Yargıtay, kardeşler arasındaki özel su kaynağı kullanımına ilişkin su rejimi davasında, ilk derece mahkemesi kararının kısa ve gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle bozulmasına karar verdi.
Özet: Kardeşler arasında bir taşınmazdan çıkan suyun kullanım hakkı konusunda yaşanan uyuşmazlıkta, ilk derece ve istinaf mahkemelerince belirlenen sıralı su kullanım rejimi kararı temyiz edilmiş; Yargıtay, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Anayasanın ilgili maddeleri uyarınca çelişki bulunup bulunmadığı noktasında bir değerlendirme yaparak, hükmün açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olması gerekliliğine vurgu yapmıştır.

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Almus Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; 1 10... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazdaki hissesini davalı kardeşi ...’e sattığını, ancak taşınmazın içinde bulunan suyun müvekkili ve davalı tarafından kullanıldığını, bu kullanım için taraflar arasında sözlü bir anlaşma sağlandığını; ancak davalının müvekkilinin içme suyunu keserek evine su vermediğini ileri sürerek yıllardır içme suyu olarak evinde kullandığı suyun tekrar akmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu suyun bulunduğu taşınmazın 1 10... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, bu taşınmazın davacı ve davalı arasında yapılan taksim neticesinde ikiye bölündüğünü ve suyun kaynağının davacının kullanımında olan kısımda kaldığını, davalının dava konusu taşınmazdaki hissesini yaklaşık 20 yıl önce davalıya devrettiğini, davalı parselinden çıkan suyun davacının içme suyu ihtiyacını karşıladığını, davacının evine taşınmazdan su gittiği ve davalının da bu suyu kestiği yöndeki iddiaların asılsız olduğunu, suyun kadim kullanma hakkının müvekkiline ait olduğunu, davacı suyun kaynağının bulunduğu taşınmazdaki hissesini davalıya satarken su hakkının devam edeceğine ilişkin anlaşma yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalı adına kayıtlı 1 10... parsel sayılı taşınmazdan çıkan ve fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 03.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide "Kaptaç suyun depolandığı yer" olarak gösterilen suyun biriktiği toplama havuzundaki nizalı suyun ayda 1 gün davacı, 2 gün davalı tarafından (her ayın 1. günü davacı, 2. ve 3. günü davalı; 4. günü davacı, 5. ve 6. günleri davalı: 7. günü davacı, 8. ve 9. günler davalı kullanacak şekilde ay boyunca bu sıra ve düzende ...) kullanılmak üzere sıralı ve dönüşümlü olarak kullanmaları şeklinde su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Dava konusu suyun mülkiyeti müvekkiline ait olan 1 10... parsel sayılı taşınmaz üzerinden çıktığını, özel su olduğunu, genel su olarak değerlendirilmemesi gerektiğini,b. Suyun müvekkilinin kullanımına yetmediğini beyan etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, su rejimi kurulması istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;1. “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.2. “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.3. “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.Somut olayda; Mahkemece 12.03.2024 tarihinde tefhim edilen kısa kararda davalıya ait 1 10... parsel sayılı taşınmazdan çıkan ve fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 03.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide "Kaptaç suyun depolandığı yer" olarak gösterilen suyun biriktiği toplama havuzundaki nizalı suyun ayda 1 gün davalı, 2 gün davacı tarafından (her ayın 1. günü davacı, 2. ve 3. günü davalı; 4. günü davacı, 5. ve 6. günleri davalı: 7. günü davacı, 8. ve 9. günler davalı kullanacak şekilde ay boyunca bu sıra ve düzende ...) kullanılmak üzere sıralı ve dönüşümlü olarak kullanmaları şeklinde su rejimi kurulmasına dair karar verilmiş olduğu hâlde; gerekçeli kararda, davanın kısmen kabulü ile davalı adına kayıtlı 1 10... parsel sayılı taşınmazdan çıkan ve fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 03.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide "Kaptaç suyun depolandığı yer" olarak gösterilen suyun biriktiği toplama havuzundaki nizalı suyun ayda 1 gün davacı, 2 gün davalı tarafından (her ayın 1. günü davacı, 2. ve 3. günü davalı; 4. günü davacı, 5. ve 6. günleri davalı: 7. günü davacı, 8. ve 9. günler davalı kullanacak şekilde ay boyunca bu sıra ve düzende ...) kullanılmak üzere sıralı ve dönüşümlü olarak kullanmaları şeklinde su rejimi kurulmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki tavzih yolu ile giderilemeyeceğinden hükmün bozulması gerekmiştir.Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.