Hazine adına yolsuz tescil iddiaları ve kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında kadastro kararları, istimlak usulü ve yargılama sürecindeki istinaf-temyiz çekişmeleri.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların murislerine ait taşınmazın 1966daki kesinleşmiş kadastro tespitine rağmen, 1964 tarihli bir mahkeme kararına ve iddialarına göre usulsüz bir komisyon ek kararına dayanarak Hazine adına tescil edildiği iddiasıyla kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsilini talep ettikleri, davalı idarenin ise kamulaştırmanın usulüne uygun ve tescilin yasal olduğunu savunduğu bir davada, ilk derece mahkemelerinin davayı kabul etmesine karşın, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı bir kez kaldırıp iade ettikten sonra yeniden esas hakkında hüküm kurarak asıl davayı kabul, birleştirilen davayı kısmen kabul ettiği ve bu kararın taraflarca temyiz edildiği karmaşık bir yargılama sürecini konu almaktadır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararASIL VE BİRLEŞTİRİLENBİRLEŞTİRİLEN DAVADAKARAR
: Esastan ret / Yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince birleştirilen davada bir kısım davacılar yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar ve davalı idare yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada bir kısım davacılar vekili ile davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVAAsıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 4 ada 15 parsel sayılı taşınmazın yürütülen kadastro çalışmaları sonucunda müvekkillerinin murisi ... oğlu ...adına tespit edildiğini, 14.10.1965 tarihli ve 1462 sayılı Kadastro Komisyonu kararının iki aylık askı süresi sonunda itiraz edilmeksizin 17.01.1966 tarihinde kesinleştiğini, ancak askı süresi içinde itiraz olmadığı hâlde, kesinleşme tarihinden üç ay sonra toplanan komisyonun 1461 sayılı ek kararla henüz müvekkilleri murisinin zilyet iken Hazine tarafından 1964 yılında...Boru Hattı geçirilmek suretiyle taşınmazın kamulaştırıldığına ilişkin Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı uyarınca kamulaştırmaya istinaden Hazine adına tescil kararı verdiğini, kesinleşmiş bir komisyon kararının karşı hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın yeniden toplanan komisyon tarafından değiştirildiğini, buna dayanılarak Hazine adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, Hazine tarafından 1964 yılında yapılan kamulaştırmanın usule uygun olmadığını, taraflarına kamulaştırma evraklarının tebliğ edilmediğini, Hazine adına yapılan tescil yolsuz olduğundan dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPAsıl ve birleştirilen davalarda davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülga 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun (6830 sayılı Kanun) 19 uncu maddesindeki usule uygun olarak kamulaştırıldığını, kamulaştırma tebligatlarının yapıldığını ve bedelinin bankaya yatırıldığını, Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile kamulaştırmaya istinaden Hazine adına tescil kararı verildiğini, müvekkili idarenin söz konusu mahkeme kararını komisyona sunması üzerine Kadastro Komisyonunun 1461 sayılı ek kararıyla taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, söz konusu ek kararın mahkeme kararına dayandığını, ek kararın uygulanmasının doğru ve haklı gerekçelere dayandığını, yapılan tescil işleminin yolsuz tescil niteliğinde olmadığını, el atma iddiasının mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava davacıları yönünden hükmedilen tazminatta faiz başlangıç tarihinin asıl dava tarihi olarak belirlenmesi gerekirken birleştirilen dava tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesince 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 3'teki “dava tarihi” ibaresi iptal edildiğinden birleştirilen davada taşınmaz değerinin Anayasa Mahkemesinin karar tarihi olan 04.05.2023 tarihi yerine karar tarihi veya karar tarihine daha yakın olan 04.05.2024 tarihine güncellenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.2. Birleştirilen davada bir kısım davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 2019 yılından önce ve sonra açılan davalar yönünden kamulaştırma bedelinin tespiti açısından farklı yöntem uygulanmak suretiyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturulduğunu, bu kapsamda aynı taşınmazda malik olan birleştirilen davanın davacıları bakımından davanın açıldığı tarih dikkate alınarak eksik bedele hükmedildiğini, tüm malikler yönünden taşınmazın güncel değeri üzerinden karar verilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesince 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3'teki “dava tarihi” ibaresi iptal edildiğinden taşınmaz değerinin Anayasa Mahkemesinin karar tarihi olan 04.05.2023 tarihi yerine karar tarihi veya karar tarihine daha yakın olan 04.05.2024 tarihine güncellenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.3. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, mülga 6830 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırma işlemlerinin yürütüldüğünü, taşınmaza takdir edilen bedelin bankaya kayıtsız şartsız bloke edildiğini, bu kapsamda 30 günlük hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, 08.02.2024 tarihli ek rapora istinaden yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı belirtilmesine rağmen 16.10.2020 tarihinden itibaren faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, güncel tutara geriye doğru faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararında kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazlar hakkında açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarındaki hesap usulünü değiştiren 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3'ün kanunun yürürlüğünden önce açılan ve devam eden davalara da uygulanacağına dair hüküm içeren Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ek 3.madde hükmü uygulanarak" kısmını iptal ettiği, Dairece Ek Madde 3'ün hükmü uygulanarak yeniden karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılmış ise de Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihinde yürürlüğe giren iptal kararı ve asıl davanın açılış tarihi dikkate alındığında artık Ek Madde 3 madde hükmü uygulanması ortadan kalktığından, asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesince dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, buna göre kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmaza ilişkin usulüne uygun olarak yapılmış kamulaştırma işleminin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince iade kararı gereklerine göre işlem yapıldığı anlaşıldığından, birleştirilen dosyada bir kısım davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin ve asıl dosyada davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3'ün birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "dava tarihi uygulanarak" ibaresinin iptaline karar verildiğinden Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli iptal kararı dikkate alınarak ve Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümediği için birleştirilen dosya davacıları yönünden "Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir." hükmü gereğince birleştirilen dosya yönünden taşınmazın tescil tarihinde belirlenen bedelin dava tarihine güncellenmesi yapılarak bilirkişi raporunda belirlenen bedelin hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi ve asıl dosya ile hükmedilen bedele asıl dosya dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde birleştirilen dosya dava tarihinden işletilerek hatalı faiz hükmü kurulması gerekçesiyle birleştirilen davada bir kısım davacı yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar ve davalı idare yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada bir kısım davacı vekili Avukat ... ile davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Birleştirilen davada davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca davalı idarenin istinaf dilekçesinde birleştirilen davadaki hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir itiraz yer almadığı hâlde, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak bu hususta kararın düzeltilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca 2942 sayılı Kanun’da yer alan 20 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin hüküm Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli kararı ile iptal edilmiş olmakla birlikte, eldeki davada 20 yıllık süre iptal kararından önce dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.2. Değerlendirme1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre birleştirilen davada bir kısım davacılar ... vd. vekilinin temyiz itirazlarının tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.3. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmaza ilişkin Başvekalet Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesinin 10.10.1958 tarihli ve 4/10830 sayılı kararı ile kamulaştırılma kararının alındığı, mülga 6830 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırma işleminin yürütüldüğü, Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kanun ile söz konusu kamulaştırmaya istinaden Hazine adına tescil kararı verildiği, tescil kararından sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yürütülen kadastro çalışmaları sonucunda 14.10.1965 tarihinde taşınmazın davacılar kök murisi ... oğlu ...adına tespit edildiği, 16.11.1965 tarihi ile 17.01.1966 tarihi arasındaki iki aylık askı ilan süresinin sonunda davacıların kök murisi adına yapılan tespite itiraz edilmemesi suretiyle 18.01.1966 tarihi kesinleşme tarihi olması gerekirken, kesinleşme şerhinin 31.05.1966 tarihi olarak gösterildiği, bu arada Kadastro Komisyonun 26.04.1966 tarihli 1461 sayılı Ek Kararı ile dava konusu taşınmazın mülga 6830 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırılmasına ilişkin Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı uyarınca taşınmazın Hazine adına tashihen tesciline karar verildiği, ancak Kadastro Komisyonunun sözü edilen 1461 sayılı Ek Kararının ilgililere tebliğ edilip edilmediğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.4. Taraflar arasındaki dava, davacıların kök murisi ... oğlu ...adına yapılan kadastro tespitinin askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesine rağmen, ilgililerine gerekli tebligatlar yapılmadan Kadastro Komisyonunun ek kararı ile daha önceden usulüne uygun olmaksızın yapılan bir kamulaştırma işlemi ve mahkeme kararına dayanılmak suretiyle yolsuz olarak Hazine adına tescil edildiği iddiasına dayanmaktadır. Ancak Kadastro Komisyonunun 1461 sayılı Ek Kararının ilgililere tebliğ edilip edilmediğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı gibi tescilin yolsuz olup olmadığının tespiti hususunun tapu iptal ve tescil davasının konusunu oluşturduğu anlaşıldığından bu nokta açıklığa kavuşturulmaksızın açılan inceleme konusu davada davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Birleştirilen davada davacılar ... vd. vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne,2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Birleştirilen davada davacılar ... vd.den peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.