İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davacının güven ilişkisi suistimal edilerek hisselerinin düşük bedelle devralınıp nihai alıcıya aktarıldığı iddiasıyla davalılar aleyhine açılan ticari satımdan kaynaklanan tazminat davası.
Özet: Davacı, Online İşler Tic. A.Ş.deki %80 hissesini, şirketteki yöneticilik pozisyonu ve güven ilişkisini kötüye kullanan davalı ...ya düşük bedelle devrettiğini, ancak ...nın aslında hisseleri diğer davalı ... A.Ş. adına alarak devrin hemen ardından bu şirkete aktardığını iddia etmektedir; bu durumun, önceden tasarlanmış ve organik bağları olan davalılar tarafından hisselerin gerçek değerinin altında ele geçirilmesini amaçlayan bir hileli işlem olduğunu ileri süren davacı, uğradığı hisse değeri fark alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin ...Tic. A.Ş.’deki (“Online İşler”) %80 oranındaki hissesini, 29.09.2023 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı ...’na devrettiğini, ..., devir öncesinde de, şirkette hissedar olduğu gibi, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su olarak görev yaptığını, bu süreçte müvekkiline, dayısı olduğunu söylediği bir akrabasından para alarak müvekkilinin hisselerini almak istediğini bildirdiğini, yılların verdiği güven ilişkisi ve şirketin yöneticisi olmasından bahisle şirketi ve ortağını zarara uğratmayacağı inancıyla, gerçek alıcı olduğuna inanılarak ve hisselere biçilen değer gerçek kabul edilerek hisse devir işlemleri tamamlandığını, hisse devir işlemlerinin tamamlanmasından sadece günler sonrasında, müvekkilinden devralınan hisselerin, diğer davalı ... A.Ş. (“...”) isimli şirkete devredilmiş olduğunun basın yoluyla öğrenildiğini, daha önce muhatap ...’na hisse devir işlemlerinde ...’na hukuki danışmanlık yaparak hisse devir işlemlerini yürüten avukatın da aslen diğer davalı ...’ın hukuki danışmanı olduğu ve devrin hemen akabinde nihai alıcı diğer davalıya devir işlemlerine de danışmanlık yaptığının öğrenildiğini, davalıların, önceden tasarlayarak ve birlikte hareket ederek, müvekkilinin güven duyduğu davalı ...’nu gerçek alıcı gibi gösterdiğini, aslen üçüncü kişi adına hisseleri düşük bedelden devralındığını ve hemen akabince asıl alıcıya devredildiğini, tüm bu hususları belirtir ihtarnamenin, ... 28.Noterliği’nin ... tarih ve ... no’su ile keşide edilerek, ... ve ...’ye muhatap olarak, ... A.Ş.(“...”) ve ...A.Ş ...’na (“...”) ise bilgi amaçlı olarak gönderildiğini, davalıların her biri tarafından ihtarnameye cevaplar verildiğini, ... tarafından bu durumun inkar edildiğini, ... tarafından diğer muhatapların karar alma sürecinde etkisi olmadığını, bu devir sırasında ...’na satış bedeli ödenmediğinin belirtildiğini, bilgi için gönderilen muhataplar tarafından ise durumun tamamen inkar edilerek neredeyse ilgili şirketlerle herhangi bir bağlarının olmadığının iddia edildiğini, bu beyanlar sonrasında gerek ticaret sicil kayıtları ve gerekse de davalı kişi/şirket/fonların basın açıklamalarının irdelendiğini ve durumun tahmin edilenin de ötesinde olduğunun ortaya çıktığını, davalı tüm şirketlerin yöneticilerinin ortak olduğunu, ... ile ...’in adreslerinin de ortak olduğunu, ...AŞ ve ... tüm fonlarının aynı binada olduğunu, Online İşler hisselerinin ...’na devri sonrasında, ... şirket Yönetim Kurulu Başkanı ve tek yetkilisi olarak tescil edilmiş iken, hisselerin ... tarafından ...’ye devri sonrasında Yönetim Kurulu Başkanı ve tek yetkili aynı kişi kalmaya devam ettiğini, ..., şirket hisselerinin tamamını elinde bulundurduğu sırada sınırlı imza yetkisine dahi sahip olmadığını, bu gerçekler karşısında, davalı ...’nun hiçbir zaman gerçek alıcı olmadığı, salt müvekkilinin davacının ortağı, yöneticisi ve güven duyduğu yakını olması suretiyle hem alıcıda ve hem de hisse değerinde gerçeği göstermediğinin tartışmasız olduğunu, davalı şirketlerin, evrak üzerinde hukuken ayrı ayrı oluşumlar gibi gözükseler de, içiçe ve organik bir bağ ile bağlı olduklarının tartışmasız olduğunu, ... tarafından verilen müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameye verilen cevapta, ...’na devralınan hisseler karşığı bir ödeme yapılmadığı belirtilmekte ise de, nakit bir ödeme yapılmasa dahi devralınan hisselerin değerlemesinin yapıldığını ve bu değerleme üzerinden işlem yapıldığının kuşkusuz olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile; belirsiz alacak davası olarak ve miktarı tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik, 500.000.-TL hisse değeri fark alacağının, devir tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... Şirketi vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacının ...A.Ş.’deki (“...”) %80 oranındaki hissesini, 29.09.2023 tarihli hisse devir sözleşmesi ile (Davacı tarafından 29.09.2024 tarihli olduğu iddia edilse de dava dilekçesi ekinde yer alan hisse devir sözleşmesinde 27.09.2024 tarihli olduğu görülmektedir) davalı ...’na devretmiş olduğuna, ...’nun, devir öncesinde de, bahsi geçen Online İşler’in hissedarı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, CEO’su olduğuna, bu süreçte davacı ...’e, dayısı olduğunu söylediği bir akrabasından para alarak davacının hisselerini almak istediğini bildirdiğine, davacının yılların verdiği güven ilişkisi ve şirketin yöneticisi olmasından bahisle şirketi ve ortağını zarara uğratmayacağı inancıyla, gerçek alıcı olduğuna inanılarak ve hisselere biçilen değer gerçek kabul edilerek hisse devir işlemleri tamamladığına, hisse devir işlemlerinin tamamlanmasından sadece günler sonrasında, davacıdan devralınan hisselerin, diğer davalı ... A.Ş. (“...”) isimli şirkete devredilmiş olduğunu basın yoluyla öğrendiğine ilişkin iddialar ileri sürdüğünü, davacının bahsi geçen iddiaları ile ilgili olarak müvekkilinin de davalı sıfatıyla muhatap alarak davalıların, önceden tasarlayarak ve birlikte hareket ederek, davacının güven duyduğu davalı ...’nu gerçek alıcı gibi gösterdiğine, aslen üçüncü kişi adına hisseleri düşük bedelden devralındığına ve hemen akabinde asıl alıcıya devredilmiş olduğuna ilişkin haksız, dayanaksız ve gerçeklere aykırı iddialar ileri sürdüğünü, davacının haksız, dayanaksız ve asılsız iddialarının hiçbirisini kabul etmediğini, davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse haksız ve mesnetten yoksun açılan davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Kabul anlamına gelmemek üzere, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazları dikkate alınarak davanın reddedilmesini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, eldeki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, hak düşürücü süre itirazının dikkate alınarak davanın reddini, kabul anlamı taşımamakla beraber, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacak nitelikte olduğunu, anılan sebeple davacının belirsiz alacak olarak davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, iş bu neticede davanın usulden reddini, aksi kanaatte olunması halinde ise talep edilen bedelin tamamı üzerinden harcın tamamlatılmasını, davacı ile müvekkili arasında 27.09.2023 tarihli Sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkemeler başlıklı 17. maddesi; “İşbu Sözleşme ve işbu Sözleşmenin mevcudiyetine, geçerliliğine veya feshine ilişkin tüm hususlar Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına tabi olacak ve bu kanunlar doğrultusunda yorumlanacaktır. İşbu Sözleşmeden kaynaklanan veya işbu Sözleşme ile ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar ... Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir…” hükmünü havi olup davacı ve müvekkilinin sözleşme serbestisi kapsamında Sözleşme’den kaynaklanan uyuşmazlıklara tahkim şartı getirdiğini, davacının sözleşmeden kaynaklı iddia etmiş olduğu alacak talebinin tahkim şartı yerine getirilmeden uyuşmazlığın doğrudan yargıya taşındığını, nitekim 6100 sayılı HMK'nın 413. maddesi uyarınca davacı ve müvekkili arasında akdedilen sözleşmeden de açık bir şekilde görüleceği üzere tahkim şartı bulunmakta olup davanın öncelikli olarak usulden reddi gerektiğini, davacı ...'ün, ... Şirketi’nin %80 oranında hisseye; müvekkilinin ise %20 oranında hisseye sahip iken taraflar arasında hisse alım ve satım sözleşmesi akdedildiğini, █████/2023 Tarihli Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi uyarınca, davacıya ait hisseler, ederinin çok üstünde müvekkili tarafından satın alındığını, sözleşmenin akdedildiği 2023 yılında, davacıya ait hisseler yukarıda belirtildiği üzere 1.000.000,00 ABD Doları ödenmek suretiyle satın alınmış olup söz konusu bedel piyasa rayicinin oldukça üzerinde olduğunu, müvekkili tarafından hisselerin devralınmasından bir süre sonra, müvekkili şirketin işleyişini büyütmek ve tamamı hisselerine sahip olduğu şirkete yeni bir vizyon katmak amacıyla şirket hisselerinin bir bölümü başka bir alıcıya satıldığını, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, davanın usuli itirazları doğrultusunda usulden reddine, mahkemece usuli itirazlar yerinde bulmaz ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini
talep etmiştir.
Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili şirket açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının huzurda görülmekte olan dava dilekçesinde yer alan talebinden de görüleceği üzere, tazminat talebini taraflar arasında akdedilen Sözleşme uyarınca ...'na yönelttiğini, dava dilekçesine ek olarak sunulan bilgi ve belgelerden de görüleceği üzere, davacının taleplerinin ... ile akdettiği sözleşmeden kaynaklı olduğu görüldüğünü, dolayısıyla müvekkili ile davacı arasında dava konusu talep ile ilişkilendirilebilecek hukuki ilişkinin hiçbir aşamada var olmadığını, bu noktada açılan davanın müvekkili şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacı ile ... arasında akdedilen Sözleşme ilişkisine hiçbir aşamada dahil olmadığını ve taraflar arasında kurulan sözleşmeden haberdar olmadığını, dolayısıyla, davacı tarafından müvekkiline yöneltilebilecek herhangi bir hak iddiasının hiçbir surette doğmadığını, Yargıtay pasif dava husumeti hususunda değerlendirme yaparken dilekçede belirtilen hususlara değinerek husumet yokluğu halinde davanın usulden reddinin gerektiğini, öncelikli olarak usule ilişkin itirazları nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetten yoksun açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....Şirketi vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili şirket açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının huzurda görülmekte olan dava dilekçesinde yer alan talebinden de görüleceği üzere, tazminat talebini taraflar arasında akdedilen Sözleşme uyarınca ...'na yönelttiğini, dava dilekçesine ek olarak sunulan bilgi ve belgelerden de görüleceği üzere, davacının taleplerinin ... ile akdettiği sözleşmeden kaynaklı olduğu görüldüğünü, dolayısıyla müvekkili ... açısından davacı ile arasında dava konusu talep ile ilişkilendirilebilecek hukuki ilişkinin hiçbir aşamada var olmadığını, bu noktada açılan davanın müvekkili ... şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacı ile ... arasında akdedilen Sözleşme ilişkisine hiçbir aşamada dahil olmadığını, sözleşmenin davacı ile ... arasında akdedildiğini, müvekkilinin davacı ile ... arasında akdedilen sözleşme ilişkisine hiçbir aşamada dahil olmadığını, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmeden kaynaklı olarak bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline yöneltilebilecek herhangi bir hak iddiasının hiçbir surette doğmadığını, Yargıtay pasif dava husumeti hususunda değerlendirme yaparken dilekçede belirtilen hususlara değinerek husumet yokluğu halinde davanın usulden reddinin gerektiğini, öncelikli olarak usule ilişkin itirazları nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetten yoksun açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış ve dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, hisse devir isteminin tazminine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının eksik ödendiği ileri sürülen hisse devir bedelinin tazmini talebinin yerinde olup olmadığı ve miktarı ile zamanaşımı, husumet ve tahkim itirazlarının yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413. maddesine göre tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tahkim şartını düzenleyen 17.maddesi, "... İşbu sözleşmeden kaynaklanan veya işbu Sözleşme ile ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkez, Tahkim Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir..." şeklinde düzenlenmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi ... esas, ...karar sayılı ilamında "uyuşmazlıkla ilgili öncelikle tahkim yoluna gidileceği konusunda irade birleşmesinin söz konusu olduğu, tahkimle çözüme ulaşılmadığı taktirde mahkeme yoluna başvurulacağının belirtildiği, bu durumda şarta bağlı tahkim olmadığı, aksine açık ve kesin bir şekilde tahkimle çözümün esas alındığı," tespitleri yer almaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 17.maddesinde uyuşmazlıkla ilgili öncelikle tahkim yoluna gidileceği kararlaştırıldığından süresinde ileri sürülen tahkim ilk itirazı uyarınca Davalı ... yönünden davanın 6100 sayılı HMK nin 116/1-b 413-1 maddeleri gereği davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Diğer davalılar yönünden yapılan incelemede ise davacının sahip olduğu payları kendi iradesi ile serbestçe belirlediği bedelden devrettiği ve devir bedelini aldığı, dosya içeriğine göre davacı hissesinin değerini ve yaptığı devir işleminin niteliğini bilebilecek durumda olduğu, dava dilekçesinde payların devri ve bedelinin belirlenmesinde, muvazaalı işlemlerle iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin herhangi bir nedene dayanılmadığı, davacı ile davalı ... arasındaki pay devri sözleşmesi sürecinde taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşmeye davalıların herhangi bir etkisinin bulunduğunu ortaya koyacak bir delil sunulmadığı, davacının paylarını devretmesinden sonra payları devir alan kişi bu payları devretmekte serbest olup devir alınan payların başka bir kişiye devri önceki devir için belirlenen bedeli geçersiz hale getirmeyeceği, başka bir ifade ile hisselerin üçüncü kişilere serbestçe belirlenen bedel üzerinden devredilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, yapılan bu değerlendirmeler doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmasının dosyanın esasına yenilik katmayacağı sonuç ve kanaatine varıldığından anılan davalılar yönünden davanın ispatlanmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davalı ... yönünden davanın 6100 sayılı HMK nın 116/1-b ve 413/1 maddeleri gereğince tahkim şartı nedeniyle usulden reddine,
2-Diğer davalılar yönünden davanın ispatlanamadığından reddine,
3-Karar tarihine göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan 8.538,75 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭ 7.923,35 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı yana iadesine,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 80.000,00-TL (davalı ... tarafı bu miktarın 45.000,00-TL'sinden geçerli olmak üzere) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile müştereken ve müteselsilen davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. █████/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!