Şirketin organsız kalması ve borca batıklık iddiasıyla iflas davasında talep edilen yönetim kayyımı atanması başvurusunun reddine ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Davacı taraf, çoğunluk hissedarı olduğu davalı şirketin tek yöneticisinin istifasıyla organsız kaldığını ve borca batık durumda olduğunu iddia ederek şirkete yönetim kayyımı atanması ve doğrudan iflasına karar verilmesi talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesinin yönetim kayyımı atanması talebini organsızlık hali bulunmadığı gerekçesiyle reddetmesi üzerine, ilgili hukuki düzenlemeler ışığında tüzel kişilerin gerekli organlardan yoksun kalması durumunda kayyım atanmasının hukuki dayanağını ve şirket faaliyetlerinin devamlılığı için gerekli bir tedbir olduğunu vurgulayan istinaf incelemesi sürecine girilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025 (Ara karar)
NUMARASI
: ████████ Esas
DAVANIN KONUSU
: İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179))
KARAR TARİHİ
: █████/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile; Davalı şirketin 200.000 adet payından 179.200 adedi davacıya ait olduğunu, Davalı şirketin organsız kaldığını, davalının diğer ortağı, aynı zamanda tek müdürü ve temsilcisi ...., görevi bıraktığını davalı şirkete noterden yolladığı ihtarname ile bildirdiğini, davalı şirketin yönetim organı bulunmadığından yeni bir müdür atamak amacıyla genel kurul da toplanamadığını, ayrıca davacının davalı şirketin borca batık durumda olduğundan muttali olduğunu, bu nedenle öncelikle davalı şirkete organsızlık sebebiyle tedbiren ve tensiben yargılama sonlanana kadar yönetim kayyımı atanmasına, davalı şirketir borca batık ve organsız durumda olması sebebiyl doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemenin █████/2025 tarihli ara kararı ile; " Davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, yukarıda açıklanan TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı, eski yönetimin görevinin devam ettiği de dikkate alınarak yönetim kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı kanaatine varılarak" yönetim kayyımı ataması talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek ara kararın kaldırılmasını, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
İhtiyati tedbirin şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı düzenlenmiştir.
Bir şirket veya kooperatiflerde, organ yokluğundan bahsedebilmek için, şirket organlarından, genel kurul, yönetim kurulu veya denetim kurulunun oluşamaması veya görevlerini yapmaması veya yapamaması gerekir. Bu durumda şirket faaliyetinin devamının ve faaliyetinin sağlanabilmesi amacıyla kayyum atanır. 6102 sayılı TTK’nun 530. maddede ise, uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından birinin mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamaması durumunda pay sahipleri, şirket alacaklıları veya gümrük ve ticaret bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirleyeceği, bu süre içerisinde durumun düzeltilmemesi halinde, mahkemenin şirketin feshine karar vereceği ve davanın açılması halinde mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceği düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde, "Gerekli organın mevcut olmaması ile kastedilen bu organın gerçekten bulunmamasıdır. Yönetim kurulunun süresi sona ermiş olmasına rağmen, yeni bir yönetim kurulunun seçil(e)memiş olması veya yönetim kurulu üyelerinin istifaları ile kurulun boşaldığı ve yerlerini doldurma imkânının bulunmadığı hâllerde yönetim organının mevcut olmadığı kabul edilmelidir." denilmiştir. Yasada açıkça ifade edilmese dahi, böyle bir durumda mahkemenin alabileceği gerekli önlemlerin başında kayyum tayinine ilişkin tedbirdir. Atanan kayyum, bir yandan şirket organ eksikliğinin giderilmesi için gerekli işlemleri yaparken bir yandanda bu süre içerisinde şirketin faaliyetinin devamını sağlayacaktır. Kayyımlık ve yasal temsilcilik ise, TMK’nun ikinci kitabında 426 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Somut olayda talep edilen kayyımlık ise aynı yasanın 427. maddesinde düzenlenmiş, 427/4 bentte bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyumu atanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla Yönetim kurulu üyeliğinin belirli bir süre için seçilmiş olması ve sürenin dolmuş olması, yahut yönetim kurulu üyelerinin istifası tek başına TTK'nın 530. maddesindeki organ yokluğu sonucunu doğurmayacağı gibi süresi dolan yahut istifa eden yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetki ve görevi de devam eder. Nitekim bu husus Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı █████/2014 tarihli kararında "Anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edeceklerinin kabulü gerekir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesiyle şirketin kendiliğinden organsız kaldığından söz edilemez." şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle davacının yönetim kayyımı tayinine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar hukuka uygun bulunmuştur.
Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TLharcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!