İhtiyati haciz baskısıyla ihtirazi kayıtla ödenen çek bedellerinin istirdadı, teminatsız ihtiyati tedbir talebi ve arabuluculuk dava şartı itirazının ele alındığı ticari istirdat davası.
Özet: Davacı, haksız ve hukuka aykırı şekilde elinde bulundurulan bir çek nedeniyle ihtiyati hacizle karşılaşarak icra dairesine 1.246.679,57 TL ödemek zorunda kaldığını iddia ederek, bu bedelin kötü niyetli davalıya ödenmemesi ve takibin durdurulması için daha önce başka dosyalar için teminat yatırıldığı ve çek bedellerinin bloke olduğu gerekçesiyle teminatsız ihtiyati tedbir talep ederken; davalı ise kendisinin çekin yasal hamili olduğunu, ticari ilişkiden doğan alacağını tahsil ettiğini savunarak, davanın arabuluculuk dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddini istemektedir.

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; çeki haksız ve hukuka aykırı olarak elinde bulunduran ...Şti. Firması gerek davacı müvekkili gerekse de çekin keşidecisi aleyhinde Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Değişik iş ve Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyalarından "İhtiyati haciz" kararı almış ve işbu kararları Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... E. sayılı dosyalarından kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibine konu ettiğini, ihtiyati haciz kararı nedeni ile müvekkili firmanın pek çok aracı, taşınmazı ve banka hesaplarına bloke işlemi gerçekleştirildiğini, bu nedenle müvekkili firma tarafından haciz ve icra baskısı nedeni ile "İhtirazi Kayıt ile borç ödemesi olarak toplamda 1.246.679,57 TL" icra dairesi hesaplarına ödenmek zorunda kaldığını, davalının suç profiline sahip olması ve icra dairesinden bu bedellerin davalı hesabına ödenmesi halinde müvekkili firmanın bu bedeli dava sonunda haklı çıkması halinde geri alamayacağı sabit, icra dairesi hesabına ödenen bu bedellerin alacaklıya ödenmemesi ve takibin durdurulması yönünde öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, talebin teminatsız olarak talep edilmesinin nedeni de davacı müvekkili firma İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasına ödemeden men kararı alabilmek adına 190.000 TL teminat ödemesi yapmış; çek sahipleri olan keşideciler de çeklerin karşılıksız kalmaması adına çek bedellerini banka hesaplarına ödemiş ve işbu çeklerin bedelleri keşidecilerin hesabında blokeli olarak tutulduğunu, çek bedelleri çekin ait olduğu banka hesabında blokeli iken müvekkili firma hem icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kalmış hem de çek bedellerinin çeki haksız ve hukuka aykırı olarak ele geçiren kişilere ödenmemesi için teminat bedeli ödemiş bulunduğunu, davacı müvekkilinin mağduriyeti ve çekler için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı çek zayii davasına teminat ödemesi yapılmış olduğundan icra dosyalarına ödenen bedellerin alacaklıya ödenmemesi ve takibin durdurulması taleplerinin teminatsız olarak kabul edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; konu tazminat ve istirdat olan ticari nitelikli davalarda arabuluculuğa başvuru yapılması dava şartı olup, davacı dava şartını yerine getirilmediğini, 6102 sayılı TTK m.5/A, 6100 sayılı HMK m.114/2, m.115/1 ve 115/2, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-1 ve 18/A-2 uyarınca, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesi ekinde bulunmayışı sebebiyle davacı tarafa bir haftalık kesin süre verilmesi, bu süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının sunulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili ... çeklerin yasal hamili olduğunu, ... (V.N.:...) çeklerde ciranta olup, ticari ilişki dolayısıyla çekleri müvekkiline ciro ettiğini, müvekkili takip konusu edilen çekleri 20.06.2025 Tarihli çek giriş bordrosu ile şirket kayıtlarına aldığını, müvekkili ticari ilişkisine istinaden ödeme aracı olarak teslim almış olduğu çeklerin ödeme tarihinde ödenmemesi üzerine Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş ve Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş dosyalarından tarafımızca ihtiyati haciz kararı alınmış ve sonrasında Bursa ...Genel ... ve ... E. Sayılı dosyaları ile çeklerden kaynaklanan alacak icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin ticaret karşılığı almış olduğu çekleri takibe konu ederek alacağını tahsil etmek istemesinden daha doğal bir durum olmadığını, müvekkilinin ticari kayıtlarının incelenmesi halinde, ticaretinin tüm kayıtlarının tutulduğunu, çekleri ticari ilişki karşılığı ciro aldığının tespit edileceğini, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarını reddedildiğini, Türk Ticaret Kanunu ile düzenlen çek, kendisini meydana getiren sebepten bağımsızlaşarak bir ödeme aracı haline geldiğini (illetten mücerretlik), ticari hayatın akışına uygun bu durum karşısında aksi yönde verilecek bir karar, yasaya aykırı olarak müvekkilinin haksız olarak malvarlığının eksilmesine sebep olacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile hukukda yer alan çek adlı kambiyo senedi, ticari piyasada para kadar hızlı el değiştiren, tedavülü en kolay kambiyo senedi olduğunu, kanun bu kolaylığı sağlamakla, ticari hayatta hızlı işlem görmesini amaçladığını, çek ciro ile tedavül ettiğini, çek, hamilinin tek başına alacaklı olmasını sağladığını, çeki elinde bulunduran kişinin, alacağını ispat etmeye ihtiyacı olmadığını, yetkili hamil olanın elindeki çek tek başına alacaklı ve hamil olduğunun delil olduğunu, çek, kendisini meydana getiren sebepten soyut (illetten mücerret) bir senet olduğunu, kambiyo senetlerinde imzaların istiklali ilkesi geçerli olduğunu, İmzaların istiklali ilkesi 6102 sayılı TTK m.677'de açıkça ifade edildiğini, kanuni hükümler gereği geçerli olan imzaların istiklali ilkesi, davacının ileri sürdüğü iddiaların müvekkile karşı yöneltilmesini hükümsüz hale getirdiğini, çünkü çekteki her imza baştaki imzadan bağımsız bir borç doğurduğunu, bu nedenle çekte borçlu olan bir kimse, başka bir borçlunun imzasının sıhhatinin olmadığını belirterek yetkili yasal hamil müvekkilinin alacaklı olduğunun aksini iddia edemeyeceğini, çeklerin kargo ile bir yere gönderilmesi, ticari işleyişe uygun olmayan, basiretli bir tacir olma yükümlülüğüne aykırı bir davranış olduğunu, müvekkilinin, çeklerin yasal hamili olup, takip alacaklısı olarak alacağını tahsil etmek hakkına sahip olduğunu, çekleri kargoya teslim ederek kargoda kaybettiğini belirten davacı ... adlı firma, müvekkilinin de davalı gösterdiğini, müvekkilinin çekleri teslim aldığı şahıstan iki önceki ciranta olan ...'in çekleri kendinden sonraki cirantaya teslim etmesine rağmen böyle bir suçlamada bulunup bulunmayacağını bilemeyecek, aksi olan davacının iddiaları yönünde çeklerin kargoda çalındığına ilişkin bir durumu da bilemeyeceğini, bu durum en azından çeklerin ticari işleme karşılık alındığı tarihte bilinmesi mümkün olmadığını, davanın dürüstlük ilkesine, ticari teamüllere, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olduğunu, 6102 sayılı TTK m.18 uyarınca basiretli bir tacir olma yükümlülüğü altında olan tüzel kişi tacir ... adlı şirket, gerekli davranış yükümlülüğü yerine getirmediğini, basiretsiz bir davranışla sözde kendinden önceki gerçek/tüzel kişi şahısların yükümlülük altına sokan imzaları da bulunan bir kambiyo senedini, ... adlı firma ile başka bir firmaya gönderdiğini, hukuk dünyasında belirli külfetlere katlanmanın olumlu, katlanmamanın olumsuz, belirli davranışlarda bulunmamanın da sonuçları olduğunu, davacı firma bir kıymetli evrakı kargoya vererek önemli bir yükümlülüğe aykırı davrandığını, bir çek, piyasada para gibi kıymet görür, para gibi hızlı tedavül ettiğini, dolayısıyla bir paranın kargo ile başka bir kimseye gönderilmesi kadar, çekin de kargoyla gönderilmesi ticari hayatın olağan akışına uygun bir durum olmadığını, müvekkili şirket iyiniyetli meşru hamil olduğunu, müvekkili şirket yalnızca ... adlı firma ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, bundan önceki firmalarla hiçbir ilişkisi olmayıp, çekleri kendisine ciro eden ... adlı firmanın da çekleri ne suretle iktisap ettiğini bilmek zorunda olmadığını, böyle bir hususiyetin müvekkilinden beklenmesi de olağan bir şey olmadığını, davada ispat külfeti davacıda olduğunu, davacı kendisinin senedin meşru hamili olduğunu, senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran müvekkilinin kötü niyetli ve çekleri iktisabında ağır kusurlu olduğu ispat etmektesi gerektiğini, müvekkili yasal takip hakkını kullanarak alacağını elde etmek amacıyla prosedürleri işletmiş olup, çekleri de ticari faaliyet kapsamında iktisap ettiğini, müvekkiline hitaben açılan davanın reddi gerektiğini, çek iptali davası takip hakkını engellemeyeceğini, davacının ödemeden yasağı kararı ileri sürerek bulunduğu iddialar yersiz olduğunu, sözü edilen davanın muhatabın müvekkili olmadığını, müvekkili yetkili hamil olup, hasımsız davada verilen tedbir kararı müvekkilin takip hakkını engellemeyeceği gibi, ihtiyati haciz kararı alınmasına da engel olmadığını, dava konusu çekler müvekkilinin elinde icra takibine konu edilmiş olup, bankaya ibraz edildiğinde tedbir kararı öğrenildiğini, tedbir kararı banka tarafından müvekkiline ödeme yapılmasını engellemiş olsa da, müvekkilinin takip hakkını engelleyemeyeceğini, davacı, müvekkilinin çekleri iktisabında kötü niyetli olduğunu ispat külfeti altında olduğunu, davacı taraf, müvekkili yetkili hamilin bedelsiz olduğunu iddia ettiği senedi bile bile, kendisinin zararına iktisap ettiğini ispat etmesi gerektiğini, TTK m.818/5 maddesinin yollaması ile TTK 687.maddesinde bu husus açıkça belirtildiğini, buradaki kötü niyet kavramı kıymetli evrakın bedelsizliğini bilmek ve bedelsizliğini bile bile borçlu zararına iktisap etmekle ilişkili olduğunu, davacı taraf müvekkili şirketin, çeklerin bedelsizliğini bildiğini ve bile bile borçlu zararına iktisap ettiğini HMK 201.maddesi gereği ispatlamakla mükellef olduğunu, davacı firmanın, müvekkiline yönelik haksız ve suçlayıcı ithamlarının sebebi, davayı kazanmak adına haksız pozisyonlarını örtbas etmek olduğunu, çeklerin kargoda kaybolması artık çeklerden doğan borçları ödememek için piyasada ileri sürülen bir uygulama haline gelmeye başladığını, 6102 sayılı TTK'da öngörülen tacir yükümlülüklerinden birisi de, kambiyo senetlerini ve ticari evraklarını özenle saklama mükellefiyeti olduğunu, müvekkili aleyhine açılan haksız ve kötü niyetli davanın, dava şartı arabuluculuk kurumuna başvurulmaması sebebiyle öncelikle usulden reddine, esasa ilişkin beyanlarımız doğrultusunda haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkumiyetini, yargılama harç,masraf, giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
Davalılar ...'ne dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş ancak yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
İncelenen Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... E.sayılı dosyalarından Esas sayılı dosyasına ilişkin UYAP evraklarında, takibin ... tarafından davacı ve diğer davalılar aleyhine asıl alacak ve ferilerin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı belirlenmiştir.
6102 sayılı TTK.'nun 5-(A) maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, arabulucuya başvuru yapılmadığının bildirildiği görülmekle, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesindeki düzenleme gereğince; davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava; istirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.
█████/2019 tarihinde yürürlüğe giren █████/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;
"Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile,
"Dava şartı olarak arabuluculuk,
Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
TTK nun 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğu, menfi tespit davalarının esas itibariyle bir miktar paranın ödemesine ilişkin olmaları da dikkate alındığında dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığının kabulü gerekir. Aksinin kabulü halinde hem kanun koyucunun amacına aykırı yorum yapılmış olacak hem de uygulamada büyük bir kargaşa yaşanacağından mahkemece taraflar arasındaki davanın zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edilerek dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
6102 sayılı TTK.'nun 5-(A) maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı görülmüş,
Mevzuat bu hususta tetkik edildiğinde;
Dava şartı olarak arabuluculuk madde başlığı ile 6102 sayılı TTK nun,
MADDE 5/A- (Ek
:6/███████-███████ md.)
(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
... dipnotu itibari ile "28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir." 8 no lu dipnot son değişikliğe temas etmiştir.
Menfi tespit ve istirdat davalarında da 7445 sayılı kanunun 31.maddesi ile iş bu dava türlerinini de zorunlu arabulucuya başvuru şartına bağlandığı, dolayısıyla bir dönem yargıtay ın salt menfi tespit için arabulucuk zorunlu değildir şeklindeki görüşününü de açık kanuni düzenleme ile artık tatbik sahasının kalmayacağı anlaşılmaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesindeki düzenleme gereğince; davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN USULDEN REDDİNE, (arabuluculuk dava şartı yokluğu münasebeti ile)
2-Alınması gerekli 615,40 TL maktu red harcının peşin alınan 15.369,75 -TL harçtan mahsubu ile 14.754,35 TL harcın istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının davacıya kararın kesinleşmesinden sonra resen iadesine,
4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...ne verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine,
6-Davalılar tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-13.11.2025 te teminat iade edilmiş olmakla bu hususta sair değerlendirmeye mahal bulunmadığına,
Dair; davacı vekilinin yokluğunda. davalı ... Ltd. vekilinin yüzüne karşı,
Davalı ... Ltd. ve ... Ltd. nin yokluğunda,
Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!