İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde İİK 173 uyarınca, kambiyo senetlerine mahsus iflas takibinden doğan gerçek ve tüzel kişi borçluların iflasına yönelik dava.
Özet: Bu iflas davasında, alacaklı vekili, kambiyo senetlerine dayalı olarak kesinleşen icra takibine rağmen borçlarını ödemeyen gerçek kişi ve tüzel kişi borçluların iflasına karar verilmesini talep etmekte olup, mahkeme, borçluların Türk Ticaret Kanunu uyarınca iflasa tabi tacir sıfatına sahip olup olmadığını, özellikle gerçek kişi borçlunun esnaf sınırını aşan gelire sahip bir tacir olup olmadığını ve bilançoya göre defter tutma yükümlülüğü bulunup bulunmadığını İcra ve İflas Kanununun ilgili maddeleri kapsamında değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173))
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... 28. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında █████/2023 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını ve kesinleştiğini, borçluların ikisinden de herhangi bir ödeme alınamadığını, akabinde dosyaya borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması sebebi ile İİK'nın 43. maddesi uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirerek borçlulara kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile yapılacak takipte ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinin borçlulara ulaştığını ve dosyanın iki borçlu açısından da kesinleştiğini, borçlu ...'in aynı zamanda diğer borçlu ... Şirketi'nin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı ...'in aynı zamanda ... Vergi Dairesine kayıtlı gerçek kişi vergi mükellefiyetinin olduğunu, bu minvalde davalı ...'in Türk Ticaret Kanunu uyarınca iflasa tabi kişilerden olduğunun aşikar olduğunu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda her iki borçlu açısından işbu iflas davasın ikame etme zaruriyetlerinin hasıl olduğunu, mahkemeden dosya üzerinden yapılacak inceleme sonrasında İİK md. 173 vd. uyarınca öncelikle depo emri verilmesini, akabinde emrin yerine getirilmemesi durumunda borçluların ayrı ayrı iflasına karar verilmesini talep ettiklerini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ...ve ... Şirketine usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
Davalı hakkındaki derdest dava bilgileri ile icra takibi bilgileri dosya içine alınmış; ... 3. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında ; ... tarafından ... ile ...aleyhine 250.000,00 USD 'nin tahsili amacıyla,
... 29. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında; ...tarafından ... ile ... aleyhine 250.000,00 USD 'nin tahsili amacıyla,
... 29. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile;... tarafından ....ile ... Şirketi aleyhine 22.770.725,00 TL 'nin tahsili amacıyla
... 29. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, ... tarafından ...ile ... aleyhine 250.000,00 USD'nin tahsili amacıyla,
... 29. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında , ... tarafından ... ile ... Şirketi aleyhine 43.710.000,00 TL 'nin tahsili amacıyla
... 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, ... tarafından ... ile ... aleyhine 250.000,00 USD'nin tahsili amacıyla icra takibine geçildiği anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine İİK 173/3 maddelerine dayalı olarak açılan iflas davasıdır.
Uyuşmazlık, İİK'nın 173. ve İİK'nın 158. maddesi kapsamında kambiyo senedine dayalı iflas takibine itiraz etmeyen gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir davalıların iflasına karar verilmesi için gereken koşullarının mevcut olup olmadığı hususunda toplanmıştır.
Kambiyo senedinin hamili olan alacaklılar, borçlu aleyhine haciz yoluyla veya iflas yoluyla takip yapabilir. İflas yoluyla takip yapılabilmesi için borçlunun iflasa tabi kimselerden olması gerekir. Öncelikle davalı gerçek kişinin esnaf sınırını aşan gelire sahip olup olmadığının, bilanço esasına göre defter tutma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”,
Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.",
Aynı Yasanın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise,"Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükümlerini amirdir.
TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktisadi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir.
Eldeki davada, davalı gerçek kişi hakkında 2024 yılından itibaren başlatılan ve dosya içine celp edilen icra dosyalarına dayanak kambiyo senetlerinin toplam miktarı ile işbu dava konusu bono bedelinin esnaf gelirini aştığı, davalının bilanço esasına göre defter tutması gerektiği ve davalı gerçek kişinin tacir olduğu dolayısıyla iflasa tabi bulunduğu anlaşılmıştır.
İİK 173/1.maddesinde, iflas yoluyla yapılan takipte ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmemesi halinde alacaklının takip borçlusunun iflasını isteyebileceği belirtilmiştir ve İİK 158.maddesinde de, iflas takibinin kesinleşmesi halinde açılan iflas davasında İİK 166/2. maddesindeki usulle ilanların yapılacağı açıklanmıştır.
Davalılar hakkında ... 28. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibe itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, İİK 158. ve 166. maddeleri doğrultusunda yazılı basında ve sicil gazetesinde ilanların yaptırıldığı, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adresin mahkememiz yargı çevresinde bulunduğu, bu davaya bakma konusunda mahkememizin kesin yetkili olduğu, İİK 176 m. atfı ile İİK 173 ve 156/4. maddesi uyarınca, iflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde iş bu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
... 28. İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasına konu borcun 13.11.2025 tarihi itibari ile toplam tutarının bildirilmesi ... 28. İcra Müdürlüğü'nden istenilmiş, ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ...tarihli müzekkere cevabı ekinde borç toplamını gösteren detay tablo gönderilmiş, 13.11.2025 tarihli duruşmada davalılara, ... 28. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına konu toplam 25.469.565,66 TL borcun 7 günlük kesin süre içinde ödenmesi veya mahkememiz veznesine depo edilmesi gerektiğinin aksi halde İİK'nın 173. ve 158. maddeleri uyarınca davalıların iflasına karar verileceği hususunda ihtar yapılmasına karar verilmiş, toplam 25.469.565,66 TL borcun 7 günlük kesin süre içinde ödenmesi hususunda davalı gerçek kişi vekiline duruşmada, davalı şirkete ise tebliğ evrakı ile ihtar yapılmasına rağmen borcun ödenmediği anlaşılmıştır.
Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine açılan iflas davası olup, iflas ödeme emrine itiraz edilmemesi sebebiyle takibin kesinleşmesi halinde artık takibe konu edilen alacağın varlığının araştırılamayacağı, yapılacak incelemenin şekli bir inceleme olup, davaya esas takibin kesinleşip kesinleşmediğinin tespitinden ibaret bulunduğu ve takibin kesinleştiği ve borcun kesinleşen takibe rağmen ödenmediğinin belirlenmesi durumunda artık davalılara depo kararının tebliği ile borcun ödenmesi için yasal sürenin tanınması ve ödeme yapılmaması halinde iflas kararı verilmesi gerektiği, işbu dosyada İİK 166.maddesi gereğince ilanların yapılması üzerine davaya müdahale ederek borçlunun iflasını gerektiren bir hal bulunmadığı yönünde yapılmış bir itiraz bulunmadığı ve depo emrinin davalılara tebliğine rağmen kesinleşen borcun ödenmediği anlaşılmakla İİK 173/3 ve İİK 176 ve İİK 158. maddesi gereği davalıların iflasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ... ŞİRKETİ'nin (Mersis No : ..., Vergi No : ...) ile ... T.C. Kimlik numaralı ...'in ayrı ayrı İFLASINA,
İflasın █████/2025 tarihi saat 17:05 itibarıyla açılmasına,
İflas kararının ilanına,
Kararın derhal İstanbul İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine,
2-Davalı gerçek kişi yönünden 60.000,00 TL, davalı şirket yönünden 70.000,00 TL iflas avansının iflas müdürlüğüne gönderilmesine,
3-Peşin harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 240,50 TL ile ilan masrafı 14.118,00 TL toplamı 14.358,50 TL ile mahsup edilen harç 615,40 TL olmak üzere toplam 14.973,90‬ TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
█████/2025
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!