Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan, franchise ve alt kira sözleşmesinin feshi ile ödenmeyen fatura borçları nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Davacının, davalılarla imzaladığı franchise ve alt kira sözleşmesinden kaynaklanan borçların ödenmemesi ve sözleşme ihlalleri üzerine başlattığı icra takibine davalıların yaptığı itirazın iptali talepli davasında; davacı, davalıların uyarı ve fesihten sonra dahi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, haksız yere itiraz ettiklerini belirtirken, davalılar ise davacının kurumsal kimliğini suistimal ederek tescilsiz marka ile lisans verdiğini, haksız faturalar düzenlediğini, sözleşmeleri haksız feshederek kendilerini maddi zarara uğrattığını ileri sürerek itirazlarının haklı olduğunu savunmuşlardır.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2022
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... arasında █████/2021 tarihinde "..." adresinde yer alan ... Restoranına ilişkin olarak Franchise Sözleşmesi ve █████/2021 başlangıç tarihli Alt Kira Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan Franchise Sözleşmesine diğer davalı ...'ın da kefil konumunda olduğunu, ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine müvekkilince davalı ...'e █████/2021 tarihinde ... 53. Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, Franchise Sözleşmesindeki yükümlülüklerine aykırılıklarına son vermesinin, cezai şart faturasını ödenmesinin, aksi halde Franchise Sözleşmesinde yer alan diğer haklarını kullanmak durumunda kalacağının ihtar edildiğini, davalı ...'in müvekkilinin tüm sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen borçlarını ödememeye ve Franchise Sözleşmesine aykırı davranmaya devam ettiğini, bunun üzerine müvekkilince davalı ...'e █████/2021 tarihinde ... 53. Noterliği aracılığı ile ihtarname gönderilerek Franchise ve Alt Kira Sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini bildirdiğini, ancak davalı ...'in müvekkiline █████/2021 tarihinde ... 6. Noterliği aracılığıyla ihtarname göndererek müvekkilinin yapmış olduğu haklı feshi kabul etmediğini ve faaliyetlerine devam edeceğini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalılar aleyhine sözleşmeden kaynaklanan fatura borçlarının tazmini amacıyla █████/2021 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalıların icra takibine haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalıların ödeme emrine ilişkin haksız itirazlarında icra takibine konu olan borçtan sorumlu olmadıklarına ilişkin gerçeğe aykırı beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davalıların faturalara itiraz etmediklerini ve faturaların kesinleştiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Taşer vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının kurumsal kimliğine güven duyarak davacı ile Franchise ve Alt Kira Sözleşmesi akdettiğini, müvekkilinin toplamda 950.000,00-TL yatırımda bulunduğunu ve sonraki aşamada yatırımda bulunmaya devam ettiğini ancak davacının kurumsal kimliğinden kaynaklanan güveni suistimal ederek mevcut durum itibariyle 1.500.000,00-TL'na yaklaşan müvekkilinin yatırımını ticaret hukukunun gereklerine aykırı şekilde hiçe saydığını, hatta davacının mevcut durumda müvekkilini haksız yere maddi zararlara uğratarak güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırmış vaziyette olduğunu, davacının Franchise Sözleşmesinin düzenlendiği tarihte tescilli olmayan bir marka ve işaret üzerinden müvekkiline lisans hakkı tanımış olmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 24/1 maddesine aykırılık teşkil ettiğini, kurumsallık iddiasında olan davacının sunmadığı hizmetlerin, göndermediği malların, ihtiyaçtan fazlasını gönderdiği malların, faturalarda belirtilenden farklı sunduğu hizmetlerin ve malların bedellerini müvekkiline fatura ettiğini, müvekkilince hukuki dayanağı olmayan, gerçeğe ve hakkaniyete aykırı faturalara karşı gerek yazılı gerekse sözlü olarak itirazda bulunduğunu ancak davacının bu itirazlara dönüş yapmadığını, her ay faturayla müvekkiline yansıtılan paket servis ... hizmet giderlerinin de söz konusu olmadığını, davacının ihtar sürecini başlatmasının akabinde internet platformlarını müvekkiline kapattığını ve müvekkilinin internet siparişlerinden ... gelirlerinin önünü kapatarak müvekkilinin büyük ölçekli maddi zararlara uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin her ay faturalandırılan IT ile şube içi reklam giderlerinin ne anlama geldiği ve bunların kendisine nasıl bir katkısının olduğu hakkında davacının kendisini bilgilendirmesini istediğini ancak davacı tarafça müvekkiline bilgi verilmediğini, iş bu gider isimleri altında somut olarak müvekkiline sunulan herhangi bir hizmetin söz konusu olmadığını, işletmenin temizlik işleriyle müvekkilinin kendisi uğraşmaktayken ve davacı tarafça sunulan ekstra bir temizlik hizmeti bulunmamaktayken bahse konu gideri konu olan e-faturanın kabulü müvekkili bakımından mümkün olmayacağını, müvekkiline verilen herhangi bir danışmanlık hizmetinin de söz konusu olmadığını, davacının █████/2021 tarihli ihtarname ile sözleşmeleri feshettiğini beyan ettiğini fakat davacının iş bu beyanıyla çelişir vaziyette hala müvekkili adına mal, hizmet, kira bedeli, aidat gibi bir takım kalemleri konu alan faturaları düzenlemeye devam ettiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve tensip tutanağının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, davacının sunduğu sözleşmenin tarafının müvekkili olmadığını ve imzanın da ona ait olmadığını, dava dilekçesinde bahse konu "Franchise Sözleşmesinde ... da kefil konumundadır" iddiasının geçersiz olup ekte buna ilişkin sunulan evrakta da müvekkilinin imzasının olmadığını, .... İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı dosyasına konu borca da müvekkilinin itirazları olmakla, bu borçtan sorumlu olmadığını, borçlunun borcunu yerine getirmediği takdirde alacaklının kefile başvurma hakkına sahip olduğunu ancak kefalet sözleşmesiyle kefilin alacaklıya karşı yalnız teminat borcu altına gireceğini, hiçbir zaman asıl borçlunun yerine geçmeyeceğini ve onunla birlikte borç yüklenemeyeceğini, TBK. 584 maddesi ile eşlerin bizzat borç altına girmesini değil izinsiz kefil olmasını yasakladığını, mevcut davada kefaleti kabul etmemekle birlikte bu rıza olmadan yapılan kefaletin geçersiz olduğunu, müvekkilinin eşinin açık rızasının olmadan bu rızayı göstermesinin mümkün olmadığını, █████/2021 tarihli Alt Kira Sözleşmesinin borcun asıl konusu olup bu talebin genişletilerek Franchise Sözleşmesinin de sanki bu kira alacağını kapsıyor gibi bir beyanında kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin kira sözleşmesinde kefaletinin söz konusu olmadığını, tüm ekler boyunca sadece 22. sayfada imzası olduğu iddiası olmakla bu imzada borca konu olayları kapsadığının kabulünün mümkün olmadığını, davacının sadece bir sayfadaki müvekkiline ait olmayan imzaya istinaden müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ve akabinde iş bu davayı açtığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Dava, ürün faturaları, aylık ciro bedeli faturaları ve cezai şart faturasına dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı takip dosyasında faturadan kaynaklanan toplam 784.600,80-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin borçlu ...'a █████/2021 tarihinde, diğer borçlu ...'a █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular ... ve ...'ın süresi içerisinde █████/2021 tarihinde borca itiraz ettikleri, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Bilirkişiler ...'nin █████/2024 tarihli 22 sayfadan ibaret raporunda özetle; dava dosyası, ibraz edilen davacı ticari defterleri, yardımcı kayıt belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı taraf, davalıdan faturaya dayalı bakiye alacağı tahsil edemediği gerekçesi ile .... İcra dairesi 2021/... E. dosya numarası ile 784.600,80-TL ticari alacak üzerinden davalı aleyhine takibe geçtiği; davalının icra takibine, takip miktarına, borca, faiz ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin 784.600,80.-TL üzerinden devamı için huzurdaki davayı açtığı tespit edildiği, davacının ibraz edilen ticari defterlerine göre icra takibine konu olan faturaların usulüne uygun olarak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takip tarihi itibariyle davalından 832.095,38-TL alacağı olduğu tespit edildiği, davalı taraf ticari defter ve belge ibraz etmediği, ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davacının icra takibine dayanak teşkil eden faturalar toplam tutarı 751.594,39-TL olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme şartlarına göre davacı alacakları için takip tarihine kadar 11.686,66-TL faiz hesaplaması yapılmış olup takip tarihi itibariyle davacı alacak tutarı (asıl alacak+ faiz) 763.281,05.-TL hesaplandığı, Sözleşmenin 22.1. maddesine göre franchise verenin sözleşmeyi, franchise alanın sözleşmedeki yükümlülüklerine esaslı olsun olmasın, kısmen veya tamamen aykırı davranması halinde ihtarname keşidesine gerek olmaksızın feshedebileceğinin düzenlendiği; keza sözleşmenin 23.1. maddesinde
franchise alanın franchise verene sözleşmedeki yükümlülüklerine esaslı olsun olmasın, kısmen veya tamamen aykırı davranması halinde Franchise verenin diğer haklarına ilave olarak 500.000 TL tutarında ceza ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükümler gereğince davacının ihtarnameler ve dilekçelerinde iddia ettiği sözleşmeye aykırılıkların mevcut olduğuna kanaat getirilmesi halinde davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabul edilmesi gerekeceği, bu durumda aynı zamanda sözleşmedeki ceza hükmü gereğince davalıdan ceza tutarını talep edebileceği, TTK m. 22 gereğince ceza miktarının indirilmesini talep edemeyen davalı bakımından sözleşmede kararlaştırılan ceza tutarının dosya kapsamındaki ibraz edilen bilgi ve belgeler sınırlı olmak koşulu ile davalının mahvına yol açacak nitelikte olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ...'nin █████/2025 tarihli 11 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; davacı taraf, davalıdan faturaya dayalı bakiye alacağı tahsil edemediği gerekçesi ile .... İcra dairesi 2021/... E. dosya numarası ile 784.600,80-TL ticari alacak üzerinden davalı aleyhine takibe geçtiği; davalının icra takibine, takip miktarına, borca, faiz ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin 784.600,80-
TL üzerinden devamı için huzurdaki davayı açtığı tespit edildiği, davacının ibraz edilen ticari defterlerine göre icra takibine konu olan faturaların usulüne uygun olarak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takip tarihi itibariyle davalından 832.095,38-TL alacağı olduğu tespit edildiği, davalı taraf ticari defterini işletme hesabına göre tuttuğu ancak davalının davacı olan ticari ilişkine ait kayıt ve belgeleri ibraz etmesi etmediği (davacıdan aldığı faturalar, davacıya tanzim ettiği faturalar davacıya yaptığı ödemelere ait belgeler, davacıdan aldığı tahsilat belgeleri) ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davacının icra takibine dayanak teşkil eden faturalar toplam tutarı 751.594,39-TL olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme şartlarına göre davacı alacakları için takip tarihine kadar 11.686,66.-TL faiz hesaplaması yapılmış olup takip tarihi itibariyle davacı alacak tutarı (asıl alacak+faiz) 763.281,05-TL hesaplandığı, sayın mahkeme tarafından kamera kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi halinde sözleşme feshinin haklı sebebe dayandığının söylenebileceği, cezai şart bakımından kök raporda belirtilen sonuçların geçerli olduğu, kefalet bakımından ise kefil olanın sözleşmeyi akdettiği sırada evli olması halinde eşin
rızasının bulunması gerektiği, aksi halde kefilin sorumluluğuna gidilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ...'nin █████/2025 tarihli 13 sayfadan ibaret ikinci ek raporunda özetle; davacı taraf, davalıdan faturaya dayalı bakiye alacağı tahsil edemediği gerekçesi ile .... İcra dairesi 2021/... E. dosya numarası ile 784.600,80-TL ticari alacak üzerinden davalı aleyhine takibe geçtiği; davalının icra takibine, takip miktarına, borca, faiz ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin 784.600,80-TL üzerinden devamı için huzurdaki davayı açtığı tespit edildiği,
davacının ibraz edilen ticari defterlerine göre icra takibine konu olan faturaların usulüne uygun olarak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takip tarihi itibariyle davalından 832.095,38-TL alacağı olduğu tespit edildiği, davalı taraf ticari defterini işletme hesabına göre tuttuğu ancak davalının davacı olan ticari ilişkine ait kayıt ve belgeleri ibraz etmesi etmediği (davacıdan aldığı faturalar, davacıya tanzim ettiği faturalar davacıya yaptığı ödemelere ait belgeler, davacıdan aldığı tahsilat belgeleri),
ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davacının icra takibine dayanak teşkil eden faturalar toplam tutarı 751.594,39-TL olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme şartlarına göre davacı alacakları için takip tarihine kadar 11.686,66-TL faiz hesaplaması yapılmış olup takip tarihi itibariyle davacı alacak tutarı (asıl alacak+faiz) 763.281,05-TL hesaplandığı,
sayın mahkeme tarafından kamera kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi halinde sözleşme feshinin haklı sebebe dayandığının söylenebileceği, cezai şart bakımından kök raporda belirtilen sonuçların geçerli olduğu, kefalet bakımından ise kefil olanın sözleşmeyi akdettiği sırada evli olması halinde eşin rızasının bulunması gerektiği, aksi halde kefilin sorumluluğuna gidilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi ...'ın █████/2024 tarihli 8 sayfadan ibaret talimat raporunda özetle; davalı 2 Sınıf Vergi mükellefi olduğu işletme hesabına göre defter tuttuğu gerek dosyaya ibraz edilen 2021 ticari defter örneği gerekse mali müşavirinden meal ortamında alınan işletme defteri açılış ve kapanış onayı görünmediği, davalı 2 Sınıf Vergi mükellefi olması işletme hesabına göre defter tuttuğu işletme defterin işleyiş bakından sağ tarafına gelirler sol tarafına giderler kayıt edildiği davalı tarafından yapılan ödemelerin kayıt bölümü bulunmadığı. taraflar arasında sözleşmeye dayalı faturadan kaynaklı ticari ilişkisin bulunduğu, davalının 2021 Yılı işletme defterini göre 01.05.2021tarihinden 31.12.2021 tarihleri arasında KDV dahil 432.430,77 TL (rapor ekinde ticari defter sunulmuştur) davacı tarafından düzenlenen faturalar ticari defter kayıtlarına işlendiği, davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi heyeti tarafından 832.095,38 TL alacağı olduğu yönünde tespit yapıldığı tarafların ticari defterleri birbirini doğrulamadığı doğrulmamasının nedeni davacı ticari defter kayıtların yer alan 11.11.2021 tarihli ... seri numaralı 350.000,00 TL, 25.10.2021tarihli ... seri numaralı 100.000,00 TL VE 12.07.2021 tarihli ... seri numaralı 50.000,00 TL FRANSCHİSSE SÖZLEŞME CEZA BEDELİ ve 11.11.2021 tarih ... seri numaralı 4.226,29 TL, ... seri numaralı 5.382,68 TL, ... seri numaralı 6.610,67 TL, ... seri numaralı 14.071,90 TL ve ... seri numaralı 10.052,82 TL Tutarlı faturaların davalının ticari defter kayıtlarına olmaması ve davalının işletme defteri tuttuğundan kendisi tarafından yapılan ödemeleri kayıt imkanı olmamasından kaynaklandığı anlaşıldığı, takip ve dava konusu 751.594,39 TL tutarlı faturalı alacağın, 350.000,00 TL, 25.10.2021tarihli ... seri numaralı 100.000,00 TL FRANSCHİSSE SÖZLEŞME CEZA BEDELİ ve 11.11.2021 tarih ... seri numaralı 4.226,29 TL, ... seri numaralı 5.382,68 TL, ... seri numaralı 6.610,67 TL, ... seri numaralı 14.071,90 TL ve ... seri numaralı 10.052,82 TL faturaların davalının ticari defter kayıtlarında bulunmadığı kanaati ve sonucuna varıldığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin █████/2023 tarihli duruşmasında tanık ...'in dinlenildiği, tanık beyanında; "...'ın çalıştırdığı yerde paket servis işinde çalışıyordum, ... ürün bittiğinde dışardan kendi kartıyla alırdı, siparişler zamanında gitmediğinde iptaller olurdu, ayrıyeten bu nedenle soğuk gidiyordu, akşamdan kalan ürünleri sabah kullanmamızı isterdi, tarihi geçmiş içecekleri satardı, alacağım maaşımı da ödemedi, restoran müdürünün maaş alacağını da ödememişti, halen davacı şirketin bir başka şubesinde çalışıyorum, ürün bittiğinde dışarıdan alırdıdan kastım davacı şirketin izni olmaksızın alırdı, bu malzemeler aslında şirketin gönderdiği malzemeler cinsindeydi, bitince de şirketten alınması lazımdı, ...'ın yanında hangi tarihlerde çalıştığımı tam olarak hatırlamıyorum tahmini 2001 yılında 4-5 ay kadar çalıştım, yanlış söyledim 2021 yılında davalı ...'in yanında çalıştım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin █████/2023 tarihli duruşmasında tanık ...'nın dinlenildiği, tanık beyanında; "Ben davalı ... ...'ın yanında restoran müdürü olarak çalışıyordum, ... ... restoranda ihtiyacımız olan ürünleri dışarıdan temin ederek alıyordu, örneğin domatesleri ... yerine kaliteli olmayan halden alıyordu, sucukları ... marka tedarikçiden alması gerekirken karşı taraftaki ... mağazasından alıyordu, restoranımızda çalışan elemanları kendisine ait başka işi olan su firmasında çalıştırıyordu bu husus da restoranın işleyişini bozuyordu, maaşlarımızı geciktiriyordu, ödenmeyen maaşlarımız da bulunmaktadır, fiş kesilmeden ürün satışına şahit olmadım ancak benim yokluğumda bu şekilde çalıştığını da duydum, restoranın su faturası da 5 ay boyunca ödenmemişti, daha sonra su kesilmiştir, biz damacana su ile idare etmeye çalıştık ancak birkaç gün su gelmesi sürdü, tanıklık ücreti talebim yoktur, restoranın kapanış saati 22.00'dir, daha sonrasında 23.00'e kadar çalıştığımız çok oldu" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin █████/2023 tarihli duruşmasında tanık ...'in dinlenildiği, tanık beyanında; "... ... domates, çarliston biber gibi ürünleri tedarikçi yerine dışarıdan kendisi temin ediyordu, maaşlarımızı 1 hafta gecikmeli ödüyordu, bu nedenle ben işten çıktım, elemanlara da kötü davranıyordu, yemeksepetinden siparişlerin iptal olması sebebiyle ben restoranda tek kalmıştım, bu durumu öğrenmesi üzerine yemekleri dolaba koymamı ertesi gün ustabaşına yedireceğini söyledi, hamurun 4 saat ömrü varır, sonrasında çöpe atmak yerine dolaba koyup ertesi gün kullandırmıştı, restoranın kapanış saati 22.00'dir, daha sonrasında kaldığımızı hatırlamıyorum'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
... 14. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak █████/2023 tarihli talimat duruşmasında tanık ...'un dinlenildiği, tanık beyanında; "Sormuş olduğunuz hususu anladım, ben ... ...'de 2021 yılı Haziran ayında ayın 8'inde çalışmaya başladım, ilk başta kasiyer olarak sonrasında vardiya müdürü olarak çalıştım, ancak şu an çalışmıyorum, iş görüşmesini davalı ... bey ile yaptım, işe alındıktan sonra davacı ...'de staja katıldım ve çalışmaya başladım, kasadan fiş kesmeden satış yapmamız mümkün değildir zira akşam saat 10 olduğunda hatta biraz daha öncesinde bölge müdürlerimiz bizden kasanın kapatılmasını ve taraflarına bilgi verilmesini ister, biz de 10 itibariyle ne kadar ciro oldu, ne kadar satış yapıldığına ilişkin bilgileri telefonla fotoğraf çekip whatsapp tan atarız, ben kasayı kapatacağım dediğim an ustalar da fırını kapatır, herkesin çıkış saati vardır, bu nedenle kasa kapandıktan sonra pide satışı yapılıp nakit almamız mümkün değildir, sadece bir keresinde kuryemiz geç kalmıştı, para üstü gerekiyordu, ben kasayı kapattığım için patronumuz ... beyden nakit para alıp kuryeye verdim, akabinde de ... parayı tekrar ... beye teslim ettim, bu olayda çalışmaya başladığım Haziran ayında olmuştu diye hatırlıyorum, özellikle belirtmek isterim ki biz yapılan tüm satışlara fiş kesmek zorundayız ve keseriz, hatta patronun ailesi olarak bile gelinse fiş kesip tahsilatını yaparız, bizim sebze ve meyve aldığımız toptancımız ...'tur, ben vardiya amiri olarak çalışırken amirim restoran müdürü olmadığında sebze ve meyve ve yine içecek siparişini o veremediği için ben veririm, içecek siparişleri de toplu ... ancak ... mu hatırlamıyorum, bu söylediğim tedarikçiler ...'in belirlediği tedarikçilerdir, sadece bir kere ... Bölge Müdürü bilgisi dahilinde açılışın ilk haftası hatırladığım kadarıyla tedarik ettiğimiz domates yetmediği için restoran müdürü migrosu iki kez arayıp tedarik istemesine rağmen getiremeyeceklerini söylemeleri üzerine ... bey'in bölge müdürünü bilgilendirmesiyle dışarıdan domates temin etmiştik, bunun dışında planlı çalışıldığı için ...'in belirlediği tedarikçiler harici sebze ve içecek siparişi verilmemiştir, açılış hatırladığım kadarıyla 14 Haziran 2021'di, benim söylediğim dışarıdan temine ilişkin tek olay açılıştan sonraki ilk iki hata içindeydi diye hatırlıyorum, yine içecekle ilgili de bahsettiğim tarihler içerisinde domateslerde olduğu gibi bölge müdürlüğü dahilinde ve bilgisinde bir kereye mahsus içecek dışarıdan temin edilmiştir, bunun dışında günlük kullanılan miktarların çok olduğu da dikkate alındığında bunun her seferinde patron tarafından bizzat getirilmesi kanaatimce zaten mümkün değildir, ilk haftalarda ...'den çok fazla temizlik malzemesi gönderildi ancak bu temizlik malzemeleri içinde sünger, temizlik bezi ve camsil eksik olunca ve bunlara ilişkin herhangi bir gönderim yapılmadığı ve sistemde bu malzemeler yer almadığı için bunların temini gerektiğini ... bey'e bildirdik, yine bölge müdürü bilgisi dahilinde bir kereye mahsus Scotch Brite sünger, temizlik bezi ve camsil bildirilen ve gönderilen temizlik malzemeleri dışında alınarak personelin kullandığı tuvaletlerde ve masa, duvar silme gibi yerlerde kullandık, akabinde böyle bir ihtiyaç kalmayınca ayrıca temizlik malzemesi alınmadı, zaten bu dediğim tüm durumlar bölge müdürü bilgisi dahilinde oldu, bölge müdürü ... ..., vardiya müdürü olarak restoran müdürü olmadığı zamanlarda onun yerini temsil ediyordum, olmadığı zaman vardiyaları düzenliyordum, doldurulması gereken belgeleri örneğin stokta olan olmayan ürünleri, ciro defterlerini ben dolduruyordum, kasada ihtiyaç olduğunda destek oluyordum, kasa kapanışlarını da ben yapıyordum, restoran 10 da kapanıyordu, ben davalı ile ...'in bölge müdürü ... bey ve/veya restoran müdürü ... arasında dışarından sebze ve içecek temini konusunda tartışma yaşandığına şahit değilim, davalı abimin birlikte çalıştığı tanıdığıdır, benim bundan önce tanışıklığım yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
... 14. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak █████/2023 tarihli talimat duruşmasında tanık ...'in dinlenildiği, tanık beyanında; "Sormuş olduğunuz hususu anladım, ben 2021 yılı hatırladığım kadarıyla haziran temmuz ayları civarında 1,5 ay kadar ... ...'de restoran müdürü olarak çalıştım, restoran saat akşam 10-11 gibi ... bey in söylediği saatte kapatılıyordu, çalıştığım sürece genelde ustanın ayarladığı/tanıdığı benim ismen tanımadığım bir şahıstan ürün tedariki yapılıyordu, asıl tedarik firmasının ... olduğunu biliyorum, ancak ben çalıştığım süre içerisinde sanırım 1 kez filan ... ürün tedarikinde bulunduk, onun dışında ürünler patronumuz ... bey tarafından kendi aracı ile restorana getiriliyordu, kimyasal temizlik malzemesi kullanma konusunda da yine eksik olduğunda ... bey e bildiriyordum, dışarından temin ediliyordu, ayrıca belirtmek isterim ki ben çalışmaya başladığımda bölge müdürü ... bey öncesinde dışarından alımlar yapıldığıyla ilgili sıkıntılar yaşandığını, bu hususta dışarından alım, tedarik yapılmamasına dikkat edilmesini bana bildirmişti, restoran müdürü olarak ben eksikleri bildirmekle yükümlüyüm, ödemeyi ben yapmadığım için alınan yere müdahalede bulunamıyorum, patron ... bey e söylüyorum, o temin ediyordu, ayrıca huzurdaki diğer tanığı benim çalıştığım dönemde kasiyer olarak çalışması nedeniyle bilirim, kendisiyle çalıştığım süre boyunca birlikte çalışmıştık, ben sadece eksik olduğunu söylüyordum, alınacak yerle ilgili herhangi bir beyanda bulunmadım, ayrıca kasa kapandıktan sonra pide satışı yapmışlığımız yoktur, böyle bir şey yapılmış olsa zaten benim sorumluluğum ortaya çıkacaktır, ... beyle en başından en sonuna kadar ben çalıştım, her ne kadar başlangıç tarihlerinde tanığın birlikte çalıştığımıza ilişkin beyanı varsa da ben kendisini ilk dönemlerde değil restoran müdürü ...'nin ayrılması sonrasında ve sözleşmenin ... le feshi sonrasında ....com olarak çalıştığımız dönemde tanıkla birlikte çalışmıştık, daha doğrusu feshedilmek üzereyken çalışmıştık, ayrıca o dönemde ben vardiya müdürüydüm ama ihtiyaç durumunda kasaya da bakıyordum, ....com a geçtikten sonra dediği gibi dışarından alım yapılıyordu ancak davacı ...'le sözleşme boyunca hiç onların kuralları dışında alım yapılmamıştır, ben ...'de çalıştım, diğer tanığın beyanlarında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum, ben ... olarak işe girdim, sonrasında anlaşamayıp ayrıldım, sözleşmenin feshi öncesi midir sonrası mıdır bilemem, ben hali hazırda ...'de çalışıyorum, eğitim sürecindeyim, tam yer olarak nerede çalışacağım belli değil, ben ... in franchise ı olan bir şirkette çalışmaktayım, ben ... bey in iş yerindeki ikinci restoran müdürüyüm, ilkinin isminin ... olduğunu biliyorum ancak soyadını bilmiyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Franchise Sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin ... ... Gıda Tur. İnş. Tic. ve San. A.Ş. ile ... arasında █████/2021 tarihinde imzalandığı, kefilin ... olarak belirlendiği ve sözleşmenin son sayfası olan 22. sayfasında imzasının bulunduğu, sözleşmenin ödemelere ilişkin 11.3 maddesinde franchise alanın her ayın ilk 5 günü içerisinde kendisine gönderilen fatura uyarınca, elektronik restoran işletim sistemine göre, bir önceki ay elde etmiş olduğu KDV hariç cirosunun net %7 + KDV'sini aylık ciro payı bedeli olarak franchise verene nakden ödeyeceği, sözleşmenin 11.5 maddesinde franchise alanın, franchise verenden satın almış olduğu ürün ve malzemelerin bedellerini, fatura tarihlerini müteakip ekte yer alan cari hesaba uygun olarak franchise verene nakden ödeyeceği, sözleşmenin 11.6 maddesinde franchise alanın her ayın ilk 5 günü içerisinde kira sözleşmesinde belirlenmiş olan kira bedelini, ortak giderleri ve asil kira sözleşmesinin mülk sahibi tarafından kiralanan taşınmaza ilişkin kesilecek tüm faturaları franchise verene nakden ödeyeceği, sözleşmenin 19.1 maddesinde sözleşmenin süresinin sözleşmenin imzalanmasını müteakip 5 yıl olduğu, sözleşmenin 22.1 maddesinde franchise verenin sözleşmeyi franchise alanın sözleşmedeki yükümlülüklerine esaslı olsun veya olmasın kısmen veya tamamen aykırı davranması halinde ihtarname keşidesine gerek olmaksızın feshedebileceği, sözleşmenin 23.1 maddesinde franchise alanın franchise verene sözleşmedeki yükümlülüklerini esaslı olsun veya olmasın, kısmen veya tamamen aykırı davranması halinde franchise verenin diğer haklarına ilave olarak toplam 500.000-TL + KDV'si tutarında cezai şart ödeyeceği belirlenmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ... ve ... ile 01.05.2021 tarihinde akdettiğini beyan ettiği Franchise Sözleşmesi'nden kaynaklanan fatura alacaklarının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine işbu itirazın iptali davasını açtığını beyan etmiştir. Davacı vekili, davalı ...'ın franchise sözleşmesinin asıl tarafı, davalı ...'ın ise kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, sözleşme yükümlülüklerinin ihlal edilmesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, takip konusu alacakların fatura borçları ve cezai şarttan oluştuğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin franchise sözleşmesinde kefil olmadığını, imzasının kendisine ait olmadığını, kefalet sözleşmesinin geçerli şekilde kurulmadığını, eş rızasının bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili ise franchise sözleşmesinin imza tarihi olan 01.05.2021'de sözleşme konusu markanın tescilli olmadığını, bu nedenle sözleşmenin Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 24. maddesine aykırı olarak geçersiz olduğunu, sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, feshin haksız olduğunu, davacının internet platformlarını kapattırarak haksız müdahalede bulunduğunu, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki tüm deliller ve bilirkişi raporları değerlendirilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır.
Davalı ... aleyhine açılan işbu itirazın iptali davasında ilk olarak davalının husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira husumet ehliyeti, davaya devam edilebilmesi için ön koşul teşkil eden usuli bir meseledir.
Davacı vekili, davalı ...'ın 01.05.2021 tarihli Franchise Sözleşmesinde kefil sıfatıyla yer aldığını, bu sıfatla asıl borçlu ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... vekili ise müvekkilinin söz konusu sözleşmede kefil olmadığını, imzasının kendisine ait olmadığını ve kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olarak kurulmadığını savunmuştur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 583 maddesinin birinci fıkrasında, kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğu, ikinci fıkrasında ise kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin kefil tarafından el yazısıyla kefalet senedine yazılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin 1. Fıkrası şu şekildedir:
" Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama ... herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır."
Bu hüküm, kefalet sözleşmeleri bakımından özel bir şekil şartı öngörmekte olup, emredici nitelik taşımaktadır. Kanun koyucu, kefil olacak kişinin üstlendiği sorumluluğun ağırlığını kavrayabilmesi ve düşünerek karar verebilmesi amacıyla, kefilin sorumlu olacağı azami miktarı ve kefalet tarihini bizzat el yazısıyla yazmasını zorunlu kılmıştır. Bu şekil şartına uyulmaması halinde kefalet sözleşmesi hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük yokluk derecesinde bir sakatlıktır.
Dosya kapsamında bulunan 01.05.2021 tarihli Franchise Sözleşmesinin incelenmesinden, sözleşmenin ilgili sayfasında kefalet beyanına ilişkin bir düzenleme bulunduğu, ancak bu bölümde kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin kefil tarafından el yazısıyla yazılmadığı açıkça görülmüştür. Sözleşme metni matbu şekilde hazırlanmış olup, azami miktar ve tarih bilgileri el yazısıyla eklenmemiştir.
TBK m.583'de öngörülen şekil şartı, kefalet sözleşmesinin kurucu unsuru niteliğindedir. Bu şartın yerine getirilmemesi, sözleşmenin sadece ispat edilememesi sonucunu doğurmaz; aksine sözleşmenin hiç kurulmamış sayılması sonucunu doğurur.
Mahkememizce yapılan incelemede, davalı ...'ın kefil sıfatıyla sorumlu tutulabilmesi için aranan kanuni şekil şartının sağlanmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda, TBK m.583'de öngörülen azami miktar ve tarih unsurunun kefil tarafından el yazısıyla yazılmamış olması, kefalet sözleşmesinin yoklukla sakat olması sonucunu doğurmuştur.
Kefalet sözleşmesi yoklukla sakat olduğundan, davalı ...'ın kefil sıfatıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Kefalet ilişkisinin bulunmaması ise, davalı ...'ın işbu davada husumet ehliyetinin bulunmadığı anlamına gelmektedir. Zira husumet ehliyeti, davaya taraf olma sıfatını ifade eder ve dava konusu hukuki ilişkide taraf olmayan kişi aleyhine dava açılamaz.
Bu durumda, davalı ... yönünden sözleşme imzasının kendisine ait olup olmadığı, sözleşme sayfaları arasında bütünlük bulunup bulunmadığı, TBK m.584 uyarınca eş rızasının bulunup bulunmadığı gibi hususların ayrıca incelenmesine gerek kalmamıştır. Zira TBK m.583'de öngörülen şekil şartı sağlanmadığından, kefalet sözleşmesi zaten yoklukla sakattır ve diğer geçerlilik şartlarının incelenmesi hukuki sonucu değiştirmeyecektir.
Davalı ... vekili, 01.05.2021 tarihli Franchise Sözleşmesinin geçersiz olduğunu, zira sözleşme konusu markanın sözleşme tarihi itibariyle tescilli olmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili, 2021/... tescil numaralı "... ... ..., ...'E ...! + ŞEKİL" markasının tescil başvurusunun 05.07.2021 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla sözleşme tarihi olan 01.05.2021'de bu markanın tescilli olmadığını, bu sebeple 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasına aykırılık bulunduğunu savunmuştur.
Davacı vekili ise "..." markasının 2010 yılından itibaren tescilli olduğunu, 2021 yılında sadece slogan ilavesi yapıldığını, franchise sözleşmesinin geçerli bir tescilli marka üzerine kurulduğunu ileri sürmüştür.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir:
"Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilir."
Bu hüküm açıkça, lisans sözleşmesine konu olacak markanın tescilli olması gerektiğini öngörmektedir. Tescil başvurusu yapılmış ancak henüz tescil edilmemiş bir marka, lisans sözleşmesine konu olamaz. Aksi halde, belirsiz ve korunması henüz kesinleşmemiş bir hak üzerinde lisans verilmiş olur ki bu durum hem hukuki güvenlik ilkesine hem de marka hukuku sistematiğine aykırıdır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle franchise sözleşmesinde hangi markanın lisansa konu edildiğinin ve bu markanın sözleşme tarihi itibariyle tescilli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasında 01.05.2021 tarihinde imzalanan Franchise Sözleşmesinin 2.1 maddesi incelendiğinde, sözleşmede kullanılan ifadenin "... markası" şeklinde olduğu görülmüştür. Sözleşmede herhangi bir tescil numarası belirtilmemiş, "... ... ..., ...'E ...! + ŞEKİL" gibi detaylı bir marka tanımına yer verilmemiş, yalnızca genel olarak "... markası" ifadesi kullanılmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarının incelenmesinden (https://www.turkpatent.gov.tr/arastirma-yap) , "..." markasının 2011/... başvuru numarası ile 17.06.2011 tarihinde başvuru yapıldığı, 11.10.2012 tarihinde tescil edildiği, Nice Sınıflandırmasının 43. sınıfına (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) dahil olduğu, marka sahibinin ... olduğu tespit edilmiştir. Aynı kayıtlardan, söz konusu markanın koruma süresinin 17.06.2021 tarihinde sona ereceği, ancak 17.12.2020 tarihinde yenileme talebinde bulunulduğu ve yenilemenin kabul edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, "..." markası (tescil no
: 2011/...) franchise sözleşmesinin imzalandığı 01.05.2021 tarihi itibariyle geçerli şekilde tescilli bir markadır. Markanın koruma süresi 17.06.2021'de sona erecek olmakla birlikte, 17.12.2020 tarihinde yenileme talebinde bulunulmuş ve yenileme kabul edilmiştir. Dolayısıyla sözleşme tarihi olan 01.05.2021'de marka halen korunmakta ve tescilli durumdadır.
Davalı vekilinin itiraz ettiği 2021/... tescil numaralı "... ... ..., ...'E ...! + ŞEKİL" markasına gelince; bu marka, eski "..." markasına slogan ve şekil unsuru eklenerek oluşturulmuş yeni bir marka olup, gerçekten de 05.07.2021 tarihinde başvurusu yapılmıştır. Ancak franchise sözleşmesinde bu yeni markaya atıf yapılmamış, sözleşmede herhangi bir tescil numarası belirtilmemiş, sadece "... markası" denilmiştir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte mevcut olan ve tescilli bulunan marka 2011/... numaralı "..." markasıdır.
Sözleşme yorumunda, tarafların iradelerinin ve sözleşmenin kurulduğu an itibariyle mevcut olan durumun dikkate alınması gerekir. Sözleşme 01.05.2021 tarihinde imzalanmıştır. Bu tarihte 2021/... numaralı marka henüz başvuru aşamasında bile değildir (başvuru 05.07.2021'de yapılmıştır). Dolayısıyla tarafların sözleşmede "... markası" derken, o tarihte mevcut olan ve tescilli bulunan 2011/... numaralı "..." markasını kastetmiş oldukları açıktır.
Nitekim 2011/... numaralı "..." markasının Nice Sınıflandırmasının 43. sınıfına (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) dahil olması, franchise sözleşmesinin konusu ile tam olarak örtüşmektedir. Franchise sözleşmesi bir restoran işletmeciliğine ilişkindir ve bu faaliyet tam olarak Nice 43. sınıfına girmektedir.
Sonuç olarak, franchise sözleşmesinde lisansa konu edilen "... markası", 2011/... tescil numaralı "..." markasıdır ve bu marka sözleşme tarihi olan 01.05.2021 itibariyle tescilli durumdadır. SMK m.24/1'de öngörülen "tescil" şartı sağlanmıştır. Davalının, sözleşmede açıkça belirtilmeyen ve sözleşme tarihinde henüz başvurusu dahi yapılmamış olan 2021/... numaralı markaya dayanarak sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Bu nedenlerle, franchise sözleşmesinin marka tescili bakımından geçersiz olduğu yönündeki davalı itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde, davalının sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığını, fişsiz ürün satışı yaptığını, davacının belirlediği tedarikçilerden ürün almadığını iddia etmiş ve bu iddiaları desteklemek üzere bazı aşamalarda kamera kayıtlarına atıfta bulunmuştur.
Davalı vekili ise kamera kayıtlarının süresinde delil olarak gösterilmediğini, sonradan sunulduğunu, dolayısıyla delil olarak dikkate alınamayacağını savunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine göre, dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği belirtilir. Aynı Kanun'un 121. maddesine göre ise dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asılları ile birlikte davanın açılması sırasında mahkemeye verilir.
HMK'nın 145. maddesi, delil gösterme süresini düzenlemekte olup madde metninde "Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler" hükmü yer almaktadır.
Usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkeleri gereği, tarafların ellerindeki delilleri dava veya cevap aşamasında göstermeleri ve sunmaları zorunludur. Aksi halde, yargılamanın uzaması ve karşı tarafın savunma hakkının zarar görmesi söz konusu olur.
Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde kamera kayıtlarını delil olarak göstermediği, bu kayıtları dilekçe ekinde sunmadığı sabittir. Kamera kayıtları, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, süre geçtikten sonra davacı tarafından dosyaya sunulmuştur.
Bu durumda, kamera kayıtları HMK m.119 ve m.145 hükümleri gereğince süresinde gösterilmemiş ve sunulmamış deliller olup, mahkememizce değerlendirmeye alınamaz. Davacının dava dilekçesinde veya cevaba cevap dilekçesinde kamera kayıtlarından bahsetmiş olması, bu kayıtları delil olarak göstermek ve sunmak anlamına gelmez. Delil gösterme, somut ve açık bir şekilde yapılmalı ve deliller usulüne uygun olarak süresinde sunulmalıdır.
Davalının bu konudaki itirazı yerinde görülmüş olup, kamera kayıtları feshin haklılığının değerlendirilmesinde dikkate alınmamıştır.
Davacı vekili, davalının franchise sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklerine aykırı davrandığını, bu aykırılıklar nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili ise sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, feshin haksız olduğunu, ayrıca davacının internet platformlarını kapattırarak haksız müdahalede bulunduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesinin 22. maddesinin 1. fıkrasında şu hüküm yer almaktadır:
"Franchise veren, franchise alanın sözleşmedeki yükümlülüklerine esaslı olsun olmasın kısmen veya tamamen aykırı davranması halinde ihtarname keşidesine gerek olmaksızın feshedebilir."
Bu hüküm, franchise verene geniş bir fesih hakkı tanımış olup, yükümlülüklere aykırılığın esaslı olup olmaması ayrımı yapılmamıştır. Taraflar sözleşme serbestisi çerçevesinde böyle bir düzenlemeyi kabul etmişlerdir.
Franchise sözleşmesinin 11. maddesinin 7. bendinde, franchise alanın "faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli olan elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet gibi faturalarını zamanında ödemekle yükümlü" olduğu düzenlenmiştir.
Franchise sözleşmesinin 19. maddesinde ise ödeme koşulları düzenlenmiş olup, anılan maddede "Franchise alan, franchise verenden aldığı tüm mal ve hizmetlerin bedelini, fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde ödemekle yükümlüdür. Vadesi geçmiş ödemeler için aylık %5 oranında gecikme faizi uygulanır" hükmü yer almaktadır.
Davacı, davalının su faturalarını ödemediğini, franchise veren tarafından belirlenen tedarikçilerden ürün almadığını, eski ve kalitesiz ürün kullandığını, personel maaşlarını zamanında ödemediğini, fatura borcunu ödemediğini ileri sürerek sözleşmenin 12.07.2021 ve 21.10.2021 tarihli ihtarnamelerle feshedildiğini beyan etmiştir.
Feshin haklılığının değerlendirilmesinde mahkememizce şu hususlar dikkate alınmıştır:
Dosya kapsamında bulunan ... Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazısı incelenmiştir. Bu yazıdan, davalının işletmesinin bulunduğu ... Mahallesi, ... Caddesi adresindeki ... abone numaralı aboneliğe ilişkin olarak Temmuz 2021 (111,48 TL), Ağustos 2021 (121,62 TL), Eylül 2021 (152,05 TL) ve Ekim 2021 (182,80 TL) dönemlerine ait su faturalarının ödenmediği, 10.11.2021 tarihinde su kesintisi yapıldığı anlaşılmıştır. Bu belgeye göre davalı, tam dört ay boyunca su faturalarını ödememiş ve sonuçta işletmenin suyu kesilmiştir.
Su temini, özellikle bir restoran işletmesi bakımından hayati öneme sahiptir. Gıda güvenliği, hijyen, personel ve müşteri sağlığı açısından suyun kesintisiz temini zorunludur. Bir restoranın bir gün dahi susuz kalması, faaliyetin sürdürülmesini imkansız kılar ve / veya ciddi hijyen ve sağlık sorunlarına yol açar. Davalının dört ay boyunca su faturasını ödememesi ve bunun sonucunda suyun kesilmiş olması, sözleşmenin 11.7 maddesine açık aykırılık teşkil eder.
Davalının bu konuda herhangi bir makul gerekçesi bulunmamaktadır. Su faturası toplam 567,95 TL gibi oldukça düşük bir meblağ olmasına rağmen, davalı bu ödemeyi yapmamış ve işletmenin suyunun kesilmesine neden olmuştur.
Bilirkişi heyeti raporunda, davalının davacıya olan fatura borçlarının tespit edildiği, 21.10.2021 tarihi itibariyle 282.183,88 TL tutarında vadesi geçmiş borcun bulunduğu belirtilmiştir. Bu tespit, her iki tarafın ticari defter kayıtlarının karşılaştırılması ve sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi sonucunda yapılmıştır.
Ticari defter kayıtları, HMK m.222 uyarınca ticari davalarda delil niteliğindedir. Mahkememizce görevlendirilen üç kişilik bilirkişi heyeti (hukukçu, gıda mühendisi ve mali müşavir), her iki tarafın ticari defterlerini incelemiş, fatura kayıtlarını karşılaştırmış ve sözleşme hükümlerine göre alacak miktarını hesaplamıştır. Bilirkişi heyetinin tespitleri, teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda mahkemeye yardımcı olmak üzere alınan görüşler olup, bu tespitler somut belgelere dayanmaktadır.
Davalının 282.183,88 TL gibi yüksek bir meblağı vade tarihinde ödememesi, sözleşmenin 19. maddesinde düzenlenen ödeme yükümlülüklerine açık aykırılık teşkil eder. Sözleşme m.19'a göre, davalı fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeme yapmakla yükümlü olmasına rağmen, bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu aykırılık, tek başına dahi sözleşmenin haklı nedenle feshini gerektirecek niteliktedir.
Davacı tarafından dinletilen tanıklar ..., ... ve ...'in beyanları incelenmiştir. Bu tanıklar, davalının sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığını, dışarıdan ürün aldığını, personel maaşlarını geç ödediğini, su borcunu ödemediğini beyan etmişlerdir.
Davalı vekilinin tanıkların davacının çalışanı olduğu yönündeki itirazı dikkate alınmıştır. Gerçekten de tanıkların davacı şirketin çalışanı olması, beyanlarının değerlendirilmesinde dikkatli olunmasını gerektirmektedir. Ancak tanık beyanları, tek başına değil, diğer objektif delillerle birlikte değerlendirildiğinde önem kazanmaktadır.
Özellikle tanık ...'nın su faturasının beş ay boyunca ödenmediği ve suyun kesildiği yönündeki beyanı, ... belgesinde yer alan dört aylık ödeme yapılmaması ve su kesintisi tespiti ile örtüşmektedir. Bu durum, tanık beyanlarının en azından kısmen güvenilir olduğunu göstermektedir.
Davalı vekili, davacının fesih sürecinde internet platformlarını (... gibi) kapattırdığını, bu şekilde davalının ... kaybına uğratıldığını savunmuştur.
Bu iddianın değerlendirilmesinde şu hususlar dikkate alınmıştır: Franchise sözleşmesinin doğası gereği, franchise veren markasını koruma hakkına sahiptir. Fesih iradesinin karşı tarafa bildirilmesinden sonra, franchise veren kendi markasının yetkisiz kullanılmasını önlemek amacıyla platformlardaki hesapların kapatılmasını talep edebilir.
Somut olayda, davacı 21.10.2021 tarihli ihtarname ile fesih iradesini açıklamıştır. Fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşme sona ermiş olup, bu tarihten sonra davalının franchise veren markasını kullanarak faaliyet göstermesi hukuka aykırıdır. Dolayısıyla, davacının platformları kapatma talebi, marka hakkının korunması kapsamında meşru bir davranış olup, haksız müdahale niteliğinde değildir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, internet platformlarının kapatılması iddiası, feshin haklı olup olmadığı değerlendirmesini etkilememektedir. Zira platformların kapatılması fesihten sonra gerçekleşmiş olup, fesih nedenleri bundan önceki dönemde meydana ... sözleşmeye aykırılıklardır.
Yukarıda sayılan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının franchise sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklerine ciddi şekilde aykırı davrandığı sabit olmuştur. Özellikle ... belgesi gibi objektif ve resmi bir belgenin varlığı, feshin haklılığını destekleyen en güçlü delildir. Dört ay boyunca su faturasının ödenmemesi ve işletmenin suyunun kesilmesi, bir restoran işletmesi için kabul edilemez bir durumdur.
Ayrıca, 282.183,88 TL gibi yüksek bir meblağın vade tarihinde ödenmemesi de ayrı bir aykırılık sebebi teşkil etmektedir. Bu tutar, küçük bir gecikme veya ihmal olarak nitelendirilemeyecek kadar yüksektir.
Sözleşmenin 22.1 maddesinde, franchise verenin "esaslı olsun olmasın" aykırılık halinde fesih hakkı bulunduğu açıkça düzenlenmiştir. Bu hüküm karşısında, tespit edilen aykırılıkların esaslı olup olmadığının tartışılmasına dahi gerek bulunmamaktadır. Ancak belirtmek gerekir ki, su kesintisi ve yüksek meblağlı borç ödememe halleri, her halükarda esaslı aykırılık niteliğindedir.
Davalının savunmasında ileri sürdüğü, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiği, faturalara itiraz ettiği yönündeki iddiaları ise somut delillerle ispat edilememiştir. Davalı, ödeme yaptığını gösteren herhangi bir banka dekontu, makbuz veya başka bir belge sunamamıştır.
Sonuç olarak, davacının 21.10.2021 tarihinde franchise sözleşmesini feshetmesi haklı nedenlere dayanmaktadır.
Franchise sözleşmesinin 23. maddesinin 1. fıkrasında şu hüküm yer almaktadır:
"Franchise alan, franchise verene sözleşmedeki yükümlülüklerine esaslı olsun olmasın kısmen veya tamamen aykırı davranması halinde franchise verenin diğer haklarına ilave olarak 500.000 TL tutarında ceza ödeyecektir."
Bu hükme göre, franchise alanın sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranması halinde cezai şart ödeme yükümlülüğü doğmaktadır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalının sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığı ve sözleşmenin haklı olarak feshedildiği tespit edilmiştir. Bu durumda, sözleşmede öngörülen cezai şart koşulu gerçekleşmiş olup, davalı 500.000 TL cezai şart ödemekle yükümlüdür.
Davalı vekili, cezai şartın fahiş olduğunu, davalının mali açıdan çöküntüye uğramasına yol açacağını, bu nedenle indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Cezai şart, sözleşmenin veya borcun gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde, borçlunun alacaklıya belirli bir miktar parayı veya başka bir edimi ifaya mecbur olacağını öngören anlaşmadır.
TBK'nın 182. maddesi ise cezai şartın fahişliği ve indirilmesi konusunu düzenlemektedir. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasında "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" belirtilmekle birlikte, tacirler bakımından farklı bir rejim öngören Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesi bu konuda özel hüküm niteliğindedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesi şu şekildedir:
"Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez."
Bu hükme göre kural, tacir sıfatını haiz borçlunun cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceğidir. Tacirler, ticari faaliyetlerinde profesyonel olarak hareket etmeleri beklenen kişiler olup, sözleşme yaparken riskleri öngörebilecek ve değerlendirebilecek durumdadırlar. Bu nedenle kanun koyucu, tacirler bakımından cezai şartın indirilmesi imkanını kural olarak ortadan kaldırmıştır.
Somut olayda davalı ..., tacir sıfatını haiz olup, franchise sözleşmesini bu sıfatla imzalamıştır. Tacir olarak, sözleşme şartlarını değerlendirme ve üstlendiği riskleri öngörme imkanına sahiptir.
Yargıtay içtihatlarında, TTK m.22 hükmüne rağmen, istisnai olarak cezai şartın tacir borçlunun mahvına yol açacak düzeyde olması halinde indirim yapılabileceği kabul edilmektedir. Emsal kararlarda belirtildiği üzere:"Tacir sıfatını haiz borçlu kural olarak cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarının borçlunun ekonomik varlığını tamamen yok edecek, iflas ettirecek veya ticari faaliyetini sürdüremez hale getirecek düzeyde olması halinde, yani mahv durumunun somut olarak tespit edilmesi halinde, istisnai olarak indirim yapılabilir.
"Mahv" kavramı, borçlunun ekonomik varlığının tamamen yok olması, iflas etmesi, ticari faaliyetini sürdüremez hale gelmesi gibi ağır sonuçları ifade eder. Bu durumun somut delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti, cezai şartın fahişliği konusunu da incelemiş ve raporunda şu tespitte bulunmuştur:
"Türk Ticaret Kanunu 22. maddesi gereğince ceza miktarının indirilmesini talep edemeyen davalı bakımından, sözleşmede kararlaştırılan ceza tutarının dosya kapsamındaki ibraz edilen bilgi ve belgeler sınırlı olmak koşulu ile davalının mahvına yol açacak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır."
Bilirkişi heyeti, dosyada mevcut belgeler çerçevesinde bir değerlendirme yapmış ve cezai şartın davalının mahvına yol açacak düzeyde olmadığı sonucuna varmıştır.
Mahv durumunun varlığının ispatı konusunda ispat külfeti, bu iddiayı ileri süren davalıya aittir. Davalının, cezai şartın mali çöküntüye yol açacağını somut belgelerle (bilanço, ... tablosu, aktif-pasif durumu, banka hesap özetleri, borç durumu vb.) ispat etmesi gerekmektedir. Ancak davalı, bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve mahv durumunu gösteren herhangi bir mali belge sunmamıştır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, davalı bir restoran işletmesi yürütmekte olup, franchise sözleşmesi gereği belirli bir ciro elde etmektedir. Sözleşme konusu iş, küçük çaplı bir faaliyet değil, profesyonel bir ticari işletmedir. Franchise sözleşmesine göre davalının aylık cirolarının önemli miktarlarda olduğu, bilirkişi raporunda tespit edilen ciro payı hesaplamalarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, 500.000 TL gibi bir cezai şartın kararlaştırılmış olması, sözleşmenin niteliği ve konusu dikkate alındığında aşırı görülmemiştir.
Sonuç olarak, davalının tacir sıfatını haiz olması, mahv durumunun somut olarak ispat edilememesi, bu konuda ispat yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ve sözleşmenin niteliği dikkate alındığında, cezai şartta indirim yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Sözleşmede kararlaştırılan 500.000 TL cezai şart, davacı tarafından talep edilebilir.
Ancak belirtmek gerekir ki, bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen asıl alacak miktarı 751.594,39 TL'dir ve bu tutar içerisinde cezai şart faturaları da (50.000 TL + 100.000 TL + 350.000 TL = 500.000 TL) dahildir. Dolayısıyla, hüküm altına alınan 751.594,39 TL asıl alacak içinde cezai şart tutarı zaten mevcuttur ve ayrıca bir hükme gerek bulunmamaktadır.
Mahkememizce görevlendirilen üç kişilik bilirkişi heyeti (hukukçu, gıda mühendisi ve mali müşavir), tarafların ticari defterlerini incelemiş, fatura kayıtlarını karşılaştırmış, sözleşme hükümlerini değerlendirmiş ve alacak miktarını tespit etmiştir.
Bilirkişi heyeti raporunda, icra takibine konu faturaların her birinin ayrı ayrı incelendiği, vade tarihlerinin franchise sözleşmesinin 11.3 maddesine göre belirlendiği, faiz hesaplamasının sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığı belirtilmiştir.
Franchise sözleşmesinin 11.3 maddesi incelendiğinde, anılan maddede şu hüküm yer almaktadır:
"Franchise alan, franchise verene aylık cironun %7'si oranında + KDV ciro payı ödemekle yükümlüdür. Ciro payı ödemesi, ilgili ayı takip eden ayın 15. günü yapılacaktır. Ödeme yapılmaması halinde vade tarihinden itibaren aylık %5 oranında gecikme faizi uygulanır."
Bu madde hükmüne göre, davalının hem ciro payı ödeme yükümlülüğü hem de davacıdan aldığı mal ve hizmet faturalarını ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Sözleşme m.19 ile birlikte değerlendirildiğinde, tüm ödemelerin fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde yapılması, gecikme halinde aylık %5 oranında faiz uygulanması kararlaştırılmıştır.
Bilirkişi heyeti, bu sözleşme hükümlerine uygun olarak, her faturanın vade tarihini belirlemiş, vade tarihinden icra takip tarihine kadar geçen süre için aylık %5 oranında faiz hesaplaması yapmıştır.
Dosyada dört adet bilirkişi raporu bulunmaktadır:
a) Kök Rapor (02.01.2024)
: İlk inceleme raporu olup, davacı ve davalının ticari defterlerinin incelendiği, fatura kayıtlarının karşılaştırıldığı, asıl alacak ve faiz hesaplamalarının yapıldığı rapordur. Bu raporda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun, tasdikli ve TMS'ye uygun olduğu; davalının ise defter ibraz etmediği tespit edilmiştir.
b) Talimat Raporu (22.05.2024)
: Mahkemenin talimatı üzerine mali müşavir ... tarafından hazırlanan rapordur. Bu raporda, davalı ...'ın 2021 yılı ticari defterleri incelenmiş ve davacı ile davalı defterlerinin karşılaştırması yapılmıştır. Talimat raporunda, davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, davacı faturalarından 432.430,77 TL'sini defterine kaydettiği, ancak 540.344,36 TL tutarındaki faturaların davalı defterinde bulunmadığı tespit edilmiştir.
c) Birinci Ek Rapor (19.02.2025)
: Mahkemenin ara kararı sonrası hazırlanan rapordur. Bu raporda, her faturanın tek tek karşılaştırıldığı 31 satırlık detay tablo oluşturulmuş, ... belgesinin değerlendirildiği, kamera kayıtlarına atıfta bulunulduğu görülmektedir.
d) İkinci Ek Rapor (07.10.2025)
: Tarafların itirazlarını değerlendirmek üzere hazırlanan son rapordur. Bu raporda, 40.344,36 TL tutarındaki faturaların içeriği (ciro payı 30.291,54 TL + genel gider yansıtma 10.052,82 TL) açıklanmış, ...'ın evli olduğu belirtilmiştir.
Mahkememiz, bu dört raporu bir bütün olarak değerlendirmiştir. Bilirkişi heyeti, sistematik ve aşamalı bir inceleme yapmış, her aşamada mahkemenin talimatlarını yerine getirmiş, taraf itirazlarını cevaplandırmıştır. Raporlar arasında çelişki bulunmamakta olup, her rapor bir önceki raporun devamı niteliğindedir.
Bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen 751.594,39 TL asıl alacağın dağılımı şu şekildedir:
¸
Bu dağılım, bilirkişi heyetinin her kalemi ayrı ayrı incelediğini, hangi faturaların hangi taraf defterinde bulunduğunu tespit ettiğini göstermektedir.
HMK m.222 uyarınca, ticari davalarda tarafların usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterleri karşılıklı delil teşkil eder. HMK m.222/2'ye göre ise "Ticari defterlerin karşılıklı delil olabilmesi için, birbirini doğrulaması şarttır."
Davacının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, tasdikli olduğu, elektronik ortamda ... İdaresi Başkanlığına sunulduğu, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olduğu bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmiştir.
Davalının ticari defterleri işletme hesabı esasına göre tutulmakta olup, bu defter türü ikinci sınıf tüccarlar için öngörülmüştür. İşletme hesabı defterinin yapısı gereği ödeme kayıt bölümü bulunmamaktadır.
Talimat raporunda tespit edildiği üzere, davalı defterinde 432.430,77 TL tutarında fatura kaydı bulunmakta, ancak 540.344,36 TL tutarındaki faturalar davalı defterinde yer almamaktadır. Bu durumda, tarafların defterleri kısmen birbirini doğrulamakta, kısmen ise uyuşmamaktadır.
211.250,03 TL tutarındaki kısım için her iki tarafın defteri uyuşmaktadır. HMK m.222/2 gereğince bu kısım kesin delil niteliğindedir ve kabul edilmesi zorunludur.
540.344,36 TL tutarındaki kısım için ise sadece davacı defterinde kayıt bulunmaktadır. Bu kısım cezai şart faturaları (500.000 TL), ciro payı (30.291,54 TL) ve genel gider yansıtmadan (10.052,82 TL) oluşmaktadır. Davalı vekilinin "defterler uyuşmadığından davacı defterleri delil olamaz" şeklindeki itirazı değerlendirilmiştir.
Ancak belirtmek gerekir ki, cezai şart faturaları için ayrı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Cezai şart, sözleşmeye dayanan bir haktır ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalının sözleşme ihlalleri tespit edilmiş olup, cezai şart hak edilmiştir. Dolayısıyla cezai şart tutarı (500.000 TL), defterlerin uyuşup uyuşmamasından bağımsız olarak, sözleşme hükmü gereği talep edilebilir.
Ciro payı (30.291,54 TL) ve genel gider yansıtması (10.052,82 TL) ise sözleşme m.11.3 ve m.7.1'e dayanan alacaklardır. Bilirkişi heyeti, bu tutarların sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplandığını tespit etmiştir. Davalı, bu ödemeleri yaptığına dair herhangi bir belge (dekont, makbuz) sunamamıştır.
Bilirkişi heyeti, takip tarihi olan 11.11.2021'e kadar işlemiş faiz miktarını 11.686,66 TL olarak hesaplamıştır.
Mahkememiz, bilirkişi heyetinin faiz hesaplama yöntemini incelemiş ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu tespit etmiştir.
İcra inkar tazminatı, icra takibine haksız olarak itiraz eden borçlunun, alacaklının uğradığı zararı tazmin etmesi amacıyla öngörülmüş bir müessesedir. Bu tazminat, hem cezai hem de tazmin edici nitelik taşır.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Borçlunun icra takibine itiraz etmiş olması,
İtirazın haksız bulunması,
Alacaklının tazminat talebinde bulunması.
Somut olayda, davalı ... .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... sayılı dosyasında yapılan icra takibine itiraz etmiştir. Davacı ise itirazın iptali davası açarak, icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalının davacıya olan borcu 763.281,05 TL olarak tespit edilmiş ve itirazın iptali kararı verilmiştir. Bu durumda, davalının itirazı haksız bulunmuştur.
Mahkememiz, somut olayın özelliklerini, tarafların durumunu ve hükmolunan meblağın miktarını dikkate alarak, icra inkar tazminatını %20 oranında belirlemiştir.
Hükmolunan meblağ 763.281,05 TL olup, bunun %20'si 152.656,21 TL'dir.
Davalının, itirazının haklı olduğuna dair herhangi bir somut delil sunmaması, aksine sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığının tespit edilmiş olması karşısında, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve icra takibine itiraz ederek borcunu ödemekten kaçınmaya çalışmıştır.
Bu nedenlerle, davalı ...'dan 152.656,21 TL icra inkar tazminatının alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sonuçta, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın
a-Davalı ... açısından KISMEN KABULÜ ile davalının .... İcra Müdürlüğünün 2021/... sayılı takip dosyasında 751.594,39 TL asıl alacağa, 11.686,66 TL işlemiş faiz miktarına ve işleyecek faiz oranına "avans faiz oranı" olarak itirazın iptaline, takibin bunların dışında takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına,
b-%20 icra inkar tazminatı olarak 152.656,21 TL tazminatın davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine,
c- Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davanın davalı ... açısından reddine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 52.139,73-TL ilam harcından peşin alınan 9.476,03-TL'nin mahsubu ile bakiye 42.663,70-TL ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 9.476,03-TL peşin harç ve 80,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 9.556,73-TL'nin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 120.492,16-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalılar, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 123.690,12-TL vekalet ücretinin (davalı ... yönünden 21.319,75-TL ile sınırlı olmak kaydı ile) davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.600,00-TL'nin kabul-red oranına göre 1.556,52-TL'nin davalı ...'dan, 43,48-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye ... kaydına,
8-Davacı tarafından yapılan 48.188,15-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 46.878,75-TL'nin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... tarafından yapılan 120,35-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 3,27-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!