Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde, trafik kazası sonucu ölümden kaynaklı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasının özeti.
Özet: Davacılar, murislerinin 23/01/2024 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki aracın trafik kazasında vefat etmesi sonucu destekten yoksun kalma ve manevi zararlarının tazmini talebiyle dava açmış, ilk aşamada davalı sigorta şirketi ile toplam 1.800.000 TL maddi tazminat konusunda sulh yoluyla anlaşarak bu davalı hakkındaki taleplerini konusuz bırakmış; ardından bilirkişi raporları doğrultusunda diğer davalılar araç sürücüsü ve maliki aleyhine olan maddi tazminat taleplerini 4.369.963,94 TLye, manevi tazminat taleplerini ise 3.000.000 TL olarak güncelleyerek yargılamanın devamını istemişlerdir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:BAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:DAVACILAR
: 1-2-3-VEKİLİ
:DAVALI
: 1-VEKİLİ
:DAVALI
: 2-VEKİLİ
:DAVALI
: 3-İHBAR OLUNAN
: 1-VEKİLİ
:İHBAR OLUNAN
: 2-DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:KARAR YAZIM TARİHİ
:Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:TALEP
:Davacılar vekili █████/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; █████/2024 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak yan devrilmesi sonucu oluşan kazada müvekkillerinin murisi ...'ın vefat ettiğini, kaza sonucu tutulan kaza tespit tutanağında sürücü ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, murisin ailesinin geçimini sağlandığını, müvekkillerinin murisin kazancıyla geçimlerini sağladıklarını, murisin ölümü ile hem maddi olarak hemde manevi olarak sıkıntı yaşadıklarını, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin murisin feci şekilde ölümü neticesinde manevi olarak da yıprandıklarını, manevi çöküş içerisinde olduklarını, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu, dava öncesi davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin de araç maliki olarak sorumluluğu olduğunu beyanla öncelikle araç maliki davalı şirketin ve araç sürücüsü ...'in gayrimenkul ve menkulleri üzerine ihtiyati haciz bu mümkün olmadığı takdirde ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama aşamasında alınacak raporlar sonucu arttırılmak üzere şimdilik her bir müvekkili için 100,00'er TL olmak üzere toplam 300,00TL destekten yoksun kalma maddi tazminat bedelinin davalılardan avans faiziyle birlikte tahsiline, her bir müvekkili için 1.000.000,00'er TL olmak üzere 3.000.000,00TL manevi tazminat bedelinin araç maliki şirket ve araç sürücüsü ...'den tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili █████/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın iş kazası talepli olmadığını, trafik kazasına dayalı tazminat talepli olduğunu, kaza tarihinde davalı şirketin araç maliki, diğer davalı ...'in araç sürücüsü olduğunu, araç maliki ve araç sürücüsünün ortak sorumluluğunun olduğunu, davalı tarafların yetki itirazlarının yerinde olmadığını, Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kaza tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığını, zamanaşımı itirazlarının da reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin araç maliki olarak sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, olaşan kazada araç sürücüsünün kusurlu olduğunun açık olduğunu, ATK'dan alınacak kusur raporuyla da bu durumun ortaya çıkacağını, emniyet kemerine ilişkin iddialarda ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarının açık olduğunu, tazminat taleplerinin dosya kapsamında alınacak hesap raporuyla ortaya çıkacağını, iş bu dosya sonucunda ortaya çıkacak hiçbir bedelin müvekkillerinin kayıplarını unutturamayacağını, müvekkillerinin sebepsiz zenginleşme kastının bulunmadığını, kazaya karışan aracın Kasko poliçesi kapsamında sigortasının bulunmadığını davalı tarafça kasko poliçesi olması halinde buna ilişkin bilgi ve belgelerin de dosyaya sunulmasını beyanla önceki talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili █████/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davalı sigorta şirketi ile sulh olduklarını, anlaşma kapsamında müvekkili ... için 1.463.100,30 TL, müvekkili ... için 207.474,61TL ve müvekkili ... için 129.425,09 TL olmak üzere toplam 1.800.000,00 TL ödeme alındığını, davalı sigorta şirketi yönünden ödeme alınması sebebiyle davanın konusuz kaldığını beyanla bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesini, diğer davalılar yönünden taleplerinin devam ettiğine beyan etmiştir.Davacılar vekili █████/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporlar doğrultusunda davalı sigorta şirketinden toplamda 1.800.000,00TL ödeme alındığını, müvekkili ... için 100,00TL olan maddi tazminat taleplerini 3.552.296,95 TL'ye, müvekkili ... için 100,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 503.732,66 TL'ye, müvekkili ... için 100,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 314.234,33 TL'ye yükselttiklerini toplam maddi tazminat taleplerinin 4.369.963,94 TL olduğunu bu talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.CEVAPLAR
:Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazayla ilgili olarak SGK İl Müdürlüğünden yapılan ödeme olup olmadığının tespit edilmesini, dava başvuru şartlarının usulüne uygun yerine getirilmediğini bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazayla ilgili olarak usulüne uygun Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını, yapılacak tazminat hesabında murisin gelirinin asgari ücret olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kazayla ilgili varsa açılmış olan ceza davasının neticesinin beklenilmesini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu beyanla açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili █████/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacı taraf ile sulh olduklarına, tazminat, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti bedellerinin davacı tarafa ödendiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, müvekkil aleyhine tazminat, faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.Davalı ... ... Ltd. Şti. vekili █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; açılan davada müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin iş bu davada taraf sıfatı olamayacağını bu nedenle öncelikle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, açılan davada mahkememizin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemelerin Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde talep edilen taleplerin tümünün zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle de davanın reddine karar verilmesini, davaya konu kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, illiyet bağının da bulunmadığını, kazanan oluş şekline göre davalı ... ve muris ...'ın kusurlu olduğunun ortada olduğunu, oluşan kazada karayolunda buzlanma olduğunu, buzlamaya karşı yolların tuzlanmadığının ve murisin emniyet kemeri takıp takmadığının dikkate alınması gerektiğini, davacıların murisin kusurundan kaynaklı oluşan kazada maddi tazminat haklarının bulunmadığını, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olamayacağını, davacıların bu durumu suistimal ettiğini, davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne ihbar edilmesi gerektiğini, davalı sürücünün ... A.Ş.'nin ihalesi kapsamında █████/2022 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında işe başladığını, davanın ... A.Ş.'ne de ihbar edilmesini beyanla açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan Karayolları Genel Müdürlüğü vekili █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkememizin yetkili olmadığını, yetki itirazlarının olduğunu, davalı Sar-Ba şirketi vekilinin müvekkili kuruma davanın ihbarını içerir iddialarını kabul etmediklerini, iddiaların gerçeklikten uzak ve asılsız olduğunu, hava durumu raporlarına göre kazanın meydana geldiği karayolunun ulaşıma uygun olmayacak kadar kötü olduğunu gösteren bir rapor veya belge mevcut olmadığını, tuzlama işleminin belirli hava koşullarında yapıldığını, koşulların mevcut olmaması halinde yapılacak tuzlama işleminin karayoluna faydadan çok zarar verebileceğini, kazanın oluştuğu karayolunda düzenli olarak kontrollerin yapıldığını, yol bakım çalışmalarının yapıldığını, olay tarihinde başkaca bir kaza yaşanmadığının tespit edildiğini, kaza tespit tutanağında da müvekkili kuruma atfedilen bir kusur durumu olmadığını beyanla müvekkili kurum yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Mahkememizce, Seydişehir . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, davalı sigorta şirketinden davaya konu kazaya ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı da tespit edilerek ilgili bilgi ve belgeler, SGK İl Müdürlüğünden murisin hizmet dökümleri ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, Emniyet müdürlüklerinden davacı ve davalı gerçek kişinin sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, UYAP sisteminden kazaya karışan ... plakalı aracın trafik sicil kayıtları alınmış, PTT Baş Müdürlüğünden murisin kaza tarihinden önceki 6 aya ilişkin maaş bordroları celp edilmiş, Adli trafik bilirkişisi ve Adli Tıp uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, Aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden hesap raporu alınmıştır.Seydişehir . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekilerinin mahkememiz dosyası davacıları olduğu, sanığının mahkememiz dosyası davalısı ... olduğu, sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.DAVANIN NİTELİĞİ
:Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacılar vekili, █████/2024 tarihinde, davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan davalı ... Ltd. Şti. adına tescilli ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteği ...'ın vefat ettiğini belirterek tüm davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı ve ayrıca davalılar ... ve ... Ltd. Şti.'den manevi tazminat talebinde bulunmuştur.TARAFLAR ARASINDAKİ ÇEKİŞME
:Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacıların uğradığı zararın türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği, hatır taşıması indiriminin uygulanıp uygulanamayacağı, belirlenecek tazminata işletilecek faizin türünün ve başlangıç tarihinin ne olacağı hususları ihtilaflıdır.BEKLETİCİ MESELE HUSUSU
:Davalı ... Ltd. Şti. vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi ile reddi hakim talebinde bulunmuştur.Mahkememiz bir başkan ve iki üye hakimden teşekkül ettiğinden ve reddedilen hakim olmaksızın heyet toplanamayacağından reddi hakim talebinin mahkememizce karara bağlanamayacağının tespiti ile, 6100 sayılı HMK'nun 40/2 maddesi gereğince davalı ... vekilinin reddi hakim talepli dilekçesinin incelenmesi için görüş yazısıyla birlikte dosya kül halinde Konya . Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 42/4 maddesi gereğince reddi hakim talebi hakkında verilecek kararın kesinleşmesine kadar bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir.Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... d.iş esas, ... d.iş karar sayılı █████/2025 tarihli kararı ile;"...1-Davalı ... Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi vekili ... Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Es.sayılı dosyasından Mahkeme Başkanı ... (... ) hakkındaki reddi hakim talebinin HMK.nun 36, 38 ve 42. maddeleri gereğince REDDİNE,2-Reddi hakim talebinde bulunan davalı ... Şirketi'nin talebi kötü niyetli ve yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığından HMK.nun 42/6 maddesi gereğince takdiren 5.000,00 TL DİSİPLİN PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA..." şeklinde karar verilmiştir.Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... d.iş esas, ... d.iş karar sayılı █████/2025 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine verilen Konya BAM . Hukuk Dairesinin █████/2025 tarih, ... esas, ... karar sayılı;"1-Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli ve ... D.İş Esas - ... D.İş Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan reddi hakim talep eden davalı ... Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE..." şeklindeki kararı ile reddi hakim talebi kesin olarak neticeye bağlandığından yargılamaya devam edilmiştir.YÜRÜRLÜKTEKİ MEVZUAT VE GENEL AÇIKLAMA
:2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.Anayasa Mahkemesi’nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ... E, ... K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerekir.Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.Davacılar, davaya konu trafik kazasında vefat edenin eşi ve çocukları olup, müteveffanın ölümüyle destekten mahrum kaldıklarını savunarak destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuşlardır. Davacılar ile müteveffa arasındaki ölüm tarihindeki yakınlık durumu ve vefat tarihindeki yaş durumları nedeniyle tüm davacılar ile müteveffa arasında desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir.HUSUMET İTİRAZI
:Davalı ... Ltd. Şti. Vekili, müvekkilinin ... A.Ş.'den aldığı ihale kapsamında kargo taşımacılığı yapan müvekkili şirkete ait aracın karıştığı trafik kazasında müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini iddia etmiştir.2918 Sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3.kişi üzerinde bulunmasını engeleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasanın 3.maddesinde "işleten" araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85.maddesinde ise, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüme yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdiği zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Somut olayda, kazaya karışan araç, davalı şirket adına tescillidir. Davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan █████/2024 tarihli dilekçe ekindeki dava dışı ... A.Ş. ile davalı şirket arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi incelendiğinde, ... A.Ş.'nin sorumluluğunda bulunan belirli iş kalemlerinin ücreti mukabilinde davalı şirket tarafından üstlenildiği, davalı şirket vekilinin husumet itirazında belirttiği gibi dava konusu aracın söz konusu hizmet alım sözleşmesi kapsamında kullanılmakta olan bir araç olduğu ve kaza tarihinde hizmet alım sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin araç maliki olması ve aynı zamanda kargo taşımacılığı işinin yüklenicisi konumunda olması dikkate alınarak araç işleteni sıfatının bulunduğu anlaşılmıştır.ZAMANAŞIMI DEFİİ
:Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (... , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 72 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün ... ... , HGK'nın 16.04.2008 gün, ... , HGK'nın 05.06.2015 gün ... ,... ve HGK'nın 16.09.2015 gün, ... , ... , HGK'nın 10.06.2015gün, ... ... sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıldır. Davaya konu trafik kazası █████/2024 tarihinde meydana gelmiş, eldeki dava ise █████/2024 tarihinde, yani uzun ceza zamanaşımı süresi dolmadan önce açılmıştır. Bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir.YETKİ İTİRAZI
:Dava konusu kaza sonucu oluşan haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin olmakla, mahkemenin yetkili olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.6100 sayılı HMK'nun 6/1.maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir" hükmü yer almaktadır.Eldeki davada olduğu üzere, bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin █████/2013 tarih ... Esas ... Karar)Dava sebebi olan haksız fiil halinde HMK'nin 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olması gözönüne alındığında bu maddenin amacına aykırı bir yorumla HMK 7/I. maddesi gereğince haksız fiilin vuku bulduğu yerin tüm davalılar için kesin yetkili mahkeme olarak kabul edilmesi ve HMK'nin 6. maddesinde düzenlenen genel yetkili mahkeme yetkisinin kaldırdığı şeklindeki yorumlanamaz. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. (Aynı yönde Yargıtay . Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı)Zarar gören davacıların ikametlerinin ve aynı zamanda kaza yerinin bulunduğu yer Mahkememiz yetki sınırları içerisinde kaldığından ve davacı seçimlik hakkını bu yönde kullandığından yetki itirazı yerinde görülmemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:Kazaya karışan ... plakalı aracın, kaza tarihinde davalı ... Ltd. Şti. adına tescilli olduğu ve kaza sırasında sürücüsünün davalı ... olduğu ve davalı ... Sigorta şirketinin █████/2023-█████/2024 tarihli ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde geçerli sakatlanma/ölüm ve sağlık/tedavi gideri teminat limitlerinin 1.800.000,00'er TL olduğu, dosya kapsamına celp olunan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.Adli trafik bilirkişisi ve Adli Tıp uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan █████/2024 tarihli raporda özetle;"...... Plakalı Kamyonet Sürücüsü ...” bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan Madde-52/1-b (Aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak.) Kuralını ihlalden olayda Kusurlu olup % 100 (yüzde yüz) ORANINDA TAM KUSURLU olduğu;Yolcu Müteveffa ...'ın bu kazada her hangi bir kural ihlalinin olmadığı, Kaza tespit tutanağına göre; yolcu olarak araç içinde emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığı,Müteveffa ...'ın "araç içi trafik kazasına bağlı kafa kemik kırığı, kafa, sırt ve gögüs bölgesini ilgilendiren travma" nedeniyle öldüğünün bildirildiği,Kafa kemik kırığına neden olabilecek düzeydeki bir trafik kazasında açığa çıkan enerjinin emniyet kemeri kullanımına bağlı mekanizmanın ani ivme değişiklikleri ile kilitlenmesi ve ortaya çıkan kuvvetin vücuda aktarımı sonucu göğüs ve kuşak kısmında görülmesi beklenen ekimoz, sıyrık, vb. travmatik lezyonların ölü muayene tutanağında tariflenmediği dikkate alındığında; müteveffa yolcu ...'ın meydana gelen trafik kazası sırasında tıbben emniyet kemerinin takılı olmadığı, kemerini takmamasının literatür çalışmaları doğrultusunda ölümüne %50 oranında etkili olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir.Dava konusu trafik kazasının tek taraflı olarak meydana gelmesi, kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağında ve ayrıca ilgili soruşturma dosyası kapsamında aldırılan Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin █████/2024 tarihli raporunda, davalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sebebiyle davalı araç sürücüsünün asli kusuruyla kazanın meydana geldiğinin tespit edilmesi, mahkememiz dosyası kapsamında aldırılan █████/2024 tarihli kusur raporunda da kaza tespit tutanağı ve ayrıca ATK kusur raporuyla örtüşen ve çelişmeyen tespitlere yer verilmesi ve bu haliyle kusur raporunun dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile kazanın oluş şekline uygun olması dikkate alınarak hükme esas alınması gerekmiştir.Aktüerya hesap uzmanı bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan █████/2025 tarihli raporda özetle;"...1)Hesaplama, ... plakalı araç sürücüsüne atfedilen %100 kusur oranına göre yapılmıştır. Müteveffa desteğe kusur atfedilmediği için, hesap edilen tazminatlardan kusur indirimi yapılmamıştır.2)Müterafik kusur indirimi münhasıran mahkemeniz takdirindedir. Ancak mahkemenize kolaylık olması ve ek rapor sürecinin hâsıl olmamasına binaen; yerleşik uygulama gereği %20 oranında müterafik kusur indirimi hesabı yapılmıştır.3)Müteveffa destek ...'ın, 23.01.2024 tarihinde, trafik kazasından vefatı nedeniyle;a)Davacıların PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre ve %20 oranında müterafik kusur indirimi neticesinde talep edebileceği, destekten yoksun kalma tazminatı,-Davacı eş ... için 4.561.809,42TL,-Davacı oğul ... için 711.207,27TL,- Davacı oğul ... için 443.659,42TL olarak hesaplanmıştır.b)Davacıların TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre ve %20 oranında müterafik kusur indirimi neticesinde talep edebileceği, destekten yoksun kalma tazminatı,- Davacı eş ... için 5.015.397,25TL,- Davacı oğul ... için 711.207,27TL,- Davacı oğul ... için 443.659,42TL olarak hesaplanmıştır.4)Davalı ... Sigorta A.Ş. nin, KTK ZMSS 2024 yılı Kişi Başı Ölüm Teminat Limiti 1.800.000,00 TL dir. Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olması ve teminat limitinin tüm tazminatı karşılamaması nedeniyle garame hesabı yapılmıştır. Garame hesabına göre davacıların, davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat miktarları şöyledir:a)PMF 1931 Yaşam Tablosuna GöreHak sahibiHesap edilen DYK TazminatıToplam DYK TazminatıOranıTeminat LimitiNihaiEşi4.561.809,42TL/5.716.676,11TL=0,797983x1.800.000,00TL=1.436.369,11TL...711.207,27TL/5.716.676,11TL=0,124409x1.800.000,00TL=223.936,61 TL...443.659,42TL/5.716.676,11TL=0,077608x1.800.000,00TL=139.694,28 TLTOPLAM1.800.000,00TLb) TRH 2010 Yaşam Tablosuna GöreHak sahibiHesap edilen DYK TazminatıToplam DYK TazminatıOranıTeminat LimitiNihaiEşi ...5..015.397,25TL/6.170.263,94TL=0,81284x1.800.000,00TL=1.463.100,30TLOğlu ...711.207,27TL/6.170.263,94TL=0,115264x1.800.000,00TL=207.474,61TLOğlu ...443.659,42TL/6.170.263,94TL=0,071903x1.800.000,00TL=129.425,09TLTOPLAM1.800.000,00TL..." kanaatleri bildirilmiştir.DESTEK ZARARI TAZMİNATININ HESAPLANMASINDA HÜKME ESAS ALINMASI GEREKEN YAŞAM FORMÜLÜNÜN TRH 2010 YA DA PMF 1931 YAŞAM FORMÜLLERİNDEN HANGİSİNİN OLMASI GEREKTİĞİNE İLİŞKİN OLARAK YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE;Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, █████/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında;"...KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.)Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir.Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.KARAR
: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir.Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararlarının esas alınması gerekmiştir.Davalı vekilleri tarafından; davacılara SGK tarafından dul yetim aylığı bağlandığı ve davacıların aylıklarının ödenmeye devam edildiği belirtilerek yapılan ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle hesap raporu düzenlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de; Özellikle mahkememiz için de bağlayıcı olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun █████/1978 tarih ve ... esas ... karar sayılı kararı ile güncel Konya BAM . Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere, SGK tarafından davacı hak sahiplerine dul yetim aylığı bağlanması, bağlanan ölüm aylığının peşin değerli gelire dönüştürülemeyecek aylıklardan olması ve destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında Emekli Sandığı tarafından bağlanan gelirlerin indirilemeyeceği hususları bir arada gözetildiğinde davalıların bu hususa ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.DAVA KONUSU KAZADAKİ MÜTERAFİK KUSUR DURUMU VE HATIR TAŞIMASI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE;Yerleşik yargıtay uygulamasına göre hatır taşımasının süresinde sunulan cevap dilekçesi ile defi olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı)Somut olayda davalı tarafça, hatır taşıması durumu süresinde defi olarak ileri sürülmüştür. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davalı araç sürücüsü özetle; müteveffanın iş yerine ulaşabilmesi için kullanmış olduğu araca bindiğini ve seyahate başladıklarını, kullandığı aracın normalde müteveffanın iş yerine ulaşımı için ona tahsis edilen bir araç olmadığını, arkadaş olması sebebiyle herhangi bir karşılık almaksızın müteveffayı araca aldığını beyan etmiştir. Müteveffanın, araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden belirlenen maddi tazminat miktarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekmiştir. (Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı)6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.Somut olayda, kaza tespit tutanağında müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığının belirtilmiş olması ve ölüm sonucunun meydana gelmesinde kemerin takılı olmadığının etkili olması nedeniyle belirlenen maddi tazminat miktarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiştir.Somut olaya emsal Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E. ... K. Sayılı ilamı: "...Araç sürücüsü ile davacının arkadaş olmasına, kazanın piknik dönüşü meydana gelmiş olmasına ve alınan alkol promili nazara alındığında davacının, araç sürücüsü olan arkadaşının alkollü olduğunu bilemesinin mümkün olmadığına dair savunması hayatın olağan akışına uygun olmamasına göre, mahkemece davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu görülerek tazminat miktarının indirim yapılmasında isabetsizlik yok ise de; TBK kapsamında mahkemece zararın belirlenmesinden sonra tazminattan indirim nedenleri olan 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 43. maddesi) düzenlenen hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi sırasıyla uygulanarak, davalının sorumlu olacağı tazminat miktarı belirlenmelidir. Somut olayda, indirimin toplam %40 olarak yapıldığı ve bu şekilde yapılan indirim istinaf eden davacının aleyhine olduğundan davacının müterafik kusur ve oranına yönelik istinaf sebepleri bu nedenle yerinde olduğu gibi maddi tazminat talebi ile açılan davada TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceğinin gözetilmemesi de isabetli olmadığından, davacı vekilinin bu nedenlerle istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir..." şeklindedir.Az yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadı uyarınca, somut olayda hatır taşıması ve müterafik kusur durumu birlikte vuku bulduğundan hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi sırasıyla uygulanarak, davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarı belirlenmelidir.Davacılar vekili █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde davalı sigorta şirketi ile yapılan sulh ibra ve feragatname protokolü ve ödeme makbuzları suretini mahkememize sunmuştur.Söz konusu sulh ve ibra protokolü ile davacılar vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesindeki açıklamalardan anlaşıldığı üzere, dava tarihinden sonra davalı sigorta şirketi tarafından davacı ... için 1.463.100,30 TL, davacı ... için 207.474,61TL ve davacı ... için 129.425,09 TL olmak üzere toplam 1.800.000,00TL (teminat limitinin tamamı kadar) ödeme yapılmıştır.Davacılar vekili, dosyaya sunduğu █████/2025 tarihli bedel arttırım dilekçesinde, aktüerya hesap uzmanı tarafından TRH 2010 Yaşam Formülüne Göre ve ayrıca %20 oranında uygulanan müterafik kusur indirimine göre düzenlenen █████/2025 tarihli rapor ile sigorta şirketi tarafından teminat limitleri kadar yapılan 1.800.000,00TL'lik ödemeyi mahsup ederek bedel arttırımında bulunmuştur. Hal böyle olunca bedel arttırım dilekçesinde belirtilen sonuç tazminat miktarlarından %20 oranında ilave indirim yapılmak suretiyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı miktarları belirlenmiştir. Bir başka anlatımla; dava tarihinden sonra davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması sebebiyle davalı sigorta şirketine yönelik talep yönünden davanın konusuz kaldığı, sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin mahsubundan sonra geri kalan destek tazminatları için sigorta şirketi haricindeki diğer davalıların sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmış ve hüküm buna göre tesis edilmiştir. Yerleşik yargıtay uygulamasına göre hatır taşıması ve müterafik kusur sebebiyle davacılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin takdiri buna göre yapılmıştır. (Yargıtay . HD.nin █████/2017 gün ve ... E. ... K.) Ayrıca, dava tarihinden sonra sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sebebiyle ödeme miktarınca dava konusuz kaldığından konusuz kalan kısım yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemiştir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar)MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME;Davacılar vekili manevi tazminat talebini davalı araç işleteni ve sürücüsüne yöneltmiştir.TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK █████/2004, ... -... )Somut olayda; davacılar ile davalıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin tam kabulü gerekmiştir.BELİRLENEN TAZMİNATLARA İŞLETİLECEK FAİZ TÜRÜ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:Konuya ilişkin Konya BAM . Hukuk Dairesinin █████/2025 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile;"...Kazaya konu davalı sigortalara sigortalı ... plakalı sürücünün kullandığı araç ruhsatında yük nakli amaçlı ticari kamyonet olduğu belirtilmiş olmakla, ıslah dilekçesinde de hükmedilecek tazminatlara ticari faiz uygulanması talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesi yerine yasal faize hükmedilmesinde yasal isabet bulunmamakla, buna yönelik davacı taraf istinafının kabulü gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiştir.Somut olayda, kazaya karışan ... plakalı aracın araç ruhsatında yük nakli amaçlı ticari kamyonet olduğu belirtilmiş olmakla ve dava dilekçesinde ve ayrıca bedel arttırım dilekçesinde avans faizi talep edilmiş olmakla belirlenen tazminatlara uygulanacak faiz türünün avans faizi olması gerektiği kanaatine varılarak davalıların gerek yargılama sırasındaki buna yönelen itirazları gerekse de davanın karara bağlanmasından sonra dosyaya sundukları █████/2025 tarihli dilekçedeki maddi hata düzeltim taleplerinin kabule değer olmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda izah olunan nedenlerle, Anayasa'nın 9. Maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nun 297. Maddesi gereğince, Yüce Türk Milleti Adına Bağımsız ve Tarafsız Yargılama Yapan Mahkememizce, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-DAVACILARIN DAVALI SİGORTA ŞİRKETİNE YÖNELİK MADDİ TAZMİNAT TALEPLERİ DAVA TARİHİNDEN SONRA YAPILAN ÖDEME SEBEBİYLE KONUSUZ KALDIĞINDAN, BU HUSUSTA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2-DAVACILARIN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ, DAVALILAR ... VE ... ... LTD. ŞTİ. YÖNÜNDEN KISMEN KABULÜ İLE,Davacı ... için 2.841.837,56TL,Davacı ... için 402.986,13TL,Davacı ... için 251.387,46TL olmak üzereToplam 3.496.211,15TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... Ve ... ... Ltd. Şti.'den kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİN REDDİNE,3-DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE,Davacı ... için 1.000.000,00TL,Davacı ... için 1.000.000,00TL,Davacı ... için 1.000.000,00TL, olmak üzereToplam 3.000.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... Ve ... ... Ltd. Şti.'den kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,4-Hazine tarafından karşılanan 3.800,00TL arabuluculuk giderinin, iş bu davadaki arabuluculuğun son dönemdeki Yargıtay uygulaması gereği ihtiyari arabuluculuk olması sebebiyle (Bkz. Yargıtay . Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı) davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 238.826,18TL ve kabul edilen manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 204.930,00TL olmak üzere toplam alınması gereken 443.756,18TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 10.247,53TL harç ile yargılama sırasında alınan 14.926,00TL tamamlama harcı toplamı olan 25.173,53TL'nin mahsubu ile bakiye 418.582,65TL harcın davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,6-Davacılar tarafından yapılan 1.282,80TL başvuru harçları, 10.247,53TL peşin harç, 60,80TL vekalet suret harcı, 14.926,00TL tamamlama harcı, 2.113,50TL tedbir harçları, 7.900,00TL bilirkişi ücretleri ve 1.531,00TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 38.061,63TL yargılama giderinden ibranamede yargılama gideri olarak davalı sigorta tarafından ödenen 23.045,63TL mahsup edilerek kalan 15.016,00TL'nin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 411.438,88TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,8-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 64.477,78TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,9-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,10-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 156.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,11-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 156.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,12-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 156.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmes13-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı Sar-Ba şirketi vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Başkan Üye Üye Katipe-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır