İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, şirketten hileli pay devri ve sahte imza ile uzaklaştırıldığını iddia eden davacının, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini talep ettiği haksız fiilden kaynaklanan dava özeti.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, ortağı olduğu güzellik salonundan kardeşi olan davalının mobbing uygulaması sonucu ayrıldığını, yıllar sonra şirketteki hisselerinin bilgisi dışında ve sahte imza ile kendisine ait olmadığı bir hisse devir kararıyla elinden alındığını, o dönemde bir noterlikte şirketle ilgili işlem için vekaletname zannederek imzaladığı belgenin aslında hisse devir sözleşmesi olduğunu iddia ederek, grafoloji uzman raporuyla sahteliği tespit edilen imza ve hileli fiil nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini talep ederken; davalı ise davacının müşteri problemleri ve şahsi borçları yüzünden kendi isteğiyle hisselerini devrettiğini, noter huzurunda basiretli bir tacir olarak imzaladığı belgenin içeriğini bildiğini ve davanın kötü niyetli olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:███████
DAVA
:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2023
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının, kardeşi ... ile birlikte ... ... Limited Şirketi unvanlı bir şirket kurduğunu, 2012 yılında ..., hisselerini diğer kardeşi ...'ye devretmiş ve böylece davacı ile davalının ortak olduklarını, davacı ile kardeşi ..., 2 yıl birlikte çalışmışlar ancak bu süre içinde ... ablası olan davacıya mobbing uygulamaya başladığını, davacının, bu mobbinge dayanamayarak hissedar kalmak şartıyla güzellik salonundan ayrıldığını, davacının, hissedar olduğunu bilmekte ve küçük kardeşi ... aynı şirkette çalışmaya devam ettiğinden sorun çıkarmamak adına birkaç kez şirket kârından kendisine düşen payın ödenmesini istediyse de, kardeşlik ilişkileri gereği durumu çok da zorlamadığını, Küçük kardeş ...'nin ... tarafından uğradığı mobbing sonrasında işine son verilmesinin ardından, davacının bir araştırmaya giriştiğini, gördüğü gerçek karşısında adeta şok olduğunu, Şirkette ait karar defterinin 30 Eylül 2014 tarihli sayfasında, "pay devri" imzalandığını ve bu devir kaydındaki imzanın kendisine ait olmadığını gördüğünü, O dönem şirketin tüm işlemlerinin yapıldığı ... 1. Noterliği'ne gitmiş ve söz konusu devir kararında | gün önceye tekabül eden 29 Eylül 2014 tar devri" sözleşmesi imzalandığını gördüğünü, davacının, o günü çok iyi hatırladığını, vekalet çıkartmak üzere alelacele notere çağrıldığını, şirketle ilgili bir işlem için vekalet verdiğini zannederek hileyle imza attırıldığını, davacının yaşadığı bu durum karşısında vekil tarafına başvurduğunu, vekil tarafından uzman görüşü alınmak üzere bilirkişiye başvurulduğunu, uzman mütalaası başlığını taşıyan 17.01.2023 tarihli Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı ... tarafından hazırlanan raporda, "Karar metni belgesinde ... adına atılı bulanan imzanın mukayese sonrasında, ...'nin elinden çıkmadığı tespit edilmiştir" şeklinde bilirkişi raporu yazıldığını, Söz konusu bilirkişi raporu üzerine taraflarınca davalı hakkında TCK 158/1-h ve TCK 207'inci maddeleri uyarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının, kendi kurduğu ve hissedarı olduğu şirketten bilgisi dışında hileyle ve haksız fiil sonucunda çıkartıldığını, bundan yıllarca haberinin olmadığını, şirketin, ruhsat kayıtlarına bakıldığında davalının söz konusu haksız fiili gerçekleştirdikten sonra da davacı adına alınmış ve güzellik uzmanı yetkisini taşıyan ruhsatı kullanmaya devam ettiğini, belediyeden ruhsat bilgileri talep edildiğinde bu durumun anlaşılacağını, davacının, kardeşi olan davalının haksız fiili sonrasında uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini amacıyla işbu davayı açmak zorunda kaldığını, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının haksız fiili, hileli davranışı ve attığı sahte imza nedeniyle söz konusu şirketin hisselerini kaybeden davacının, ilgili yıllara ilişkin maddi kaybı araştırılarak şimdilik harca tabii değeri 1.000 TL olan maddi kaybın tazminini, ayrıca 50.000 manevi zarara hükmedilmesini talep ettiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, en yüksek reeskont faizi işletilmek, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmak koşuluyla, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle ; “Davalının, ... ... Limited Şirketinde aktif olarak şirketin tek hissedarı ve imza yetkili müdürü olduğunu, Şirket'in ruhsata tabii bir işletme olması sebebi ile davalı kardeşi olan davacının gerekli eğitimleri alması konusunda maddi manevi destek olduğunu, davacı gerekli uzmanlık belgelerini aldıktan sonra davalı kendi payı için olan kısmı kardeşi ... adına tescil ettirirken sadece uzman belgesini kullandıkları Davacı'ya ise herhangi bir sermaye almadan *45 pay vererek 2005 yılında ilgili şirketi kurduğunu, 2012 yılında ise kardeşi ...'den ilgili payların davalıya devrinin gerçekleştiğini, davacının Müşterilerle yaşadığı sıkıntılar ve şahsi borçlarının Şirket'in işleyişine zarar veriyor olması sebepleri ile Davacı'nın talebi üzerine hem pay devri sözleşmesi akdedilmiş hem de Davacının sigorta çıkış işlemleri yapıldığını, aradan 9 yıl geçtikten sonra Davacı 29.09.2014 tarihinde Noter huzurunda imzalamış olduğu belgenin vekalet olduğunu zannettiği ve ilgili pay devrinin usulsüz gerçekleştirildiğine ilişkin işbu davayı ikame ettiğini, davacının dava dilekçesinde bulunduğu iddiaların kötü niyetli tümüyle yargıyı yanıltmaya yönelik olduğunu, TTK 18. Maddesi 2. bendi "Her tacirin, Ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği " hükmünü amir olduğunu, Basiretli bir tacirin noter huzurunda imza atmış olduğu pay devri sözleşmesinin vekaletname olduğunu zannetmesinin kabulü mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte n Davacı'nın basiretli tacir değil sadece bir vatandaş olduğu düşünülse dahi üniversite mezunu bir bireyin noter huzurunda imza attığı evrakın ne olduğunu bilmediğini iddia etmesi kötü niyeti açıkça ortaya koyduğunu, Noter huzurunda yapılan işlemlerin tamamında noterin ilgilileri aydınlatma yükümlülüğü bulunduğunu, nitekim bu hususun doktrinde de açıkça belirtildiğini, Dolayısıyla Davacı Noter'e gittiğinde bu husus noter tarafından bildirilmiş ve Davacı bilgisi dahilinde kendi iradesi ile pay devri sözleşmesini imzaladığını, bu bağlamda Davacı davaya konu pay devrini, pay devri gerçekleştiği tarihten itibaren bilmekte fakat kötü niyetli olarak davalıdan fayda sağlamayı hedeflediğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu pay devri Davacı'nın rızası olmadan yapılsa dahi Davacı'nın işbu işlemi öğrenme tarihi Noter huzurunda Pay devri sözleşmesine imza atmış olduğu 29.09.2014 tarihi olduğunu, davacının bütün bu haksız taleplerinin 29.09.2016 tarihinde zamanaşımına uğradığını, Kaldı ki, üzerinden 9 yıl geçtikten sonra "o günü çok iyi hatırladığını" iddia eden üniversite mezunu Davacı'nın 9 yıl boyunca şirket ortağı olmadığını ve SGK/Bağkur ilişiğinin kesildiğini fark etmemesinin günümüz şartlarında mümkün olmadığını, Davacı'nın pay devri sözleşmesini noter huzurunda vekaletname zannederek imzaladığı, SGK/BAĞKUR çıkışının yapılmış olduğundan 9 yıl boyunca haberdar olmadığı ,9 yıl süreyle kardeşlik ilişkileri sebebi ile şirketten hiçbir kar payı almadığı gibi iddialarının izahtan vareste olduğunu, Davacının 2014 yılında şahsi borçlarından ötürü davalı şirkete icra takibi başlatıldığını, davalının bu süreçte davacı tarafından çok zor durumda bırakılıp, davacının hisse payının yaklaşık olarak on iki katı kadar teminat ödemek zorunda kalmış akabinde yargılama giderlerinden de mesul olmuş ve neredeyse iflasın eşiğine geldiğini, O dönemin koşullarında icraya yatırdığı teminatı dahi borç alarak ödeyebildiğini, o dönemde haciz baskısı içerisinde bulunan davacı sigorta çıkışının yapılması ve ... Kuaför'ün pay devrinin gerçekleşmesi talebini davalıya getirdiğini, davalı ise kardeşi olan davacının icra ve haciz baskısı altında zarar görmemesini sağlamak adına rıza gösterdiğini, bu nedenlerle; Sayın Mahkemenizce re'sen tespit edilecek hususlar doğrultusunda; öncelikle huzurda görülen yasa ve usule aykırı davanın usulden reddine, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının esastan reddine, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise dosyanın incelenmek üzere bilirkişiye tevdine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
-Grafoloji uzmanları ... tarafından hazırlanan █████/2023 tarihli bilirkişi kök raporu ve █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporu,
-Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava; davacının hisse devri nedeni ile uğramış olduğu maddi (kay kaybı bedeli) ve manevi zarar tazminat talebine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nun 595. maddesi uyarınca, limited şirketlerde hisse devrinin gerçekleşmesi için ilk olarak, hisse devir sözleşmesinin yazılı olması ve imzaların noter tarafından tasdik edilmesi, ikinci olarak devir işleminin ortaklar genel kurulu tarafından onaylanması gerekmekte olup, devir bu onay ile geçerli olacaktır.
Somut olay incelendiğinde; dava dışı ... ... Kozm. Ltd. Şti.’ nin 19.10.2005 tarihinde tescil edildiği, şirket sermayesinin 40.000,00TL, ortaklarının ... ( %95), ... (%5) hisse sahibi olduğu, 02.02.2012 tarihli karar ile ... tüm hissesini ...’ ye devrettiği, yeni ortakların ... %95, ... %5 olduğu, 30.09.2014 tarihli karar ile ... %5 hissesini ...’ ye devrettiği, şirketin tek ortağının ... olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce re'sen görevlendirilen Grafoloji uzmanları ... ..., ... ... ve ... tarafından hazırlanan █████/2023 tarihli bilirkişi kök raporu ve █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...İnceleme konusu ... 1. Noterliğinin 29.09.2014 tarihli ve 17167 yevmiye sayılı “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi” belgede ...'ye atfen atılmış imzanın ...'nin eli ürünü olduğu...İnceleme konusu ... 1. Noterliğinin 30.09.2014 tarihli ve 17205 yevmiye numarası ile onaylanmış, karar defterinin 30.09.2014 tarihli ve 10 numaralı sayfasındaki şirket karar defterinde ...'ye atfen atılmış imzanın, karşılaştırma belgelerindeki kişiye ait imzalara kıyasla; ...'nin eli ürünü olmadığı.. ." yönünde kanaat bildirilmiştir. Bu sonuca göre, █████/2014 tarihli pay devri sözleşmesindeki imzanın ...’ ye ait olduğu tespit edildiğinden 2014 tarihinde gerçekleşen pay devrinin davacı ...'nin bilgisi dahilinde olduğu ve bu sözleşmede: "..... isimli kişiye 2.000,00TL(ikibintürklirası) bedel karşılığında devir ettim. Devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldım..." ifadelerinin yer aldığı açıktır.
Mahkememizce re'sen görevlendirilen Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacının 40.000,00.-TL ödenmiş sermayenin %5' ine sahip olduğu, ödenmiş sermaye tutarının 2.000,00.-TL olduğu, şirketin 31.12.2014 tarihi itibari ile geçmiş dönem kârının 9.461,33.-TL olduğu, bu tutarın %5'ine denk gelen kârın 473,06.-TL olacağı, hesaplanan kârın Dava tarihi █████/2023 de ki değeri - 528,43 TL faiz dahil- 1.001,49 TL olacağı..." yönünde kanaat bildirilmiştir.
-Davacı Tanığı ... beyanında
: "Ben ... Hanımın eski eşiyim, biz evliyken kuaför salonunu birlikte açmıştık, anlaşmalı boşanınca ben salonu eski eşime bıraktım, eşimde kardeşleri ile birlikte bu salonu çalıştırmaya devam ettiler, hatta işleri iyi gidince işlerini büyüttüler ve başka yere taşındılar, kardeşleri ile birlikte yeni bir şirket kurdular, hisse oranlarını bilmiyorum, ancak davacının bu aşamada kredi çektiğinden haberdarım, taraflar arasında anlaşmazlık yaşanınca davacı bir daha o salona gitmeyeceğini bana söyledi, oradan ayrıldığını biliyorum, ancak bir hisse devri yaptığına dair bana bir bilgi vermedi, hisse devri yapmış olsa bana söylerdi, salonun iç işleyişi hakkında bir bilgim yoktur, ayrıldıktan sonra davacıya herhangi bir kar payı veya bir ödeme hiç yapılmamıştır, eski eşim olması sebebi ile maddi durumuna ben destek olmaktaydım, kardeşi ... salondan ayrılınca davacı ile görüşmüş, bu görüşmeden sonra davacı araştırma yapıp şirket hissesinin olmadığını anlamış, hatta bana dava açacağını bildirdi, ben de tarafları uzlaştırmak için davalı ile görüştüm, ancak davalı anlaşmaya yanaşmadı, davacının borcu olduğunu biliyorum, hatta hala ödenmemiş borçları vardır, hacizler hakkında bir bilgim yoktur, tanıklık ücreti talebim vardır, yoktur" şeklinde ifade etmiştir.
-Davacı Tanığı ... beyanında
: " Ben tarafların kardeşiyim, dava konusu güzellik salonu 2007 yılında kuruldu, 2007 -2021 yılları arası sigortalı olarak güzellik salonunda kuaför olarak çalıştım, işi bilen ... hanımdı onun belgeleri ile açılmıştı salon, işin mali tarafıyla ... bey ilgileniyordu, 2014 yılında taraflar tartıştılar ve ... hanım ayrıldı, salonun kurucuları ... ve ...'dir, bir ara ... de dahil oldu, dükkan açılırken ... kredi çekti kefili de ...'dı, daha sonra ... payını ...'a devir etti, resmi işlemler yapıldı, ben 2021 yılı sonunda kendi isteğim ile ayrıldım, ben ayrıldıktan sonra ... ortaklığının devam edip etmediğini araştırmış ve bu davayı konu olayı öğrenmiştir, ben ...'nin ortaklığını devir ettiğini görmedim ve duymadım, 2014 yılından sonra davacı önce bir Cafe işletmiştir, şimdi ise güzellik salonu işletmektedir, benim çalıştığım dönemde bir kar payı dağıtımı olmamıştır, kardeşler dışında çalışanlar da vardı, taraflar 2014'den sonra zorunlu olmadıkça bir araya gelmiyordu, benden sonra salonda çalışan aile üyesi kalmamıştır, tarafların birbirine vekalet verip vermediğini bilmiyorum, ... hanımın aldığı belgeler ve ruhsat pandemiye kadar kullanılmıştır, pandemiden sonra dükkanın yeri değiştirildi, yer değiştirildikten sonra benim üzerimden ruhsat devam etti, ben ayrıldıktan sonra ne olduğunu bilmiyorum, davacının kuaförlük üzerine de belgesi mevcuttur, kurulurken krediyi ... çekmiştir, buranın aile şirketi olmasını istediği için birlikte açmışlardı, ancak ortaklık payının kime ne kadar düştüğünü bilmiyorum, ben maaşlı çalışandım, her ay düzenli maaşımı alırdım, tarafların ne kadar para aldığını bilmiyorum, kazanç dükkana yatırılıyordu, dükkanın malzemeleri için kredi çekilmişse de ... çekti diye düşünüyorum, tarafların birbirine neden küstüğünü ve tartıştığını hatırlamıyorum, davacı hakkında icra takiplerini ve ceza davasını bilmiyorum, salona bir haciz işlemi yapılıp yapılmadığını hatırlamıyorum, para ve kasa ... ile ...'ın elindeydi, ödemeleri onlar yapardı, ...'nin bir para alıp almadığını bilmiyorum, o dönemde evliydi, 2014 'ten sonra da yine ...'da bir barın işletmesini aldı, ...'nin ne kadar aldığını ya da alıp almadığını bilmiyorum, müşterilerin ödediği paralar kasada toplanırdı, ben de çalıştığım için bilmiyorum, dükkanda tek kasa vardı, tüm paralar burada toplanırdı, tanıklık ücreti talebim yoktur, " şeklinde ifade etmiştir.
-Davacı Tanığı ... beyanında
: " Ben ... Hanım ile 1996 yılından bu yana arkadaşımdır, kendisi ile ortak işte yaptık, ... güzellik hususunda birçok sertifika aldı, kardeşlerinin İstanbul'a gelmesine öncülük etti, güzellik salonunun açılmasını sağladı, ancak resmiyette kimin üzerine açıldığını bilmiyorum, ... ve ... dışında bildiğim 3 erkek 1 kız kardeşi daha vardır, ... hanım 2014 yılında güzellik salonunda çantasını alıp çıkmıştır, erkek kardeşleri olan Mustafa, ..., ... ve ...'da güzellik salonunda çalışmıştır, sertifika sahibi olan sadece ...'ydi, maddi-manevi sorunlar nedeni ile ayrılmak zorunda kalmıştır, bildiğim kadarı ile ayrılırken kendisine herhangi bir ödeme yapılmadı, ... ayrıldıktan sonra güzellik salonunun işletmesinin ... ve ... bey devam ettirmiştir, daha sonra ... bey de ayrılmıştır, ortaklık yapısı hakkında bilgim yoktur, 2022 yılında ... bey ayrıldıktan sonra davacı bu hususta araştırma yaptığını ve kendisinin bilgisi dışında hissesinin devir edildiğini bana söylemişti, devir aşamasında ya da güzellik salonunda ayrılırken yanında değildim, tarafların güzellik salonunda ne iş yaptıklarını ve pozisyonlarını bilmiyorum, sadece davacının sertifika sahibi olduğunu biliyorum, davacının hakkında yürütülen takip olup olmadığını bilmiyorum, güzellik salonu alınmadan önce aldığı belgelerin ödemesini kendisi yapmıştır, ayrıca salon açıldıktan sonra da birkaç sertifika almıştır, kendisi ödeme yaptı diye biliyorum, davacı salonda çalıştığı dönemde ve sonrasında zorluk içinde yaşamıştır, 2014 de ayrıldıktan sona farklı işler kurup hayatını idam ettirmeye çalışmıştır, tanıklık ücreti talebim yoktur, " şeklinde ifade etmiştir.
-Davalı Tanığı ... beyanında
: "Ben davalının eşiyim, 2007 yılında kuaför olarak tarafların kuaför salonunda işe başlamıştım, hatta ben iş görüşmesini davalı ile yapmıştım, benim kuaför olarak çalıştığım dönemde henüz güzellik salonu yoktu, benim çalıştığım dönemde ..., ... de orada çalışmaktaydı, ilk önce salon davalı adına kayıtlıydı, davalının askerlik problemi sebebi ile şirket kuruldu, %95 hisse ...'ye verildi, %5 hisse de davacıya verildi, 2012 yılında ... tüm hissesini davalıya devir etti, kendisi Amerika'ya gitti, davacı %5 hisse ile devam etti, daha sonra buraya Güzellik Salonu da eklendi, güzellik salonunun nam ve hesabı ile kasası davacıya aitti, aynı zamanda davacı SGK'lı olarak da çalışan gibi gösterilmişti ve primi de yüksekten yatırılıyordu, ayrıldıktan sonra davacının hacizleri sebebi ile SGK çıkışı yapıldı, güzellik salonu açılırken davacının belgeleri kullanılmıştır, 2013 yılında güzellik salonunda bir müşteride yanık oluşması sebebi ile dava açıldı, şirket sahibi olan eşim yargılandı, davacı dosyaya dahil edilmedi, daha sonra kişisel borçları nedeni ile salona hacizler geldi, taraflar bu aşamada tartışma yaşadı ve aldıkları karar üzerine davacı oradan ayrıldı, hisse devri sırasında tarafların yanında değildim, ödeme yapıldığını biliyorum, şuan davacının maddi durumunun iyi olmaması sebebi ile halen annelerinin evinde kalmaktadır, eşim halen davacıya maddi olarak giderlerini karşılamaktadır, çalıştığı dönemde güzellik salonunun kasası tamamen kendine aitti, davacı ayrıldıktan sonra şirketten güzellik merkezi ibaresi kaldırıldı, kuaförlük bölümü devam ettirildi, davacı 2014 yılında ayrıldıktan sonra kuaför salonu dava dışı ...'nin belgeleri üzerinden devam ettirilmiştir, Pandemiden sonra salon ... üzerinden 2022 yılına kadar devam ettirilmiştir, dava dışı ... salondan evlilik sebebi ile ayrılmıştır, o ayrılırken Kağıthane'de bulunan evin %50 hissesi ile 2.000.000,00TL'ye yakın bir para davalı tarafından verilmiştir, 2007 den önce tarafları tanımıyordum, kuruluş aşamasını bilmiyorum, kuruluş aşamasında tarafların hisse oranlarını bilmiyordum, ancak iş görüşmesini ben davalı ile yapmıştım, ben işe başladıktan sonra eksik belgeler vardı, usta öğreticilik belgesi için davacı kursa gönderildi ve bu belge aldı, bu belge ile işletmeye devam edildi, ticaret sicilde sadece şirketin ünvanına güzellik merkezi eklendi, daha sonra da bu şekilde devam edildi, hisselerde herhangi bir değişim olmadı, belge sahiplerine belgelerinden kaynaklı herhangi bir ödeme yapılmıyordu, zaten bir aile şirketiydi, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde ifade etmiştir.
Talimat Mahkemesinde alınan Davalı Tanığı ... Beyanında: Her iki tarafın da yeğeniyim, ... Kuaför ve Güzellik salonu şirketine ve bu şirkete bağlı dükkana 2012 yılında ilk defa gittim, ben şirketin sahibini davalı olarak bilirim, burada 2017-2018 döneminde de bir süre çalıştım, ilk gittiğim zamanda da sonrasında da çalışanlara bütün maaşlarını ödeyen, hesap kitap işlerini yapan kişi davalı idi, davacının yalnızca dükkanın üst katında epilasyon hizmeti verdiği kendine ait küçük bir odası vardı, kasası da ayrıydı, bildiğim kadarıyla davacının güzellik merkezi ve epilasyon için bulunması gereken belgeye sahip olmasından ötürü kendisine %5 pay verilmiş, sonrasında her iki tarafın da kardeşi olan ...'nin aynı belgeye sahip olması ve davacının borçlarından dolayı aynı dönemde dükkana hacze gelinmesi nedeniyle davacının ortaklığı sona erdi diye biliyorum, davacının bu hususta rızası veya talebi var mıydı bilemiyorum, ben davalının davacıya mobing uyguladığına kötü bir söz söylediğine şahit olmadım, taraflar arasındaki pay devrine dair herhangi bir evrak var mı bilemiyorum, diğer tanık benim eşimtir çocuğumuza baktığı için gelemedi, benim bilgi ve görgüm bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur, " şeklinde ifade etmiştir.
Duyuma dayalı tanık beyanları, dosyada yer alan deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında TTK’nun 595. Maddesi uyarınca geçerli bir hisse devri yapıldığı, noterde yapılan sözleşmede: "..Devir bedelini kendisine nakten ve tamamen aldım..." ifadelerinin yer aldığı, bu hususu iki tarafında kabul ettiği, bilirkişi raporunda hesaplanan bedelin devir sözleşmesinde yer alan bedelin altında kaldığı, davacı zararının bu aşamada oluşmadığı, bunun aksine davacı tarafından kesin delil sunulamadığı, davacı tanık beyanlarının duyuma dayalı olması nedeniyle bu aşamada itibar edilmeyerek davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Alınması gerekli 732,00TL karar harcının peşin alınan 870,96TL harcın mahsubu ile artan 138,96TL harcın kararın kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-)Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,
6-)Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00TL nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!