Yargıtay nitelikli yağma suçunda mahkumiyet için şüpheden uzak somut delil bulunmadığından beraat ilkesi gereğince kararın bozulması gerektiğine dikkat çeken içtihat.
Özet: Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet kararı, ilk derece ve istinaf mahkemelerince onanmış olsa da, Yargıtayın değerlendirmesinde, katılan ile sanıklar arasında husumet bulunduğu, katılanın olay yerini gösteremediği ve sanıkların eylemi gerçekleştirdiğine dair mağdurun istikrarlı beyanlarına rağmen her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca mahkumiyet için yeterli delil olmadığı sonucuna varılmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli yağmaHÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama1. Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9. MD-355 Esas, ████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanık ...'in yokluğunda verilen 06.10.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 10.10.2023 tarihli temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı belirlenmiştir.2.Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden sanık ... müdafii ve katılan vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceAdana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2021 tarih, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a.c, 150/2, 62, 53, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.B. İstinafAdana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 03.10.2023 tarihli ve █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA.Temyiz Sebepleri1.Katılan Vekilinin Temyiz İstemiÜst sınırdan hüküm kurulması gerektiği, takdiri indirim maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.2.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemiGörgü tanığı bulunmadığı, mağdurun ifadesi ve adli tıp raporu dışında delil bulunmadığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğine dair somut delil bulunmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince, katılanlar ile sanıklar arasında husumet bulunduğu, katılanın olay yerini gösteremediği, sanıkların katılanın cebinden zorla 200,00 TL para aldıklarına dair her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmadığı ancak katılanın aşamalardaki istikrarlı kendisini bıçakla yaraladıklarına dair iddiaları ve bu iddiaları destekleyen basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığına dair alınan rapor gereğince sanıkların eyleminin "şüpheden sanık yararlanır ilkesi" gözetilerek kasten yaralama suçunu oluşturduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARAR1.Sanık ...'in temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;Ön inceleme bölümünün ilk paragrafında açıklanan nedenle sanığın temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,2.Sanık ... müdafi ve katılan vekilinin sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümler yönünden temyiz istemleri hakkında yapılan incelemede;Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,30.10.2025 tarihinde karar verildi.