Vade farkından kaynaklanan alacak davasında davacının temerrüt sonrası altın bazlı munzam zarar talebi ile davalının borcun ödendiği ve kötü niyet iddialarının incelendiği hukuki süreç.
Özet: Bu hukuki belge, davacının ödenmeyen bir senet nedeniyle davalının temerrüde düşmesinden kaynaklanan, adli faizin ötesinde, altın bazlı olarak hesaplanacak munzam zararın tespitini ve ödenmesini talep ettiği; davalının ise borcun tamamen ödendiğini, altın bazlı talebin hukuka aykırı olduğunu ve davanın kötü niyetli olduğunu savunarak reddini istediği; mahkemenin ise davanın ticari niteliğini Türk Ticaret Kanununun mutlak, nispi ve ticari işletmeyle ilgili dava türleri kapsamındaki kriterlere göre incelemekte olduğu bir alacak davasına ilişkin süreci özetlemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı ile davalı arasında düzenlenen --- tanzim tarihli ve ---- vade tarihli senet bedeli davalı tarafından ödenmediğinden ------sayılı takip dosyası üzerinde kambiyo senetlerine mahsus icra yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının vadesinde ödemediği iş bu senedin tahsili maksadıyla başlatılan icra takibi kapsamında, alacağa adli faiz oranı (reeskont avans faizi) işletildiğini, davalı borçlu senet bedellerini vade tarihlerinde ödemeyerek temerrüde düştüğünü Temerrüde düşen davalı borçlunun , adli faiz dışında alacaklı davacının fiili zararlarını da tazmin etmesi gerektiği gerek yasal düzenlemeler gerekse ---------- ile sabit olduğunu, tüm bu nedenlerle Müvekkil davacının adli faiz dışında, , altın bazlı olarak hesaplanacak 447,36 gram 24 ayar altın bazında munzam zararının tespitine ve aynen ifasına, davalıdan bu zarar kaleminin aynen ifa şeklinde altın olarak ödenememesi halinde ise, karar tarihindeki merkez bankası 24 ayar gram altın satış fiyatları göz önünde bulundurularak rayiç değeri üzerinden TL karşılığına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa ------- sayılı takip dosyası kapsamında tarafımızca davacıya yapılmış olan 2.821.618,14 TL tutarındaki ödemeyi doğrulamaktadır. Bu ödeme ile davacının 1.500.000 TL senet bedeli, 582.473,19 TL reeskont avans faizi, 259.616,09 TL vekalet ücreti olmak üzere ödeme yapıldığınıBu durum, davacının iddia ettiği zararın fiilen karşılandığını ve tüm alacaklarının ifa edildiğini kanıtladığını, Altın Bazlı Talep Türk Parasını Koruma Kanunu’na Aykırı olduğunu, Davacının, daha önce açılmış ve itirazımızla durmuş bir icra takibine rağmen, aynı alacak için bu kez mahkemeye başvurması kötü niyetli bir yargı süreci kullanımı olduğunu, tüm bu nedenlerle Davanın yazılı yargılama usulü ile görülmesine,. Davacının munzam zarar ve altın bazlı tazminat taleplerinin tümden reddine, Davacının alacağını fazlasıyla tahsil ettiğinin kabulüne, 1567 sayılı Kanun’a aykırı altın cinsinden taleplerin geçersizliğine, Davacı aleyhine % 20 aşağı olmaması şartı ile kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, munzam zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.-----yazı cevabında; davalı ----- en son sicil kayıtlarına göre bilginin verildiği gerçek kişi ticari işletme kaydı ------bulunduğu,---- yazı cevabında; davalı ----- vergi kimlik numaralı mükellefi ----tarihi itibari ile ---- hisseye sahip ortağı olduğu anlaşıldığı, -------Dairemize en son beyan ettiği ----dönemi -------beyannamesi ile bilanço usulüne göre defter tuttuğu------ yazı cevabında; davalı------, Dairelerinde ---- vergi kimlik numarasında kayıtlı -------- Yönetim Kurulu Üyesi olduğu, bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 1. sınıf tacir olduğu, ---- yazı cevabında; davacı------ itibaren Gayri Menkul Sermaye İradı yönünden mükellef olduğu anlaşıldığı, Kanun esaslarına göre defter tutmaya mecbur olanlar 213 sayılı VUK'nun 172. Maddesinde Ticaret ve sanat erbabı; 2. Ticaret şirketleri; 3. İktisadi kamu müesseseleri; 4. --------Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler; 5. Serbest meslek erbabı; 6. ----- olarak hükme bağlanmış olup Gayri Menkul Sermaye İradı yönünden mükellefiyeti bulunan----- defter tutma mecburiyeti bulunmadığı,---- cevabında; davalı----- esnaf kaydına Rastlanılmadığı, davacı ------- tarihinde ---- numarası-----kayıt olduğu ve bu kaydını ---- tarihinde kapattığı tespit edilerek mahkememize bildirildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir.Somut olayda; davacı davalı ile aralarındaki taşınmaz alım satımı nedeniyle temel alacak borç ilişkisi kapsamında ödenmeyen kambiyo senedinden kaynaklı olarak yapmış olduğu takip sonucu enflasyon ve kur farkından kaynaklı zararın tazminini talep etmiş olup; davalının tacir vasfının bulunmadığı, görev, dava şartlarından olduğundan ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1. maddesi uyarınca her aşamada resen gözetilmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Özetle uyuşmazlığın taraflar arasındaki temel alacak borç ilişkisinden kaynaklandığı, kambiyo senedinin uyuşmazlık konusu olmadığı ve davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmakla; davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. ----------
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ---------Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, davacı vekiline ( e duruşma sistemi üzerinden ) davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ------------ Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!