Bankanın kefile yönelik başlattığı haksız icra takibi ve ihtiyati haciz sonrası borçsuz olduğu anlaşılan davacının maddi ve manevi tazminat istemi.
Özet: Davacı, müşterek kefil olduğu bir kredi sözleşmesi kapsamında bankanın hakkında başlattığı icra takibi ve ihtiyati haciz nedeniyle ticari hayatının olumsuz etkilendiğini, bilirkişi raporlarıyla borçlu olmadığının tespit edilmesine rağmen bankanın itirazın iptali davasını takip etmeyerek düşmesine neden olduğunu ve bu durumun kendisine maddi ve manevi zararlar verdiğini ileri sürerek tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi maddi tazminatı reddederken manevi tazminatı kısmen kabul etmiş, istinaf mahkemesi ise alacaklının yasal yollara başvurmasının ve borçlunun da bu duruma karşı yasal itiraz haklarını kullanabilmesinin başlı başına tazminat sorumluluğu doğurmayacağını belirtmiştir.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine Yozgat 2. İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip ile ilgili olarak ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararı ile davacının taşınır, taşınmaz ve banka hesaplarına 1.802.800,00 TL bedelle haciz konulduğunu, davacı tarafından ilamsız icra takibe itiraz edildiğini, davalı tarafından Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosya ile itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ile davacının davalıya borçlu olmadığının belirlendiğini, davalı tarafından dava takip edilmeyerek mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verdiğini, davalı tarafından dava takip etmiş olsaydı açılan davanın reddine karar verileceğini, karşı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedileceğini, bu sebeple davacının zararı olduğunu, kararın kesinleşmesinden sonra davacının malları üzerindeki haczin kaldırıldığını, icra takip dosyasında davacının maaşına haciz şerhi konulmak istendiğini ve bankalara da Birinci Haciz İhbarnamesi gönderildiğini, davalı tarafından davacının ticari hayatını/satışlarını devam ettirmek için mutlaka gerekli olan mallarının haczedilmesi neticesinde davacının ticari faaliyetine devam edemediğini, ekonomik krize sürüklendiğini ve hacizler nedeniyle mallarını kullanamadığı süreçte kazanç kaybı yaşadığını, davalının bu şekilde dava sonuçlanmadan bütün mallarına takip başlatması ve haciz konulması davalının kusurunun ağırlığını ortaya koyduğunu, davacının çok yüksek miktarda maddi zararı olduğunu, davacının bütün mallarında haciz olduğu için ticari faaliyetini yapamadığını, banka hesap ve kredilerini kullanamadığını, taşınmazlarını alıp satamadığını, bunlardan dolayı zararı olduğunu, bu zararı ve alacağın miktarını tam olarak belirlemek mümkün olmayıp bilirkişi raporu ile tespitin mümkün olduğunu açıklayıp davacı aleyhine haksız, kusurlu ve hukuka aykırı olarak yapılan hacizler nedeniyle 30.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı ... A.Ş arasında akdedilmiş olan kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil olan davacının, kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığını, ödemelerin yapılmadığının tespiti üzerine, borçlu ve kefillere ihtarnameler gönderildiğini, akabinde borçlular aleyhinde ihtiyati haciz kararı alınmak suretiyle yasal takip işlemleri başlatıldığını, ihtiyati haciz kararına istinaden icra takibi başlatıldığını, borca itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davalı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilmiş olan kredi sözleşmesinde davacının müştereken ve müteselsilen kefil konumunda olup ortada geçerli bir kredi sözleşmesi, hesap ekstreleri ve resmi banka kayıtları mevcut iken bu kayıtlar çerçevesinde ihtiyati haciz kararı alarak takibe geçildiğini, mutad yasal işlemlerden olan borçlular hakkında malvarlığı sorgusu ve devamında ihtiyati haciz işlemleri tesis edildiğini, itirazın iptali davasının takip edilmemesinin takibin haksız yapıldığı anlamına gelmeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile davacının zararını yani mal varlığındaki eksikliği ispat edemediği, doğrudan bir zararının bulunduğunu kuvvetli deliller ile kanıtlayamadığı, iddialarının soyut kaldığı gerekçesiyle açılan maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüyle 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının alacağını tahsil etmek amacıyla icra takibi başlatması, itirazın iptali davası açması, ihtiyati haciz talebinde bulunmasının alacaklıya kanunen alacağına kavuşması için tanınan hukuki yollar olup bunun yanında borçlu olarak davacının da tüketebileceği hukuki yollar bulunduğu (ihtiyati hacze itiraz, taşkın hacze karşı şikayet, verilen tedbire karşı itiraz yolu vb gibi) bu yollara başvurulmuş olmasının karşı taraf yönünden başlı başına bir tazminatı gerektirmeyeceği, davalının icra takibi başlattığı, haciz işleminde bulunduğu fakat davalının başlatmış olduğu icra takibi ve yaptığı haczin haksızlığının sabit olmayıp, davalının ağır kusur ve kötü niyetli kabul edilmesi mümkün olmadığı, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davacı tarafında açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının ticari hayatını/satışlarını devam ettirmek için mutlaka gerekli olan mallarının haczedilmesi neticesinde davacının ticari faaliyetine devam edemediğini, ekonomik krize sürüklendiğini, hacizler nedeniyle mallarını kullanamadığı süreçte kazanç kaybı yaşadığını, davalının bu şekilde dava sonuçlanmadan bütün mallarına takip başlatması ve haciz konulması davalının kusurunun ağırlığını ortaya koyduğunu, hacizler kalktıktan sonra taşınmazını değerinden çok düşük fiyata (500.000,00 TL yerine 350.000,00 TL) satmak zorunda kaldığını, davacının 6 yıl mallarını satamadığı için ticari anlamda maddi kayıpları olduğunu, taşınmazları satıp borçlarını ödeyecek yeni yatırımlar yapabilecekken haciz olduğu için bunların hiçbirini yapamadığını, davacının Yozgat ve civarında bilinen ve iyi bir müşteri portföyüne sahip olan biri olduğunu, haciz işlemleri nedeniyle müşteriler nezdinde 'batıyor' intibaı oluşturduğu gibi mallarını kullanamaması satamaması nedeniyle de diğer il/ilçelerdeki müşterileri nezdinde de ticari olarak kendisini bitirdiğini, davalının haksız haczi sebebi ile davacının itibarının zedelendiğini, bu nedenle manevi zararı oluştuğunu, davacının banka hesaplarını ve kredi kartlarını kullanamadığını, kredi kartlarına da bloke konulduğunu, bu durumun uzman doktor olan davacıyı üzdüğünü, davacının aynı zamanda faturalandırılmayan giderlerinin de olduğunu, karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, maddi zararın ispatlanamamış olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Uyuşmazlık; haksız icra takibi ve haciz nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 6098 sayılı Kanunu'nun 58 inci maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça haciz yaptıran kişi manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.
Dosya kapsamından; davalı banka ile dava dışı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş arasında 2007, 20 08... tarihli genel kredi sözleşmeleri bulunduğu, kredi sözleşmesinde davacının müşterek borçlu sıfatıyla imzasının bulunması ve kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve ihtiyati haciz kararı ile davacı aleyhine haciz işlemlerinde bulunulduğu, davacının banka hesaplarına haciz ihbarnameleri gönderildiği, davacı tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine davalı tarafça itirazın iptali davası açıldığı, açılan itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporunda davacının kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesine dayalı borçların kapatıldığı, davacının kefaletinin bulunmadığı kredi sözleşmesine dayalı ödenmeyen kredi borcu nedeniyle davacının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiş, davalı banka tarafından (itirazın iptali davasının davacısı) davanın takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporu ile davacının taraf olmadığı kredi sözleşmesi nedeniyle aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacının takibe konu borçtan sorumluluğunun bulunmadığı, başlatılan icra takibi dosyası ile davacının haciz muamelesine maruz kaldığı anlaşılmakla davacı aleyhine yapılan haczin haksız olduğu, davalı bankanın basit bir araştırma ile takipten önce davacının borçlu olup olmadığını anlayabileceği, davalı bankanın takibe dayanak yapılan kredi sözleşmesine göre davacının borçlu olup olmadığını basiretli bir tacir olarak bilmesi gerektiği, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, bu nedenle haciz tarihi itibariyle davacı borçlu olmadığına göre yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu, davacının haksız hacizlere maruz kalmış olması dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu anlaşılmış olup mahkemece, davacı lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
3. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!