İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davası, hisse devri ve stok alımı süreçlerinde düzenlenen kambiyo senedinden kaynaklanan borçluluğun geçersizliği ile icra takibinin iptali talebini değerlendiriyor.
Özet: Bu menfi tespit davasında, davacılar, haklarında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılan 750.000 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ve takibin iptalini talep etmekte olup, bononun sözleşmenin tarafı olmadıkları bir satış işlemi kapsamında stok karşılığı verildiğini iddia ederek mal teslimi yapılmadığını savunurken; davalı ise, bononun bir hisse satış sözleşmesinin 12. maddesi gereğince hisse devir bedeli olarak devredilen alacak kapsamında teslim edildiğini ve haklı nedenle elinde bulundurduğunu ileri sürerek davanın reddini istemektedir ve mahkeme de tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, bononun veriliş amacı, hisse satış sözleşmesindeki yeri, mal teslimi iddiası ve muhasebesel kayıtlar üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yapmaktadır.

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafından müvekkiller aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili ...A.Ş. firmasının "..." isimli işletmeye sahip olduğunu, bu işletmenin dava dışı müvekkil ...'ın da, hissedarı olduğu ... Ltd. Şti. (... VD.-..., tarafından satın alındığını, bu satın almanın ilerleyen sürecinde, stokların karşılığı gerekçesiyle iki adet ek protokolle borçlusunun ... ve kefilinin ... olduğu iki adet senet ciro edilerek ...'a verildiğini, çünkü işletmenin stoklarını devredecek olan ... olduğu için bu senette lehdarı yine ...'ın oluşturduğunu, müvekkili ... firması sözleşmenin tarafı olmadığı gibi kendisi açısından bağlayıcılığının olmadığını, dava konusu senedi sözleşme ve ek protokollere göre davalının elinde bulundurduğunu beyan ettiğini, netice itibariyle bu senedin ne için ...'a verildiğinin ispatına dair zaten karşı tarafın "kabul" beyanı bulunmadığını, söz konusu senedin bundan sonra bu hukuksal ilişkiler kapsamında değerlendirilebileceğini, gerçekten de senet üzerinde "malen" veya "nakden" nakden kaydı bulunmasa da, bu senedin hammadde stoklarına karşılık yani "malen" verildiğinin açık olduğunu, temsilcinin kendisiyle işlem yapma yasağı bulunmadığını, senedin temelini oluşturan mal teslimi yapılmadığını, takip konusu yapılan 15.3.2018 tanzim ve 1.11.2018 vade, 750.000 TL miktarındaki senetten dolayı müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitini beyanla senedin / icra takibinin iptalini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın, ...Ltd Şti'nin borcunu üstlenerek ... A.Ş. lehine senet düzenlendiğini, davacı ...'ın ise bu senede kefil olduğunu, 01.12.2018 tarihinde ise davalı ...Ltd Şti'nin hissedarı olduğu ... A.Ş'nin hisselerinin davacı ... ve dava dışı Kemal Ayaz tarafından satın alındığını, hisse satış sözleşmesinin 12.maddesinde ... A.Ş.adına tanzim edilen kambiyo senetlerinin hisse satım sözleşmenin imzası ile birlikte ... A.Ş.tarafından cirolanarak ...Ltd. Şti'ye teslim edileceği düzenlenmiş olup 01.11.2018 vade ve 750.000 TL bedelli senedin bu kapsamda davalı şirket tarafından elde edildiğini, davaya konu takip konusu senet izah edildiği üzere hisse devir sözleşmesi'nin 12. maddesi gereğince alacağın temliki hükümleri kapsamında ... A.Ş.tarafından cirolanarak ... Ltd. Şti'ye teslim edildiğini, bu nedenle davacının senet nedeniyle alacak ve takip hakkı bulunmadığı iddiasının da bir dayanağının bulunmadığını savunmuş, davanın reddini talep etmiştir.Davacıların menfi tespit talebine konu olan bonodan dolayı kayden alacaklı durumda gözüken davalı borçlu .... Ltd. Şti vekilinin beyanı, ayrıca davacı vekilinin dayandığı dilekçe içeriği ve dayanak sözleşme tarihleri, sözleşme içerikleri dikkate alındığında kambiyo senedinin her iki tarafın delil olarak dayandığı █████/2018 tarihli sözleşme çerçevesinde ... A.Ş.'nin hisse satış sözleşmesine konu olduğu, dosyamız davalısının satıcı, dosyamız davacılarından ...'ın alıcı konumunda olduğu, adı geçen sözleşmenin 12.maddesi çerçevesinde dayanak kambiyo senedinin davalı satıcıya hisse devir bedeli karşılığı düzenlendiğinin davalı tarafından savunulduğu, yine dava konusu olan bonodaki isim ve imza sahiplerinin adı geçen sözleşmenin 12.maddesi gereği yer aldığının savunulduğu, bu itibarla davalı şirketin dava konusu ... A.Ş.'nin hisselerini devreden bir başka deyişle satan şirket konumunda olması sebebiyle bu devrin bedeli olarak bonoyu haklı sebeple elinde bulunduran kişi konumunda olduğunun savunulduğu tartışmasız olduğu, ... A.Ş,'de hisse sahibi olan davalı şirketin, bu hisselerini dava konusu bono karşılığı devrettiğini savunması karşısında, dava konusu bononun davalının savunduğu üzere bedelsiz olarak davalının elinde kalıp kalmadığı, bu çerçevede davacı şirketin sözleşmede taraf olmamasının davaya konu bono içeriği gözetildiğinde ve muhasebesel açıdan davacıyı bağlayıp bağlamadığı, davacı şirket defter ve kayıtlarında bu senedin gözüküp gözükmediği, senedin hangi amaçla verildiği ve alındığı noktasında taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında lehe veya aleyhe işlem olup olmadığı, davacının dayandığı işlem yapma yasağına dair dayanak hükümler karşısında ve ayrıca senedin temelini oluşturduğu iddia olunan mal teslimi yapılmadığına dair iddia dahi gözetildiğinde ve özellikle davalı tarafın cevap dilekçesi ile hisse devir sözleşmesinin 12.madde hükmü dahi dikkate alındığında muhasebesel açıdan tarafların lehine veya aleyhine veri olup olmadığı, sözleşme ile bağlayıcı özellikle ... A.Ş.'nin hissedarlarından ... ile adı geçen ve davacı durumunda olan ... Hizmetleri A.Ş.ile ilişkiler ve yine dayanak sözleşmelere göre bu şirketteki hissesini satan davalı şirket arasındaki muhasebesel ilişkiler dahi dikkate alındığında dava ve takip tarihi itibariyle davacının dava konusu bonodan dolayı borçlu olup olmadığı, Yargıtay uygulaması dahi dikkate alındığında davacının dayandığı uzman raporu ile aynı veya farklı sonuca ulaşılması durumunda gerekçenin muhasebesel açıdan farklılık nedeninin ne olduğu, buna göre davaya konu bonodan dolayı gerek bono gerek sözleşme hükmü ve devir sözleşmesi içerikleri karşısında davacının davalıdan dolayı borçlu olup olmadığının noktalarında toplandığı,Deliller toplandıktan sonra dosya 3 ayrı bilirkişi raporu alınmıştır.█████/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "dava konusu senede ilişkin kayıtlar kapsamında hammadde stoku olarak senedin verilme sebebi de gözetilerek 01.01.2018 işletme devir tarihinde 14.563,05 TL kayıtlı ilk madde ve malzeme ve ticari mal mevcudu tespiti kapsamında davacı şahısların bu tutarla sorumlu olacağı, davacı şirketin söz konusu stoklarına ilişkin işletmenin devir tarihinde farklı bir tutarda olduğuna dair sayım ve tesellüm belgesi/tutanağı bulunmamakla senet bedeli olan tutarın dayanaklarının dosyada tespit edilemediği, senedin ek protokol ile düzenlenmesi sebebiyle protokolün bir borç kabulü olup olmadığı ve diğer hususlarda hukuki tavsifin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 01.12.2018 tarihli Hisse Devir sözleşmesinin 12. Maddesi “alıcılar şirkete ait olan ..devredilen alacakların tamamının satıcılara ait olacağını 3.kişilere karşı satıcıların haklarının devredilen alacaklara ilişkin koruyacağını alıcılar beyan, kabul ve taahhüt eder..” hükmü kapsamında ... şirketinin dava konusu senetteki alacaklı sıfatının yer değiştiği ve davalıların alacaklı sıfatı ile hareket etme yetkisinin verildiği, ancak ... şirketinin 3.şahıslardan olan alacakların ayrıca ... şirketinden de talep edilebileceğine ilişkin açık bir hüküm tespit edilememiş olup, sözleşmenin madde 8/1V.vd. ile senet için yapılan ilgili düzenlemelerin hukuki tavsifinin Sayın Mahkemeye ait olacağı sonucuna varılmıştır." denilmiştir.█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda: "Kanaatimizce dosyanın mevcut durumu itibariyle, dava konusu kambiyo senedi yönünden bedelsizlik ve hükümsüzlük durumunun oluşmadığının değerlendirilebileceği, öte yandan dava konusu senedin işletmeye dair döner malvarlığı (hammadde) devri için düzenlendiği, tarafların bu konudaki belirlemiş olduğu hammadde değeri tarafımızca üstün tutulmakla beraber ticari defterlerdeki stok durumu nazara alınarak davacı defterlerine göre devir/teslim tarihi olarak kararlaştırılan █████████ tarihinde şirket stoklarının bedelinin 14.563,05 TL olduğu ve herhangi bir stok devri yapılmadığı yönündeki mali tespite göre karar verilmesinin de Sayın Mahkeme'nin takdirlerinde olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır. Takdiri ve değerlendirme yetkisi münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere saygılarımızla arz ederiz." demişlerdir.█████/2025 tarihili bilirkişi raporunda: "Sonuç olarak tarafımıza iletilen, tüm dosya münderecatı üzerinde yapılan incelemeler sonrasında ve yukarıda paylaşılan bilgiler ışığında nihai karar Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere; davalı/davacı şirketlerin Kanuni Defterleri, 08.10.2022 tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda davacı/davalı şirketlerin 2018 yılı Kanuni Defterin açılış ve kapanış bilgileri yer aldığı, dosya içerisinde mevcut ... şirketinin dava dışı ...'ın ortağı olduğu ... şirketine devir tarihi █████/2017 ve ... şirketi tarafından hisse devrine ilişkin sözleşme █████/2018 tarihli olup, dava █████/2021 tarihinde açıldığından, dava tarihinden önce █████/2018 tarihinde ... şirketi tarafından hisse devri yapılarak, dava tarihi itibariyle davalı ... Şirketi'nin ortak sıfatı kalmadığı açıktır. Davaya konu edilen 01.11.2018 vadeli 750.000-TL değerindeki 15.03.2018 düzenlenme tarihli senede esas olan 07.12.2017 tarihli Hisse Devri ile 15.03.2018 tarihli “İşletme Devir Sözleşmesine Ek Protokol” de senedin düzenlenme nedeni, tutarı yer almaktadır. Davacı tarafça düzenlendiği kabul edilen, 07.12.2017 tarihli sözleşmeden sonra 15.03.2018 tarihinde davacının kendi rızası ile düzenleyip diğer davacı şirkete teslim ettiği senettin varlığı konusunda taraflar arasında şüphe yoktur. Şirketlerin hissedarlarının değişmesi esnasında davalı tarafa ciro edilmiş olduğu ve davaya konu edildiği, ... şirketi kanuni defterler kayıtlarında davaya konu senedin kayıtta olmadığı, dava konusu senetlerin önce davacı ...’a ve 01.12.2018 tarihli sözleşme kapsamında ...’ın da davalılara devrettiği; dava konusu bonoya dayanak temel borç ilişkisi silsilesi hayatın olağan akışına uygun bir şekilde gerçekleştiği ve davalıların da senetleri bu kapsamda aldığının anlaşıldığı; davacıların bedelsizlik iddiasının sübut bulmadığı, devir işlemlerinin geçersizliğini tespit eden mahkeme kararı olmadıkça devir sözleşmelerinin ifası uğruna verilen senetlerin önemli miktarda malvarlığının devri kapsamında değerlendirmenin mümkün olmadığı, Yargıtay uygulamasının da gösterdiği üzere bir senedin ticari defter kayıtlarında yer almamasının senedin gücünü etkilemediği, hukuki tavsif ve değerlendirme münhasıran Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, işbu inceleme ve tespitlerimizi Sayın Mahkemenizin yüksek takdirlerine sunarız." demişlerdir.Davanın konusu ... 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacılar aleyhine takibe konulan bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasıdır. Davadan önce icra takibi yapılmıştır. İcra takibi incelendiğinde bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi olduğu, senet borçlusunun (keşideci) davacı ... olduğu, davacı ...'ın kefil olduğu, davacı ... Hiz. A.Ş.'ninde senedin lehtarı olduğu açıktır. Senedin arka yüzü incelendiğinde davacı lehtar ... A.Ş.'nin senedi ciro ederek davalı alacaklı... Ltd. Şti.'ye ciro ettiği anlaşılmaktadır. İcra dosyasındaki takip incelendiğinde alacaklı senet hamili ...... Ltd. Şti.'nin senedin keşidecisi, lehtarı ve kefiline karşı icra takibi başlattığı anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK 818 maddesi yollaması ile bonolar hakkında da uygulanan TTK 687 maddesine göre "Poliçeliden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez, meğerki hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etsin" düzenlemesi yapılmıştır. Davamıza konu bonodaki imzaya itiraz olmadığı gibi bonoda ve arka yüzünde bedele ilişkin bir ibare yoktur. Bono incelendiğinde kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi kaydını içeren kıymetli evrak niteliği taşıyan kambiyo senedi vasfında olduğu görülmektedir. Senedin şekil unsurları tamdır. TTK 818 ve 687.maddelerine göre davacı keşideci ve kefilin şahsi defileri takip alacaklısı olan ve karine olarak iyi niyetli hamil olan davalı alacaklıya ileri sürmesi kural olarak mümkün değildir. Davalı alacaklının kötü niyetini ispatlama yükümlülüğü davacılara aittir. Ancak gerek alınan 3 adet bilirkişi raporu gerekse de dosyaya sunulan diğer delillerden davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair ispata elverişli delil yoktur. Diğer yandan davacılardan ... A.Ş. lehtar olup, sözleşmenin tarafı değildir. Dolayısıyla senedin mücerretliğinin kalmadığı, işlem yasağı olduğu, mal teslimi yapılamadığı yönündeki iddialar ispatlanamamış olup, bu iddiaların dava konusu bono içeriği ile de ve diğere deliller ile de ispatlanamamıştır. Bilirkişilerde raporlarında senedin bedelsizliğinin ve hükümsüzlüğünün ispatlanamadığına ilişkin görüş ve rapor sunmuşlardır. Sonuç olarak davacılar davalarını ispatlayamadığından davanın reddi yoluna gidilmiştir.İhtiyati tedbir yolu ile takip durdurulmadığından ve de davalının talebi de olmadığından İİK 72-3 maddesi gereği tazminat kararı verilmemiştir.HÜKÜM
:Yukarıda yazılı nedenlerle;1-Davacıların davalı aleyhine açtıkları Menfi Tespit davalarının Reddine,2-İhtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72-3 maddesi gereği tazminata yer olmadığına,3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının daha önce yatırılan 12.808,13-TL peşin harçtan mahsubu ile 12.076,13-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara iadesine,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT gereğince 118.500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan 7.000,00-TL bilirkişi ücreti, 287,75-TL posta/tebligat gideri olmak üzere toplam 7.287,75-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacılardan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,8-Karar kesinleştiğinde bakiye avansın yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin yokluğunda davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Başkan ...Üye ...Üye ...Katip ...