Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefetle işlenen kaçak sigara suçunda, mahkûmiyet hükmündeki ceza hesaplama ve kanun maddesi atıf hatalarını düzelterek onadı.
Özet: Yargıtay, sanığın kaçak sigara ticareti suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü değerlendirerek, mahkemece hesap hatası sonucu belirlenen hapis cezasının, ilgili kanun maddesindeki değişiklik nedeniyle sonuç itibarıyla doğru olduğunu kabul etmiş ve bu durumu bozma nedeni yapmamış; ancak, hükümde sanığın eylemine atıf yapılan kanun maddesindeki hatayı (3/21 yerine 3/18-son maddesi gösterilmesi) tespit ederek, bu hukuka aykırılığı yeniden yargılama gerektirmeksizin düzelterek ve katılan vekilinin diğer temyiz sebeplerini reddederek hükmün onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.SUÇ
: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM
: Mahkûmiyet, kaçak sigaraların müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Sanıkta ele geçen kaçak sigara miktarı itibarıyla temel ceza tayininde alt sınırda hüküm kurulması yerine ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18-son maddesi delâletiyle 3/1. maddesi gereği sanığa verilen 1 yıl 1 ay hapis ve 10 gün karşılığı adlî para cezasından 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi gereği 1/2 oranında arttırım yapılarak sanığın 1 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 15 gün karşılığı adlî para cezasıyla cezalandırılması yerine mahkemece hesap hatası sonucu 1 yıl 6 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5607 sayılı Kanun'un 3/10-son. maddesi gereği verilen hapis cezasının 3 yıla çıkarılması nedeniyle sonucu itibarıyla doğru ceza tayin edildiğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son, 3/1, 3/ 10... /23. maddeleri kapsamında bulunduğu cihetle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi sırasında, bu hükümlere atıf yapan aynı Kanun'un 3/18. maddesi yerine 3/21. maddesinin gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün 1. bendinde yer alan "...3/21 ..." ibaresi çıkartılarak yerine gelmek üzere "...3/18-son maddesi delâletiyle ..." ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.