İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde Ortaklar Arası Bilgi Gizleme, Yönetim Kusurları ve Finansal Usulsüzlük İddiaları Temelinde Açılan Ticari Şirket Feshi Veya Ortaklıktan Çıkarılma Davası.
Özet: Şirketin %50 ortağı olan davacı, diğer ortağın bilgi gizlemesi, denetimlerden haberdar etmemesi ve şirket faaliyetlerini engellemesi gibi haklı nedenlerle ticari şirketin feshini veya ortaklıktan çıkarılmasını talep ederken; davalı ortak, davanın anonim şirketler için yanlış hukuki temele dayandırıldığını, davacının şirketi tek başına yöneterek şeffaflık ilkelerine aykırı hareket ettiğini, şirket kaynaklarını kişisel hesaplarına aktardığını, gizli borçlar yarattığını ve yönetim sorumluluklarını ihlal ettiğini savunarak davanın usulden reddini, esasa girilmesi halinde ise fesih kararı verilmeden önce şirket hesapları ve ortakların mali durumlarının bağımsız bilirkişi tarafından incelenmesini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından biri olup %50 hisseye sahip olduğunu, diğer ortak ------- da %50 hissesi olduğunu, Şirketin 2023yılında tescil edildiğini ve her iki ortağında şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, şirket faaliyeti kapsamında tüm işin müvekkili tarafından yapıldığını, diğer ortak --------- sürekli bilgi verildiğini, ancak bu kişinin şirketin tüm bilgi ve belgelerini müvekkilinden gizlediğini, şirketle alakalı denetlemelerden dahi haberdar etmediğini, müvekkilinin haklı sebeplerle şirketin feshini veya ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiğini, ortaklıktaki sorunların diğer ortaktan kaynaklandığını ve müvekkilinin bu sorunların oluşmasında kusurlu olmadığını, bu nedenlerle davalı şirketin tasfiyesiz feshedilmesine, mümkünse müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
: Davalı -------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının anonim şirkete karşı limited şirketlere özgü bir hükme dayanmasının davanın konusunu ve hukuki niteliğini hatalı biçimde belirlemesi sonucunu doğurduğunu, davacının hem fiilen hem de hukuken yetkileri tek başına kullandığını dolayısıyla şirketin sevk ve idaresine ilişkin tüm sonuçlardan birinci derecede sorumlu olduğunu, müvekkilinin, şirkete 2025 yılı Mayıs ayında ortak olup kısa bir süre sonra yönetim kuruluna seçilmiş olduğunu bu tarihten önce gerçekleşen hiçbir işlem, faaliyet veya karar sürecinde yer almadığını, şirketin faaliyetlerinin durma noktasına gelmesinde veya iddia edildiği üzere doğmuş olabilecek herhangi bir zararda, müvekkilinin kusurundan veya ihmalinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, davacının, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirketin mali, ticari ve idari işleyişinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve dürüstlük ilkelerine uygun hareket etmediğini, bu suretle şirketin malvarlığına, ticari itibarına ve faaliyet sürekliliğine zarar verici fiillerde bulunduğunu, müvekkilinin şirkete ortak olmasından kısa bir süre sonra, davacı tarafından gizlenmiş veya bildirilmemiş birçok borç kalemi ortaya çıktığını, davacının hem yönetim kurulu üyeliği sıfatından hem de fiilen yürüttüğü yönetsel tasarruflardan doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu nedenle şirketin mali dengesi ve ticari itibarı üzerinde doğrudan olumsuz etki yarattığını, müvekkilinin, davacının kusurlu yönetiminden kaynaklanan bu sonuçlardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, Şirkete gelen tebligatlar akabinde müvekkili tarafından yapılan incelemeler sonucunda, şirketin sevk ve idaresini yürüten davacının, şirket işlemlerinde kendi şahsi hesaplarını kullandığının tespit edildiğini, davacının, şirkete gelen hastalarla ilgilenirken, kendi inisiyatifiyle indirim uygulayarak işlem ücretlerini şahsi hesabına aktardığını, ayrıca elden tahsil ettiği ücretleri de şirket muhasebesine bildirmediğini, Şirketin,---------- İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetime tabi tutulduğunu, müvekkilinin bu denetimlerden haberdar edilmediğini, bu kapsamda, müvekkili tarafından ---------- Noterliği’nin 29.08.2025 tarih ve ----------- yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK-1) ile davacıdan söz konusu denetime ilişkin açıklama yapmasının talep edildiğini ancak denetimle ilgili herhangi bir rapor, tutanak veya belge iletilmediğini, davacı tarafından müvekkiline isnat edilen hususların, hiçbir somut belge veya delille desteklenmediğini, davacının fesih talebi ve diğer iddialarının değerlendirilmesinden önce, şirket hesaplarının, borç ve alacak dengelerinin ve ortakların fiili katkı ve sorumluluklarının bağımsız bir bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, öte yandan, şirketin malvarlığındaki herhangi bir azalma mevcutsa, bu azalma sadece davacı dönemi ile sınırlı olarak değil, tüm yönetim dönemlerinin topluca değerlendirilmesiyle ve bağımsız bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, davacının, şirket muhasebe kayıtlarına göre 681.375,25 TL tutarında şirkete borçlu olduğunu, davacının, müvekkiline beyanına göre, şirketin kurucu hissedarı ---------- şirketi yaklaşık 30.000.000 TL tutarında zarara uğrattığını, davanın, TTK 636’ya dayanılarak anonim şirket hakkında açılmış olması neticesinde hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, Mahkemece esasa girilecekse fesih kararı verilmeden önce; Şirket hesapları, banka kayıtları, muhasebe defterleri, malvarlığı hareketleri ve ortaklar arası borç ilişkilerinin bağımsız bilirkişi incelemesine tabi tutulmasına, davacının şirkete olan 681.375,25 TL borcunun ve önceki ortaklardan kaynaklanan 7.238.657,19 TL tutarındaki Şirket alacaklarının dikkate alınmasına, davacı dahil tüm ortakların faaliyet dönemlerindeki işlemlerinin tespit edilerek kusur ve sorumluluk oranlarının belirlenmesine, şirketin feshi yönünde karar verilmesi halinde, öncelikle davacı pay sahibinin şirketten çıkarılması seçeneğinin değerlendirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, hukuki niteliği itibari ile Anonim Şirketin tasfiyesiz feshi ve davacının ortaklıktan çıkması talebine ilişkindir.Davalı şirketin sicil dosyası getirtilerek incelenmiş şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde olduğu, şirketin █████/2023 tarihinde kurulduğu, davacı, davalı şahıs ve dava dışı ortak olmayan ---------- şirketi müştereken temsile yetkili oldukları herhangi 2 yetkilinin imzası ile şirketin temsil edildiği anlaşılmakla, iş bu davada davalı şirketin temsilini sağlamak üzere resen ---------- temsil kayyımı olarak atanmasına, karar verilmiştir.Şirketin temsilinin sağlanması ile █████/2025 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartlarının incelenmesine geçilmiştir.Anonim Şirketlere ilişkin 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesine göre; “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir”.Davacı yan dava dilekçesinde talebini limited şirketlere ilişkin TTK 636 maddesine dayandırmış ise de ileri sürülen iddialar itibariyle ilgili kanun maddesinin tespit ve uygulanması hakimin görevinde olup davalı şirketin AŞ olması itibariyle olayda TTK 531 ve devamı maddesinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacı tarafça ortağı olduğu şirket ile diğer ortağa husumet yöneltilerek açılan davada, şirketin haklı nedenle tasfiyesiz feshi ve mümkün ise şirket ortaklığından çıkması yönünde talepte bulunulmuştur. Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531 maddesi uyarınca mahkemece haklı sebebin gerçekleştiği kanaatına varılması halinde fesih yerine davacı pay sahibine ,payların karar tarihine en yakın tarihdeki gerçek değerlerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen bir çözüme hükmedebilecektir.Kanunda fesih yerine davacının pay değeri ödenerek çıkartılması dışında açıkça başkaca uygun çözümlerin ne olabileceği gösterilmemiştir. Hakimin diğer çözüm yollarına hükmetmesi için talebe ihtiyaç yoktur.Limited ortaklıktan farklı olarak anonim ortaklıkta haklı sebeble çıkma veya haklı sebeble çıkartılma ayrıca düzenlenmediğinden gerek ortaklık gerekse pay sahiplerince bu gibi talepler ayrıca dava edilemeyecektir. Davacı açtığı haklı sebeble fesih davasında diğer şirket ortağına da husumet yönelterek fesih olmadığı takdirde ortaklıktan çıkartılmasını talep etmiştir.Davacı ortağın haklı sebeble fesih davasında terditli talepde bulunma hakkı bulunmamaktadır. Öte yandan fesih davasının yalnızca şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup şirket ortağına fesih davasında husumet yöneltilmesi gerekli olmadığından davalı ortak aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.6102 Sayılı TTK'nun 533.maddesinin 1.fıkrasında; "Sona eren şirket tasfiye haline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır" hükmü getirilerek 6762 Sayılı Yasanın 439.maddesindeki tasfiye haline girmeyecek kanuni istisnaların sayılması yöntemi kaldırılmıştır. Bu suretle tasfiyesiz fesih koşullarının bir maddede sınırlı sayı olarak sayılması usulünden vazgeçilmiş, TTK'daki istisnalar saklıdır, hükmüyle kanundaki tüm istisnalar kapsama alınmıştır (6102 Sayılı Yasa'nın 533.maddesinin 1.fıkrasının gerekçesi).Tasfiyesiz infisah; "...Normal koşullarda tüzel kişiliği sona eren şirketlerin tasfiyeye tabi tutulması gerektiği halde, tasfiyesiz sona erme hallerinde sona eren şirketin mal varlıkları tasfiye edilmeden 'külli halefiyet' ilkesine göre aynen mirasta olduğu gibi devamı olan şirkete / işletmeye / kamu tüzel kişisine bir bütün olarak kendiliğinden geçer. Bu sebeple taşınırların teslimine, taşınmazların tesciline gerek yoktur. Malvarlığının geçişi, sona ermeye konu olayın tescilinin doğrudan sonucunu teşkil eder. TTK'da 6762 Sayılı TTK md. 541-454'de olduğu gibi 'anonim şirketin tasfiyesiz infisah' hallerine ilişkin herhangi bir özel düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak kanunda tasfiye sürecinin tatbik edilmeyeceğine, koşulları oluştuğu takdirde tasfiyesiz infisaha dair hükümlerin tatbik edilmesi gerektiğine dair düzenleme mevcuttur. Anonim şirketin 'tam bölünmesi devrolunan taraf olarak birleşmeye katılması' ve 'ticar işletmeye dönüşmesi' gibi durumlar tasfiyesiz infisah halleri arasında sayılabilecektir. Öte yandan ilgili anonim şirketin iradesinin şekillendiği genel kurulun herhangi bir karar ve katılımı olmaksızın ortaya çıkabilecek "devletleştirme suretiyle anonim şirketin devralınması ve merkezin yurt dışına taşınması infisah sebepleri arasında sayılabilecek tasfiyesiz infisah halleridir.Somut olayda ise bu koşulların hiç birinin mevcut olmadığı sabit olup TTK'nun anonim şirketlerde sona ermenin hükümlerine ilişkin 533/1 maddesinde sona eren şirketin tasfiye haline gireceğinin düzenlenmiş olması, devam eden maddelerde tasfiye sürecinin ne şekilde tamamlanacağına ilişkin düzenlemelerin mevcut bulunması, istisnai durumlar haricinde sermaye şirketlerinin tasfiye sürecini atlayarak feshedilmesine yasal olanak bulunmaması karşısında, davanın hukuki yarar yokluğu ve tasfiyesiz feshe yasal olanak bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın tasfiyesiz fesih talep edilmesi mümkün olmadığından usulden REDDİNE,2-Davalı---------- aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,3-Alınması gereken karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalı-------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7- taraflarca yatırılan sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili , davalı vekili ve şirket kayyımının yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025