Konkordato projesinin tasdikine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddedilmesi ve temyiz başvurusunda adil yargılanma hakkı ihlali iddiaları.
Özet: Bu hukuki evrakta, bir şirketin konkordato projesinin ilk derece mahkemesi tarafından tasdik edilmesinin ardından, alacaklıların süresinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının reddedilmesi üzerine, müdahil alacaklıların Yargıtaya temyiz başvurusunda bulunduğu; temyiz sebeplerinin ise ilk derece mahkemesinin istinaf süresi hakkında yanlış bilgilendirme yaparak mahkemeye erişim hakkını engellediği, bazı alacakların ilan yoluyla tebliğ eksikliği nedeniyle konkordato projesine dahil edilmediği ve konkordato projesinin şartlarının (faizsiz ödeme teklifi, uygulanabilirlik, borçlunun asıl maksadı gibi) hukuka ve İcra ve İflas Kanunundaki aranan şartlara uygun olmadığı yönündeki itirazları içerdiği görülmektedir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı müdahiller ....Bankası A.Ş., ... Elektrik Perakende Satış A.Ş., ... ve .... A.Ş. vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Talep eden vekili dilekçesinde; müvekkilinin borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemez duruma geldiğini, ödeme güçlüğüne düştüğünü ve konkordato ön projesinde yazıldığı şekilde borçlarını ödemek istediğini beyan ederek, 3 aylık konkordato geçici mühleti verilmesini ve akabinde konkordatosunun tasdikini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım alacaklılar vekilleri ibraz ettikleri dilekçeler ile yargılamaya müdahil olmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konkordato projesinin adi alacaklılar yönünden yasada öngörülen oranın üzerinde bir çoğunlukla kabul edildiği, projenin talep edenin mal varlığı ile uyumlu olduğu, 2004 sayılı İİK'nın 206/4. fıkrasında yazılı 1. sıra alacaklılar yönünden vadesi geçmiş alacağın bulunmadığı ve teminat alınmasına gerek olmadığı, konkordatonun tasdiki halinde alacaklıların eline geçecek miktarın iflas koşullarına göre daha fazla olacağı sonucuna varıldığı ve 2004 sayılı İİK'nın 305. maddesindeki konkordato tasdik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle talep eden şirketin konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar müdahil .... Bankası, ....., ..., .... Bölgesi Hayvancılık Kooperatifin vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklıların 308/a. maddesinde belirtilen sürede istinafa başvurmadıklarından istinaf dilekçelerinin süresinde olmadığından ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde;
a.İlk Derece Mahkemesinin kararında, istinaf kanun yoluna başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta olduğunun yazılı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin müdahilleri yanılttığı, Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca mahkemeye erişim haklarının engellenemeyeceği,
b.Dosyanın esasına ilişkin olarak ise istinaf nedenlerini tekrarlayarak talebin reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
2.Müdahil... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; konkordato sürecine ilişkin ilanın müvekkiline posta yoluyla bildirilmediğinden şirket alacağının konkordato tasdiki dosya sürecinde komiser heyetine bildirilemediği ve konkordato projesine dahil edilemediği, bu sebeple mahkemeden müvekkili alacağının kabulü ile talep eden konkordato talep eden şirketten tahsiline, müvekkili şirketin alacağının tasdik olunan projedeki tüm borçlar ödendikten sonra ödenmesi için ayrıca konkordato heyetine ve ilgili yerlere müzekkere yazılmasının istendiği, ancak talebinin Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.01.2025 tarihli, ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara ilişkin istinaf itirazının istinaf mahkemesinde incelenmediğini beyan etmektedir.
3.Müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; talep edenin konkordato projesinde yer alan faizsiz ödeme teklifinin tenzilat konkordatosu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, paranın alım gücündeki değişmelerin mevcut piyasa koşulları, ülkedeki yüksek enflasyon nedeniyle taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, talep edenin teklifinin soyut vaatler içerdiğini beyan etmektedir.
4. Müdahil .... Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin kararında, istinaf kanun yoluna başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta olduğunun yazılı olduğu,istinaf yoluna bu nedenle süresinde başvurulduğunu, konkordato projesinin tasdiki için İİK'nın aradığı şartların gerçekleşmediğini, talep edenlerin sunduğu konkordato projesinin gerçekleştirilebilir olmaktan uzak olduğunu, talep edenin asıl maksadının borçlarının ifasını sürüncemede bırakmak olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı nitelikte olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile talebin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Talep, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
1-Anayasa’nın 36/1. maddesine göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ile ilgililer mahkemeye erişim hakkına sahip olmakla uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmekte ve uyuşmazlığın mahkemece karara bağlanmasını isteyebilmektedir.
Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Anayasa Mahkemesi, Hasan İşten, B. No: █████████, 22/2/2018, § 37).
6100 sayılı Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 297. maddesinde hükmün kapsamında bulunması gereken unsurlar düzenlenmekle anılan maddenin 1/c. bendinde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, 1/ç. bendinde ise hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresinin gösterilmesi gerektiği yer almaktadır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 306/son fıkrası ise; tasdik kararının mahkemece 288. madde uyarınca ilan edilip ilgili yerlere bildirileceği hükmünü, anılan Yasa'nın 308/a. bendi ise konkordatoya itiraz eden diğer alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde kanun yoluna başvurabilecekleri hükmünü düzenlenmektedir.
Bu bilgiler doğrultusunda kanun yollarına ilişkin düzenlenen süreler, hakim tarafından değil, kanun tarafından tayin edilen süreler olup, mahkeme kararında bu sürelerin ve başvurulacak merciin belirtilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin süreleri doğru olarak göstermeleri zorunludur. Yargı kararlarına başvurulacak kanun yolu ile süresinin hükümde açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması, hak arama hürriyetinin ihlal edilmesine sebep olacaktır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi de birçok kararında; başvurucuların gerekçeli kararda belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülebileceği, mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında, temyiz süresinin mahkeme kararında farklı belirtilmiş olması karşısında, kanunda belirtilen süre olduğu kabul edilerek, dilekçenin reddine karar veren değerlendirmelerin, mevzuat hükümleri çerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, yapılan yorumun başvurucuların temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği, bu açıdan kararın, başvurucuların mahkemeye erişim hakkını zedelediği sonucuna ulaşarak, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi'nin ████████ başvuru numaralı ve 09.06.2016 tarihli (29757 sayılı ve 29.06.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) kararı)
“Yine, uyuşmazlık konusu hakkında, Hukuk Genel Kurulu ile bir kısım hukuk dairelerinin kararları arasında içtihat aykırılığı ortaya çıkmış, farklı yöndeki uygulama ve kararların devamlılık taşıması nedeniyle içtihatların birleştirilmesi yoluna gidilerek, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.04.2023 tarihli ve 2021/5 Esas, 2023/2 Karar sayılı kararı ile sonuç olarak; hukuk davalarında, hükümde kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi hâlinde, hatalı gösterilen kanun yolu süresi içerisinde yapılan kanun yolu başvurusunun incelenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bahsi geçen içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde, hâkimin uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmünü tespit ederek resen uygulama ve bu çerçevede kanun yolu süresini de taraflara doğru gösterme yükümlülüğünün kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece hatalı şekilde kanun yolu süresinin yanlış gösterilmesi nedeniyle kanunda belirtilen süre içerisinde kanun yollarına başvurma hakkının kullanılamaması lehine olan taraf için usule ilişkin kazanılmış bir hakkın doğduğunun kabul edilemeyeceği, zira usule ait kazanılmış hak esasının bir istisnası olarak kamu düzeni ile ilgili konularda usulî kazanılmış haktan söz edilemeyeceği hususu da vurgulanmıştır.
Yapılan tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece, talep eden şirket temsilcisi ve vekili, geçici konkordato komiseri ile hazır bulunan müdahil vekilinin yüzüne karşı ve diğer müdahillerin yokluğunda duruşmada verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru süresinin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olduğu belirtilmiştir. Hükümde kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi halinde, hatalı gösterilen kanun yolu süresi içerisinde kanun yolu başvurusunun incelenebileceği, bu durumda mahkeme kararına göre, kanun yoluna başvurma süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak kabul edilmesi gerektiğinden; Bölge Adliye Mahkemesi'nin müdahale eden alacaklılar yönünden istinaf başvuru süresini tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta olduğu belirtilerek, İcra İflas Kanunu’nun 308/a maddesinde gösterilen istinaf süresi içerisinde olmadığından istinaf başvurularının süre yönüyle reddine karar verilmesi yerinde olmamış, işin esası incelenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de, temyiz eden alacaklılardan .... A.Ş’nin talebine yönelik olarak verilen 17.01.2025 tarihli ek karara karşı, alacaklı ... A.Ş’nin istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.
3- Bozma nedenine göre, temyiz eden müdahil alacaklılar .... Bankası,.... ...., ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
VI. KARAR
1- Yukarıda 1 ve 2 no.lu bentlerde açıklanan sebeplerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2- 3 no.lu bentte açıklanan sebeplere göre temyiz eden müdahil alacaklılar .... Bankası,...., ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcın istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!