Hazinenin kıyı-kenar çizgisi içinde olduğu iddiasıyla açtığı tapu iptali davasında Anayasa Mahkemesi kararı, çoklu bozma ilamları ve bilirkişi raporlarındaki eksiklikler sonrası devam eden yargılama.
Özet: Davacı Hazinenin, bir taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali talebiyle açtığı ve yargılama sürecinde hak düşürücü süre, Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile bilirkişi raporlarındaki yetersizlik ve taşınmazın yüz ölçümündeki çelişkiler gibi farklı gerekçelerle Yargıtay tarafından birden çok kez bozulup yerel mahkemeye geri gönderilen davada, mahkemenin taşınmazın bir kısmının tapu kaydının iptali yönündeki kararına karşı, Hazine vekilinin eksik inceleme ve lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı Hazine vekili;...............Mahallesinde bulunan dava konusu 4 40... parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı; davanın reddini savunmuştur.İhbar olunan ... vekili; davanın reddini savunmuştur.İhbar olunan ... vekili; dava sonucunun kurumlarını da etkileyeceğini belirterek davalı yanında davaya dahil edilme talebinde bulunmuştur.III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemece; davanın kabulü ile 03.03.2006 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 3.338,13 metrekarelik kısmın tescil harici bırakılmasına ilişkin verilen ilk kararın temyizi üzerine Dairece; 5841 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen düzenlemeler uyarınca hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine dair verilen karar Dairece bu kez yargılama giderleri yönünden bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yeniden hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiş, bu kararın da temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve ███████ E. ███████ K. sayılı kararıyla, 5841 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'a eklenen düzenlemelerin iptaline karar verildiği, hak düşürücü süreden davanın reddine ilişkin verilen kararın Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra doğru olmadığı, buna göre işin esasının ve dava konusu taşınmazın 28.11.19 97... /3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü ile 03.03.2006 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 3.338,18 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığına değinilerek 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, denetimine elverişli rapor alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinde kalan 8.201, 87... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda idarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarına ilişkin verilerden yararlanılmadığı, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde gösterilmediği, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, ayrıca, dava konusu 4 40... parsel sayılı taşınmazın dava açıldığı tarihte dosya arasına alınan tapu kaydında yüz ölçümünün 11.540, 00... olduğu, yargılamanın devamı sırasında dosya arasına alınan tapu kayıtlarında ise yüz ölçümünün 8.201, 87... olduğu, taşınmazın yüz ölçümü değişikliğinin sebebinin de ortaya konulmadığına değinilerek önceki bilirkişi raporunun, idarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarına ilişkin verilerin ve taşınmazın toplam yüz ölçümü arasındaki farklılarının göz önünde bulundurularak bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle dava konusu 4 40... parsel sayılı taşınmazın 8.201, 87... (taleple bağlı kalınarak) kısmının tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, davanın kabulüne karar verildiği halde davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı yararına vekalet ücreti takdirinin de hatalı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını-düzeltilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin verilen önceki hükmün kesinleştiğini, bilirkişi raporunun somut uyuşmazlığı çözümleyebilecek teknik yeterlilikten yoksun olduğunu, denetime elverişli olmadığını, bozma kararında belirtilen hususlarda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, dava konusu taşınmazın kıyı olma özelliğini kaybettiğini, raporun yalnızca jeoloji mühendisleri tarafından hazırlandığını, kıyı-kenar çizgisinin değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin istemine ilişkindir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı Hazine vekili tarafından .............Mahallesinde bulunan dava konusu 4 40... parsel sayılı, 11.540,00 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında 10.04.2007 tarihli ve 2416 yevmiye numaralı işlemle taşınmazın 3.338,13 metrekarelik kısmının hükmen terkin edildiği ve bu suretle taşınmazın 8.201,87 metrekare olarak, bilahare 20.10.2021 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi gereği 8.207,81 metrekare yüz ölçümüyle tescil edildiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.Somut olaya gelince; yukarıda da değinildiği üzere bozma kararına uymakla Mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem ve araştırma yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Ne var ki Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, Mahkemece 24.02.2006 tarihinde yapılan keşif neticesinde alınan 03.03.2006 tarihli heyet raporunda 11.540,00 metrekare yüz ölçümlü dava konusu taşınmazın 3.338,13 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde, 8.201,87 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığı tespitine yer verilmiştir. 26.06.2019 tarihli keşif sonucu düzenlenen raporlarda ise 03.03.2006 tarihli bilirkişi raporuna göre Mahkemenin aldığı kararla kıyı-kenar çizgisinin güncel şeklinin oluşturulduğuna değinilmiş, taşınmazın tamamı olan 8.201,87 metrekarelik alanın heyetçe belirlenen yeni kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı bildirilmiş olup söz konusu rapor esas alınarak verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yukarıda yer verilen gerekçelerle bozulmuştur. Ne var ki; bozma üzerine teknik bilirkişilerden 11.04.2022 tarihli ve 17.06.2022 tarihli ek raporlar alınarak idarece belirlenen yeni kıyı-kenar çizgisi, önceki bilirkişi heyeti tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisi ve bozmadan sonra 26.06.2019 tarihli keşif ile tespit edilen yeni kıyı-kenar çizgisi kroki üzerinde gösterilmekle yetinilmiş, ek raporlarda 03.03.2006 tarihli önceki heyet raporu ile yeniden yapılan keşif sonucu alınan rapor ve tespit edilen yeni kıyı-kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedenleri açıklanmadığı gibi, idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile bilirkişilerce tespit edilen yeni kıyı-kenar çizgisi arasındaki farkın gerekçesine de değinilmemiştir. Öte yandan, önceki bozma kararında bahsedildiği halde dava konusu taşınmazın yüz ölçümü değişikliğinin sebebine ilişkin yeterli bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Yine ek raporlarda dava konusu taşınmazın yeni yüz ölçümünün 8.691,39 metrekare olduğu bildirilmiş ise de dosya içerisinde mevcut güncel tapu kaydında ve TKGM parsel sorgulama üzerinden yapılan sorgulama sonucu taşınmazın yüz ölçümü 8.207,81 metrekare olduğu halde, 8.691,39 metrekare olarak belirtilen yeni yüz ölçümüne nasıl ulaşıldığına ilişkin de yeterli bir açıklama bulunmamaktadır. Bu haliyle sadece teknik bilirkişilerden ek rapor alınmakla yetinilmesi doğru olmadığı gibi, alınan ek raporların da bilimsel gerekçelere dayalı, denetime açık, yeterli ve hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.Hâl böyle olunca; öncelikle dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının (özellikle 10.04.2007 tarihli ve 2416 yevmiye numaralı hükmen terkin işlemine ilişkin belgelerin), tapu kütük sayfalarının (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) temin edilerek evraka eklenilmesi, bundan sonra bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak 26.06.2019 tarihli keşif sonucu bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen yeni kıyı-kenar çizgisi ile 24.02.2006 tarihinde yapılan keşif neticesinde alınan 03.03.2006 tarihli heyet raporunda belirlenen kıyı-kenar çizgisi arasındaki çelişkinin ve idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi arasındaki farkın nedenlerinin; dava konusu taşınmazın 11.540,00 metrekare yüz ölçümlü iken 8.201,87 metrekare olarak tescil edilmesine dayanak yüz ölçümü değişikliğinin sebebinin denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak açıklattırılması, söz konusu hususların teknik bilirkişiler tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, ayrıca teknik bilirkişiler tarafından hazırlanan ek raporlarda dava konusu taşınmaz 8.691,39 metrekare olarak bildirildiğinden, bu yeni yüz ölçümüne nasıl ulaşıldığı da ortaya konmak suretiyle taşınmazın güncel yüz ölçümünün de açıklığa kavuşturulması, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının renkli olarak belirtilmesi, istenilen hususların duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı Hazine vekilinin ve davalı ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Belediyeye iadesine,Dosyanın Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.