Danıştay, sürücüsünde bandrolsüz sigara tespit edilen araç sahibine kesilen ÖTV ve vergi ziyaı cezası ödeme emrinin iptali istemini reddeden bölge idare mahkemesi kararını onadı.
Özet: Sürücüsü olduğu araçta bandrolsüz sigara bulundurulduğu gerekçesiyle adına resen tarh edilen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, davacı ödeme emrine dayanak teşkil eden ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür. Bölge idare mahkemesi, vergilerin ve cezaların usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştiği ve davacının itirazlarının hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesini yapan Danıştay ise alt mahkemenin kararını usul ve hukuka uygun bularak davacının temyiz istemini reddetmiş ve kararı onamıştır. Bu karar, bandrolsüz sigara bulundurma nedeniyle uygulanan vergi ve cezaların tahsili için düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğunu kesinleştirmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YYEDİNCİ DAİREEsas No
: ████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Defterdarlığı(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı adına sürücüsü olduğu araçta yapılan aramada bandrolsüz sigara bulundurulduğunun tespit edildiğinden bahisle takdir komisyonu kararlarına istinaden 2016 yılının Mayıs dönemine ilişkin olarak 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ile bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası ve hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
:Bozma kararı üzerine yeniden yapılan inceleme sonucunda; olayda, ödeme emrinin dayanağı özel tüketim vergisi ile bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmesine rağmen dava konusu edilmediği, davacının itirazlarının da 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinde belirtilen durumlar arasında yer almadığı anlaşıldığından, kesinleşmiş amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Ödeme emri içeriği ihbarnameler usulüne uygun tebliğ edilmediğinden kesinleşmemiş alacak için düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, temyiz aşamasında tahsil edilmeyen temyiz başvuru harcı ile ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına ve kullanılacak posta giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.