Yargıtay, seyis olarak çalışan işçinin tarım işyerindeki görevinin İş Kanunu kapsamına girip girmediği ve iş mahkemesinin görev alanını belirlemesi gerektiği içtihadı.
Özet: Yüksek Mahkeme, davacının seyis olarak çalıştığı işyerinde ücretleri ödenmediği gerekçesiyle iş akdini haklı feshettiği iddiasıyla açılan kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları davasında, yerel mahkemenin kısmen kabul kararını temyiz incelemesine alarak, uyuşmazlığın temelinde iş ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve buna bağlı olarak İş Mahkemesinin görevli olup olmadığı sorununu belirlemiştir; 50den az işçi çalıştırılan tarım ve orman işlerinin genel olarak İş Kanunu kapsamı dışında tutulmasına rağmen, tarım sanatları, tarım aletleri üretimi, tarım işlerindeki yapı işleri, halka açık parklar ve işyeri eklentisi bahçeler gibi durumlarda İş Kanununun uygulanacağını, istisnai hükümlerin işçi lehine dar yorumlanması gerektiğini vurgulayarak, davacının işinin niteliğinin görevli mahkemenin tespiti açısından açıklığa kavuşturulması gerekliliğine işaret etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA
:Davacı, kıdem tazminatı, 2008/5-6 ayların ücret alacakları, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ......tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti
:
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde 09.07.2002 - 03.07.2008 tarilhleri arasında seyis olarak çalıştığını, davacının aylık ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş akdinin haklı olarak feshettiğini beyanla kıdem tazminatı ve diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının 23.06.2008 tarihinde hara müdürü ve çalışanları tarafından tutulan tutanaktan da anlaşılacağı üzere işi kendisinin bıraktığını, herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını beyanla davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti
:
Mahkemece davacının iş sözleşmesini feshinin haklı olduğu gerekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir.
D) Temyiz
:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe
:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava "iş mahkemesi sıfatıyla" açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya "iş mahkemesi sıfatıyla " bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddi ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 25.3.20 08... / 9975 E, 2008/ 6368 K.).
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 66 ncı maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
1.Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
2.Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
3.Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde
4.Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde,
çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11- 10... .05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut olayda dosya kapsamından davacının seyis(at bakıcısı) olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Esasında bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulünde olup mahkemenin yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve ilkeler çerçevesinde görev hususunu tartışıp bir karar vermesi gerekirken bu husus gözardı edilerek doğrudan davanın esası hakkında karar vermesi hatalıdır.
F) Sonuç
:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!