir kusurunun bulunup bulunmadığı hususları ile sözleşme süresi ve bu süre boyunca acentenin göstermiş olduğu gayretin de nazara alınması gerektiği belirtilmektedir.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafın, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin sonra erdiği tarihten itibaren hem kendi hem de davalı yararına oluşturduğu müşteri portföyünden yararlanamayacağı, müşteri portföyünden sadece davalının istifade edebileceği, Mahkememizce Bam kaldırma kararı sonrası alınan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda belirlendiği üzere davacı portföyünde iken sözleşmenin feshinden sonra davalıda devam ettiği belirlenen 103 poliçe bulunduğu, davalıda devam eden bu poliçe sayısı da nazara alındığında davalının önemli bir menfaat elde etmeye devam ettiğinin kabulü gerektiği,böylece davacı tarafın portföy tazminatı talep edebileceği, yine Mahkememizce Bam kaldırma kararından sonra alınan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacının çalıştığı son 5 yıl üzerinden , müşteri kaybı ve vergilerin de düşülmesi sonucu, her yıl yasal faiz oranı da değerlendirilerek hesaplama yapıldığı, bu sebeple Bam kaldırma kararında bahsedilen hesaplama yöntemine uygun olduğu, buna göre davacının 51.532,36 TL portföy tazminatı talep edilebileceğinin hesap edildiği, BAM ilamında davacının taleplerini hak düşürücü süre içinde ileri sürdüğünün ancak acentelik sözleşmeleri bakımından zamanaşımının değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, buna göre TBK 147 uyarınca zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, sözleşmenin feshinin 11.08.2016 tarihinde olduğu, davanın 07.12.2016 tarihinde açıldığı, ıslahın 04.09.2018 tarihinde yapıldığı ve böylece gerek sözleşmenin feshinden sonra dava açılana kadar, gerekse fesihten ıslaha kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşılmakla; portföy tazminatına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 51.352,36-TL portföy tazminatının, davacının ihtarıyla tanıdığı süre sonunda █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davacı taraf muaccel hale gelen ve ödenmeyen komisyon alacağı bulunduğunu beyan etmiş ise de; dosya kapsamı itibariyle davacı tarafın ödenmeyen herhangi bir komisyon alacağı tespit edilemediği ve kaldırma kararı öncesi verilen red kararına ilişkin bir kaldırma da söz konusu olmadığı anlaşılmakla; önceden reddedilen bu talep hususunda yeniden karar tesisine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davacı tarafından açılan komisyon alacağına ilişkin davanın kaldırma kararına konu olmadığı görülmekle; bu talep hususunda yeniden karar tesisine yer olmadığına,51.352,36-TL portföy tazminatının █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 3.507,88-TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 1.988,88-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.519-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça yapılan 32.187-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 18.546,15-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça yapılan 117 -TL yargılama giderinden davanın red oranına göre hesaplanan 49,58TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 37.763,95.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,8-Davacı tarafça yatırılan 1.988,88-TL (peşin + ıslah harcı) ve 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 2.018,08-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır