2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca taşınmazın yol olarak terkinine ve kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davada objektif değer artışı, arta kalan kısım değer azalışı ve faiz taleplerinin temyiz incelemesi.
Özet: İdare tarafından açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı sonrası tarafların istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince dosya iade edilmiş, yeniden yapılan yargılamada tekrar kabul kararı verilince taraflarca ikinci kez istinafa başvurulmuş; bölge adliye mahkemesi, taşınmazın arazi vasfında olup gelir metoduyla değer tespitini, %4 kapitalizasyon faizi, arta kalan kısım için değer düşüklüğü ile hastane ve sanayi sitesi gibi merkezi yerlere yakınlığı nedeniyle %200 objektif değer artışı uygulanmasını uygun bularak kabul kararını esastan reddedip onayınca, taraflar bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Çorum 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çorum ili, ..., köyü 1 63... parsel (ifrazla 1 63... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırması yapılmak suretiyle rayiç değerinin tespit edilmesi gerektiğini, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışının kamulaştırma bedeline ilave edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin kanuna aykırı olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan 1 63... parsel sayılı taşınmazın gerek büyüklüğü gerek geometrik şekli göz önüne alındığında kullanım açısından herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olamayacağını, bu kısım için %50 oranında değer azalışında ısrarcı olunması halinde arta kalan kısmın tamamının kamulaştırılmasına karar verilmesinin daha uygun olacağını, arta kalan kısmın yeni yapılacak il yoluna cepheli olması nedeniyle değer artışı söz konusu olacağını, bu hususun da bilirkişilerce değerlendirmeye alınması gerektiğini ileri sürmüştür.2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırması yapılmak suretiyle rayiç değerinin tespit edilmesini, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, arta kalan kısım için uygulanan değer azalışının gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğunu, enflasyon etkisiyle değerini yitiren kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren ....endeks verilerine veya mevduata uygulanan en yüksek faiz oranına göre faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın ... Belediye Başkanlığından gelen müzekkere cevabına göre belediye sınırı içerisinde ve meskun alanda bulunmadığı ve belediyenin hizmetlerinden de yararlanmadığı anlaşılan dava konusu taşınmazın arazi niteliğinde olduğu kabul edilerek gelir metodu doğrultusunda değer belirlenmesinde, taşınmaz üzerinde sulu tarım yapılması sebebi ile kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak hesaplanmasında, kamulaştırma nedeni ile ifraz edilen kamulaştırmadan arta kalan 1 63... parsel için uygulanan değer düşüklüğü oranında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi gözetilerek münavebeye esas ürünlerin 2022 yılı verilerinin hesaplamalarda kullanılmış olmasında, dava konusu taşınmazın imar sınırına mesafesi, yine fen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hastane ve sanayi sitesi gibi merkezi yerlere yakınlığı nazara alındığında objektif değer artışının %200 oranında uygulanmasında ve bu hususlar nazara alınarak alınan Dairenin kaldırma kararı sonrasında düzenlenen 24.08.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması ve buna göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arazi niteliğindeki Çorum ili, ..., köyü 1 63... parsel (ifrazla 1 63... parsel) sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "01.03.2022 dava tarihinden" ibarelerinin hükümden çıkartılması, yerlerine ayrı ayrı "davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasına denk gelen 02.07.2022 tarihinden" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin 25.12.2024 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Değerlendirme” gerekçesine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 09.10.2025