İstanbul Ticaret Mahkemesinde görülen, taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, teslim irsaliyesi ile fatura tarihi arasındaki gecikme ve tarafların ticari defter kayıtlarındaki çelişkiler ekseninde karar.
Özet: Davacı şirket, davalı adına gerçekleştirdiği taşıma hizmetlerinin bedeli olan 11.310 TLlik faturanın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve alacağının ticari avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmazken, mahkemece alınan mali müşavir bilirkişi raporunda, davacı defterlerinde alacak kaydı bulunmasına rağmen davalı defterlerinde borç kaydı olmadığı, faturanın taşıma tarihinden 143 gün sonra kesildiği belirtilerek, faturanın ilgili sevk irsaliyesine ait olup olmadığına mahkemece karar verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: 2026/5
DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirket , davalı şirketin taşeronluğunda anlaşmış olduğu ... Tic. A.Ş.'ye ürün sevkiyatı yaptığı; davalı şirket talimatıyla işbu mallar müvekkilime ait araç ile taşınarak ilgili bölgeye ulaştırıldığı; yapılan sevkiyatlar sevk irsaliyeleri ile belgelenmiş olup bu formların üzerinde malların █████/2024 tarihinde teslim alındığına ve müvekkil şirketçe teslim edildiğine dair imzalar yer aldığı; müvekkilim yapmış olduğu sevkiyata göre ödemeye hak kazandığı; müvekkil şirket yapmış olduğu tüm bu taşıma iş ve işlemlerin neticesinde davalı şirkete yapılan sevkiyatlar nedeniyle toplam 11.310,00 TL'lik taşıma hizmetine ilişkin fatura düzenlediği ancak davalı taraf, iş bu faturalara konu ödemeleri müvekkilimi durmadan oyalayarak haksız gerekçelerle ödemediği; bunun üzerine müvekkilim, davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyada icra takibi başlatmış olup davalı işbu takibe itiraz ettiği neticeten Davalının yaptığı icra takibine yaptığı itirazın iptaline, davalının 11.310,00 TL tutarındaki borcu, faturanın düzenlenme tarihinden başlayarak ticari avans faizi ile ödemesine, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA/Dava dilekçesinde davalı şirketin yer alması nedeniyle iş bu şirkete █████/2024 tarihinde dava dilekçesi ve ekleri ekli duruşma gün ve saatini bildirir usule uygun tebligat yapıldığı halde süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin █████/2024 tarihinde beyan dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, davacının davalı aleyhine başlattığı ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı; alacaklı ise alacak miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davaya konu faturanın ... kapsamında 9.750,00 TL + KDV toplam 11.310,00 TL bedelli 25.07.2024 tarihli faturaya dayalı olduğu anlaşılmıştır. Davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz █████/2025 tarihli duruşma ara kararı ile 2024 yılına ait taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle dava konusu uyuşmazlık kapsamında mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir.Mali müşavir ...'den alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla, davacı tarafından davalı aleyhine █████/2024 tarihinde ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklandığı, Davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan ve onay durumları yukarıda gösterilen 2024 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, 2024 yılı kapanış tasdikinin yasal süresinin █████/2025 tarihi olduğu, anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu, Davacı ticari defter kayıtlarında davacının davalıdan █████/2024 takip tarihinde 13.310,00 TL alacaklı olduğu, Davalı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan ve onay durumları yukarıda gösterilen 2024 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, 2024 yılı kapanış berat yasal süresinin █████/2025 tarihi olduğu, anılan ticari defterlerin davalı şirket lehine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu, Davalı ticari defter kayıtlarında davacıya █████/2024 takip tarihinde borç /alacak bakiyesinin olmadığı, taşıma ediminin sevk irsaliye tarihi olan █████/2024 tarihinde gerçekleştirildiği kabul edildiğinde davacı tarafından düzenlenen faturanın kanunda belirlenen 7 günlük yasal süre dışında 143 gün (█████/2024 den █████/2024 e kadar) sonra düzenlendiği, bu sürenin makul süre olarak kabul edilip edilemeyeceği, ilgili sevk irsaliyesine ait taşımanın davacı tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği sayın mahkemenin takdirindedir. Sayın Mahkemenin davaya konu faturanın bahse konu sevk irsaliysinin taşımasına ait olduğuna hükmetmesi halinde; davacının davalıdan █████/2024 takip tarihinde 13.310,00 TL alacaklı olduğu, Sayın Mahkemenin davaya konu faturanın bahse konu sevk irsaliyesinin taşımasına ait olmadığına hükmemesi halinde; Davacının davalıdan █████/2024 takip tarihinde borç/alacak bakiyesinin olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememizin 28.05.2025 tarihli celse ara kararı uyarınca davacı vekiline dava dilekçesi ekinde yer alan █████/2024 tarihli irsaliye faturasını aslını sunması için 2 haftalık kesin süre verildiği; davacı vekili beyan dilekçesinde özetle, "...Ancak müvekkil şirket taşıma işi yaptığı için aldığı malları bir noktadan bir noktaya taşıma işlemini yaparken sevk irsaliyesini malı yüklediği noktadan alır ve yükün teslim edileceği yerde teslim alan kişiye bu sevk irsaliyesini verir. Zaten doğal olarak sevk işlemi tamamlandığı için artık irsaliye, sevki alan kişiye malların eksiksiz ve doğru adette gelip gelmediğini kontrol için verilir. Müvekkil şirket ödemesini alabilmek için de dava dilekçesinde sunduğumuz sevk irsaliyesinin fotoğrafını çeker ve ilgili firmaya gösterip ödemesini alır. Bu düzende müvekkil şirket sadece aradaki nakliye işini yaptığı göz önüne alındığında kendisinde sevk irsaliyesinin aslının bulunması imkansızdır. " yer aldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 09.07.2025 tarihli celse ara kararı uyarınca dava dilekçesinde davacı tarafın yemin deliline dayandığı anlaşılmakla davacı vekiline hangi hususlarda ettiğinde HMK m.228 kapsamında davalı şirket yetkilisine yemin daveti çıkarılmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından sunulan yemin metni uyarınca yemin davetine davalının önümüzdeki duruşmada bizzat hazır bulunması için düzenlenen yemin metni uyarınca davalı şirket yetkilisinin duruşmada alınan yeminli beyanında "n 15 yıl boyunca önceki ismini ... olarak bildiğim ancak şu anki isminin ... olduğundan emin olmadığım koli şirketinden ürün alıyorduk, █████/2024 tarihinde kolici tarafından ürünler teslim edilmiştir, davacı taraf ile yapılan sözleşme olmadığından malı yalnızca koli şirketinden almaktayız, bu nedenle davacı tarafa 11.310,00 TL'lik borcumuz bulunmamaktadır" dediği anlaşılmıştır.
Davacı davaya konu taşımanın davalı şirketin taşeronluğunda anlaşmış olduğu ...A.Ş.'ye ürün sevkiyatı kapsamında davalı şirket talimatıyla davacıya ait araçlarla taşınarak ilgili bölgeye ulaştırıldığı; yapılan sevkiyatlar sevk irsaliyeleri ile belgelendiği; █████/2024 tarihinde teslim alındığına dair imza bulunduğunu iddia ettiği; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından davalı adına düzenlenen ... tarih, ... nolu E-İrsaliyenin tetkikinde taşıyıcı bilgileri bölümünde araç plaka numara, dorse plaka numara, şoför T.C no bilgilerine yer verilmediği, yalnız Teslim Edildi ... Şirketi kaşesi ve... adının ve imzasının yer aldığı; davaya konu taşımaya ilişkin sevk irsaliyesinin aslının dosyaya ibraz edilemediği bu nedenle evrak üzerinde inceleme yapılamadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili davaya konu taşımaya ilişkin 04.03.2024 tarihinde taşımanın tamamlandığını belirtmekle düzenlenen faturanın 25.07.2024 tarihili olduğu; verilen taşıma hizmetinden sonra fatura tanzim edilmediği anlaşılmıştır. Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, taraf ticari defterlerinin lehe delil vasfında olduğu;
davaya konu faturanın davalı firma tarafından █████/2024 tarihli ... nolu Nakliye Yansıtma Faturası açıklaması ile 9.425,00 TL +1.885,00 TL(KDV) ile toplam 11.310,00 TL tutarlı olarak E-Arşiv Faturası olarak İade faturası düzenlendiği ; davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın, davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay (kapatılan) 19. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85)
Öte yandan, YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ...E....K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.
Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir." dikkate alındığında taraflar arasında davacı tarafından ... A.Ş.'ye ürün sevkiyatı kapsamında davalı şirket talimatıyla davacıya ait araçlarla taşınarak ilgili bölgeye ulaştırıldığı; yapılan sevkiyatlar sevk irsaliyeleri ile belgelendiği iddiasını yük taşımacılık lojistik hizmetleri kapsamında yerine getirdiğini ispat edemediği; taşıma tarihi ile fatura tarihi arasında 143 gün bulunduğu; sevk irsaliyesinin aslının ibraz edilemediği; davacının davalıya taşıma hizmeti sunduğunu ispat edemediği; davalıya gönderilen faturanın iade edildiği, davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanında davaya konu hizmeti almadığını beyan etmekle bu durumda davacının hizmetin verildiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 11.310,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2024 yılı tarifesine göre 3.200 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına)
dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen miktar itibarıyla KESİN nitelikteki karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!