Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddi.
Özet: Davacı, kendisine ait olmadığını iddia ettiği çekten kaynaklanan icra takibine karşı, borçlu olmadığının tespiti ve ağır ekonomik durumu nedeniyle teminatsız ihtiyati tedbir talebiyle menfi tespit davası açarken, davalı ise çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olabileceğini ve dava değerinin düşük gösterildiğini savunmuş; mahkeme ise, para alacağı içeren ticari davalar arasında yer alan bu tür menfi tespit davalarının Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesi gereğince dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu tespit ederek, davanın bu dava şartı açısından incelendiğini belirtmiştir.

T.C.
İSTANBUL21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:███████DAVA
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Söz konusu icra takibi kesinleşmiş olduğundan müvekkilinin haksız icra tehdidi altında malvarlığına haciz konulması riski ile karşı karşıya olduğunu, bu durum müvekkilinin açısından telafisi güç ve imkânsız zarar doğuracağını, müvekkilinin ağır ekonomik sıkıntı içerisinde olup, İİK m.72/2’de öngörülen teminatı yatırmaya elverişli değildir. HMK m.392/3 açıkça, “teminat göstermeye elverişli olmadığı anlaşılan kişiden teminat alınmayabilir” düzenlemesini içerdiğini, müvekkilinin sosyal ve ekonomik durumu, icra dosyasına yansıyan borç yükü ve malvarlığı kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, teminat göstermesi fiilen imkânsız olduğunu, öte yandan takip dayanağı çek üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığı hususu son derece ciddi ve güçlü bir delil teşkil ettiğini, zira mahkemenizce söz konusu müvekkili adına atılan imza ile resmi kurum ve kuruluşlarda alınan imza örneklerine bakıldığında, çekin üzerindeki imzanın müvekkile ait omadığı bariz şekilde görüleceğini, bu iddianın bilirkişi incelemesiyle doğrulanması halinde davalı tarafın müvekkili haksız şekilde icra tehdidi altında bıraktığı sabit olacağını, bu nedenle davanın esasına girilmeden önce icra takibinin sürdürülmesi halinde müvekkilin uğrayacağı zarar telafisi imkânsız boyutlara ulaşacağını, bu sebeple ihtiyati tedbir talebimizin teminatsız olarak kabul edilmesini talep ettiğini, davalı tarafça .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu çek nedeniyle borçlu olmadığımın tespitini, yargılama süresince icra takibinin durdurulması için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu çek miktarı 700.000 TL olup dava açılırken davaya esas değerin 1.000 TL gösterildiğini, bu nedenle öncelikle davacı tarafa harcın tamamlattırılması gerektiğini, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı iddia edilmiş ise de bu konu ile ilgili çek bankaya ibraz edilmeden bankaya davacı tarafından herhangi bir müracaat yapılmadığını, taraflarında çeki imzalayan ile şirket yetkilileri arasında anlaşma ile veya yetki verilerek işlemin yapıldığı kanaati oluştuğunu, bu nedenle muhatap banka şubesine müzekkere yazılarak daha önce ödenmiş çeklerde aynı imza ile ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını talep ortaya çıkacak gerçekler sonrasında davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; davacının davalıya .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. Sayılı dosyasında takip edilen alacak ve takibe konu çek nedeniyle borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir.█████/2023 tarihinde yürürlüğe giren █████/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;Madde 5/A - (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6235 Madde 18/A ; " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder," şeklinde düzenlenmiştir.Değere bağlı iş bu menfi tespit davasının dava şartı olan arabuluculuğa tabi olduğu, Mahkememizin █████/2025 tarihli tensip zaptı ile davacıya arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı suretini sunması hususunda tebliğden itibaren 1 (bir) haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden red edileceğinin ihtarına, işbu tensip tutanağının tebliği ile ihtarın yapılmış sayılmasına dair ara karar kurulduğu ve tensip zaptının davacıya tebliğ olunduğu görülmüştür. Her ne kadar celse arasında davacı vekili tarafından arabuluculuk sürecinin başlatıldığına dair beyan sunulmuşsa da; davacının ön inceleme duruşmasının yokluğunda yapılması talepli mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılmadığı, celse arasında dosyaya arabuluculuk başvurusu yaptığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, duruşma günü belge sunulduğu; ancak, arabuluculuk başvurusunun sonradan tamamlanabilecek bir dava şartı olmadığı görülmekle dava tarihinden sonra yapılmış başvuruya mahkememizce itibar edilmeyerek davacının davasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M / Ayrıntıları Yukarıda Açıklandığı Üzere :1-Davacının davasının Arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden Reddine,2-Alınması gerekli 732,00 TL karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,5-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre tespit olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...