Bakırköy Ticaret Mahkemesinde, taşıma hizmet sözleşmesi fatura alacaklarına dair itirazın iptali ve kötü niyet tazminatı talepli dava.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıya sunduğu taşıma hizmetlerine ilişkin ödenmeyen faturalar nedeniyle başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını özetlemektedir; davacı, sözleşmeye uygun şekilde tamamladığı hizmetlere ait faturaların ödenmediğini belirterek icra takibinin devamını ve kötü niyet tazminatı talep ederken, davalı ise davacının sözleşme hükümlerini ihlal ederek işi aniden bırakması nedeniyle oluşan mağduriyet ve cezai şartlar üzerinden alacaklı olduğunu, bu sebeple davacıya borcu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemektedir, mahkeme, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve davacının sözleşmesel edimini yerine getirdiğini ispat külfetinde olduğunu değerlendirmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllardır servis taşımacılığı yaptığını, taraflar arasındaki anlaşma gereği uygun bir şekilde servis taşımacılığı faaliyetini eksiksiz ve özenli bir şekilde yaparak davalıya faturalar kestiğini, davalı tarafından herhangi bir iade faturası, sözlü ve yazılı itiraz yapılmadığını, kesilen faturalara karşılık herhangi bir ödeme alınamadığını, buna bağlı olarak icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, Küçükçekmece İcra Dairesi ..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, takibe konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT
:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ihlalinden dolayı oluşan cezai müeyyide sebebiyle davalı tarafın alacağının olduğunu, davacının sözleşme gereği yerine getirmesi gereken bildirim yükümlülüğüne uymayarak aniden işi bıraktığını, yerine araç bulmakta zorlanan davalının mağduriyet yaşadığını, sözleşmeye ve gerçek çalışma seferlerine uygun olan fatura bedellerinin bir kısmının havale yolu ile ödendiğini, bir kısmının kullanmış olduğu yakıttan ve kesilen cezai şart faturasından mahsup edildiğini, davanın reddini, %20 kötü niyet tazminatı ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına arar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile 3 adet faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Celp edilen vergi dairesi kayıtları ile ticaret sicil kayıtlarına göre; davacı gerçek kişinin tacir vasfına sahip olmadığı Mahkememizce kabul edilmiş ancak taraflar arasında taşıma ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlık nedeniyle ticari davanın varlığı kabul edilerek Mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.
-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 135.630,00- TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "....... numaralı faturalar olduğu" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
-Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalı şirket adına taşıma işi yapıldığını ancak ticari ilişki kapsamında fatura borçlarının ödenmediğini iddia etmekte iken davalı tarafın, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve sözleşmeye itirazı bulunmayıp söz konusu taşıma işi nedeniyle davalının edimlerini yerine getirmediğini, haksız yere sözleşmeyi feshettiğini ve işi bırakarak gittiğini, cezai şart ve yakıt bedellerinin mahsubu sonucunda davacı yana borcunun bulunmadığını iddia ettiği görülmektedir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki taşıma işi kapsamında davacı tarafın sözleşme kapsamında üstlendiği edimi yerine getirdiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Her ne kadar işbu davada davacı taraf tacir sıfatına sahip olmasa da yukarıda belirtildiği şekilde dava konusu uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olduğundan işbu davada Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesi'nin uygulanması mümkündür. Bu haliyle ticari defterlerin her iki taraf yönünden de kesin delil vasfına sahip olduğu kuşkusuzdur.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda belirtilen hususlarda tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıya SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli kök raporda özetle; davacı tarafın 2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takibe konu edilen davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait toplam 3 adet ve KDV dahil 135.630,00 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın 135.630,00 TL toplam fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına “Taşıma Bedeli” diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-arşiv fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine 1 adet, 30.04.2024 tarihli, ....... numaralı, KDV dahil 18.480,00 TL tutarlı fatura dışında olan 2 adet ve KDV dahil 117.150,00 TL tutarlı faturanın usulüne uygun olarak işlendiği, 2024 yılında davacı tarafın davalı tarafa takibe konu edilen 3 adet faturanın içerisinde bulunduğu toplam 4 adet fatura düzenlediği, davacı taraf vergi dairesinin sunduğu yazıda 2024 yılında davacı tarafın işletme usulüne göre defter tuttuğunun ve BS Formunun bulunmadığının beyan edildiği, takibe konu edilen 3 adet faturanın içerisinde bulunduğu 4 adet faturanın davalı tarafından BA Formu ile beyan edildiği, 2024 yılında davalı tarafın davacı tarafa toplam 2 adet fatura düzenlediği, davacı taraf vergi dairesinin sunduğu yazıda 2024 yılında davacı tarafın işletme usulüne göre defter tuttuğunun ve BA Formunun bulunmadığının beyan edildiği, davalı tarafın düzenlediği 2 adet faturanın davalı tarafından BS Formu ile beyan edildiği, Davacı tarafın 2023-2024 yılı defterlerinin işletme usulüne göre tutulduğu, işletme defterinin tek düzen hesap planına haiz olmadığından taraflar arasında cari hesap ilişkisinin muhteviyatı gereği tutulamadığı/takip edilemediği, bu nedenle taraflar arasındaki borç alacak bakiye durumunun tespitinin mümkün olmadığı, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 15.06.2023 tarihli 1.000,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 01.10.2024-31.12.2024 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 28.309,11 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının işletme esasına göre tutulduğu, işletme defterinin tek düzen hesap planına haiz olmadığından taraflar arasında cari hesap ilişkisinin muhteviyatı gereği tutulamadığı/takip edilemediği, bu nedenle taraflar arasındaki borç alacak bakiye durumunun tespitinin mümkün olmadığı, buna göre cari hesap ekstreleri üzerinden taraflar arasında herhangi bir karşılaştırma yapılamadığı, davaya ve takibe konu hesaplamanın davacı tarafın takibe konu ettiği 2024 yılına ait faturaları ile davalı tarafın 2024 yılı ticari defter ve kayıtları üzerinden yapıldığı, davacı tarafın takip tarihi itibariyle takibe konu ettiği toplam 3 adet ve 135.630,00 TL tutarlı faturanın olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı taraftan 28.309,11 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında takip tarihi itibariyle 163.939,11 TL tutarlı farkın olduğu, iş bu farkın davalı tarafın yaptığı kayıt işlemleri ile davacı tarafın düzenlediği faturalar üzerinden incelendiği, davalı tarafın 2024 yılı ticari defterlerinde, davacı taraf lehine 205.724,52 TL tutarlı, kendi lehine 234.033,63 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, aradaki farkın 28.309,11 TL olarak davalı taraf lehine olduğu, ortaya çıkan 28.309,11 TL tutarlı farkın davalı tarafın ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacı taraftan olan 28.309,11 TL alacak tutarı ile bire bir örtüştüğü, davalı tarafın ticari defterlerine davacı taraf lehine yaptığı 205.724,52 TL tutarlı kayıt işlemleri incelendiğinde, 42.350,00 TL olanın davacı tarafın düzenlediği 1 adet ve 42.350,00 TL tutarlı takibe konu olmayan faturaya ait olduğu, davacı tarafın davalı tarafa 2024 yılında 4 adet ve KDV dahil 177.980,00 TL tutarlı fatura düzenlediği ve takibe konu ettiği 3 adet ve KDV dahil 135.630,00 TL tutarlı faturanın olduğu, 2 adet ve KDV dahil 117.150,00 TL tutarlı faturanın tarafların ticari defterlerine işlendiği, 1 adet ve KDV dahil 18.480,00 TL tutarlı faturanın davacı tarafın ticari defterlerine işlendiği, davalı tarafın ticari defterlere işlenmediği ancak davalı tarafından BA Formu ile beyan edildiği, davalı tarafın ticari defterlerine kendi lehine yaptığı 234.033,63 TL tutarlı kayıt işlemleri incelendiğinde, 86.277,72 TL tutarlı olanının davalı tarafın yaptığı 28.474,99 TL + 25.542,73 TL + 32.260,00 TL olmak üzere toplam 3 adet ve 86.277,72 TL tutarlı banka ödemesine ait olduğu, buna istinaden dosya muhteviyatına sunulan 3 adet dekontta davacı tarafın alıcı, davalı tarafın gönderen konumunda yer aldığı, 38.850,91 TL tutarlı olanının davalı tarafın iddia ettiği sözleş tutarlı asıl alacağı talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Alınan rapor akabinde davalı vekiline; 38.850,91 TL bedelli yakıt mahsubuna ilişkin faturasına dayanak olan yakıt alımları ile iş bu alınan yakıtların davacıya ait araçta kullanıldığına ilişkin bilgi ve belgelerini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir.
-Davalı tarafın beyanları doğrultusunda dava dışı ......'e müzekkere yazılarak ..... numaralı Yakıt Kartı'ndan 2023-2024-2025 yıllarında ...... plakalı araç ile yapılan yakıt alımlarına ilişkin dökümlerin çıkartılarak Mahkememize gönderilmesinin istenmesine karar verilmiş, ilgili kayıtlar celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
-Müzekkere cevabının temini akabinde dosyanın taşıma alanında bilirkişiye tevdi edilerek cari hesap kayıtları ve taraflar arasındaki sözleşmenin 10.6 maddesi uyarınca yakıt alımlarına ilişkin düzenlenen fatura ve belgelerin sözleşmeye ve mevcut yakıt alımlarına uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin tespit edilerek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, düzenlenen raporda özetle; davacı'nın ...... Petrolcülük A.Ş.'nin, Davalı tarafından davacıya teslim edilen ...... yakıt kartıyla, taraflar arasında akdedilen 01.06.2023 tarihli sözleşmenin Madde 10 Kesintiler başlıklı maddesi uyarınca yakıt aldığı ve alınan yakıt miktarlarının ..... Petrolcüllik yazısı ekinde gönderilen listede görüldüğü, Nisan 2024 ayında alınan yakıt miktarının daha önce alınan yakıt miktarlarından düşük olduğunun tespit edildiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Alınan kök rapor ve taraf beyanları dikkate alınarak dosyanın son rapor veren bilirkişiye tevdi edilerek davalı tarafından düzenlene 38.851,91 TL'lik yakıt mahsubuna ilişkin faturanın ilgili dönemde alınan yakıtlara uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenerek bu hususta ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, düzenlenen raporda özetle; ........ yazısı ekinde gönderilen listede bahis konusu kart ile 14.06.2023 tarihinde 45,12 litre yakıt alınmaya başlandığı, takip eden ve en son 08.04.2024 tarihinde 47,48 litre yakıt alındığının görüldüğünü, listelenen yakıt miktarlarının son paragrafında toplam 2.153,60 litre yakıt görüldüğünü, üst paragraflarda, ........ Petrolcülük A.Ş:'nin 21.07.2025 ...... sayılı yazısı eki listede de anılan kart ile 14.06.2023 il 08.04.2024 tarihleri arasında 2.153,60 litre yakıt alındığının görüldüğünü, yakıt alımlarının ........ kayıtlarına göre ..... nolu kart ile yapıldığı ve sözleşmenin 10.6uyarınca da davacı tarafından alındığının sabit olduğunu, fatura dökümünde de görüleceği üzere Nisan ayı faturası diğerlerinden daha düşük miktarda olduğunu, ........ yakıt döküm listesinde de Nisan ayında 01.04.2024 tarihinde 73,93 litre, 08.04.2024 tarihinde de 47,48 litre yakıt alındığının görüldüğünü bildirdiği görülmüştür.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı görülmüştür.Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir.
-Bu kapsamda tarafların ticari defter kayıtlarının takibe dayanak her bir fatura yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın takip talebine dayanak olan faturalar ...... numaralı faturalar olup, işbu faturalardan, 2
adet ve KDV dahil 117.150,00 TL tutarlı faturanın tarafların ticari defterlerine işlendiği, 1 adet ve KDV dahil 18.480,00 TL tutarlı faturanın davacı tarafın ticari defterlerine işlendiği, davalı tarafın
ticari defterlere işlenmediği ancak davalı tarafından BA Formu ile beyan edildiği görülmektedir. Bu haliyle davacı ile davalı arasında takip konusu edilen faturalar yönünden davalının vergi dairesi kayıtları ve ticari defterleri nazara alındığında, davalının işbu faturalara itiraz etmediği gibi bu hususta herhangi bir iade faturası düzenlemediği ya da aksi yönde bir ihtarda bulunmadığı görülmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın dava ve takip konusu ettiği 3 adet fatura yönünden edimlerini ifa ettiği, fatura bedellerinin sözleşmeye ve taşıma işine uygun olarak düzenlendiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Bunun akabinde davalının yakıt bedelleri ve cezai şart yönünden iddialarının irdelenmesi gerekmektedir.
-Davalının öncelikli iddiası davalının sözleşme şartları yerine getirmediği, aniden işi bıraktığı ve bu nedenle cezai şart ödenmesi gerektiği hususlarına dayanmaktadır.
-Taraflar arasındaki Servis Taşımacılığı Tedarikçi/Taşeron Sözleşmesi’nin sözleşmenin sona ermesi ve fesih başlıklı 11. Maddesinin incelenmesinde; “11.1 Sözleşmenin sona erme tarihinden en geç bir ay önce taraflardan biri sözleşmenin devam etmemesi hususunda bildirimde bulunmaması halinde sözleşme aynı şartlarda ve aynı süre boyunca yenilenmiş olarak devam eder. 11.2 İşveren, sözleşme süresinin bitimini beklemeksizin dilediği zamanda işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedebilir. İşveren, Tedarikçinin iş bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmesi, hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde sözleşmeyi feshedebileceği gibi ilgili ihlal için ceza veya cezai şartı öngörülmüş ise onu da talep edebilecektir. Fesih ceza/cezai şart talebine engel teşkil etmeyecektir. Tedarikçi, bu durumu peşinen kabul eder. 11.3 Sözleşmenin bitimini beklemeksizin işi bırakmak isteyen Tedarikçi, ayrılmak istediği günden en az 2 ay öncesinden İşverene yazılı olarak fesih bildirimi yapmak zorundadır. İki ay önceden yazılı bildirim yapmadan veya bildirimden İtibaren 2 ay beklemeden (çalışmayan) işi bırakan Tedarikçi, üç (3) aylık hak edişi tutarındaki bedeli Cezai Şart olarak İşverene nakden ve defaten ödemeyi peşinen kabul taahhüt eder. Bu durumda Tedarikçinin içeride hak edişi var ise öncelikle mahsup edilir. Bu şartlar aracını satacak Tedarikçi için de aynen geçerlidir.” hususlarına yer verildiği görülmüştür.
-Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar ve sözleşme hükümleri nazara alındığında tarafların edimleri yönünden sözleşme ile cezai şartın belirlendiği ve işbu cezai şartın her iki taraf için de belirlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ve fakat davalı tarafın sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa etmediği, yukarıda yer verildiği şekilde davacı tarafın yerine getirdiği edimler kapsamında düzenlenen fatura bedellerini ödemediği kuşkusuzdur. Bu nedenle davacı tarafın sözleşme ve fatura kapsamındaki edimlerini yerine getirdiği, davalı tarafın sözleşme kapsamında cezai şart talep etmesini gerektirir bir durumun varlığının davalı tarafça ispat edilemediği, bu hususta ispata elverişli bir delilin ibraz edilmediği görülmektedir. Bu nedenle davalı tarafın cezai şart talebi yönünden takas mahsup talebinin yerinde olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davalı tarafın yakıt bedeli yönünden takas mahsup talebi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin Kesintiler başlıklı 10. Maddesinin incelenmesinde; "Tedarikçinin, İşverenin anlaşmalı olduğu petrol istasyonundan yakıt kullanılması durumunda, kendisine tanımlanan yakıt kartı ile alım yapacak, yakıt bedeli İşveren tarafından petrol istasyonuna ödenerek taşeron hakedişinden kesilecek, hakkediş yok ise taşerondan talep edilecektir. Taşeron tanımlanan yakıt kartı ile yakıt alan aracın taşerona ait olup olmadığına bakılmaksızın yapılan tüm yakıt alımlarından taşeron sorumlu olup, bu hususta yakıt istasyorlu ve işveren kayıtlarının esas alınacağını şimdiden kabul ve taahhüt eder.” hususlarına yer verildiği görülmüştür.
-Bu kapsamda Mahkememizce davacının sözleşme kapsamında hizmet verdiği araca ilişkin istasyon kayıtları celp edilerek incelenmiş, davalı tarafın ticari defterlerinde yer alan ve sözleşme kapsamında yakıt bedeli olarak düzenlendiği sabit olan 38.851,91 TL'lik faturanın davacı tarafın sözleşme kapsamındaki kullanımlarından kaynaklandığı, işbu bedeli davacı hak edişlerinden mahsubunun gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-İşbu kabuller doğrultusunda davacı tarafın sözleşme ve takip konusu 3 adet faturadan kaynaklanan 136.530,00 TL'lik alacağının bulunduğu, işbu bedelden davalı tarafından sözleşme kapsamında düzenlenen yakıt bedeli faturasının mahsubunun gerektiği, bu haliyle davacı tarafın dava ve takip tarihi itibariyle 96.778,09 TL'lik alacağının bulunduğu sabit olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ....... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 96.778,09 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına,
- Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 19.355,61 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.610,91-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.316,23-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.294,68- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.316,23-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 208,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 15.636,10-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%71,35) göre hesap edilen 11.157,06-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 38.851,91-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%71,35) göre hesap edilen 2.568,76-TL'sinin davalıdan, 1.031,24-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!