Konkordato ilan eden inşaat şirketinden alınan taşınmazın tapu devri yapılmaması ve üzerindeki hacizler nedeniyle mülkiyet tespiti veya bedel talebiyle açılan davanın istinafta reddi.
Özet: Davacılar, ödemesini yaptıkları ancak müteahhit şirketin konkordato sürecinde olması ve banka hacizleri nedeniyle tapusu devredilmeyen taşınmaz için mülkiyetin tespiti, hacizlerin kaldırılması veya alternatif olarak piyasa değerinin tahsilini talep ederek dava açmış; ilk derece mahkemesi mülkiyet talebini reddedip hacizlerin fekkine karar vermişken, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak davanın tamamının reddine hükmetmiş, davacılar ise kararın çelişkili olduğunu ve terditli talepleri hakkında karar verilmediğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin harçlandırılan miktar itibariyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı ... İnşaat Şirketinden İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 34 01... parselde kayıtlı B Blok, 9. kat, 219 bağımsız bölümü 12.08.2013 tarihinde davalı ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş'den satış ve borçlanma sözleşmesi ile 320.000,00 TL bedelle satın aldığını ve sözleşme tarihinden itibaren de ödediğini, ödemelerin 28.08.2013 tarihinde sona erdiğini fakat davalı şirket tarafından sözleşme hükümlerine karşılık tapu devrinin yapılmadığını, davalı ... A.Ş.'nin konkordato başvurusu yaptığını ve gelinen süreçte müvekkil de dahil olmak üzere tüm mağdurların satın almış oldukları taşınmazlar üzerinde haciz ve ihtiyati hacizlerin sayısının da hızla arttığını beyan ile dava konusu gayrimenkulün sözleşme tarihi olan 10.08.2014 tarihi itibariyle mülkiyetinin müvekkile ait olduğunun tespitini, taşınmaz üzerine Şekerbank tarafından konulan ihtiyati haciz ve hacizlerin kaldırılmasını, taşınmaz üzerindeki hacizlerin bedelinin taşınmazın değerinden fazla olması sebebiyle bahse konu taleplerinin kabul görmemesi halinde taşınmazın piyasa rayiç değerinin tespit edilecek rayiç değerinden şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... İnşaat vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket hakkında İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas No.lu dosyası kapsamında Konkardato ilanı için başvurulduğunu ve Mahkemece verilen ara kararda 08.11.2018 tarihinden itibaren hangi türden olursa olsun şirket malvarlığı, hak ve alacakları üzerinde her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, BK'nu 89 dahil olmak üzere ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının verildiğini, davacının delillerini taraflarına tebliğ etmediğini, dava konusu taşınmazın davacıya eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini, İnşaat sektöründeki yaşanan derin krizden dolayı ve mali imkânların elverişsizliğinden kaynaklı dava konusu taşınmazın takyidatsız olarak tapu devrine imkân vermediğini, Şekerbank tarafından müvekkili şirketi üzerinde kayıtlı tüm taşınmazlara işlenen haciz için İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas numaralı dosyası ile taşkın haciz davalarının derdest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; bankanın, davacı ve davalı ile aralarında yapmış oldukları iddia edilen adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafı ve garantörü de olmadığını, müvekkili bankanın diğer davalıya, aralarında imzalamış oldukları Genel Kredi Sözleşmesine binaen .... ve .... kredi kullandırdığını, müvekkilin hiçbir sorumluluğu ve taraf sıfatının bulunmadığını, huzurdaki davanın ikâme edilmesine davacının neden olduğunu ve davacının, davaya konu taşınmazın üzerindeki takyidatları ile birlikte kabul ederek devir aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; davacı tarafların 10.08.2014 sözleşme tarihi itibariyle mülkiyetin adlarına tespiti taleplerinin reddine, davacı adına tapuda kayıtlı bulunan dava konusu İstanbul ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi 34 01... parselde kain.... kat.... numaralı bağımsız bölümün tapu kaydı üzerine davalı ...Ş. tarafından konulan ihtiyati haciz ve hacizlerin fekkine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararlarından farklı ve çelişkili şekilde karar verdiğini, terditli talepleri olan bedel yönünden bir hüküm kurulmadığını,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kötüniyet değerlendirmesi bakımından maddi delillere ve hukuka aykırı olduğunu,
3. Davalı ...’nın .... yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve kötüniyetli olduğunu,
4. Davalı ...’ın, davalı ... ile 2009 yılından itibaren kredi ilişkisinde olduğunu, dairelerin tüketicilere haricen satıldığını bilecek durumda olduğunu,
5. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye satılmasının, Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 183. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 162) ve sonraki maddelerinde düzenlenen “alacağın temliki” hükümlerine tabi bir işlem olduğunu, dolayısıyla, yazılı şekilde düzenlenmiş olması şartıyla, yüklenicinin, arsa sahibinden olan alacağını üçüncü kişiye devredebileceğini,
6. Bu nedenlerle, haciz ve ipoteklerin kaldırılması ve takyidatlardan ari olarak tapunun davacılar adına tesciline karar verilmesi gerektiğini
g. Ayrıca, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacılar aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, sözleşme tarihi itibariyle mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespiti ile hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmetmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı tüketiciler harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava konusu bağımsız bölüm hakkında davacılar ile davalılardan ... İnşaat A.Ş. arasında 12.08.2013 tarihinde resmî olmayan gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmış, davacılar sözleşme kapsamında ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmiş, dava konusu taşınmaz tamamlanarak davacıya teslim edilmiştir. Bağımsız bölüm halen davacıların kullanımında olup; 08.10.2018 tarihinde davacılar adına tescil edilmiştir.
Taşınmazın tapu kaydında davalılardan .... Bankası lehine haciz şerhi bulunmaktadır.
Davacı tespit isteminin yanında davalı banka lehine olan hacizlerinde terkinini de istemiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun ‘Dürüst Davranma’ başlıklı 2. maddesine göre; herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yine iyiniyet başlıklı 3. maddesi gereğince; Kanun'un iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Türk Ticaret Kanunu'nun ‘Tacir olmanın hükümleri’ başlıklı 18- (2) maddesi gereğince; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü, objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinden kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özenin gösterilmesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir.
Bankaların sorumluluğu, bir anlamda kamu hizmeti ifa etmeleri nedeniyle kamusal güvene sahip kuruluşlar olarak tanımlanmalarından dolayı ağırlaştırılmıştır. Sorumluluğun ağırlaştırılmasında dikkate alınan, özen borcuna aykırılıktan doğan sorumluluğun kapsamı, hafif kusurlu ve hatta kusursuz olsalar dahi bankaların faaliyet alanlarındaki iş ve eylemlerinden sorumlu olmalarını sağlamaktır. Böylece ağırlaştırılmış sorumluluk karinesine sahip olan bankaların, TTK'da düzenlenen basiretli tacirin özen yükümlülüğünden çok daha ağır bir özen yükümlülüğü ile hareket etmesi gerekmektedir. Bir bankacılık işlemi olan kredi tahsis işlemi sürecinde de kredi vereceği müşterisine ilişkin risk analizi yapması, kredi karşılığı teminat alması, müşterinin gelir tespitini yapması ve kredi için bir süre belirlemesi ticari hayatın ve bankacılık işlemlerinin olağan uygulaması olmalıdır.
İpotek lehtarı olan finans kuruluşu, taşınmazda bulunan bağımsız bölümlerin sözleşme ile başka kişi yahut kuruluşlara satılmış olduğunu bilebilecek konumdadır.
İpoteğin tesisinde basiretli davranmayan, özen yükümlülüğüne uymayan bankanın iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden davalı ...Ş. lehine olan haczin terkinine dair İlk Derece Mahkemesi kararı isabetli olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatindeyim.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!