Fikri ve Sınai Haklar hukukunda YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasında benzer markaların tüketici iltibası potansiyelinin temyiz incelemesini konu alan yargı kararı.
Özet: Davacının tescilli markalarıyla davalının markası arasında benzerlik ve tüketici nezdinde iltibas iddiasıyla açtığı marka hükümsüzlüğü ve YİDK kararı iptali davasında, ilk derece mahkemesi davayı reddederken, istinaf mahkemesi markalar arasında belirli mal ve hizmet sınıfları (29, 30, 35) bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunduğunu tespit ederek davayı kısmen kabul etmiş; davalının markasının bu sınıflar için hükümsüzlüğüne karar vermiş, ancak davacının markalarının tanınmışlığı ile kötüniyet iddialarını yetersiz bularak reddetmiş ve karar taraflarca temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Kısmen kabulİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait ''...'' ibareli ... numaralı marka başvurusunun, müvekkiline ait ''...'' ve "...." ibareli markalar ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tüketicilerin "..." markasını direkt olarak ''...'' markasının seri markası zannedeceğini, davalının markasının müvekkiline ait markanın en bilinir olduğu 29, 30... . sınıflarda tescilli olduğunu, tüketicilerin ''...'' ibaresini görmeleri halinde markaları karıştıracaklarını ileri sürerek davaya konu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ve ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAP1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ağırlıklı olarak zeytin ve zeytinyağı ürünleri ile iştigal ettiğini ve marka logosunda yer alan zeytin yaprağı şeklinin markaya özgünlük kattığını, markaların bütünü itibarıyla yapılacak değerlendirilmede benzer olmadıklarını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmünün tatbikinin doğru olmayacağını, müvekkili şirketin merkezinin ... ilçesi olduğunu, şirket ortağının doğup büyüdüğü yer olduğunu ve atalarından kalan zeytin bahçelerinin bulunduğunu, iştigal konusu zeytin ve zeytinyağı olduğu için ... eki ile yerel bir marka yaratıldığını, müvekkili şirketin markasının tamamen yerel ve konuya özgü olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, dava konusu markanın 03., 29., 30. ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmet sınıfları bakımından tescil edilmek istendiği, davaya gerekçe gösterilen markanın tescilli olduğu 29. 30. ve 35. sınıfta yer alan emtia bakımından benzerlik gösterdiği, davacı adına tescilli "...." ve ''...'' esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı ve taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesince, SMK'nın 6/1 maddesinin 29, 30... . sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden uygulanma koşullarının mevcut olduğu anlaşıldığından, davanın bu sınıflar bakımından kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bununla birlikte dosya kapsamındaki deliller uyarınca davacının ''...'' ibareli markalarının SMK'nın 6/5 hükmü kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmadığı, bu nedenle farklı mal ve hizmetler yönünden haksız yarar sağlanabileceği, markanın itibarının zedelenebileceği veya ayırt edici karakterinin zarar görebileceği yönünde bir ispat bulunmadığı, aynı şekilde SMK'nın 6/6 ve 6/9 hükümleri kapsamında kötüniyet şartlarının da somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının 29., 30. ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden iptaline, davalı adına tescilli ███████████ sayılı markanın aynı sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçe1.YİDK kararının iptali istemli davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı adına tescil başvurusu yapılan ''...'' ibareli marka ile davacının itirazına mesnet ''...'' ve '' ....'' ibareli markalar arasında, SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca karıştırılma ihtimali (iltibas) bulunup bulunmadığına ilişkindir.SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan bir marka, tescilli veya daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ya da benzer olması ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzer bulunması hâlinde, halk tarafından karıştırılma ihtimali yaratıyorsa, bu karıştırılma ihtimali markalar arasında ekonomik veya ticari bir bağlantı bulunduğu izlenimini de kapsıyorsa tescil edilemez. Markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin varlığının belirlenmesinde, işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları bütünsel izlenim esas alınmalıdır.Somut olayda, davacının ''...'' ve ''....' ibareli markalarını gerekçe göstererek davalı adına yapılan “...” başvurusuna itirazı, TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından reddedilmiştir. Kurul, markaların bütünsel olarak bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları, ''...'' ibaresinin zayıf ayırt edici nitelikte olduğu ve davalı markasının özgünlük kazandıran ''...'' ibaresi ile görsel ve kavramsal farklılık yarattığı gerekçesiyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varmıştır.Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, taraf markalar arasında ayırt edilemeyecek ölçüde bir benzerlik ya da ayniyet bulunmadığı, dava konusu ''...'' markası ile davacıya ait ''....'' ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bir benzerlik veya iltibas tehlikesi bulunmadığı, ayrıca davacı markalarının taraf markalarında ortak unsur olan ''...'' ibaresine bağlı olarak tanınmışlık düzeyine ulaşmadığı ve bu nedenle davacının tanınmışlıktan doğan yüksek ayırt edicilik gücünden yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamındaki marka tescil belgeleri birlikte incelendiğinde, taraf markalarının kelime unsuru olarak ''...'' ibaresini taşıdığı, bu ibarenin Türkçe’de sıklıkla kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalı markasında yer alan ''...'' ibaresinin markayı tamamen ayırt edici hâle getirecek ölçüde güçlü olduğu, bu itibarla, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, davacının markalarıyla davalı markası arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.2. Bozma sebep ve şeklinde göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde taraflara iadesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.