İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde asıl işverenin ödediği kıdem tazminatının yükleniciden rücuen tahsilini talep ettiği davada, sözleşmede tam sorumluluk maddesi bulunmadığından yarı oranında sorumluluk tespiti.
Özet: Bir hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde, davacı ana işveren tarafından davalı alt işveren bünyesinde çalışan bir işçiye ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuen tahsili istemiyle açılan davada; davalı, zamanaşımı ve işçinin farklı kapsamda çalışması gibi iddialarla müşterek sorumluluğu savunurken, mahkemenin aldığı bilirkişi raporunda, sözleşmede tam sorumluluk devrine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından, davacının ödenen tazminat tutarının yarısını davalıdan rücu etmesinin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı Şirket arasında hizmet alımına ait sözleşme imzalandığını, davalı firmada görev yapan ve işten ayrılan ...'un 04.01.2006-06.02.2016 tarihleri arasında çalıştığını ve emekliye ayrıldığını, ... tarafından işçiye 32.545,77 TL kıdem tazminatı ödendiğini, ... ile davalı arasında yapılan ihale sözleşmesine ekli şartnamelerde söz konusu işçi alacak ve haklarından yüklenici sıfatıyla davalı şirketlerin sorumlu olduğunun belirtildiğini, bu nedenle davacı Kurumun rücu hak ve yetkisinin bulunduğunu, her bir davalı firmanın kendi sözleşme dönemlerine karşılık gelen tutarla sorumlu olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... tarafından ödenmek zorunda kalınan 32.545,77 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücreti alacağının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: dava dışı ...'un davacının belirttiğinin aksine Temizlik Hizmetine İlişkin Hizmet Alımına Ait Sözleşme kapsamında değil, “...” kapsamında çalıştığını, dava dışı işçi ...'un davalı şirkette 01.01.2013-31.12.2013, 01.01.2014-31.12.2014 ve 01.01.2015-31.12.2015 tarih aralıklarında toplamda 3 ayrı dönem olmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi ile vinç operatörü çalıştığını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçinin çalıştırılması ve işten çıkartılması konusunda tek yetkinin davacı Kuruma ait olduğunu, geçen süre zarfında taşeronlar değişmiş olmasına rağmen, değişmeyen tek şeyin işçinin Kurum bünyesinde aynı işe devam ediyor olması olduğunu, sözleşme ve eki şartnamelerde kıdem tazminatı alacağından sadece davalı ... şirketinin sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığını, dava dışı işçinin davalı ...şirketinden aldığı son brüt ücretin 2.738,00 TL olduğunu, İş Kanunu'nun 2/6.maddesi gereğince davacı Kurumun müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup kıdem tazminatının dava dışı işçiye ödendiği ihtilafsızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir.
Tarafların delilleri toplanmış ve uyuşmazlığa ilişkin bir hesap bilirkişisinden rapor alınmıştır.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı ile Dosyanın mahkememizce seçilecek İş ve sosyal güvenlik uzmanı bilirkişisi ...'e tevdi ile davacının davalıdan rücu sureti ile tahsili mümkün bir alacağının olup olmadığı varsa miktarı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'e tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanmış olan Hizmet Alımları Tip Sözleşmesi'nin 23.maddesinde, “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür” denilmiştir. Taraflar arasında imzalanan Genel Şartname ise dosyada mübrez değildir. Eğer Genel Şartnamede, iş bu dava tarafları dışındaki emsal dosyalardaki dava dışı firmalara ait benzer sözleşmelerde sıklıkla yer alan "Firmanın istihdam ettiği personeli ile ilgili olarak yaptığı hukuki tasarrufları nedeniyle doğacak her türlü işçi hak ve alacaklarından asıl işveren kurumun hiçbir sorumluluğu olmayıp, tüm sorumluluk münhasıran alt işveren olan yüklenici firmaya aittir" hükmüne benzer bir düzenleme mevcut olsaydı davacı ... Genel Müdürlüğü'nün ödemiş olduğu işçi alacağı miktarının tamamını davalı ... Şirketine rücu edebilecekti. Ancak dosya kapsamından taraflar arasında bu yönde bir düzenleme içeren sözleşme olduğu tespit edilemediğinden davacı ...'nin davaya konu tutarın yarısını, halefiyet ilkesi ve rücu hakkı çerçevesinde davalıdan talep etmesinin yasaya uygun olduğu kanaatine varılması ihtimalinde bahse konu işçilik alacağı ödemesinin yarısı olan (32.545,77 TL : 2=) 16.272,89 TL'nın dava tarihi olan 18.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemeye aittir. Sayın Mahkemece dava dışı işçiye ödenmiş olan işçilik alacaklarının tamamının rücuen tahsilinin halefiyet ilkesi ve rücu hakkı çerçevesinde davalıdan talep etmesinin yasaya uygun olduğu kanaatine varılması ihtimalinde bahse konu işçilik alacağı ödemesinin tamamı olan 32.545,77 TL'nın dava tarihi olan 18.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan talep edilebileceği kanaatine varılacaktır. Nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemeye aittir. Tüm delillerin takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, Davacı ...'nin asıl işveren sıfatı ile ödenmiş olduğu işçilik alacağı miktarının yarısı olan, 16.272,89 TL'nın dava tarihi olan 18.09.2023 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte alt işveren konumundaki davalı Platform Şirketinden halefiyet ve rücu hakkı çerçevesinde talep edebileceğine, İlişkin görüş ve kanaatimi içeren raporumu arz ederim." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile taraf vekillerinin itirazlarının tek tek değerlendirilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişiye tevdine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'e yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli ek raporunda özetle: " Tüm delillerin takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, - Davacı ...'nin asıl işveren sıfatı ile ödenmiş olduğu işçilik alacağı miktarının yarısı olan, 16.272,89 TL'nın dava tarihi olan 18.09.2023 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte alt işveren konumundaki davalı ... Şirketinden halefiyet ve rücu hakkı çerçevesinde talep edebileceğine, Davalı vekilinin itirazı ve son ücret bordrosu doğrultusunda aylık brüt 2.738,00 TL üzerinden yapılan kıdem tazminatı hesabına göre 7.590,56 TL'nin yarısı olan 3.795,28 TL”nın dava tarihi olan 18.09.2023 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte alt işveren konumundaki davalı ... Şirketinden halefiyet ve rücu hakkı çerçevesinde talep edebileceğine ilişkin görüş ve kanaatimi içeren raporumu arz ederim." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarihli ... E. ... K., yine aynı Daire'nin █████/2018 tarihli ... E. ... K., █████/2017 tarihli... E. ... K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarihli ... E. ...K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli ...E.... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalı Şirket ,dava dışı işçi ...'un 01.01.2013-31.12.2013, 01.01.2014-31.12.2014 ve 01.01.2015-31.12.2015 tarih aralıklarında toplamda 3 ayrı dönem olmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi ile vinç operatörü olarak çalıştığını belirtmiştir. SSK Sigortalı Hizmet Döküm Bilgileri'nde davacının ... sicil numaralı ...Tic. A.Ş. unvanlı işyerinde 01.01.2013 tarihinde sigorta girişinin yapıldığı, 31.12.2013 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığı,... numaralı davalı ... Tic. A.Ş. unvanlı işyerinde 01.01.2014 tarihinde sigorta girişinin yapıldığı, 31.12.2014 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığı, davalı ... Tic. A.Ş. ... Ltd. Şti işyerinde 01.01.2015 tarihinde sigorta girişinin yapıldığı, 31.12.2015 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığı, sigorta priminin ....ayda 2.879,73 TL üzerinden yatırıldığı, buna göre davacının davalı şirkette çalıştığı toplam hizmet süresinin 3 yıl olduğu tespit edilmiştir. Dosyada mübrez Kıdem Tazminatı Formu'nda ve hükme esas alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı ...'un son brüt ücretinin 8.284,50 TL olduğu, 2.577,40 TL ikramiye, 1.115,40 TL yemek parası, 1.472,83 TL birleştirilmiş sosyal yardım, 828,45 TL vardiya primi eklenerek bir aylık brüt kazançlar toplamının 14.489,85 TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmış, brüt 32.545,77 TL, net 32.298,75 TL kıdem tazminatı alacağı bulunduğu ve davacı tarafından işbu miktarın dava dışı işçiye ödendiği tespit edilmiştir. Davalı vekili, dava dışı işçi ...'un son brüt ücretinim 2.738,00 TL olduğunu, dava dışı işçinin davalı şirkette çalışmış olduğu süre dikkate alınıp bu hususa göre hesaplama yapılmasına ilişkin itirazda bulunmuş ise de, dava dışı işçinin davalı alt işverenin sorumlu olduğu sadece kendi dönemi ile sınırlı ve en son giydirilmiş brüt ücret/ kıdem tazminatı dikkate alınarak yapılan hesaplamanın doğru olduğu, davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanmış olan Hizmet Alımları Tip Sözleşmesi'nin 23.maddesinde, “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür” denilmekle, Taraflar arasında imzalanan Genel Şartnamenin dosyada bulunmadığı, Eğer Genel Şartnamede, iş bu dava tarafları dışındaki emsal dosyalardaki dava dışı firmalara ait benzer sözleşmelerde sıklıkla yer alan "Firmanın istihdam ettiği personeli ile ilgili olarak yaptığı hukuki tasarrufları nedeniyle doğacak her türlü işçi hak ve alacaklarından asıl işveren kurumun hiçbir sorumluluğu olmayıp, tüm sorumluluk münhasıran alt işveren olan yüklenici firmaya aittir" hükmüne benzer bir düzenleme mevcut olsaydı davacı ... Genel Müdürlüğü'nün ödemiş olduğu işçi alacağı miktarının tamamını davalı Platform Turizm Şirketine rücu edebileceği ancak dosya kapsamından taraflar arasında bu yönde bir düzenleme içeren sözleşme olduğu tespit edilemediğinden davacı ...'nin davaya konu tutarın yarısını, halefiyet ilkesi ve rücu hakkı çerçevesinde davalıdan talep etmesinin yasaya uygun olduğu, bahse konu işçilik alacağı ödemesinin yarısı olan (32.545,77 TL : 2) 16.272,89 TL'nin dava tarihi olan 18.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Dava dilekçesinde her ne kadar ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Ancak davalılara iş bu rücu davasına konu edilen alacak hakkında borçlu davalılara temerrüde düşmesi için ihtarat yapılmadığı; dava tarihinden önce davalılar temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile 16.272,89 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.111,60-TL karar harcının, peşin yatırılan 555,81-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 555,79-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 16.272,89-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 16.272,88-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 5.806,25-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.903,13-TL yargılama giderinin ve 555,81-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı toplamı 3.728,79-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre 1.560,00-TL'nin davalıdan, 1.560,00-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
7-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!