Ticari bankacılık işleminde bankanın hatalı döviz çevrimi ve bekletilmesiyle oluşan kur farkı zararının tazmini davası.
Özet: Davacı şirket, borçlu aleyhine başlattığı icra takibinde davalı banka nezdindeki alacaklara uygulanan haciz sürecinde, bankanın ilk başta süreci geciktirdiğini, ardından USD hesabından gelen meblağın bir kısmını 16.02.2023 tarihinde Türk Lirası olarak iade edip yaklaşık bir yıl boyunca bu tutarı Türk Lirası cinsinden muhafaza ettiğini ve 19.03.2024 tarihinde ikinci bir icra dosyasına aktardığında, kur farkından kaynaklanan değer kaybı nedeniyle alacağının eksik tahsil edildiğini belirterek uğradığı zararın tazminini talep ederken; davalı banka ise zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının taleplerini somutlaştırmadığını ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; --------- sayılı kararıyla; “davanın kabulüne,-------- Mahkemesi’nin Karar No: -------- ve -------- sayılı dava dışı davalı borçlu -------- Hakkındaki kararlarının tanınmasına ve tenfizine” karar verildiğini, anılan kararın kesinleşmesine müteakip, davacı müvekkili şirket tarafından alacaklı olarak -------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- esas sayılı dosyası üzerinden borçlu ---------- aleyhinde icra takibi başlatıldığını, bu takip kapsamında borçlu --------- şirketinin--------Ş. nezdindeki alacaklarına İİK madde 89/1 gereğince haciz uygulanmasının talep edildiğini, davalı bankanın İİK madde 89/1 gereğince talep edilen haciz müzekkerelerinin işleme konulması sürecinde de anlaşılamayan bir şekilde borçlu firmanın hesaplarına olumsuz cevap verdiğini, tekrar banka hesap numarası ile haciz konulması talep edildiğinde de borçlu firma unvan ve müvekkili firmaya dair bilgiler talep edilerek talep edilen alacağını, icra dosyasına göndermeyerek alacağın tahsilini geciktirdiğini, en nihayetinde bankanın mecburen, davacı müvekkili adına gönderilen İİK madde 89/1 haciz müzekkereleri ve dava dışı borçlu firma bilgilerine dair Banka kayıtlarının müzekkereye eklenmesi ile ve haciz işlemi tesis edildiğini, ilgili icra dosyasına -------- tarafından sunulan cevap yazısında, borçluya ait hesapta 281.428,41 USD bulunduğunun bildirildiğini, bu meblağın Türk Lirası karşılığının, icra dosyasına gönderilmiş olup gelen tutar ile icra dosyasının infaz edilerek kapatıldığını, borç miktarının üstünde kalan kısım 491.455,53 TL tutarındaki miktarın ise 16 Şubat 2023 tarihinde --------- İcra Müdürlüğü tarafından ------- gönderdikleri İBAN numarasına iade edildiğini, akabinde, dava dışı firmanın bakiye borcuna dair ---------- İcra Müdürlüğü’nün ----------- esas sayılı dosyası üzerinden ikinci bir icra takibi başlatıldığını ve doyanın kesinleşmesi ile ---------, İİK 89/1. maddesi uyarınca haciz müzekkeresi gönderildiğini, ----------, anılan müzekkere kapsamında dava dışı borçlu firmanın USD hesabında bulunan meblağ üzerine haciz uyguladığını ve 16 Şubat 2023 tarihinde 491.455,53 TL olarak tutarı, 19 Mart 2024 tarihinde ---------- İcra Müdürlüğü’nün --------- E. Sayılı ikinci açılan icra dosyasına aktardığını, son icra takibi ile davalı-------- 16 Şubat 2023 tarihinde borçlu firma adına iade aldığı meblağı, borçlunun hesapları USD cinsinden olmasına rağmen TL hesabına alarak yaklaşık bir yıl süreyle Türk Lirası cinsinden muhafaza ettiğinin öğrenildiğini, bu durumun, Türk Lirası’nın ilgili dönemde döviz karşısındaki öngörülemez değer kaybı dikkate alındığında, müvekkili açısından somut ve ölçülebilir bir zarara yol açtığını, 16 Şubat 2023 tarihinde iade edilen 491.455,53 TL, o tarihte yaklaşık 26.000 USD’ye tekabül ederken, 19 Mart 2024 tarihinde dosyaya gönderildiğinde yalnızca yaklaşık 16.000 USD karşılığına denk geldiğini, bankanın basiretli bir tacir gibi davranmayarak hatalı işlemi sonucunda maddi zarar meydana geldiğini, müvekkili şirketin alacağını fiilen eksik tahsil ettiğini ve açıkça maddi zarara uğradığını belirterek haklı taleplerinin kabulü ile, davacı müvekkili firmanın, davalı banka tarafından fiilen zararına neden olunduğu tarihteki kur karşılığı USD olarak aynen --------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- esas sayılı dosyasından ---------Ş.’ye iade edilen 491.455,53 TL’nin iade tarihi olan 16.02.2023 tarihindeki USD karşılığı ile, aynı tutarın --------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- esas sayılı dosyasına gönderildiği 19.03.2024 tarihindeki USD karşılığı arasındaki zarar nazara alınarak; banka tarafından dava dışı borçlu firmaya ait mevduatın USD hesapta olmasına rağmen para cinsine uygun olarak muhafaza edilmemesi nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000 USD olmak üzere alacağın, 19 Mart 2024 tarihinden itibaren en yüksek faizi ile davalı ---------Ş.’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkili bankadan zarar tazminatı talep etmekle beraber kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tarafın bir an için alacağı bulunduğu kabul edilse dahi anılan talebin zamanaşımı süresi ile sınırlı olması sebebi ile zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın öncelikle bu sebeple usulden reddi gerektiğini, dava türüne itiraz ettiklerini, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edildiğini, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerekli olduğunu, belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanması gerektiğini, somut durumda davacının davasını belirsiz alacak ve kısmi alacak davası olarak açmış ise de, aleyhe herhangi bir kabul anlamına gelmemek üzere, esasen dava bedelini belirleyebilecek durumda olduğunu, alacak miktarının taraflar arasında ihtilaflı olmasının, talep sonucunun belirlenemez olduğu anlamına gelmediğini, ortada belirlenebilir bir alacak bulunmasına rağmen, davanın belirsiz alacak davası ya da kısmi dava olarak açılması hukuka ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle işbu davanın belirsiz alacak ve/veya kısmi alacak davası olarak açılmasına itiraz etmekte olup, ileride dava bedellerinin arttırılmasına/ıslahına da muvafakatlerinin olmadığını, davacı tarafın işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının işbu davayı ikame etmesinde hiçbir hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafça; yine davacı tarafça açılan ------- İcra Müdürlüğü’nün -------- Esas sayılı dosyası kapsamında bankalarına haciz ihbarnamesi gönderildiğini, buna istinaden borçlunun ---------- firmasının banka nezdindeki hesabında bulunan 281.428,41 USD tutarın banka tarafından icra dosyasına gönderildiğini, borcu karşılayan kısım ile icra dosyasının kapatıldığı ve geriye kalan fazla tutar olan 491.455,53 TL'nin bankaya iade edildiğinini belirtildiğini, ardından ---------- firması tarafından borçlusunun yine -------- olduğu --------- İcra Müdürlüğünün --------- esas sayılı bir başka dosya ile icra takibi başlatıldığını, bu dosya kapsamında bankaya gönderilen 89/1 haciz müzekkeresine istinaden borçlu --------- ait hesaptaki paranın 19.03.2024 tarihinde icra dosyasına gönderildiğinin belirtildiğini, davacının, Bankanın ---------İcra Müdürlüğü’nün --------- Esas sayılı dosyası kapsamında iade edilen 491.455,53 TL.’yi borçlu firmanın hesapları USD cinsinden olmasına rağmen TL hesaba aldığını, borçlu ve alacaklıların bunun aksi yönünde hareket eden banka sebebiyle zarara uğradığını iddia ettiğini, anılan taleplerden anlaşılacağı üzere davacının, borçlusu --------- hesaplarının USD’den TL’ye dönüşmesi nedeniyle zarara uğradığını iddia ettiğini, ancak bilindiği üzere haciz ihbarnameleri arasında geçen sürede davacının herhangi bir hak ve alacağının olamayacağını, talep yetkisinin olmadığını, ---------- USD’den TL’ye dönen hesapları ve hesaplarındaki paraları için davacı tarafın herhangi bir talep ve dava yetkisinin olmadığını, banka müşterisi --------- hakkında icra dairelerinin talepleri üzerine yapılan işlemler sonrasında USD’den TL’ye dönen mevduat ve varlıkların tekrar USD’ye dönmesinin ancak ---------- talep ve isteği ile mümkün olabileceğini, bu varlıkların tasarrufunun ---------- yetkisinde olup bu varlıkların TL olarak tasarruf, iş ve işlemlere tabi tutulması hasebiyle ------- herhangi bir zarara uğramasının mümkün olmayıp böyle bir davanın ikame edilmesinin de usule ve hukuka aykırı olduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın müvekkili banka yönünden hukuki yarar ve dava şartı yokluğundan usulden reddine; haksız ve hukuka aykırı davanın müvekkili Banka yönünden öncelikle aktif husumet itirazları dikkate alınarak esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava hukuki niteliği itibariyle, İİK 89 md göre ortaya çıkan davacı şirketin alacağını tahsil edilememesi ve meydana gelen kur farkı kaynaklı zararın; bankanın özen borcu, hesap yönetim yükümlülüğü çerçevesinde tazmini istemine ilişkindir.HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava söz konusu olup mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır.Dava dilekçesi içeriğine göre icra takibinde, davacının İİK 89. Maddesine dayalı olarak davalıya gönderilen ihtarnameler gönderilmiş, 3. Haciz ihbarnamesine müteakip, kur farkından kaynaklı zararın bankanın özen borcu ve hesap yöntemi yükümlüğü çerçevesinde eldeki dava açılmış olup, bu tür davalarda görevli mahkeme genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ayrıca temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelini oluşturan bankacılık işlemi olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisi bulanmadığından bu nedenle görevsizlik kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden veya kanunyoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın görevli --------- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yoluna başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!