Şirketin fesih ve ibra protokolüne rağmen haksız icra takibiyle ödediği tutarın istirdadı ve borçsuzluk tespiti davası.
Özet: Davacı şirket, davalı ile 2020de imzalanan fesih ve ibra protokolüyle tüm borçların tasfiye edilip 805.000 TL ödenmesine rağmen, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı başlatılan ilamsız icra takibi neticesinde, haciz tehdidi altında borçlu olmadığı 3.200.438,39 TLyi ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kalmıştır; bu dava, ödenen meblağın ticari faiziyle iadesi, davacının borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali ve davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyeti talebiyle açılmıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Müvekkil şirket ----------Ş. tarafından davalı ile arasında 23.08.2010, 24.12.2013 ve 15.06.2015 tarihlerinde imzalanan Danışmanlık/Hizmet Sözleşmeleri kapsamında davalıdan danışmanlık hizmeti alındığını, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davalı tarafından müvekkili şirketin birtakım projelerine danışmanlık sağladığına ve buna istinaden davalıya müvekkili şirket tarafından belirlenen danışmanlık ücretleri davalının tanzim ettiği faturalar karşılığında ödendiğini, tarafların 27.07.2020 tarihli Fesih ve İbra Protokolü gereğince aralarında tanzim edilen bütün sözleşmeleri feshettiklerini, fesih ve İbra Protokolü gereğince davalı tarafından müvekkil şirkete sunulan tüm hizmetlere ve alacaklara karşılık olarak 20.07.2020 tarihinde 500.000,00 TL, 27.07.2020 tarihinde 305.000,00 TL olmak üzere toplam 805.000,00-TL nakit olarak ödendiğini, ilgili Protokol’ün 3. Maddesi uyarınca ödemelerin yapılması ile birlikte davalının tarafı olduğu sözleşme hükümleri, yurt içini ve yurt dışını kapsar mahiyetteki tüm danışmanlık hizmetleri, ücret, komisyon, prim adı altında her türlü maddi karşılığı olan hakları, sözleşmesinin feshi ve sözleşmenin ifasına ilişkin olarak müvekkil şirketten hiçbir surette hak ve alacağı kalmadığını, maddi, manevi tazminat, cezai şart, kazanç kaybı veya başka bir ad altında maddi talebi bulunmadığını, mevzuatın izin verdiği en geniş ölçüde müvekkil şirketi gayrikabili rücu olarak ibra ettiğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, işbu Fesih ve İbra Protokol’üne aykırı olarak davalı tarafından müvekkil şirket aleyhine ----------- İcra Müdürlüğü’nde ----------- E. sayılı dosyasında 70.000,00-Euro bedel ile ilamsız takip başlattığını ve takibin kesinleşmesi sebebi ile müvekkil şirket haciz tehdidi altında ihtirazı kayıt ile davalıya 3.200.438,39 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalının icra takibine konu etmiş olduğu 70.000,00-Euro bedelinde bir alacağı mevcut olmadığını, ilamsız icra takibi ekinde takibe dayanak belge bulunmadığını, davalının iddia ettiği alacak tutarı herhangi bir faturaya da bağlanmamıştır. Davalı, müvekkil şirketi 27.07.2020 tarihli Fesih ve İbra Protokolü ile ibra etmiş olup söz konusu tutar haksız ve hukuka aykırı bir şekilde talep edildiğini, müvekkili şirkete haksız ve hukuka aykırı borç yüklendiğini, müvekkil şirket ise malvarlığı değerleri ile mevduatlarına haciz konulması çekincesiyle ve ticari işlerinin sekteye uğramaması için haciz tehdidi altında ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, bir diğer ifadeyle müvekkil şirket, davalı ---------- tarafından başlatılan haksız ve hukuka aykırı takibe itiraz etmemiş olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde bırakıldığını, takdir edileceği üzere yüksek tutarlı haksız ve hukuka aykırı şekilde ödenen borç nedeniyle müvekkil şirketin mağduriyeti söz konusu olduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 11, m. 15 ve m. 16 ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca dava şartı zorunlu arabuluculuk uygulaması kapsamında 27.01.2025 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunulduğunu, ---------- ---------- Arabuluculuk numaralı dosyası ile arabuluculuk dosyası açılmış, taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, taraflar arasında tanzim edilen 27.07.2020 tarihli Fesih ve İbra protokolü gereğince herhangi bir ticari ilişki kalmadığı ispat edilmekte olup huzurdaki davanın konusunun, davalı tarafından başlatılan haksız icra takibine ilişkin müvekkil şirket tarafından haciz tehdidi altında ödenmiş olan tutarın istirdadı talepli olduğunu, herhangi bir sözleşmenin, taraflara taahhüt ettikleri yükümlülükleri ifa mecburiyeti getirdiğini, müvekkil şirket tarafından Fesih ve İbra Protokolündeki ödeme edimi yerine getirildiğini ve ifa edilmiştir ancak davalı ----------- tarafından tacir sıfatı göz önüne alındığında basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu da dikkate alınarak müvekkil şirketi ibra etmesine ilişkin edimleri yerine getirmediğini, kötü niyetli bir şekilde haksız icra takibi başlattığını, davalının mutabık kalınan taahhütlerini yerine getirmemesi müvekkil şirketin mağduriyetine sebep olduğu gibi haksız icra takibi ile davalı tahsilat sağlandığını, davanın kabulü ile müvekkil şirket --------- davalı ----------borçlu olmadığının tespitini,----------- İcra Müdürlüğü’nde ---------- E. Sayılı dosyasına konu takibin iptaline, müvekkili şirketin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 3.200.438,39 TL’nin ödeme tarihi olan 23.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; --------- borçlu olmadığının tespitini, ---------- İcra Müdürlüğü’nde ---------- E. sayılı dosyasına konu takibin iptalini, borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 3.200.438,39-TL’nin ödeme tarihi olan █████/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadını" talep ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki tüm iddialarının haksız, asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,---------- İcra Müdürlüğünün --------- E. sayılı dosyası kapsamında talep edilenler dışında müvekkilinin davacıdan ayrıca bakiye alacakları da mevcut olup, başlatılan icra takibi haklı ve hukuka uygun olduğunu, davacı tarafından müvekkil aleyhine açılan haksız davanın reddi gerektiğini, müvekkili davacı şirkete, hem iş sözleşmesi kapsamında tam zamlı sigortalı personel olarak, hem de danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında danışman olarak, hizmet verdiğini, bu kapsamda müvekkilinin davacı şirket nezdinde çalışmalarının iki türlü olduğunu, huzurdaki dava ile ilgili görev itirazı bulunduğunu, cevap dilekçesinde belirttikleri gibi müvekkil iş sözleşmesi kapsamında da davacı şirkette çalıştığını, müvekkilinin davacı şirkette sigortalı personel olarak tam zamanlı çalıştığına dair-------- müzekkere yazılarak müvekkilin hizmet dökümünün dosya içerisine alınmasını, davacının dava dilekçesindeki iddialarını kabul ettikleri anlamına gelmemek üzere; müvekkilinin davacı şirket nezdinde iş sözleşmesi kapsamında da çalıştığı dikkate alındığında huzurdaki davanın İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili davacı şirkette sigortalı personel olmanın yanında --------, ---------- ve sair --------- firmalarına otobüs kapıları ile otobüs elektrikli tavan kapaklarının satışının müvekkil tarafından aracılık yapılması ve satışının gerçekleştirilmesi konusunda davacı ile anlaştıklarını, yapılan bu anlaşma gereği davacı şirket müvekkile ---------, --------- ve sair--------- firmalarına yapılacak otobüs kapıları ile otobüs elektrikli tavan kapakları satışları cirosunun %2 oranında ödeme yapması konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin gerek iş sözleşmesi kapsamında gerekse de danışmanlık sözleşmesi kapsamında davacı şirket için ciddi emek ve mesai harcayarak şirketin gelirine yüksek katkılarla neticelenen önemli projeleri gerçekleştirildiğini, ancak davacı taraf müvekkiline cirodan %2'lik paylarının tamamını ödemediğini, icra takiplerinin haklı olduğunu ve takibe konu edilenin dışında müvekkilinin davacı şirketten ayrıca cirodan %2'lik paylardan ödenmeyen alacaklarının olduğunu ispat etmek için davacı tarafın 2010 yılından 2025 yılına kadar olan ticari defter ve kayıtlarının üzerinde mali müşavirin de içinde bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmasını talep ettiklerini, bu kapsamda davacı şirket ile müvekkil arasında imzalanmış olan danışmalık sözleşmesi kapsamında anlaşılan otobüs firmalarına ne kadar otobüs kapısı ile otobüs elektrikli tavan kapağı satıldığının belirlendiğini, davacı şirketin tacir olduğunu, tacirin her türlü ödemelerini bankadan ve yazılı olarak yapması gerektiğini, bu kapsamda yine davacı tarafın 2010 yılından 2025 yılına kadar tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak müvekkile gerek iş sözleşmesi kapsamından gerekse de danışmanlık hizmeti kapsamında ödenmiş olan tutarların ayrı ayrı olarak belirlenmesini talep ettiklerini, söz konusu bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkilin davacı şirketten hem iş sözleşmesi kapsamında hem de danışmanlık sözleşmesi hak kazanmış olduğu ödemeler hem de davacı şirket tarafından müvekkile yapılmış olan tüm ödemeler tespit edileceğini, yapılacak olan bu inceleme sonucunda müvekkiline gerek iş sözleşmesi kapsamında gerekse de danışmanlık sözleşmesi kapsamında eksik ödeme yapıldığını, ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ayrıca müvekkilin davacı şirketten halen alacaklı olduğu ispat edileceğini, dava dilekçesi ve eki incelendiğinde davacı taraf müvekkil ile █████/2020 tarihli fesih ve ibra protokolü imzalandığını iddia ettiklerini, davacının dava dilekçesinde iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere, söz konusu fesih protokolü müvekkile incelenmek üzere gönderildiğini, müvekkil protokolde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını belirttiğini, bu kapsamda davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan █████/2020 tarihli fesih ve ibra protokolünde yer alan imzanın müvekkile ait olmadığını, söz konusu imzaya açıkça itiraz ettiklerini, davacı şirket tarafından söz konusu protokol aslı dava dosyasına sunulup müvekkilin imza örnekleri toplanarak imza incelemesi yapıldığında bahse konu fesih ve ibra protokolünde yer alan imzanın müvekkile ait olmadığının ispat edileceğini, yine davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını, █████/2020 tarihli fesih ve ibra protokolü içeriğini ve imzanın müvekkile ait olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere; müvekkilin iş sözleşmesinin 2020 yılı sonunda sona erdiğini, her ne kadar davacı taraf söz konusu ibranameden bahsetmiş olsa da iş ilişkisi devam ederken alınan ibranamelerin geçerli olmadığının Yargıtay'ın istikrarlı kararları ile tespit edildiğini, bu kapsamda da █████/2020 tarihli fesih ve ibra protokolündeki imzanın müvekkile ait olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere; iş ilişkisi devam ederken alınan ibranamelerin de geçerli olmadığını kanun ve Yargıtay kararları ile ortada olduğunu, davacı tarafın anonim şirket olduğunu, ticari defter ve kayıtları incelendiğinde █████/2020 tarihli fesih ve ibra protokolü kapsamında ilgili tarihlerde müvekkile herhangi bir ödemenin de yapılmadığının görüleceğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı tarafça her ne kadar davalının müvekkil şirket ile hem iş sözleşmesi hem de danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında ilişkisi olduğu ve davalının müvekkil şirketten halen alacaklı olduğu iddia edilmişse de söz konusu hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirket tarafından davalı ile aralarında tanzim edilen 23.08.2010, 24.12.2013 ve 15.06.2015 tarihlerinde imzalanan Danışmanlık/Hizmet Sözleşmeleri kapsamında davalıdan danışmanlık hizmeti alındığını, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davalı tarafından müvekkil şirketin birtakım projelerine danışmanlık sağlandığını ve buna istinaden davalıya müvekkil şirket tarafından belirlenen danışmanlık ücretleri davalının tanzim ettiği faturalar karşılığında ödendiğini, davalı tarafça her ne kadar Sayın Mahkeme'nin görevi konusunda itirazda bulunulmuşsa da gerek taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin niteliği gerekse de davalı tarafından tanzim edilen faturalar gereği davalının basiretli bir tacir olarak müvekkil şirkete danışmanlık hizmeti verdiği hususunun açık olduğunu, bu kapsamda Sayın Mahkeme'nin görev alanına işbu uyuşmazlığa dair görev itirazının yerinde görülmemesi gerektiği kanaatinde olduklarını, tarafların 27.07.2020 tarihli Fesih ve İbra Protokolü gereğince aralarında tanzim edilen bütün sözleşmeleri feshettiklerini, fesih ve İbra Protokolü gereğince davalı tarafından müvekkili şirkete sunulan tüm hizmetlere ve alacaklara karşılık olarak 20.07.2020 tarihinde 500.000,00-TL, 27.07.2020 tarihinde 305.000,00-TL olmak üzere toplam 805.000,00-TL nakit olarak ödendiğini, ilgili Protokol’ün 3. Maddesi uyarınca ödemelerin yapılması ile birlikte davalının tarafı olduğu sözleşme hükümleri, yurt içini ve yurt dışını kapsar mahiyetteki tüm danışmanlık hizmetleri, ücret, komisyon, prim adı altında her türlü maddi karşılığı olan hakları, sözleşmesinin feshi ve sözleşmenin ifasına ilişkin olarak müvekkil şirketten hiçbir surette hak ve alacağı kalmadığını, maddi, manevi tazminat, cezai şart, kazanç kaybı veya başka bir ad altında maddi talebi bulunmadığını, mevzuatın izin verdiği en geniş ölçüde müvekkil şirketi gayrikabili rücu olarak ibra ettiğini kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. Davalı taraf söz konusu Fesih ve İbra Protokolü'nde yer alan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmaktaysa da taraflarınca Fesih ve İbra Protokolünün aslı dosyaya sunulabileceğini, davalının icra takibine konu etmiş olduğu 70.000,00-Euro bedelinde bir alacağı mevcut olmadığını, ilamsız icra takibi ekinde takibe dayanak belge bulunmadığını, davalının iddia ettiği alacak tutarı herhangi bir faturaya da bağlanmadığını, davalı, müvekkil şirketi 27.07.2020 tarihli Fesih ve İbra Protokolü ile ibra etmiş olup söz konusu tutarın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde talep edildiğini, müvekkil şirkete haksız ve hukuka aykırı borç yüklendiğini, müvekkili şirketin ise malvarlığı değerleri ile mevduatlarına haciz konulması çekincesiyle ve ticari işlerinin sekteye uğramaması için haciz tehdidi altında ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, müvekkili şirket, davalı -------- tarafından başlatılan haksız ve hukuka aykırı takibe itiraz etmemiş olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde bırakıldığını, davalı tarafından hem imzaya itiraz edilmekte hem de ilgili Fesih ve İbra Protokolü'nün geçersiz olduğu iddia edildiğini, davalının her türlü itirazı ileri sürerek müvekkil şirketten haksız bir şekilde elde ettiği maddi menfaati koruma girişiminde olduğu kanaatinde olduklarını, bu kapsamda cevap dilekçesi içeriğinde yer alan hususların gerçeği yansıtmadığını, halihazırda taraflar arasında tanzim edilen 27.07.2020 tarihli Fesih ve İbra protokolü gereğince herhangi bir ticari ilişki kalmadığı ispat edilmekte olup huzurdaki davanın konusunun, davalı tarafından başlatılan haksız icra takibine ilişkin müvekkil şirket tarafından haciz tehdidi altında ödenmiş olan tutarın istirdadı talepli olduğunu belirttiğini, herhangi bir sözleşmenin, taraflara taahhüt ettikleri yükümlülükleri ifa mecburiyeti getirdiğini, müvekkil şirket tarafından Fesih ve İbra Protokolündeki ödeme edimi yerine getirildiğini ve ifa edildiğini ancak davalı --------- tarafından tacir sıfatı göz önüne alındığında basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu da dikkate alınarak müvekkil şirketi ibra etmesine ilişkin edimleri yerine getirmediğini, kötü niyetli bir şekilde haksız icra takibi başlattığını, davalının mutabık kalınan taahhütlerini yerine getirmemesi müvekkil şirketin mağduriyetine sebep olduğu gibi haksız icra takibi ile davalı tahsilat sağlandığını, müvekkil şirketin davalı --------- bahsi geçen şekilde bir borcu bulunmadığı halde ödemiş olduğu miktar ile davalı tarafın haksız kazanç elde ettiği açık olup, bu durumun tespit edilerek müvekkil şirketin uğramış olduğu zararın giderilebilmesi için işbu istirdat davasının ikame edilmesi zorunluluğu doğmuş olup ravanın kabulü ile müvekkil şirket --------- davalı ---------- borçlu olmadığının tespitine, --------- İcra Müdürlüğü’nde ---------- E. Sayılı dosyasına konu takibin iptaline, müvekkil şirketin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 3.200.438,39-TL’nin ödeme tarihi olan 23.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Müvekkilinin davacı şirkete, hem iş sözleşmesi kapsamında tam zamlı sigortalı personel olarak, hem de danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında danışman olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin iş sözleşmesi kapsamında da davacı şirkette çalıştırdığını, müvekkilinin İş Kanunu'na dayanan her türlü hukuki uyuşmazlıkta görevli mahkeme İş Mahkemeleri olduğunu, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde asliye ticaret mahkemeleri görevli olmadığını, iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı tarafın sigortalı personel olarak müvekkili çalıştırmış olması, iş hukuku hükümlerinin uygulanmasını zorunlu kıldığını, dolayısıyla, iş ilişkisinden kaynaklanan alacak ve tespit davaları, iş mahkemelerinde görülmesi gereken davalar olduğunu, izah edilen tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacının iddialarını ve protokolü kabul ettikleri anlamına gelmemek üzere fesih ve ibra protokolünün geçerli olmadığını, davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar ile taraflarınca sunulan deliller incelendiğinde müvekkilinin hâlâ alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği noktasında toplanmaktadır. İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser (telif) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle ayrı vekalet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işveren bağlı olmaktan kurtulmaktadır. İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.Davacı taraflar arasındaki ilişkinin 2010, 2013 ve 2015 yıllarında imzalanan sözleşmelere dayalı ticari bir danışmanlık hizmeti olduğunu, davalının tacir gibi hareket ettiğini ve davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini savunmaktadır, Davalı şirkette sadece danışman olarak değil, aynı zamanda "tam zamanlı sigortalı personel" (işçi) statüsünde çalıştığını iddia etmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini belirterek görev itirazında bulunmaktadır Dosyadaki deliller ve özellikle ---------- Hizmet Cetveli incelendiğinde, davalının 27.07.2020 tarihinde davacı şirket ---------Ş. bünyesinde sigortalı olarak çalıştığı görülmektedir. Davacı şirket ilişkinin 27.07.2020 tarihli "Fesih ve İbra Protokolü" ile sona erdiğini iddia ederken,; --------- kayıtları davalının bu tarihte halen şirketin sigortalı çalışanı olduğunu ve sigortalılığının 01.12.2020 tarihine kadar aynı şirkette devam ettiğini göstermektedir.
Somut olayda dosyadaki sözleşmeler, hizmet döküm cetveli, ile tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı bünyesinde çalıştığı dönemler yönünden gerek davacının iş sahibinin talimatıyla bağlı olduğu gerekse fiili çalışma şartları birlikte değerlendirildiğinde bağımlılık unsurunun gerçekleştiği anlaşılmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuş, mahkememizin görevli olmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Talep edenin karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli --------- Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!