Haksız fiil tazminatında, benzer unvanlı tüzel kişiler arasındaki husumet yanılgısının temsilcide yanılma kabul edilerek usul ekonomisi ilkesiyle gerçek hasma yöneltilmesinin incelenmesi.
Özet: Bir taş ocağının patlayıcı madde kullanımıyla bir evde meydana gelen hasar nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davanın yanlış tüzel kişiliğe karşı açıldığını belirterek pasif husumet yokluğu nedeniyle reddederken; davacı, temyiz başvurusunda, benzer isimli şirketler arasındaki bu durumun bir temsilcide yanılma olduğunu, usul ekonomisi ilkesi gereğince gerçek hasmın yargılama sürecinde belirlenmesi üzerine davanın doğru tarafa yönlendirilerek esastan incelenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas-████████ KararTaraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacıya ait evin yakınındaki taş ocağını işlettiğini, kayaların parçalanması için patlayıcı madde kullanılması neticesinde davacının evinin duvar ve zeminlerinde zarar meydana geldiğini, delil tespiti dosyası ile zararın belirlendiğini açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.929,60 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin belirtilen yerde faaliyetinin bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...açılan davada asıl dava açılması gereken ve borçlu olduğu iddia edilen tüzel kişiliğin...Sanayi ve ... Ltd.Şti değil, ... Sanayi ve ... Ltd.Şti. olması gerektiği, ... Sicil Memurluğundan alınan 28.06.2011 tarih ve █████████ sayılı yazısından anlaşıldığı üzere her iki şirketin tüzel kişiliğinin ve ... ünvanlarının farklı olduğu, ... Sanayi ve ... Ltd.Şti.nin sicil numarasının ... olduğu, ticari ikametgahının ... köyü ... yolu üzeri merkez Van adresi olduğu, ...Sanayi ve ... Ltd.Şti nin ise sicil numarasının ... olduğu, ticari ikametgahının kazım karabekir caddesi koyunlu halı saha yanı doğu apt. kat 2 no 1 Van olduğu, faaliyet alanlarının farklı olduğu, TMK.nun 47. vd. maddeleri kapsamında birbirinden bağımsız kişiliği olan tüzel kişiler oldukları, davacı vekilinin dava dilekçesinde yanlış tüzel kişiliğe husumet yönelttiği, ıslah yolu ile davalı tarafın değiştirilmesinin mümkün bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı olarak gösterilen ...Sanayi ve ... Limited Şirketinin, ...Grubunun bir firması olduğunu, yanlış husumet tevcihi söz konusu ise burada yanlış husumet değil olsa olsa temsilcide yanılma söz konusu olduğunu, gerçek hasımın kim olduğu yargılama aşamasında gelen cevabi yazılardan anlaşıldığını, isim benzerliğinden dolayı düşülen hatanın temsilcide yanılma olarak değerlendirilmesi makul bir hata olarak kabul edilmesi gerektiğini, her iki şirketin de ticari unvanları hemen hemen aynı olduğunu, bir kişi dışında her iki şirketin de ortaklarının aynı kişilerden oluştuğunu, davanın gerçek hasma yöneltilmesi yönünde verdikleri dilekçenin kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.C. GerekçeUyuşmazlık; haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; dava dilekçesi başlığında,...Sanayi ve ... Ltd. Şti.'nin davalı taraf olarak gösterildiği, asıl dava açılması gereken ve borçlu olduğu iddia edilen tüzel kişiliğin ... Sanayi ve ... Ltd.Şti. olması gerektiği, davacı vekilince davanın doğru hasıma yöneltilmesi talebini içeren dilekçe sunulduğu, mahkemece davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Taraf sıfatı, dava konusu yapılan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade etmekte olup, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması, kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere yöneltilmesi gerekir.Hukukumuzda taraflar bakımından şekli taraf teorisi kabul edildiğinden, dava dilekçesinde davacı veya davalı olarak gösterilen kişiler şekli anlamda taraf konumunu elde etmekte ise de bu kişiler hakkında esasa ilişkin olarak yargılama yapılabilmesi ancak davanın gerçek tarafı olmaları hâlinde mümkündür. Bu nedenle gerçek hasmın doğru şekilde tespit edilerek davanın o kişiye yöneltilmesi gerektiği gibi dava dilekçesinde davacının adı ya da unvanının da doğru şekilde gösterilmesi gerekir. Ancak bazı durumlarda hukukî veya fiili hata sonucunda davanın taraflarının yanlış ya da eksik gösterilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda, kanun koyucu tarafından usul ekonomisi ilkesi gözetilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 124 üncü maddesinde belli koşullar altında davada taraf değişikliği yapılmasına imkân tanınmıştır. Çünkü, açılmış olan bir davada yanlış taraf yerine gerçek tarafın geçerek davayı sürdürmesi ve eski tarafın yerini alması daha basit, daha ucuz ve daha pratik bir çözüm yoludur.Taraf değişikliği, açılmış ve görülmekte olan bir davada, davanın taraflarından birinin davadan ayrılması ve onun yerini “üçüncü kişinin” almasıdır. Taraf değişikliğinin bu dar tanımının yanında, daha geniş anlamda, mevcut tarafların yanına yenilerinin eklenmesi (tarafın genişletilmesi diyebiliriz) de taraf değişikliği olarak kabul edilebilir. İkinci durumda, davanın bir tarafında taraf sayısında bir artış meydana gelmektedir (Hukuk Genel Kurulu, 06.02.2020 tarih ve ███████-1125 E., ███████ K.).Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafta İradi Değişiklik” başlıklı 124. Maddesi; “(1)Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2)Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3)Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4)Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde olup maddede taraf değişikliğinin şartları hüküm altına alınmıştır.Bu düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (m.124/1). Ancak yasa koyucu bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (m.124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m.124/3,4). Madde gerekçesinde de taraf değişikliğinde karşı tarafın rızasının arandığı belirtildikten sonra bu kuralın çok katı uygulanmasının, hem şekli taraf teorisinin özünü zedeleyip, amacı dışında çok katı uygulanması sonucunu doğurarak adeta yargılama ilişkisini katı bir forma dönüştüreceği hem de yeni ve aslında gereksiz birtakım yargılamalara yol açarak usul ekonomisi ilkesini zedeleyeceği belirtilmiştir. Yargı kararlarında, bazen çerçevesi de geniş tutularak, temsilcide yanılma ya da maddî hatadan kaynaklanan yanılma olarak nitelenen durumlarda, karşı tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğine izin verilerek, ortaya çıkan bu sakıncanın giderilmeye çalışıldığı, ancak bu içtihatların kanuni düzenleme karşısında sorunu tam olarak çözemediği ve sınırlı kaldığı, bazen de kanuni düzenlemeyi zorladığı, oysa taraflar gösterilirken bazen maddi hata sebebiyle bir yanılgının ortaya çıkabileceği; aslında muhatabı belli olan uyuşmazlığın bu hata sebebiyle mevcut olmayan ya da farklı kişiye karşı yürütülebileceği, böyle bir durumda, mutlaka karşı tarafın rızasını aramanın, yargılamanın kaderini gerçekte muhatap olmaması gereken bir kişinin rızasına bağlamak anlamına gelebileceği ve yargılamanın gereksiz yere uzayabileceği, hatta yeni dava açılması sonucunun ortaya çıkabileceği, bu sebeple maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi hâlinde, diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğinin kabul edildiği açıklanmıştır.Maddi hatadan kaynaklanan taraf değişikliğinde, dava dilekçesinin hazırlanması sırasında, bir tarafın sehven yanlış gösterilmesi nedeniyle oluşan bu maddi hatanın, tarafın isim veya unvanında şekli bir düzeltme yapılarak giderilmesi söz konusudur. Taraflar dava dilekçesinde gösterildiği için davacı tarafta maddi hata yapılabileceği gibi davalı tarafta da yapılabilir. Ancak, maddi bir hatanın var olduğunun kabul edilebilmesi için maddi hata yaptığını iddia eden davacı tarafın, davasını aslında doğru kişi adına açtığı ya da doğru tarafa yönelttiği hususunun dava dilekçesinden anlaşılabilmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 21.10.2021 tarih ve 2017/4-2813 E., █████████ K.).Tüm bu açıklamalar, ortaya konulan yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2021 tarihli, 2017/4-2813 Esas ve █████████ Karar sayılı ilamına göre somut olay değerlendirildiğinde; davacının evinin yakınındaki taş ocağındaki çalışmalar nedeniyle evinde oluşan zararın tahsili istemiyle açılan eldeki davaya ilişkin dava dilekçesinin başlık kısmında davalı olarak...Sanayi ve ... Ltd.Şti gösterilmiş ise de dosya kapsamına kazandırılan belgelerden davanın ... Sanayi ve ... Ltd.Şti.'ye yöneltilmesi gerektiği, davanın isim benzerliği nedeniyle ...ne yöneltildiği ve bunun ... sicil kayıtları (özellikle şirket ortak ve yetkilileri ile ticari ikametgahları) birlikte değerlendirildiğinde temsilde yanılma niteliğinde olduğu nazara alınarak davalı olarak...Sanayi ve ... Ltd.Şti yazılması maddi hatadan kaynaklanmaktadır. Mahkemece davalı adındaki maddi hatadan kaynaklanan taraf değişikliği talebinin HMK’nın 124/3 üncü maddesi gereğince kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir, kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.