İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari ilişkiden doğan menfi tespit davasında, icra takibine konu edilen teminat senetleri kapsamında borçluluk durumunun tespitine yönelik uzman incelemesi.
Özet: Bu menfi tespit davası, ticari bir ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya verilen dört adet senedin teminat vasfında olup olmadığı ve davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığı üzerine odaklanmaktadır; davacı, davalının ilişkiyi haksız yere sonlandırıp teminat senetleriyle icra takibi başlattığını ve borçlu olmadığını iddia ederken, davalı ise söz konusu senetlerin teminat olmadığını ve davacının aşırı yakıt kullanımı, emtia hasarı, kaza bedeli ve römork bakım giderleri gibi kalemlerden kaynaklanan yansıtma faturaları nedeniyle kendisine borçlu olduğunu savunmaktadır; mahkeme, tarafların mali kayıtlarının ve belgelerinin bir bilirkişi tarafından incelenmesine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.11.2021 tarihinde imzalanan ve 31.01.2022 tarihinde y üğe giren Sözleşme bulunduğunu, sözleşme uyarınca müvekkili tarafından 01.03.2022 tarihinde 4 adet 100.000.TL bedelli teminat senedinin davalı tarafa verildiğini, davalı tarafça haklı bir mazeret olmaksızın ticari ilişkinin sona erdirildiğini, ... 79. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 4 adet teminat senedi iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından ... 3. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu senetlerin teminat senedi olduğunu, müvekkilinin davalı yana hiçbir borcu bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; ihtiyati tedbir kararı verilerek ... 3. İcra Dairesi .... Esas sayılı takip dosyasının dava sonlanıncaya kadar durdurulmasına, müvekkilinin davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; sunulan cevap dilekçesinde özetle; “Taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokoller kapsamında davacının müvekkili şirket müşterilerine ait emtiaların nakliye işini ve ayrıca yükleme boşaltma hizmetlerinin yerine getirilmesi işini üstlendiğini, icra takibine konu edilen senetlerin teminat senedi vasfını taşımadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince müvekkili şirket tarafından düzenlenen 4 adet yansıtma faturası sebebiyle davacının borçlu durumda olduğunu, davacı tedarikçinin çalıştığı son ay hak etmiş olduğu yakıt miktarından fazla bir yakıt aldığının tespit edildiğini ve bu miktarın kendisine fatura edildiğini, ... plakalı aracın Ocak ayı yakıt hakedişinin 43.054,36 TL olmasına rağmen alınan yakıt miktarının 79.528,54 TL olduğunu, aradaki farkın 31.01.2023 tarihli 37.086,84 TL tutarlı yakıt dağıtım yansıtma faturası düzenlendiğini, müvekkili şirket müşterisine teslim edilecek emtiaların hasara uğraması sebebiyle müşteri tarafından müvekkili şirkete düzenlenen 6.285,47 TL tutarındaki hasar faturasının davacıya 31.01.2023 tarihli 6.285,47 TL tutarlı yansıtma faturası düzenlendiğini, davacının nakliye yaptığı araçta trafik kazası meydana geldiğini ve meydana gelen kaza sonrasında müvekkili şirkete hasar bedeli olarak 213.996,93 TL fatura edildiğini, bu bedel için davacıya 31.01.2023 tarihli 213.996,93 TL tutarlı hasar yansıtma faturası düzenlendiğini, Mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan ve davacı tedarikçiye kiralanan ... ve...plakalı dörselerin davacı tarafından iadesi sırasında yapılan incelemelerde hasar durumu tespit edilerek bakım-onarım işlemlerinin yapıldığını, bu masraflar için davacıya 20.02.2023 tarihli 48.630,46 TL tutarlı bakım yansıtma faturası düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminat ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, menfi tespit davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, Davalı/Takip alacaklısı tarafından ... 3. İcra müd. ... esas sayılı takip dosyasından borlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu görülmüştür.
Davalı ...Şirketi tarafından 03.04.2023 tarihinde ... 3. İcra Dairesi'ne ... E. Sayılı dosyası ile, davacı ...aleyhine takip başlatıldığı, iş bu takiple dava konusu dört adet senedin davacıdan tahsilinin istendiği görülmüştür.
Mahkememizin █████/2023 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile Dosyanın mahkememizce re’sen seçilecek mali müşavir, ...'na tevdi ile dava dosyası itibariyle tarafların iddia ve savunmaları, usulüne uygun olarak dava dosyasına bildirilip ibraz edilen veya başka yerden getirtilen deliller ve icra dosyası ile tarafların defter ve belgeleri ile defter ve belgelerin uzantısı olması nedeniyle lüzumu halinde tarafların vergi dairesine bildirmiş oldukları BA/BS bildirimleri de incelenmek suretiyle, (Taraf defterleri incelenirken; tarafların TTK. m.64/3 kapsamında lüzumlu defterleri tutup tutmadıkları, m. 64/5 gereği defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, m. 64/3 gereği defterlerin açılış kapanış tasdikine haiz olup olmadığı ve m. 64/1 gereği defter kayıtlarının dürüst resim ilkesine göre ticari işletmenin alacak ve borç kayıtlarını içerip içermediği ve defter kayıtlarının kendi içinde tutarlı olup olmadıkları nedeni ile defterlerin sahibi lehine delil olma özeliğine sahip olup olmadığı, her iki taraf defter kayıtları karşılaştırılmak suretiyle kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, çelişki var ise sebebi ile taraf defterinde var olan kayıtların aksini gösteren kesin (yazılı) başka bir delil olup olmadığı, verilen süreye rağmen defterlerin ibrazından kaçınılıp kaçınılmadığı hususları nazara alınmak suretiyle) taraflar arasındaki temel ilişki belirlendikten sonra takip sebebi itibariyle davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, ve dava konusu senetlerin teminat senedi olup olmadığı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'na tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Taraflar arasında 01.11.2021 tarihinde imzalanan Araç Kiralama Sözleşmesi” nin davacı ...tarafından Tedarikçi sıfatı ile imzalanmış olduğu, Davalı şirket tarafından 03.04.2023 tarihinde ... 3. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında davacı ... hakkında; toplam 400.000,00-TL Asıl Alacak üzerinden icra takibi yapılmış olduğu, Takip dayanağı olan; 01.03.2022 tanzim tarihli 31.03.2023 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli 4 adet Senet borçlusunun davacı Eren Şengün olduğu ve davalı şirket emrine düzenlenmiş olduğu, senetlerin üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı, Taraf şirketlere ait incelenen 2022 yılı ve 2023 yılı BA-BS Formlarında; taraflarca vergi dairesine bildirim yapılan faturaların adet ve tutarlarında mutabık oldukları, buna göre; taraf şirketlerce düzenlenen faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında tespit edildiği üzere; dava konusu icra takip tarihi olan 03.04.2023 tarihi itibarıyla ve dava tarihi olan 10.04.2023 tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan 303.235,96 TL alacaklı durumda olduğu" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Davacı vekilinin █████/2023 tarihli dilekçe ile defter incelemesi yarar adres bildirdiği , adresin ...olduğu görülmekle ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dava dosyası itibariyle tarafların iddia ve savunmaları, usulüne uygun olarak dava dosyasına bildirilip ibraz edilen veya başka yerden getirtilen deliller ve icra dosyası ile tarafların defter ve belgeleri ile defter ve belgelerin uzantısı olması nedeniyle lüzumu halinde tarafların vergi dairesine bildirmiş oldukları BA/BS bildirimleri de incelenmek suretiyle, (Taraf defterleri incelenirken; tarafların TTK. m.64/3 kapsamında lüzumlu defterleri tutup tutmadıkları, m. 64/5 gereği defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, m. 64/3 gereği defterlerin açılış kapanış tasdikine haiz olup olmadığı ve m. 64/1 gereği defter kayıtlarının dürüst resim ilkesine göre ticari işletmenin alacak ve borç kayıtlarını içerip içermediği ve defter kayıtlarının kendi içinde tutarlı olup olmadıkları nedeni ile defterlerin sahibi lehine delil olma özeliğine sahip olup olmadığı, her iki taraf defter kayıtları karşılaştırılmak suretiyle kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, çelişki var ise sebebi ile taraf defterinde var olan kayıtların aksini gösteren kesin (yazılı) başka bir delil olup olmadığı, verilen süreye rağmen defterlerin ibrazından kaçınılıp kaçınılmadığı hususları nazara alınmak suretiyle) taraflar arasındaki temel ilişki belirlendikten sonra takip sebebi itibariyle davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, ve dava konusu senetlerin teminat senedi olup olmadığı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememizce ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazıldığı görülmüş ve talimat mahkemesi olan ....9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Talimat sayılı dosyasından bilirkişi ...tarafından aldırılan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davacının 2021-2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdikini süresi içinde yaptırdığı, dava konu 4 adet senedin defter kayıtlarına işlemediği, bu nedenle bu senetlerin teminat senedi mi yoksa ticari bir senet mi olup olmadığı konusunda herhangi tespitin yapılamadığı, ayrıca davalı vekilin █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde bahsettiği 23.02.2023 tarih ve ... nolu 213.996,93 TL tutarlı ve 20.02.2023 tarih ve ... nolu 48.630.46 TL tutarlı olmak üzere Davalı firmanın davacıya kestiği 2 adet faturanın davacı firmanın ticari defter kayıtlarına alınmadığı tespit edilmiştir. Davacının bu faturaları neden kayıtlara almadığı hususu tespit edilememiştir. Buna rağmen davacının defter kayıtlarına göre davalıdan 272.891,13 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup takdirin sayın mahkemenize ait olduğu " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile 1-Taraf vekillerinin itirazlarının tek tek değerlendirilmesi, Ankara Talimat Mahkemesinden gelen davacının defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporu bir arada değerlendirilerek dosyamızın önceki Bilirkişi ...'na tevdine; davacının takip talebinde haklı olup olmadığı konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişi ...'na tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Talimat raporu ile incelenen davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan 28.02.2023 tarihli ... no.lu 149.,907,20 TL tutarlı faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmektedir. Söz konusu faturaya dayanak bilgi ve fatura dosya kapsamında bulunmamaktadır. Ayrıca davalı şirketin 2023 yılına ait ticari defterlerinde kayıtlı olan bir kısım işlemlerin, davacının ticari defterlerinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kök raporumuzda tespit edildiği üzere; Davacı şirket tarafından 2023 yılı BS formu ile davalı şirket adına 4 adet belge için KDV hariç 182.112,83 TL tutarının vergi dairesine beyan edilmiş olduğu, davalı şirket tarafından 2023 yılı BA formu ile davacı şirket adına 4 adet belge için KDV hariç 182.112,83 'TL beyan edilmiş olduğu, Davacı şirket tarafından 2023 yılı BA formu ile davalı şirket adına 9 adet belge için KDV hariç 507.446,52 TL tutarının vergi dairesine beyan edilmiş olduğu, davalı şirket tarafından 2023 yılı BS formu ile davacı şirket adına 9 adet belge için KDV hariç 507.446,22 TL beyan edilmiş olduğu görülmektedir." yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve itirazları karşılar nitelikte yeni bir bilirkişi raporu alınması için dosyanın bilirkişi ...'a tevdiine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez bilgi, belge, takip dosyaları, taraflarca sunulan cari hesap ekstreleri çerçevesinde yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; Dava konusunun, takip alacaklısı davalı tarafından, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı takip dosyasına istinaden davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu, Davacı şirket ile davalı şirket arasında 01.11.2021 tarihinde araç kiralama sözleşmesi tanzim edildiği, Davacı tarafından davalı şirkete her biri 100.000,00 TL tutarında olan toplam dört adet senedin keşide edildiği, iş bu senetlerin düzenlenme tarihinin 01.03.2022 olduğu, ödenme zamanlarının da 31.03.2023 olduğu, senetlerin üzerinde, teminat senedi olduklarına veya herhangi bir sözleşme kapsamında verildiklerine ilişkin bir ibareye rastlanmadığı, Davalıya ait ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporunda, davalıya ait cari hesap ekstresine göre, icra takip tarihi (03.04.2023) ve dava tarihi (10.04.2023) itibariyle davalının davacıdan 303.235,96 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, Davacıya ait ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporunda, davacıya ait cari hesap ekstresine göre, icra takip tarihi (03.04.2023) ve dava tarihi (10.04.2023) itibariyle davacının davalıdan 272.891,13 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği,Davacıya ait sunulan cari hesap ekstresinde 2021 ve 2022 yıllarına ait cari hesap ekstresinin bulunmadığı, bu nedenle taraflar arasında sadece 2023 yılına ait cari hesap ekstrelerinin karşılaştırılabildiği, iki tarafa ait 2023 yılı cari hesap ekstreleri karşılaştırıldığında açılış bakiyeleri arasında 28.519,71 TL fark olduğu, Yukarıda detaylı şekilde yapılan açıklama nedeniyle, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 149.907,20 TL tutarındaki davacı faturasının kabulünün gerekeceği, Yukarıda detaylı şekilde yapılan açıklama nedeniyle, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 48.630,46 TL tutarındaki davalı faturasının kabulünün gerekeceği, Yukarıda detaylı şekilde yapılan açıklama nedeniyle, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 213.996,93 TL tutarındaki davalı faturasının kabulünün gerekeceği, Davalının 2023 yılına ait cari hesap ekstresi incelendiğinde, davacı adına düzenlenen 8 adet gider yansıtma faturasından hariç olarak, 18 adet daha muhasebe gider kaydının bulunduğu, bu giderlere ilişkin davacı adına herhangi bir gider yansıtma faturasının düzenlenmediği ve ayrıca iş bu kayıtlara ilişkin herhangi bir dayanağın da dosyada mevcut olmaması sebebiyle, iş bu muhasebe kayıtlarındaki toplam tutarın da (134.594,44 TL) bu aşamada reddinin gerekeceği,İki tarafın ticari defterlerinde aynı tutarda kayıtlı olan 31.01.2023 tarihli davalı faturasının, davalı tarafından dosyaya sunulan yakıt hakediş raporuna göre 613,06 TL tutarıyla davacıya fazladan fatura edildiği tespit edilmiş olup iş bu tutarın, davalı alacağından düşülmesi gerekeceği, neticeten, dosyaya sunulu bilgi ve belgeler, taraflara ait 20235 yılı cari hesap ekstreleri ve ilgili vergi daireleri tarafından dosyaya gönderilen BA-BS Formlarının incelenip karşılaştırılmasına istinaden yapılan hesaplamalar neticesinde, takip tarihi (03.04.2023) itibariyle davacının davalıdan 10.876,80 TL alacaklı olduğu, davalının da davacıdan 18.121,26 TL tutarında alacaklı olduğu" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Huzurdaki dava konusunun, takip alacaklısı davalı tarafından, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı takip dosyasına istinaden davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu görülmektedir.
Davacı şirket ile Davalı şirket arasında 01.11.2021 tarihinde araç kiralama sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihinin 31.01.2022 olarak kararlaştırıldığı, iş bu sözleşme ile davacının, davalının müşterilerine ait olan malları, belirlenen adreslere belirlenen şartlar altında taşıma yapması, bu taşıma sırasında meydana gelebilecek zararların, davacının hak ediş tutarından düşüleceği, tüm sorumlulukların ve cezai yaptırımların davacıya ait olduğu hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından davalı şirkete her biri 100.000,00 TL tutarında olan toplam dört adet senedin keşide edildiği tespit edilmiştir. İş bu senetlerin düzenlenme tarihinin 01.03.2022 olduğu, ödenme zamanlarının da 31.03.2023 olduğu görülmüştür. Senetlerin üzerinde, teminat senedi olduklarına veya herhangi bir sözleşme kapsamında verildiklerine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı görülmüştür.
Kural olarak senet bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Senedin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise ne temel borç ilişkisine ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta; borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmiş olması hâlinde ve de senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminat olarak verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür.
Somut olay tahtında yapılan değerlendirme üç farklı bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalı şirket tarafından, davacı aleyhine icra takibine konu edilen senetler kayıtsız, şartsız para borcu ikrarını içeren kambiyo senedi vasfında olup, teminat niteliği taşımadığı, senetlerin üzerinde teminat senedi olduklarına veya herhangi bir sözleşme kapsamında verildiklerine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı, yukarıda yapılan açıklama ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bir senedin teminat senedi niteliğine haiz olabilmesi için senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiğinin belirtilmesi veya ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması şartı arandığı, davalıya ait ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporunda, davalıya ait cari hesap ekstresine göre, icra takip tarihi (03.04.2023) ve dava tarihi (10.04.2023) itibariyle davalının davacıdan 303.235,96 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacıya ait ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporunda, davacıya ait cari hesap ekstresine göre, icra takip tarihi (03.04.2023) ve dava tarihi (10.04.2023) itibariyle davacının davalıdan 272.891,13 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, Mali Bilirkişi Hüseyin Karataş tarafından hazırlanan mahkememizce de hükme esas alınan █████/2025 tarihli raporda davacı tarafından sunulan cari hesap ekstrelerinde 2021 ve 2022 yıllarına ait cari hesap ekstresinin bulunmadığının tespit edildiği bu nedenle davacı tarafından sunulan defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmuş olması halinde dahi taraflara ait 2023 yılı cari hesap ekstreleri ile ilgili vergi daireleri tarafından dosyaya gönderilen BA-BS Formlarının incelenip karşılaştırılması neticesinde, takip tarihi (03.04.2023) itibariyle davacının davalıdan 10.876,80 TL, davalının da davacıdan 18.121,26 TL tutarında alacaklı olduğunun tespiti karşısında davacının alacağını ispat edemediği tüm bu açıklanan gerekçeler muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde davacının bedelsizlik def’îni yazılı delille ispat edemediğinden sübut bulmayan davanın reddine, taraflar arasında ticari ilişki bulunması ve davacı tarafın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın REDDİNE,
2-) İspatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin yatırılan 6.831,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.215,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-) Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-) Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 64.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!